Parazit:
Yukarısı, Aşağısı

Kar Küreyici (Snowpiercer, 2013), Okja (2017) ve Yaratık (The Host, 2006) filmleriyle tanınan Güney Koreli yazar ve yönetmen Bong Joon-Ho’nun en yeni filmi Parazit (Parasite, 2019), Türkiye’de 1 Kasım 2019’da vizyona girdi. 2019 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’nü alan, diğer festivallerde ve film camiasında hayli ses getiren ve yılın en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilen Parazit için en baştan bir uyarı yapmak gerekebilir. Filmin aktarmak istedikleri ve temalarını açık etmeden filmdeki mekânsal durumlara değinmek zor. Hikâye örgüsünü ve karakterleri fazla detaylandırmadan, mekânlardan ve mekânla ilişkinin nasıl kurulduğundan bahsedeceğim. Eğer film hakkında pek bir şey bilmiyorsanız ve de izlemediyseniz bu yazının devamını okumadan önce mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Parazit (Parasite, 2019),
afiş, kaynak: IMDB

Yukarısı aşağısı ikilisi, hem fiziksel hem de analojik olarak mimarlıkta bir statü ayrımını vurgulamak için uzun zamandır kullanılıyor. Parazit filminde bu ikilik, günümüz modern mimarisinden bir müstakil konut ile şehrin daha fakir mahallesindeki bir konut arasındaki karşıtlık olarak ve ayrıca konutların kendi içlerinde ve şehir ölçeğinde de ele alınıyor. “Yalnızca iki ev ile nasıl bir hikâye anlatabilirim?”1 sorusuyla şekillenen senaryosuyla Bong Joon-Ho filmde, birisi üst sınıf diğeri ise işçi sınıfından dörder kişilik iki ailenin yollarının kesişmesi ve bunun sonucunda meydana gelen olaylar üzerinden güncel sistemdeki sınıf ayrımına dair bir incelemede bulunuyor. Bong’un açıklamasıyla: “Bu takımların [ailelerin] arasındaki dinamik ve mekânın dinamiği; bunlar birbirine hayli dolaşmıştı ve bence bu kombinasyon gerçekten bu filmde ilginç bir öğe yarattı.”2

Zengin evinin bahçeden görünümü, Parazit’ten ekran görüntüsü

Öncelikle filmin set tasarımından bahsetmek istiyorum. Filmi izledikten sonra ilk işim hangi mimarın ürününün mekân olarak tercih edildiğini araştırmak olmuştu. Meğer yapıların ve hatta kent parçalarının neredeyse hepsi gereksinimlere göre set olarak inşa edilmiş. Filmi yaratanlar iki ailenin yaşadığı evlerden ‘zengin evi’ ve ‘fakir evi’ [rich house, poor house] olarak bahsediyor, ben de yazıda böyle devam edeceğim. Kanımca müthiş bir iş başarmış sanat yönetmeni (yapım tasarımcısı) Lee Ha-Jun ve yönetmenle yapılan bir görüşmede bu tasarım süreci detaylandırılıyor. Aslında filmdeki bütün mekânsal kararlar yönetmen tarafından önceden belirlenmiş. Şehirde ve evlerde karakterlerin yerleri ve mekânla ve diğer karakterlerle etkileşimlerine göre hareketleri (blocking), bunların sembolize edeceği durumlar senaryo hazırlanırken kesinleştiği için, setlerde görsel ve mekânsal olarak uygulanacak kararlar hayli netmiş. Bong Joon-Ho’nun tasarımdan bekledikleri, özellikle filmin büyük kısmının geçtiği zengin evindeki iç mekânda kullanıcının görünebilirliği bakımından bir mimarın asla kabul etmeyeceği fakat filmin kurgusu için şart isteklerden oluştuğu için,3 ekip olarak gerçekte var olan bir yapı kullanmak yerine gerekli mekânları set olarak kurmayı tercih etmişler. Tüm ekip, mekânda yönetmenin “temel fikri olan sınıf hiyerarşisi ve kutuplaşma”4 kavramlarını ön planda tutarak tasarımları düzenlemiş. Her iki ailenin evi ve yer aldığı mahalleler için, Seul’daki benzer mahallelerden estetik olarak esinlenilmiş.5 Sanat yönetmeni, fakir eviyle ve o mahalleyle olan karşıtlığı güçlendirmek için, zengin evinin set tasarımında ağırbaşlı renk ve malzemeleri tercih ettiğini, fakir mahallesini tasarlarken ise eskimiş ve bakımsız bir ortam olması için eski tarz malzemeler kullandığını belirtiyor.6

