Fotoğraf: Bahar Gökten,
kaynak: Turning the Page,
Ofset Yapımevi, 2010

Pazar Sekmeleri:
Kitabın Sokak Hâli

Kitabın okunmasını ve el değiştirmesini kitap için tasarlanmamış yerlerde gözlemlemek ilginç. Bugünkü sekmelerin başlığı “kamusal alanda kitap okumak” olabilirdi. Ekşi Sözlük’te bu başlık altında yalnızca 6 entry var. Sözlük yazarlarından agnitio’ya göre “[T]ürkiye’de garip bir şekilde olağandışı karşılanan, dikkat çeken, hatta gizliden gizliye tepki alan [bir] eylem.”

İnsan tanımadığı kalabalıklar içinde olduğunda, bir alışveriş merkezinde bile olsa, kendisini kamusal alanda var sayabiliyor. Bir özel mülkün bahçesi, sahibi tarafından halka açılabiliyor. “Kamusal alan” pek çok açıdan zor bir kavram. Bu nedenle basitçe “dışarısı” anlamında “sokak” demeyi tercih ettik.

Almanya’da okurlar arasında yapılan bir araştırmaya göre insanların okumayı en çok sevdiği yerler şöyle sıralanıyor: koltuk, kanepe; yatak; bahçe/balkon/park; toplu taşıma; havuz/göl/kumsal; doktor bekleme odası; küvet; tuvalet; berber; kahve/lokanta. Başka bir araştırmaya göre de insanların %57,5’u halka açık alanda kitap okuyan birisinin okuduğu kitabın en azından adını görmeye çalışıyor.

Bu nedenle olsa gerek, Bloomsbury, yetişkinler çaktırmadan çocuk kitabı okuyabilsinler diye Harry Potter’ın kapağı farklı ayrı bir yetişkin edisyonunu yayımladı. Muhtemelen yine bu nedenle e-kitabın ilk başarı hikâyeleri erotik kitaplar kategorisinden çıktı. Başkasının okuduğu kitabı merak etme eğilimi komedyen Scott Rogowsky’ye metroda sahte kapaklı kitaplar okuyup tepkileri kaydetme fikri vermiş. Şaşırtıcı başlıkları fark edenlerin gösterdiği belli belirsiz tepkiler seyre değer:

“Taking Fake Book Covers on the Subway”,
süre: 01:46

Venedik’te Aldine Press’i kuran Aldus Manutius’un (1449–1515) yayımladığı ucuz ve küçük kitapların aydınlanmanın temel tetikleyicisi olduğunu iddia eden düşünürler var. Kitabın boyutunun küçülmesi, insanın bir kitapla canı istediği yerde yalnız kalabilmesini ve okuduklarını başkalarının müdahalesi olmaksızın anlamlandırabilmesini sağlıyor. Ucuz olması da, tahmin etmesi güç değil, bu eylemi gerçekleştirebilenlerin sayısını artırıyor. 500 küsur yıldır kitap herhangi bir yerde okunabiliyor. E-kitabın ortaya çıkışıyla nesne kitabın son dönemini yaşıyor olma ihtimali, pek çok fotoğraf projesinin bu konuya odaklanmasına neden oldu.

“Underground New York Public Library” Tumblr’ından ekran görüntüsü

Ourit Ben-Haim’in, 2011–2013 yıllarında New York metrosunda gerçekleştirdiği “Underground New York Public Library” projesi çok ses getiren örneklerden biri. Fotoğraflarını projenin blogunda arşivleyen Ben-Haim, onları paylaşırken özel notlar eklediği gibi, fotoğraflarda okunduğu görünen kitapların ödünç ya da satın almak, ya da doğrudan okumak isteyenler için link’lerini veriyor. Pazarları “Sunday Bible”, cumaları “eReader” etiketli fotoğrafları paylaşıyor. Her ne kadar okuduklarına dair bir ipucu görünmese de e-kitap okurlarının vücut dilleri basılı kitap okuyanlardan pek farklı değil.

Edward Rutherfurd’un
New York’unu okurken
Ben-Haim’in kamerasına
iki farklı zamanda yakalandığı için
fotoğrafçıyı mutlu eden kişi.

E-kitap satışları, hem büyük, hem küçük, hem de “kendi” yayınlarında düşmekte. Nedeni, “dijital yorgunluk” diye tahmin ediliyor. Son zamanlarda gençler nesne kitap okumaya yönelmiş durumda. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre 18–24 yaş grubunda bilgisayardan uzaklaşıp geleneksel kitap okumak isteyenlerin yüzdesi 83. Bu oran 55–64 yaş grubunda %61. E-kitap okurken yazı puntosunun kolaylıkla büyütebiliyor olması insana yaşlandıkça daha iyi geldiği söyleniyor.

