Pazar Sekmeleri:
Yılın Tasarımları
Çok Kısa Liste

Londra’daki Design Museum, 1989 yılında Terence Conran tarafından kuruldu. Başlangıçta ağırlıklı olarak Conran Group tarafından hem finanse edilen, hem de içeriği belirlenen müze, süreç içinde tasarımcıların, irili ufaklı bağışçıların ve devletin katkılarıyla kâr amacı gütmeyen gerçek bir kamusal kurum niteliği kazandı. Yine Terence Conran’ın 2011 yılında 17,5 milyon sterlin bağışlayarak başlattığı sürecin sonucunda müze, 2016 Kasım’ında Kensington’daki yeni binasına taşındı. Bugün müze, 21 kişiden oluşan —hayli kalın— bir mütevelli heyeti tarafından yönetiliyor; müzenin genel yönetimiyse Alice Black ve Deyan Sudjic’e emanet edilmiş durumda.

Sudjic’in yukarıdaki the Guardian söyleşisinde belirttiği gibi, nesneler insan hayatına, kim olunduğuna ve değer verilenlere ilişkin kapsamlı bir anlatı oluşturuyor. Daha doğrusu, neredeyse sonsuz bir çokluk tanımlayan insan üretimi, böyle bir anlatının hammaddesini oluşturuyor; müze benzeri kurumlar ya da tarih benzeri pratikler ise anlatıları oluşturuyor. Ne var ki, müzeler —ya da tarihçiler— insan üretiminin geçmiş başarılarının arasından seçerek oluşturdukları ‘arşiv’ ile sadece pratiklerin ‘makbul’ sınırlarına işaret etmiyorlar. Özellikle, mal ve servis üreten ve ‘yaratıcı endüstriler’ olarak etiketlenen profesyonel pratiklere odaklanan tasarım müzeleri, basitçe arşivlemenin ötesinde aktüel olanı belirleyici/düzenleyici bir güç de oluşturuyor. Koleksiyonun (arşivin/kanonun) oluşturulmasının yanı sıra, bu gücün tezahür ettiği müze pratikleri kabaca; geçici sergiler, eğitim-yayın-konferans-toplantı etkinlikleri, designer in residence benzeri programlar, yarışmalar ve ödüller olarak sıralanabilir. Design Museum da, bunların hepsini yapıyor.

2003–2009 yılları arasında Designer of the Year ödülünü veren müze, 2008 yılından bu yana ise Designs of the Year ödüllerini veriyor. Ödül döneminden önceki on iki ay içinde üretilmiş işler arasından uluslararası aday belirleyiciler tarafından önerilen adaylar bir short list’e indiriliyor, bu liste de aynı başlıklı sergiyi oluşturuyor. Altı tasarım kategorisinden —mimarlık, sayısal, moda, grafik, ürün, ulaşım— oluşan kısa listenin oluşturduğu sergi, geçen yıldan itibaren ‘tasarlanmış özel sigorta poliçeleri’ uzmanı bir sigorta firması olan Beazley tarafından desteklendiği için artık Beazley Designs of the Year olarak adlandırılıyor.

Bu yılın ödül adayı olarak açıklanan 60’ın üzerinde çalışma, 18 Ekim 2017–28 Ocak 2018 tarihleri arasında sergilenecek. Çevrimiçi like’lama çağına uygun olarak Ekim ayından itibaren çevrimiçi oylamaya da açılacak adayların arasından ödül alanlar 2018 yılı Ocak ayında uluslararası ‘yaratıcı endüstri uzmanları’ndan oluşan bir jüri tarafından belirlenecek.

Geçen yılın adaylarında olduğu gibi, bu yılın adaylarında da göçmen/mülteci krizi, ayrımcılık, çevre ve sürdürülebilirlik benzeri toplumsal sorunlar bağlamında ortaya çıkan “sosyal sorumluluk” ve “siyasi aktivizim” temaları basının dikkatini çekti; giderek listenin, insanları sözgelimi Kanye West ile bir mülteci barınağı arasında seçim yapmak durumunda bırakmasıyla hafiften dalga da geçildi. Aslında keşke böyle bir açmazda bırakabilseydi liste insanları; çünkü yapılamaması gereken bir seçim bu. Ama tabii ki öyle olmayacak, profesyonel bir soğukkanlılıkla, yine sözgelimi Kanye West de mülteci barınağı da tasarım ödülü alabilecek, almasalar bile yılın en iyi tasarımları sergisinde zaten buluşmuş olacaklar. Kısa liste içerdiği çalışmaları bir önceki yılın en “innovatif” ve “çağdaş” tasarımları olarak çoktan yassıltmış durumda ya da belki zaten yassıydılar ve bu nedenle listeye girdiler. Neyse, uzamasın. Biz de Manifold olarak, bu Pazar Sekmeleri için elden geldiğince profesyonel davranarak —yani toplumsal sorumluluk, sürdürülebilirlik, aktivizm ve siyasal olan nedir hiç tartışmadan— kısa listeden dikkatimizi çekenleri seçip daha kısa bir liste yapmakla yetindik. Liste, haliyle mimarlık ve grafik tasarım listesine dönüştü ve aşağıdaki gibi oldu. Moda kategorisinden bir ödül adayı ise, daha önce Eda Çakmak sayesinde Manifold’un radarına girmişti: Pussyhat Project, “Aktivizm Olarak Moda: Pussyhat.”