Zengin evinde kurgusal mekân kararları, Parazit’ten ekran görüntüsü

Filmdeki zengin evi olan modernist yapıyı tasarlayan kurgusal star mimar Namgoong Hyeonja, hiç görmediğimiz bir karakter. Yapıyı tasarlayıp uyguluyor ve içinde hizmetçisiyle [housekeeper] beraber yaşıyor. Mimar evden taşındıktan sonra ise genç ve yeni zengin bir aile, Park ailesi, yapıya yerleşiyor. Hizmetçi o aileye hizmet vermeye devam ediyor. Bu genç aileye bir şoför ve bir İngilizce hocası eşlik ediyor. Filmdeki ikinci ailenin, işçi sınıfı Kim ailesinin oğlu, İngilizce öğretmenliğini arkadaşından devraldıktan sonra, kendi ailesini zengin evinde çeşitli pozisyonlara kimliklerini çaktırmadan getirme planı yapıyor. Kız kardeşi, Park ailesinin küçük oğluna sanat terapisti olarak, babası şoför olarak, annesi de evin hizmetçisini işinden ederek Park ailesinin yanında yerlerini ediniyorlar. Daha sonra açığa çıkan sırlarla, mekânların bu ailelerle ilişkisi de iç karartıcı bir biçimde kuruluyor.

Parkların yaşadığı zengin evi, neredeyse karikatürize bir modernist konut mimarlığı örneği. Minimalist olarak tasarlanmış bu mekân, gerçekte sonradan görme bilişim sektörü zenginlerinin tercih ettiği bir mimarın tasarımlarından esinlenme (Bay Park da zaten bilişim sektöründe çalışan bir karakter).7 Yapı, dış kapıdan girilip özel bahçeye çıkılan, daha sonra yaşam alanına ve mutfağa bağlanan bir giriş katı, yatak odalarının ve banyonun bulunduğu birinci kat, bodrum katı/kiler ve onun da altında bir sığınaktan oluşuyor. Giriş kotuna aynı zamanda garajdan da bir bağlantı bulunuyor. Filmde yaşam alanı ve mutfak ilk gösterilen mekânlardan. Mekânlar hayli boş, saf ve kibar. Evin giriş katının biraz garip olan açık planı ve dolaşım kurgusu, üst kata çıkan merdivenlerden mutfaktakilerin dinlenebilmesi, yaşam alanındakilerin giriş kapısından görülememesi, garaja inen merdivenlerin yalnızca belli açılardan okunabilmesi gibi sahne düzenine yönelik kararlarla tasarlanmış. Filmdeki kurgusal mimar Namgoong Hyeonja, yaşam alanındaki büyük cam cepheyi, özel tasarım bahçenin keyfinin çıkarılabilmesi için düşünmüş.8 Televizyon olmayan bir salon için tasarlanan, içeriden dışarısının izlenmesi için bir ekran olan bu cephe, filmde Kim ailesinin, zengin evini boşken kullandıklarında bahçeyi bir tablo gibi seyretmesi, Park ailesinin en genç üyesi bahçede kamp kurarken onun gözetlenmesi, dışarıdakilerin içeriyi tam algılamamasıyla filmin son anlarında olan bitenin öngörülememesi gibi sahneleri daha etkili kılan kilit bir öğe.