Kitap kapaklarının tamamen ortadan kalkmasının toplu taşıma yolculuklarını çok sıkıcılaştıracağını düşünen Brooklyn merkezli Slice dergisi 2010’da CoverSpy isimli bir Twitter hesabı açmış. Amaç aynı zamanda insanların yalnızca gündemde olan kitapları okumadıklarını göstermek. Kendilerini kitap nerd’ü olarak tanımlayan grup, metro, kahve, bar, park gibi yerlerde okuyanlar hakkında tweet atıyor. CoverSpy International şimdilik 12 kentte aktif. Bu projede farklı kentlerde okunan kitaplar listeleniyor olsa da şimdilik kentler arasında karşılaştırma yapmak mümkün değil. Tweet’lerin zaten en eğlenceli tarafı bahsi geçen kitaplardan çok kitabı okuyan kişinin parantez içindeki tarifi. Bu tarifler ne kadar gerçek ve kitap-okur arasında kurulan bu tip bir ilişki problemli stereotipler yaratılmasına ne ölçüde katkı sağlıyor bilemiyoruz.

Yine de Barselona’da Franz Kafka’nın Şato’sunu okuyan 20’li yaşlarındaki, siyah kısa saçlı, kot pantolonlu, sakallı, kahverengi botlu, Badalona metro istasyonunda denk gelinmiş genç erkekle, L2 numaralı metro hattında Frederick Forsyth’ın Arabulucu’sunu okuyan 60’larında, kısa beyaz saçlı, gözlüklü, mavi gömlek, siyah denim giyen kadın karşılaştılar mı merak ediyoruz.

Yakışıklı erkeklerin kitap okuyan fotoğraflarını paylaşan 898 bin takipçili Instagram hesabı Hot Dudes Reading’in 2017 takvimi hazır. Fotoğraflar önemli değil ben sokaktaki insanın kitap eleştirilerini merak ediyorum diyenler için de “Subway Book Review” sitesi var.

Yine New York’ta üç yıl boyunca on üç hafta çekim yapmış olan Reinier Gerritsen’in “The Last Book” Projesi Aperture tarafından 2014’te kitap olarak yayınlandı. Gerritsen metroda kitap okuyanların azaldığını gözlemlediğini ve basılı kitap tam olarak yok olmadan durumu belgelemek için bu projeye başladığını söylüyor. Kendi kitabı “Son Kitap” başlığıyla yayınlandıktan sonra basılı kitabın —en azından fotoğraf kitabının— sonunun gelmeyeceğine kanaat getirmiş.

“The Last Book”, süre: 02:35

Toplu taşımada geçen vaktini okuyarak değerlendirenleri İstanbul’da da fotoğraflayan bir ekip var. Üç kişiden oluşan “İstanbul Okurken” ekibinin üyeleri: Gizem Kendik, Didem Kendik ve Deniz Cem Önduygu. “İstanbul Okurken” projesinin sitesinde verilen bilgilere göre “İstanbul’da sadece toplu taşıma araçlarıyla günde 5.7 milyon kişi, 13.5 milyon kez seyahat ediyor. İstanbulluların %37’si toplu taşımayı tercih ediyor. İETT (2014) verilerine göre İstanbul’da bir otobüs/metrobüs yolculuğunun ortalama süresi 32 dakika. Çeşitli araştırmalara göre bir İstanbullu bir günde yaklaşık 100 dakikasını yolda geçiriyor.”

Subway Reads” ise metro istasyonlarına WiFi eklenmekte olan New York’ta geçtiğimiz yaz bu yeni servisin tanıtımı için geliştirilen proje. Penguin Random House’la ortak gerçekleştirilen projede yolcular iki ay boyunca WiFi bağlanmış istasyonlarda metroda geçirecekleri süreye uygun uzunlukta ücretsiz e-kitap parçaları indirebiliyorlar.

İnternetin, kitabın el değiştirmesi için ilk kullanıldığı projelerden biri ise BookCrossing. Projeyi başlatanlar tarafından dünyanın kütüphanesi olarak tarif edilen BookCrossing, kamusal alana bir başkası alabilsin diye kitap bırakılması, sonra alınan kitabın okunduktan sonra başka bir yere bırakılmasına dayanan kitap paylaşım/dolaşım sistemi. 2004’te Concise Oxford Dictionary “bookcrossing” kavramını sözlüğe almış. Bugün itibariyle 132 ülkede dolaşımda olan 11.673.721 kitap var. Türkiye’deki 1.130 halk kütüphanesinde 18.097.101 kitap bulunduğu düşünülecek olursa bu sayı hiç de azımsanabilecek bir sayı değil.

