Pazar Sekmeleri: Bubbles

Bubble, güzel bir sözcük. Genel olarak hava kabarcığı, baloncuk, katı cisim içindeki hava boşluğu ya da kaynama sesi anlamına geliyor. Fiil olarak kullanıldığında ise, fıkırda(t)mak, fokurda(t)mak, lıkırda(t)mak ya da kabarcık çıkarmak gibi anlamları var. Ne var ki, sözcüğün daha cazibeli kullanımları da var: Sözgelimi hayal, olmayacak şey bunlardan biri. Gösteriş, sahte hareket, dedikodu, söylenti, reklam, propaganda gibi bir kullanım alanı da var. Ama en güzel iki kullanımını sona sakladık: Bunlardan ilki, şenlendirmek, neşelendirmek. Diğeri ise, ‘bir şey’ ile kaynaşmak, altüst/allak bullak olmak/etmek. Bu Pazar Sekmeleri Barney Bubbles hakkında ve Barney Bubbles söz konusu olduğunda bunların hepsini akılda tutmak gerek. Ama Barney Bubbles ismi de zaten, sonradan seçilmiş, edinilmiş bir isim.

Colin Fulcher, 1942 doğumlu ve Londra’nın Whitton banliyösünde büyüyor. Barney Bubbles hakkında kapsamlı bir metin olan ve Eye dergisinde 1992 yılında yayımlanan “In Search of Barney Bubbles”ın hemen başında Whitton için şunları yazıyor Julia Thrift: “Batı Londra’nın çeperinde yer alan Whitton’ı bir suburb olarak betimlemek haksızlık olur; Whitton İngiliz suburbia’sının ideal örneğidir. Heathrow havaalanının uçuş yolunun altında muhafazakâr bir durgunluk alanı; yarı ahşap evlerin, komşu ne der mazbut endişesinin ve statüko muhafazasının yeri.”

Colin Fulcher, Londra’da Twickenham College of Art’da (1977 yılında kurulan Richmond upon Thames College’ın içinde eritilen eğitim kurumlardan biri) eğitim alır. Okul, hayat standardını hem maddi olarak —çünkü ucundan yakalanmış ve kaybedilmesi çok kolay— hem de tahayyül dünyasının sınırları nedeniyle riske at(a)mayan alt orta sınıfların 16–19 yaşlarındaki çocukları için tasarlanmış ve sixth form college adı verilen okullardan biri. Bu okullar, meslek eğitimi veren kolejler. Bu kolejlerin Twickenham gibi kimileri, bir yandan güçlü sektör bağlantılarıyla mezunlarının kolay iş bulmasını sağlamakla diğer yandan ise az sayıda seçkin mezunun üniversite eğitimine geçmesini sağlamakla ünlü. Fulcher da, mezun olduktan sonra bir süre Michael Tucker Associates’le çalışır. Sonra, o zamanlar henüz yeni ve yükselen değer olan ve 1964 yılında ilk Habitat dükkânını Chelsea’de açan Conran Design Group’ta çalışmaya başlar; henüz 23 yaşındadır. Conran’da, tasarımcı olarak çok başarılıdır; yıldızı ‘parlar’. Grubun yeni grafik tasarım bölümündeki genç yeteneklerin en pırıltılısı olarak hatırlanıyor. Kendisinden normal olarak beklenen, gündüzleri şehirde gelecek vadeden tasarımcı olması, geceleri Whitton’un durgun sularına geri dönmesidir. Ama o öyle yapmaz; durgun sudaki kabarcık olur.