Zengin evinin cam cephesi,
Parazit’ten ekran görüntüleri

Kim ailesinin yaşadığı fakir evi, yarı-bodrum apartman [semi-basement] olarak adlandırılan, aslında Seul gibi şehirlerin arka sokaklarında görülen, hayli yaygın bir apartman türünün uygulaması. Bir “mimari araf”9 olan bu apartman, küçük, sıkışık, eşyaların atılmaktansa saklandığı ve üst üste olduğu bir mekân. Bir yaşam alanı/mutfak, bir banyo ve arkada iki odadan oluşuyor. Yönetmene göre bu apartman yerin ne tam altında ne de tam üstünde: Bu arada kalmışlık Kim ailesinin ekonomik durumunu da simgeliyor. Aile yukarıda olduğuna inanmak isterken, daha da aşağıya batmanın korkusuyla yaşıyor.10

Seul gibi, filmdeki ismi verilmeyen şehir de eğimi yüksek, tepeli bir yapıya sahip. Bu şekilde filmde görülen yukarısı aşağısı ilişkisi şehirde de gözlemlenebiliyor. Seul’daki gibi yüksek mahallelerde, bahçe duvarlı, geniş bahçeli, tepelerde konumlanmış özel evler sahiplerinin statü seviyesini açıkça ortaya koyuyor. Şehrin/tepenin eteklerinde ise işçi sınıfının konutları bulunuyor. Bu sınıf farkının kentsel ölçekteki en belirgin örneği, filmin sel baskını sahnesinde anlaşılıyor. Hem bir doğal felaketin hem de şehir altyapısının fakir semtleri yeterince destekleyememesinin sonucu olarak, yukarısının pisliği aşağısını basıp taşırıyor ve onunla baş etmek zorunda olanlar da aşağıdakiler oluyor. Açık bırakılan bir pencere, pis su giderlerinin taşmasıyla beraber sokaktaki suyu da fakir evinin içine taşıyor. Yani Kim ailesi her an batabilecek bir mekânda hayatlarını sürdürüyor. Böyle bir yer yerine, zengin evinde vakit geçirmek, Kim ailesine yarattıkları hileyi sürdürmek için ek bir motivasyon oluyor.

Zengin evinin girişi,
Parazit’ten ekran görüntüsü
Sel sahnesinde fakir evi,
Parazit’ten ekran görüntüsü

Selin olduğu gün Kim ailesinin yukarıdaki zengin evinden aşağıdaki fakir evine doğru koşturdukları sekansta, iki evin ve mahallenin bir merdiven grubu aracılığıyla bağlı olması ve bu bağın aşağıya inildikçe artan yağış hızıyla, elektrik direkleriyle ve genel olarak mahallelerin görsel özelliklerinin değişmesiyle, şehirde yukarıdan aşağıya inişin mekânsal dille anlatımı yapılıyor. Sınıf hiyerarşisinin en açık sembollerinden olan merdivenin bu filmdeki en belirgin kullanımlarından birisi bu sel sahnesinde gerçekleşiyor. Bong, bu filmini “merdiven filmi” [stairway movie] olarak adlandırıyor (Benzer şekilde Kar Küreyici filmine de “koridor filmi” [hallway movie] diye hitap ediyor).11 Filmin sanat yönetmeni diyor ki “Çalıştığım hiçbir filmde bu kadar fazla merdiven yaratmamıştım”.12 Evlerin içinde de merdivenlerle kurulan hiyerarşiler okunuyor. Zengin evinde bir yokuşa açılan ilk kapıdan, eve ulaşmak için özel bir merdiven, evin içinde esas yaşam alanına garajdan çıkan merdiven, üst katlara erişimi sağlayan bir diğer merdiven, bodrum katına ulaştıran, dar ve açıklığı hep karanlık gösterilen merdiven ve tabii ki sığınağa bağlanan betonarme merdiven (ki bu merdiven kanımca hikâyede en dibe götüren merdiven olabilir), evin içindeki yukarısı aşağısı dengelerinin simgeleri.