Mrs Fan’s Plug-In House / People’s Architecture Office

Konut, mimarlık ve sermayenin ilişkilendiği iki önemli mafsaldan biri —diğeri de kent. Sonuç itibarıyla ücretli emek bir sonraki gün işbaşı yapana kadar süfli bedenini bir yerlerde saklamak, yenilemek zorunda. Bu ‘işlev’, genellikle banliyölerdeki toplu konutlara havale edilir. Bayan Fan, banliyöden ebeveyninin Pekin şehir merkezindeki eski, bakımsız, yoksul ve altyapısız mahallesine —yani ideal kentsel dönüşüm alanına— geri dönerek, bir anlamda onların evini yeniden temellük ediyor. Bu eylemin, mahallenin gelmekte olan kentsel dönüşümüne orta vadede bir etkisi olur mu? Belki; eğer başka koşullar da tasarımcının çabasına eklenirse. Bu aşamada, bayan Fan işi ve evi arasındaki yol süresini dörtte birine indirdiği için mutlu.

Warka Water / Arturo Vittori

Warka Water, elektrikli araç kullanmadan, ortalama el becerileriyle ve uygulanacağı ortamda kolaylıkla bulunabilecek farklı malzemelerle kurulmak üzere tasarlanmış bir kule strüktür; atmosferdeki nemden içme suyu sağlıyor. Tasarımcısının yola çıkarken aklında olanlar yoksul, içme suyu alt yapısı yetersiz ya da olmayan, sıcak ve kurak kırsal bölgelerse de, gelmesi olası ekolojik felaketler göz önüne alındığında Warka Water benzeri tasarımların herkes için hayati olduğunu belirtmekle yetinelim. Tasarım eyleminin kendisinin karmaşık yüksek teknoloji kullanmasıyla, tasarım ürününün bir yüksek teknoloji gösterisine dönüşmesi arasındaki farka da dikkat çekmek için bir vesile olsun.

Hegnhuset [Himaye Evi], Memorial and Learning Centre on Utøya, / Blackstad Huffner Architects

Norveç İşçi Partisi’nin Utøya gençlik kampına 2011 yazında gerçekleştirilen ve çoğunluğu çok genç 69 kişinin hayatını kaybettiği baskın sonrasında başlayan adanın rehabilitasyonu çabasının bir parçası. Saldırı sırasında 13 gencin öldürüldüğü, pek çoğunun yaralandığı, ama belki bir o kadarının da saklanarak hayatını kurtardığı eski kafeterya yapısının söz konusu kısmını, orada yaşananları ve orada yaşananlardan öğrenme olasılığını ‘himaye’ ederek 2011 travmasını aşmayı deneyen bir yapı; adanın yeni eğitim merkezi. Aktüel siyasi jargondan uzak, mimarlığın bildiğimiz mimarlık olarak kalarak yapabileceklerine iyi bir örnek. Tüm emeğini Utøya gençlik kampının yeniden hayat bulmasına ayırmak için 2013 yılında kurucusu olduğu ilgi çekici mimari ‘oluşum’ Fantastic Norway’den ayrılan Erland Blackstad Huffner, kendisini “ezeli baş iyimser” olarak tanımlıyor.

Sala Beckett Theatre and International Drama Centre / Ricardo Flores ve Eva Prats

Barselona’nın tarihsel olarak işçi sınıfının yoğun olduğu mahallelerinden birindeki Pau i Justícia [Barış ve Adalet] işçi kulübü ve kooperatifinin uzun süredir metruk kalan yapısının bir drama merkezi olarak renovasyonu ve yeni ek. Kuşkusuz işçi kulübünün, tiyatro ve sinemanın yanı sıra düğün/dernek, komünyonlar, bayramlar, danslı eğlenceler, parti ve sendika toplantıları benzeri gündelik hayatla içli dışlı eski kullanımının yerini bir drama merkezinin almasının bir tür soylulaştırma olduğu söylenebilir. Yine de, ‘Beckett’ bir AVM’ye dönüşmekten daha fazlasını vaat ediyor. Kaldı ki, Katalan mimarlar Ricardo Flores ve Eva Prats’ın mekânın mimari ve toplumsal hafızasının ötesinde, ‘maddesel’ hafızasına gösterdikleri bir tür dikkat ve sevgi de olağanüstü.