Conran tasarım ekibi,
önde solda Terence Conran (1),
arkada sağda gözlüklü Colin Fulcher (6), kaynak:
Terence Conran, My Life in Design

Conran’dan ayrılır; serbest çalışmaya, daha doğrusu ‘çalışmamaya’ ve yaşamaya başlar. Burada kastedilen şöyle bir şey: Kuşkusuz, Fulcher tasarlamaya, bir şeyler ‘yapmaya’ devam eder; ama bu üretim artık hiçbir biçimde mesleki, profesyonel bir üretim olarak nitelenemez. Fulcher yaşar, yaşarken yakınında olmak istediği insanlar, müzikler, olaylar, mekânlar ve üretimlerle ilişkilenir; tasarım bütün bunlarla ilişkilenme aracıdır. Dolayısıyla, tasarımlarının meta olduğunun farkında değilmişçesine ya da bu durumu ihmal ederek yaşar. Doğru düzgün para istemek, satmak aklına gelmez; piyasanın hiçbir zaman ‘farkında’ değildir —dolayısıyla, eğer para isterse, istediği fındık fıstık parasıdır; genellikle işlerinin zaten beş para etmediğini düşünür. Geceleri Whitton’a, alt orta sınıf durgunluğuna dönmek bir yana, hiçbir zaman hiçbir yerde doğru düzgün evi olmaz; çoğunlukla çalıştığı yer yaşadığı/uyuduğu yerdir de. Ve en önemlisi; her meta bir ismi, kimliği gereksinir: Fulcher, işlerini neredeyse hiçbir zaman imzalamaz. İmzalarsa, uydurma isimlerle ya da vergi kimlik numarasıyla imzalar; imza yerine küçük bir vinyet, sözgelimi bir köpek vinyeti çizmekle yetindiği de olur. Bugün işleri doğru düzgün kataloglanamıyor ve haliyle pek hatırlanmıyor. Fulcher’i Graphic Design: A Concise History kitabıyla tasarım tarihine içermeye çalışan Richard Hollis, bunun zorluğunu onun ana akım doğru düzgün işlere uzaklığı, kendisini müzik endüstrisine hapsetmesi ve kendi tanıtımını —özellikle genç tasarımcılara— yapmamasıyla açıklamaya çalışıyor. Bu genel olarak doğru olmakla birlikte, yetersiz: Fulcher müzik endüstrisiyle değil, doğrudan ilişkilenmek, birlikte yaşamak istedikleriyle var oluyor. Dolayısıyla, ortaya çıkan işlerin profesyonel tasarımcı gözüyle nasıl olduklarının da bir önemi yok onun için. Önemli olan bir deneyimle ilişkilenmek, bir hayat kurmak; tasarım ise bunu sağlayan bir araç, süreç. Nitekim, dar tasarım tarihi gözüyle bakıldığında pek çok işi ‘iyi’ tasarımlar değil. Böyle bir figür, tasarım tarihinde olsa olsa kendisinden genç başka önemli profesyonelleri —sözgelimi Neville Brody, Malcolm Garrett, Peter Saville— etkileyen bir arıza olarak yer alabilir.

Barney Bubbles, ışık gösterisinde,
Drury Lane Arts Lab, 1967,
fotoğraf: Stafford Cliff,
kaynak: barneybubbles.com

Colin Fulcher, 1960’ların ikinci yarısında müzik dünyasına münasebetsiz, event’lerin gerçekten ‘olay’ olduğu PR etkinlikleri organize eden Famepushers isimli hayli garip şirketin —1960’larda ‘garip şirket’ tamlaması hâlâ mümkündü— sahibi olduğu binanın (307 Portobello Road) zemin katındaki bir dükkânı kendisine atölye edinir. Mekân karşılığında, Famepushers’ın tasarım taleplerini karşılar; bunlar genellikle albümler ve Friends ve Oz isimli iki underground dergi için tasarımlardır. Portobello Road iki nedenle önemli Fulcher’ın hayatında. İlki, bu dönemde Londra psychedelic dünyasının Roundhouse benzeri müzik mekânları ve pıtrak gibi çoğalan müzik gruplarının konserleri için —ki bunların arasında Pink Floyd’un erken Londra kulüp performansları da var— ışık gösterileri tasarlar. Söz konusu gösterilerde, yağ ve besin boyası benzeri farklı yoğunluklarda sıvıları güçlü dia projeksiyonların ışığı altında karıştırarak çeşitli kabarcıklar elde eder. 1967 yılında ismini Barney Bubbles olarak değiştirir.

