fotoğraf: Emre Özgüder
Ahmet ve Ayla

Ayla, zengin bir semtte bir alışveriş merkezinde güvenlik görevlisidir, Ahmet de öyle. Bu hafta sonu Ayla ve Ahmet buluşacak ve iş saatinden sonra beraber yemeğe çıkacaklar. Ahmet, sabah gökyüzüne bakarken havanın soğuk olmasını diledi. Hava soğuk olursa Ayla’nın elini tutmak için bir bahanesi olurdu. Ayla ve Ahmet bugün aynı giriş kapısında nöbetçiler. Ayla röntgen aletinin başında oturacak, ekranda gördüğü çantaların içine bakacak. Ahmet, askerdeki ‘rahat’ pozisyonunda, ayakları hafif yana açık olarak duracak, olabildiğince heybetli ve güçlü görünmeye çalışacak, kendi geliştirdiği çok az hareket gerektiren mimikle üst aramasından geçenlere “hoş geldiniz” diyecek. Ara sıra belki biraz sohbet edebilecekler, Ayla, ilginç bulduğu çanta içeriklerinden haber verecek Ahmet’e, biraz gülüşecekler. Ahmet, bir an evvel nöbetlerinin bitmesini dileyerek geçirecek günü. Buluşma teklifine olumlu cevap aldığı günden bu yana Ahmet’e dakikalar çok uzun geliyor. Böyle yapmaması gerektiğini bilmesine rağmen engel olamıyor ve buluştukları andan itibaren geçecek zamanı kendi kafasında tekrar tekrar kurguluyor.

Yemeğe gidecekleri yer ile metro istasyonunun çıkışı arasının kaç adım olduğunu biliyor Ahmet. Bu hafta izin gününde oraya gitti, o yolu birkaç kere yürüdü. Hava durumu Ahmet için çok önemli. Hava, Ayla’nın elleri üşüyecek kadar, fakat yolun başındaki konsolosluk bahçesinin girişinde sigara içmelerine engel olmayacak kadar soğuk olmalı. Daha soğuk olursa Ayla eldiven takabilir veya takmasa da sigara içmek için oyalanmak istemeyebilir. Bu, belki Ahmet’in kontrolü dışındaki tek etken. Konsolosluk bahçesinin girişi Ahmet için çok önemli, Ayla’nın burayı sevmesini istiyor. Ahmet, burada Ayla’nın elini tutmayı ve üşümesin diye kendi paltosunun cebine sokmayı planlıyor. Ahmet, paltosunun her iki cebine de yola çıkarken kendi parfümünden sıkacak. Ayla en fazla 17 dakikada bir saçını düzeltir, saçını düzeltirken kokuyu fark edecek. Ayla’nın bundan etkileneceğini düşünüyor, Ahmet. Yemek için oturduklarında bu eşiği geçmiş olmak istiyor Ahmet; o zaman daha rahat davranabilecek, olduğu gibi görünebilecek, yoksa gergin olacağından endişeleniyor.

Ahmet, gidecekleri yerde de çalıştı senaryosunu. Ne yemesi gerektiğine karar verdi. Böylece hesap çok kabarık gelir mi diye kaygılanmayacak. Ayla ne sipariş verirse versin, hesabı rahatlıkla ödeyecek kadar parayı ayırdı. Rahat kesebileceği ve fiyatı da uygun olduğu için köfte yiyecek Ahmet. Ayla bu seçimini çok sıradan bulabilir düşüncesiyle köfte hakkında ayrıntılı bir araştırma yaptı. Ayla, onun bu konunun uzmanı olduğunu düşünecek. Kırmız şarap içecek Ahmet. Fiyatı makul bir marka seçti, onu da çalıştı. Ayla da katılırsa seçimine, bir şişe sipariş verecek. Birkaç gece bu şaraptan içti Ahmet. Telaffuzunu zor bulduğu bir sözcüğü her kadehten sonra söyledi ve bunu kaydetti. Ertesi gün bunu dinledi, artık nerede durması gerektiğini iyi biliyor. Dili dolanmamalı Ahmet’in o gece. Ahmet kendini Ayla’ya iyi anlatmalı. Yemek için gidecekleri yerin çok hoş bir dekorasyonu var, Ayla’nın bunu çok beğeneceğini düşünüyor Ahmet. Ayla’nın burayı daha önce duymamış olmasını diliyor. Burası, o gece Ahmet’in gizli adresi gibi bir etki bırakmalı. Bütün duvarlar kitaplık şeklinde düzenlenmiştir orada. Her yer kitap doludur. Ahmet, Ayla’ya aslında bir yazar olmak istediğini söyleyecek orada. Sürekli yazdığını anlatacak. Ahmet, oturacakları masayı seçti ve garsonlara sıkıca tembih etti. Bu konuda bir hata olmamalı. Ahmet, bu masanın yanındaki rafta duran kitapları düzenledi. Ayla’nın oturacağı sandalyenin yanındaki kitapların hepsinin adını daha önce not etti, hepsini tek tek araştırıp çalıştı. Ayla, hangi kitaba elini atarsa atsın, Ahmet’in onun hakkında anlatacakları var.