Sel sahnesinde şehirden
merdiven görüntüleri,
Parazit’ten ekran görüntüleri

Mekânlardaki mahremiyet ihtiyacı ya da eksikliği de sınıf ayrımını vurgulayan başka bir eleman. “Zengin evi izole bir kale gibiyken, fakir evinin mahremiyeti olamazdı, çünkü bu zengin ile fakir arasındaki uçurum gerçekten mahremiyet(e erişimden) faydalanıyor. Yakınından geçen tüm yaya ve araçların fakir ailenin yarı-bodrum evinin içini görebilmesi gerekliydi.”13 Fakir evindeki salonda ailenin birbirleriyle diz dize oturuşuyla zengin evinde herkesin kendine ait mekânlarının olması, ortak alanlarda bile mahremiyetin olması ve hatta evde yaşayanların birbirlerinden haberlerinin olmaması(!), bu karşıtlığı açıkça gözler önüne seriyor.

Yarı-bodrum fakir evinin ana penceresi, Parazit’ten ekran görüntüsü
Fakir evinde diz dize
yemek yiyen Kim ailesi,
Parazit’ten ekran görüntüsü

İki evin arasındaki sınıf farkı, evlerin aldığı ışık miktarı ile de vurgulanıyor. Fakir evinin ortak yaşam alanındaki tek doğal ışık kaynağı, sokağı ayak hizasında gören bir pencere. Zengin evinde ise alabildiğince doğal ışık, cam cephelerden evi dolduruyor. Bong, “Ne kadar fakirsen, güneş ışığına erişimin o kadar az olur ve bu gerçek hayatta da böyle: Pencerelere sınırlı erişimin var.” diyor.14 Doğal ışıktan faydalanmak ve bu etkiyi yaratmak için setler güneşin yönüne dikkat edilerek dışarıda kurulmuş.

Zengin evinde doğal ışık,
Parazit’ten ekran görüntüsü

Bir diğer durum kullanımla ilgili. Park ailesi, Kim ailesi üyesi yeni hizmetçilerini zengin evinde bırakıp tatile gittiklerinde, Kim ailesi eve yerleşiyor. Park ailesinin evde bulunduğu sahnelerde her şey derli toplu, temiz, saf ve net çizgiler olarak zihinde imge bırakırken, Kim ailesi evi darmadağın ediyor: Eşyalarını her yere bırakıyorlar, kullanıma bir rahatlık geliyor. Bir mimari eserin iz bırakmadan, ünlü bir mimarın ürettiği paha biçilemez bir sanat eseri şeklinde kullanılması ve onu lekelememek için kişisel nesnelerin dolaplarda saklanmasıyla, iz bırakarak, dokunarak, oynatarak, bir nevi kişiselleştirerek kullanmak arasındaki bu fark filmde göze çarpıyor.

Son olarak zengin evindeki sığınaktan üstü kapalı da olsa bahsetmek istiyorum. Mimarın olası bir Kuzey Kore işgaline karşı tasarıma dahil ettiği bu sığınak, hikâye örgüsü için kilit olayların gerçekleştiği, evin bütünüyle hiyerarşik ilişkide olan bir mekân. Ev mimar tarafından kullanılırken, sığınağa inilmesi hiç gerekmemiş, mimarın o ‘aşağı’ mekâna inmek için bir nedeni ya da isteği olmamış. Zorunlu kalınmadığı sürece oraya inmek bir statü düşüşünü bile simgeleyebilir. Aslında tamamen âtıl, ev sahipleri tarafından unutulmuş bir mekân, fakat ilk hizmetçi tarafından başka biçimlerde(!) kullanılabilmiş. Kullanılmış ama, kullanıcı için ne kadar doğru bir yer? Yer altında, doğal ışığın kesinlikle olmadığı, doku ve eşyanın minimum olduğu, tamamen betondan ve tesisattan oluşan, aslında hapishane gibi bir mekândan bahsediyoruz. Olağanüstü şartlarda kullanılmak için düzenlenmiş bir mekân günlük kullanım için ne derece elverişlidir? Düzenli kullanan birisine ne gibi etkileri olabilir? Ayrıca zengin evinin merdivenlerinin götürdüğü en aşağı yer burası, zengin evinin gerçek anlamda aşağısı. Hizmetçinin hizmet ettiği aile değişiyor, hizmetçi değişiyor, fakat durum değişmeyecek olduğu, yukarıdaki aileye bağımlı olunduğu ve hiyerarşi kırılamayacağı için sığınağın kullanımı devam ediyor. Bir yandan da beton sığınağın malzeme olarak hem koruyucu hem de ölümcül olması bu aşağı mekânın anlatmak istediklerinden biri daha olabilir. İte kaka girilen, görüşten saklanılan, takılıp devrilinen merdivenlere sahip bir tasarım, olası bir nükleer savaştan sağ çıkmak için gerekli, ama panikle saklanmaya inerken ya da kendini (ve statünü) savunduğunu düşünürken olabilecekler… Bence bu sığınak, fakir mahalledeki yarı-bodrum apartmandan da bir aşağı seviye olarak ele alınabilir.