X in Search of Space (1971)
ve
Space Ritual (1973), Hawkwind,
kaynak: dangerousminds.net

İkincisi ise, Hawkwind’dir. Hawkwind 1969 yılında kurulan ve bugün hâlâ faal olan bir müzik grubu. Kurulduğu günden bugüne onlarca müzisyen ve farklı performans sanatçısının içinden geçtiği grubun, ilk günden beri değişmeyen tek elemanı gitarist ve şarkıcı Dave Brock. Başlangıcından 1970’lerin ortasına kadar, Hawkwind grubunun bir parçası olarak yaşadığını söylemek mümkün Barney Bubbles’ın. Kuşkusuz profesyonel bir tasarımcının yapacağı olağan işleri, biraz olağanın ötesinde bir angajmanla da olsa, yapar Bubbles: Albüm kapakları, albümlerin içine eklenecek afişler, kitapçıklar, grubun görsel kimliği, sahne arkası kartları, davulların üzerine konacak amblemler, bu amblemlerin davul setine boyanması vb. Ama burada bitmiyor Hawkwind macerası. Hawkwind, psychedelic, progressive ve hard rock olarak etiketlenen türleri birbirine eklemleyen, proto-punk ögeler içeren müzik üreten hayli eklektik bir grup. Bunun ötesinde grubun canlı performansları da doğaçlamalarla yüklü. Yine bu dönemde, yazar ve şair Robert Calvert da grubun üyesi; şarkı sözlerini yazıyor ve şiir performanslarıyla konserlere ve turnelere katılıyor. Grubun urban, gotik, bilimkurgu yüklü ve dünya dışı varoluşa —uzaya— açık, hayli karanlık bir tahayyül dünyası var ve bu dünyanın görsel imgesi Barney Bubbles tarafından kuruluyor. Bu imge, olağan tasarım mecralarının ötesine geçiyor kuşkusuz: Basılı mecralarda başlayan tahayyülün inşası, grup elemanları ve Calvert’ın ötesinde canlı performanslara katılan dansçılar ve mim sanatçılarına, ışık, sahne ve kostüm tasarımına, kısacası tüm bir performans mizanseninin tasarımına yayılıyor. 1973 yılında albüm olarak yayımlanan Space Ritual’ın bir tür Gesamtkunstwerk olduğu söylenebilir. Kuşkusuz burada söz konusu olan Gesamtkunstwerk, Wagnerci ya da Bauhauscu bütün pratiklerin uyumlu birlikteliği anlamında bir bütünsellik değil. Daha çok, Nietzscheci ‘sanat olarak hayat’ tanımına denk düşen, üretiminin metaya dönüşmesinden çok üretimini bildiği tek hayat olarak yaşayan bir aktör, Bubbles söz konusu.

Meraklısına: Space Ritual,
Hawkwind, 1973

1970’lerin ortasında, Hawkwind’in yaşadığı değişimler sonucu Londra’dan kopuyor Bubbles. Bir süre, ücra bir İrlanda taşrasında bir çiftlikte çalışıyor. 1977 yılında, Portobello döneminden bir arkadaşının, Jake Riviera’nın kurduğu Britanya’nın ilk indie plak firması olan Stiff Records için çalışmaya, daha doğrusu ‘çalışmamaya’ başlıyor. Yine kayıtsız kuyutsuz, beş parasız, yine tasarımlarının müellifliğini üzerine almadan. Londra’da, bu kez Stiff ofisinde yaşamaya başlıyor. Bu dönemde Elvis Costello, Ian Durry ve Depeche Mode benzeri isimler için tasarlıyor. Gider ayak, kendisini değişen piyasa koşullarına uyarlamaya çalışan New Musical Express dergisini yeniden tasarlıyor; derginin bugünkü logosu Bubbles’ın tasarımının bir revizyonu. Derginin adının New Musical Express’ten NME’ye dönüşmesi de bu dönemde ortaya çıkıyor.