Kendi sandalyesinin yanına da Pardayanlar’ı dizdi. Bu, yeni baskısı bulunmayan bir kitaptır. Garip bir rastlantı sonucu sahafların raflarında kalan tüm Pardayanlar da sanki buraya toplanmıştır. On ciltlik bir serinin son kitabının şehirdeki son kopyaları buradadır. Ahmet, bunu harika buluyor, bu büyülü bir rastlantıdır. Ahmet, yazmaya bu romanı okuduktan sonra karar vermiştir, çocukken. Romanın kahramanı şövalye gibi olacak Ahmet o gece. Ahmet, artık hayatta tek başına kalmak istemiyor. Ayla ile birlikte bir hayat kurmak istiyor. Kimseye karşı böyle bir duygusu olmadı daha önce. Ahmet, ilk birlikte nöbetlerinden beri hazırlanıyor. Ayla, Ahmet’in içinden geçip giden hayatı fark etmesini sağladı. Ahmet, o gün bugündür, hep Ayla için hazırlanıyor. Ayla ona ne sorarsa sorsun, ona yanıt verecek durumda Ahmet. Ahmet bu sayede dünyayı anlamaya başladı. Alışveriş merkezinin önünde bazen sigara içtikleri yerdeki mermerin cinsini öğrendi Ahmet, yakında duran bitkileri öğrendi. O yeşil kalabalık Ahmet için şimdi bambaşka bir anlama geliyor. Kâğıt kesiği gibi bir hayat, birden kalın bir ansiklopediye dönüştü; hâlâ Ahmet’in canını yakıyor, ancak daha anlamlı. Ahmet, bunu kaybetmek istemiyor. Fakat Ayla onunla aynı fikirde olmayabilir. Ahmet, bundan deli gibi korkuyor, ancak artık daha fazla bu kaygıyla yaşamak istemiyor. Ahmet, bu gece bir adım daha yol almak istiyor. Biraz umuda ihtiyacı var. Ayla sayesinde birçok konuyu öğreniyor, bir tek Ayla’yı öğrenemiyor, artık onu da öğrenmek istiyor. Çok ileri gidip reddedilmek istemiyor, biraz daha yakınına sokulmak istiyor sadece. Bu gece Ayla’dan duyacakları Ahmet için çok önemli. Ahmet, bu konuda hiç yazmıyor. Ayla’yı yazarsa, Ayla’nın bir roman kahramanına dönüşeceğinden korkuyor, Ayla’nın gerçek olmasını önemsiyor.

Ayla’nın bir hareketiyle Ahmet birden kendine geliyor. Uzun süredir düşüncelere daldığını anlıyor, kimseye “hoş geldiniz” demediğini fark ediyor ve “hoş geldiniz” demeye başlıyor. Ayla biraz rahatlıyor. Ayla, Ahmet’in müfettişlerden birine yakalanmasını ve ceza almasını istemiyor. Bir el hareketiyle Ahmet’e “yer değiştirelim” diyor. Ahmet, düşüncelere daldığı için ne kadardır ayakta durduğunu ve ne kadar yorulduğunu oturunca fark ediyor. Ekrandan çantalar geçiyor. Çantaların içinde yavan hayatlar var. Ahmet, kötü bir film gibi bunları izliyor. Ayla, gelenlere “hoş geldiniz” diyor gülümseyerek. Ayla, çok güzel gülümsüyor. Zaman durmuş gibi, geçmek bilmiyor. Biri bir mağazayı soruyor, Ahmet ve Ayla aynı anda cevap veriyorlar, aynı sözcüklerle. Göz göze gelip gülüyorlar.

Ahmet, ellerini ısıtmak için avuçlarının içine üfleyerek giren bir hanımefendi görüyor, güneş batıyor dışarıda. Hava soğuyor ve Ahmet’in istediği gibi bir soğuk olabilir bu. Gün boyu ilk defa zamanın geçtiğini fark ediyor bu sayede. Gün bitiyor. Tam da gün biterken, birden planının hiçbir adımına uymamaya karar veriyor Ahmet. Her şeyi oluruna bırakmak istiyor. Fakat Ahmet o kadar çok plan yaptı ki, her ne olursa olsun, planlarından herhangi birinin kendiliğinden işlemesi mümkün. Bu kadar çok plan yaptığı için birden kendine kızıyor. Bir çantanın içinde kitap görüyor. Bugün ekranda gördüğü ilk kitap bu. Kitabın ne olduğunu merak ediyor. Kitabın sahibine bakıyor. Kitapla ilgili bir ipucu bulamıyor. Alışveriş merkezinden çıkanların sayısı gittikçe artıyor, kapanış saati yaklaşıyor. Ayla’ya bakıyor.

Ayla’nın planları var bu gece için. Çok ayrıntılı planlar değil bunlar.

Emre Özgüder