Parazit, bütün bu özellikleriyle, derdini anlatmak için mekânsal elemanları incelikle ve ustalıkla kullanan ve bence de yılın en iyilerinden sayılması gereken bir eser. Mekân kullanımının yanı sıra esas olarak günümüz insanının sistemdeki var oluş sorunlarıyla ve toplumsal hiyerarşiyle olan derdiyle, bunlara bir eleştiri değil de bir ayna olmasıyla çarpıcılığı katlanarak artıyor.

1. Sims, D. (2019, 15 Ekim). “How Bong Joon-ho Invented the Weird World of Parasite.The Atlantic. Yazarın çevirisi: “What story could I tell with just two houses?”

2. O’Falt, C. (2019, Ekim 29). “Building the ‘Parasite’ House: How Bong Joon Ho and His Team Made the Year’s Best Set”. IndieWire. Yazarın çevirisi: “… the dynamic between these … teams and the dynamic of space, they were very much intertwined and I think that combination really created an interesting element to this film.”

3. Mottram, J. (2019, 1 Ağustos). “Bong Joon-ho: Parasite Filmmaker.FilmInk.

4.Settings in ‘Parasite’ highlight sharp contrast between rich, poor.” (2019, 5 Haziran). MSN Entertainment. Yazarın çevirisi: “… to embody his main concept of class hierarchy and polarization.”

5. Chu, L. (2019, 11 Ekim). “Interview: Dissecting the Hidden Motifs of ‘Parasite’ with Director Bong Joon-Ho.From the Intercom.

6.Settings in ‘Parasite’ highlight sharp contrast between rich, poor.” (2019, 5 Haziran). MSN Entertainment.

7. Taubin, A. (2019, Eylül-Ekim) “A House Divided.Film Comment.

8. O’Falt, C. (2019, Ekim 29). “Building the ‘Parasite’ House: How Bong Joon Ho and His Team Made the Year’s Best Set”. IndieWire.

9. Jung, E. A. (2019, 14 Ekim). “Let’s Talk About the Ending of Parasite.Vulture. Yazarın çevirisi: “Architectural purgatory.”

10. Sims, D. (2019, 15 Ekim). “How Bong Joon-ho Invented the weird World of Parasite”. The Atlantic

11. Jung, E. A. (2019, 14 Ekim). “Let’s Talk About the Ending of Parasite”. Vulture.

12. O’Falt, C. (2019, Ekim 29). “Building the ‘Parasite’ House: How Bong Joon Ho and His Team Made the Year’s Best Set”. IndieWire. Yazarın çevirisi: “I’ve never created so many staircases while working on a film.”

13. Sims, D. (2019, 15 Ekim). “How Bong Joon-ho Invented the weird World of Parasite”. The Atlantic. Yazarın çevirisi: “But if the rich house feels like an isolated castle, the poor house couldn’t have any privacy, because this gap between rich and poor really draws from [access to] privacy. All the pedestrians and cars passing by had to be able to see inside the poor family’s semi-basement home.”

14. O’Falt, C. (2019, Ekim 29). “Building the ‘Parasite’ House: How Bong Joon Ho and His Team Made the Year’s Best Set”. IndieWire. Yazarın çevirisi: “The poorer you are, the less sunlight you have access to, and that’s just how it is in real life as well: You have a limited access to windows.”

Bong Joon-Ho, ev, film, konut, mekân, Parazit, Serra Aşkın