This Years Model (1978)
ve
Armed Forces (1979),
Elvis Costello & the Atractions,
kaynak: dangerousminds.net
Do It Yourself (1979),
Ian Durry & the Blockheads
ve
Music for Pleasure (1977),
The Damned,
kaynak: dangerousminds.net

Her zaman eklektik olduğu söylenebilecek işleri Hawkwind döneminde ağırlıklı olarak art nouveau ve Alphonse Mucha göndermeli; Stiff döneminde ise, 20. yüzyıl tasarımının ana akım modernizmine ve Sovyet konstrüktivizmine yöneliyor. Britanya post-punk ve yeni dalgasının görsel dilinin oluşumunda önemli katkısı olduğunu, yine az sayıdaki metinde tarihçiler yazıyor. Bu katkının onun pek umurunda olduğunu sanmıyoruz. Hayatını bir ifade aracına çeviren bu utangaç kabarcığın, hayatındaki tek söyleşisi 1981 yılında The Face dergisinde yayımlanıyor. Bu söyleşi, sonun başlangıcı olarak okunabilir. 1980’lerle artık indie müzik dünyası, olağan bir show business kategorisi. Hatta, bugünden bakıldığında indie şirketlerin hızla başarılı olup büyük kârlarla satılmayı bekleyen start-up’lar olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, Stiff’e Hawkwind benzeri bir angajmanı da olmaz Bubbles’ın. Punk, post-punk, yeni dalga sadece yeni birer ürün kategorisinden başka bir şey değildir artık. Start-up’lar ise, büyük bir şirkete satılana kadar kabarcığa ihtiyaç duyarlar.

“Ghost Town”, The Specials, 1981, 
yönetmen: Barney Bubbles

Müellifliğini üzerine almadığı işlerin, genç tasarımcıların portfolyolarında kabarcığa ihtiyacı olmayan müzik CEO’larının önüne getirildiğini görür. Müzik videosu çekerek, mobilya tasarlayarak ayakta kalmaya çalışır. 1982 yılında Ersatz isimli bir de albüm yayımlar. Resme yönelir, daha önceki karma mecralarda ifadeli olan üretimi resimde söner. Britanya vergi dairesi asla ödeyemeyeceği bir vergi borcu için peşindedir; kazanıp kazanmadığı pek de önemli değildir, sonuç itibarıyla bunca yıldır yaşamıştır işte, dolayısıyla vergisi ödenmelidir. Peş peşe anne ve babasını kaybeder; hep yaşayageldiği gibi yaşayamayacağını fark eder. 1983 yılında, 41 yaşında intihar eder.

Barney Bubbles The Face dergisindeki söyleşi için fotoğraf çekimi istemez
ve yukarıdaki otoportreyi gönderir (kaynak: testpressing.org).

1983’ten beri pek hatırlanmıyor. Arada kimi cılız gündeme getirme çabaları oldu, ama kendisi pek gündeme uygun değil. En son ve en kapsamlı 2008 yılında sözlükbilimci ve karşı kültür tarihçisi Paul Gorman’ın kitabı Reasons To Be Cheerful [‘Neşeli’ Olmak İçin Nedenler (çevirideki vurgu bize ait)] yayımlandı. Gorman’ın sürdürdüğü blog ise, Bubbles hakkında açık ara en fazla bilgiyi içeren kaynak. BBC Radio 4’un yayımladığı ve Mark Hodkinson’un hazırladığı In Search of Barney Bubbles radyo belgeseli ise, bir mecra olarak radyonun sahip olduğu imkânlar açısından nefis bir örnek.

Barney Bubbles, içinde yaşadığımız bu masif ve yoğun dünyanın artık kabarmasına dahi izin vermediği, neşesiz ve şenliksiz dünyanın hatırlamak bile istemediği defolardan. Ama işte, hayal kurmak böyle bir şey, olmayacak şeyi oldurmak gerekiyor.

Barney Bubbles, Bülent Tanju, Colin Fulcher, grafik tasarım, Manifold, müzik, Pazar Sekmeleri