The Calais Builds Project / Calais ‘cangıl’ında yaşayan göçmenler ve Limerick Üniversitesi mimarlık öğrencileriyle birlikte Gráinne Hassett

Calais İnşa Ediyor Projesi, Dublinli mimar ve öğretim üyesi Gráinne Hassett’in öğrencileri ve göçmenlerle birlikte, göçmenlerin en temel ihtiyaçlarını karşılamak ve umutlarını ayakta tutmak için Calais kampında ortaya çıkardıkları derme çatma barakalar. Kimin tasarladığı, kimin neyle ‘inşa’ ettiği belirsiz, en mütevazı tarifiyle bile mimarlığın yakınından geçmeyen bu barakalar 2016 yılında Fransız hükümeti tarafından imha edildiler. Ve bu kadarı ödüle yeter. İrlanda Mimarlık Vakfı’nın, katılımcılık hakkında bir soruşturmasına verdiği aşağıdaki kısacık video yanıtta Hassett, temsil, cemaat ve katılımcılık kavramlarıyla arasının iyi olmadığını ifade ederek asıl söylenmesi gerekeni söylüyor: Mimarlık pratiği toplumsalla, yeni teknolojiler ve sistemlerle ilişkilenebilmek için, dağılmak/çözünmek durumunda. İrlanda Modern Sanatlar Müzesi’nde sunulan The Calais Maps projesi kapsamında 5 Nisan 2017 tarihinde müze direktörü Sarah Glennie’nin Hassett ile gerçekleştirdiği konuşma da dikkate değer. Konuşmanın hemen başında Glennie’nin “Salonda mimar var mı?” sorusunun karşılığını tahmin etmek çok zor değil: Yok.

Croft Lodge Studio / Kate Derby Architects ve David Connor Design

Bir 18. yüzyıl kulübesinin, olduğu haliyle korunarak etrafına giydirilen bir kabukla yeni bir stüdyo ve konuta dönüştürülmesi. Bir yandan tarihsel ve eski olanla, diğer yandan ise güncel taşra hayatı ve tarımın çevre koşullarıyla yeniden ilişkilenme denemesi.

Real Review / Jack Self, editör; OK-RM (Oliver Knight ve Rory McGrath) tasarım

Real Review, 2008 yılından beri genellikle sanatçılar, küratörler, mimarlar ve kurumlarla ortak projeler geliştirerek çalışan Oliver Knight ve Rory McGrath’in editör Jack Self ile gerçekleştirdikleri dergi projesi. Bugün hayatta olmanın nasıl bir şey olduğunu merak eden bir dergi; kabaca gündelik nesne ve mekânların toplumsal, ekonomik ve siyasi güç ilişkilerinin ortaya çıkışındaki rolünü anlamaya çalışıyor. 20.11.2016 tarihinde yayınlanan Pazar Sekmeleri: Indie Dergiler’de şöyle bir ifade var Real Review hakkında: “Hem tasarımı hem de içeriği ile mimarlık dünyasında devrim yaptığı söylenen bir dergi Real Review. Ne var ki, dergiye giden yolda gerçekleştirilen Kickstarter kampanyasında söylenenler, vaat edilenler ve editörün zamanında çok satan bir mimarlık kitabının editörlüğünü yapmış olmasını öne çıkarması, devrim konusunda kafaları karıştırıyor.”

Refugee Nation Flag / Yara Said

2016 Rio Olimpiyatları’na katılan mülteciler takımı için tasarlanmış bir bayrak. Bayrağın rengi, farklı ülkelerden farklı dillerden gelen ve Akdeniz’i aşmaya çalışan mültecilerin olmazsa olmaz ortak ‘aksesuarı’ can yeleklerinin de rengi olan turuncu —can yeleklerinin sahte olup olmadığı belirsiz. Tasarımcısı, kendisi de Amsterdam’a iltica etmiş bir mülteci, Yara Said.

Saydnaya: Inside a Syrian Torture Prison / Forensic Architecture

Saydnaya: Inside a Syrian Torture Prison web sitesinden ekran görüntüsü

Ne uluslararası gözlemciler ne de basın tarafından izlenemediği için bir karadeliğe dönüşen bir hapishane Saydnaya. Hapishanenin mekânlarının ve bu mekânlarda yaşananların, tanıklarının deneyimleri aracılığıyla sayısal ortamda mimari ve akustik modelleme ile yeniden oluşturulması. Adli tıp ekiplerininkine benzer, karanlık bir pratik geliştirdi Forensic Architecture. Ne var ki, bu pratiğin adalet ve daha önemlisi siyasetle olan ilişkisini kurmanın yolu henüz bulunamadı.

Beazley Designs of the Year, Design Museum, Manifold, müze, ödül, Pazar Sekmeleri, sergi, tasarım