BookCrossing, Lyon
(fotoğraf: Alexandre Duret-Lutz,
kaynak: Wikimedia Commons)

Tüm kitaplar etiketlenip, paylaşıma sokuluyor ve BCID’leri (BookCrossing kimlik numarası) sayesinde web-sitesinden takip edilebiliyor. Merkezi Idaho’da olan bir ekip (Bruce Pedersen, Heather Mehra-Pedersen, Ron Hornbaker, Matt Brass) tarafından 2001’de hayata geçirilmiş proje gönüllüler ve kitapları paylaşan 1.658.573 kişiyle devam ediyor. Projeye katılımın en yoğun olduğu ülkeler ABD, Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda. Türkiye’de 2.498 üyesi var. Halihazırda Muğla, Köyceğiz’de tek bir kitap “avlanmayı” bekliyor. En yakın zamanda bırakılmış kitaplar, yakın zamanda alınmışlar, en çok seyahat etmiş olanlar, en çok kaydedilmiş olanlar ve dolaşıma girmesi arzulanan kitapların listesi olduğu gibi kitap avına konum üzerinden de çıkılabiliyor. BookCrossing-dostu olabilecek mesela bir kahve işletiyorsanız, mekânınızı, resmi BookCrossing Zone’u ilan edebilirsiniz. Etiketler gibi “zon” belirten duvara asmalık afişet de siteden PDF formatında indirilebiliyor.

BookCrossing benzeri “kitap bırak, kitap al” projelerinden ilham alan “Küçük Ücretsiz Kütüphane” 2009’da Wisconsinli Todd Bol’un öğretmen olan annesine şapka çıkarmak amaçlı tek odalı okul binalarının küçük bir modelini yapıp ön bahçesine yerleştirmesiyle başlayıp büyümüş. Önceleri 2.510 Küçük Ücretsiz Kütüphane kurmak hedefken Haziran 2016 itibariyle 70 ülkede 40.000 kayıtlı kütüphane bulunmakta.

Solda: İlk küçük kütüphane,
Esther Bol Memorial Library, Wisconsin
(fotoğraf: Lisa Colon DeLay,
kaynak: Wikimedia Commons)

Sağda: Little Free Library, Oosthuizen,
Netherlands (fotoğraf: FaceMePLS,
kaynak: Wikimedia Commons)

Little Free Library sitesinden kütüphane ‘binası’ satın almak mümkün, veya eli yatkın olanlar yapım şeması indirerek kendileri de yapabiliyor: “How to install Your Little Free Library.” Proje bir harekete dönüşünce YouTube’a pek çok kütüphane nasıl yapılır videosu yüklenmiş. Öte yandan bu küçük kütüphaneler herkes için bir kendini ifade etme aracı, talimat ya da şema dinleyen az sayıda. Kütüphane yürütücüleri en çok semtlerinde yaşayan insanlarla tanışma fırsatı buldukları için mutlular. 2013’te uluslararası bir PEN etkinliği bahane edilerek mimari yarışma konusu hâline de gelmiş. Dallas’taki “Libros Libres” gibi projeden ilham alan ama bağımsız geliştirilmiş daha sosyal içerikli yaklaşımlar da var.

“Little Free Libraries”, süre: 04:50

İnsanların kendi arazilerine diktikleri bu kuş yuvasına benzer şeylere karşı çıkıp, belediyeden izin alınması gerektiğini iddia edenler var. Olaylar büyüyüp tartışmalar uzamış. Şubat 2015’te çıkan mahkeme kararıyla şimdilik Küçük Ücretsiz Kütüphane ‘yapı’ları yasal. Aynı şekilde BookCrossing ya da BookMooch gibi kitap değiş tokuşu platformlarının da yasalar bağlamında sorgulandığı oluyor. Ortada bir kopyalama, çoğaltma olmamasına rağmen “peer-to-peer” özellikleri ve telif sahiplerinin kâr elde etmemesi nedeniyle BitTorrent’e benzetiliyorlar. Öte yandan insanların sahip olduklarını elden çıkarabilme hakları neden olmasın?

Herkes İçin Mimarlık, “#occupygezi library”
(kaynak: #occupygezi architecture)

kitap, Manifold, okumak, Pazar Sekmeleri