Tekrar Edenden Sapmak
Büyük Britanya’da
Savaş Sonrası Mimarlığı

Savaş sonrası mimarlığının nasıl bir kültürel miras olduğu, dönüştürülmesi, korunup korunmaması gerektiği, son yıllarda önemli bir tartışma yaratmakta Büyük Britanya mimarlık çevrelerinde. Kamu ve servis yapılarına ilişkin eksikliğin, özellikle de konut açığının giderilmesi için üretim kolaylığı ve hızının öncelendiği, isim yapmış mimarlar tarafından tasarlananlar kadar kamu kurumları bünyesinde kolektif bir çalışmayla üretilen yapılara değer biçmek için bir düşünsel zemin kurulmaya çalışılıyor.1 Bu bağlamda gözden çıkarılarak yıkılan yapılar mimarlığa ve kente ilişkin tartışmaları boyutlandırıyor. Bu kayda değer bir yapı stokunun homojen bir karakter göstermediği aşikâr; bu durum da söz konusu yapıların yaşamlarına nasıl devam edecekleri konusunda ölçütler koymayı zorlaştırıyor. Modern mimarlık mirasının parçası olmak, öteki olarak kentsel ölçeği belirlemek, olağan kullanıcının yeterince sempatik bulmamasına rağmen kent belleğinde yer etmek, zaman zaman da ayrıcalıklı mimarları ve sanatlı, yenilikçi mimarlıklarıyla geleceğe aktarılmasının koşulları tartışılıyor bahsi geçen mimarlıkların.

Brütalizm başlığı altında toplanan ancak homojen bir görüntü arz etmeyen savaş sonrasında Büyük Britanya’da inşa edilen yapılar, olağan mimarlıkların üretimi hakkında düşünmek için adeta bir laboratuvar ortamı sunmakta. Bazılarının farklı gerekçelerle yıkılıyor olması, brütalizm üzerine, bu yapıların kentsel tekrar içindeki var olma biçimleri ve kent imgesi üzerine düşünmek için başka türlü bir perspektife neden olmaktadır.

Brütalizmin kapsamını belirleme safdilliğine düşmeden Reyner Banham’ın üç maddelik tanımını akılda tutmak alternatif değerlendirmeler yapmak için bir başlangıç sağlayabilir. Banham, 1955 yılında yazdığı “The New Brutalism” makalesinde Smithson’ların Hunstanton Okulu yanına Louis Kahn’ın Yale Sanat Merkezi’ni de yazarak ya da yazmak için yaptığı tanımın ilk maddesindeki “planın biçimsel/geometrik okunaklılığı”nı makalenin sonlarına doğru “imgenin hatırlanırlığı” şeklinde değiştirmiştir. Diğer iki madde ise “strüktürün açık seçik ortaya koyulması”, “malzemenin içkin özeliklerinin en doğrudan hâlinin değerlendirilmesi”dir.2 İngiltere 60'lar yapı üretiminin karakteristiği, olağan mimarlıkları her bakımdan yalınlıkla üretmektir; olağan insanlar için, sıradan yapım teknikleriyle, doğrudan kurgulanmış bir biçim diliyle mekânlar üretmek. Bir anlamda büyük harfle mimarlığın konu ve kapsamı dışında durmak, olağanı üretmenin bir aracı olarak tekrardan ve tekrarlanabilir olmaktan kaçınmamak.

Brütalizm sadece Büyük Britanya ya da diğer ulusal sınırlar içinde değil, farklı coğrafyalardaki mimarlıkların birbirlerine aktarımlarını meşru görmesi ile de kınanmayan bir tekrarın ortamıdır adeta. William Curtis Amerika bağlamında Le Corbusier’nin Carpenter Center’ının yeterince iyi anlaşılamadığını, ancak La Tourette replikalarının belediye binaları ve alışveriş merkezleri olarak her yeri sardığını söyler.3 Bir anlamda geometrik kurgusu daha kolay, ele gelir olanın bağlama, programa uydurularak tekrar eden unsurlarla kendi formunu kurması brütalizme dahildir. Yapısal bütünlüklerin tekrarı gibi, bütünlükleri kuran parçaların da cömertçe tekrarlandığından ve bu tekrarın safları sıklaştırarak kurduğu etkili ve güçlü dilden bahsedilebilir. Banham’ın okunaklılık, açık seçiklik ve doğrudanlık vurgulu brütalizm tanımı tekrarı potansiyel olarak yeniden tanımlamaktadır bir anlamda. Bu tanım erken modernin kurallı ilişkilenme prensiplerini, rastlantısal eklemlenme ihtimallerini de içine alacak şekilde genişletilmiştir. Bir anlamda tekrar edenin karakteri tekrarın yöntemini açığa çıkarır.

Tekrarın çerçevesini kuşkusuz çevresel bağlamın içkin özellikleriyle birlikte strüktürün, konstrüksiyonun edimselliği ve formun geometrik soyutluğu sarkacındaki duraklar belirlemektedir. Bu nedenle brütalizmin çevresel bağlamla ilişkisi tartışmalı olmuştur. Tekrar eden mimari elemanların ve nihai kütlenin boyutlarının belirlediği anıtsallık, bağlama kayıtsızlığın en çarpıcı sonucudur.4 Tekrarın dışarıdan getirdikleri ile bağlamın perdelenmesi en çok eleştirilendir. Dışarıdan gelenler kentin ürettiği alışkanlığı, kentsel mekânın alışılagelmişliğinin yarattığı rutini, bir nevi körlükle sonuçlanan kayıtsızlığı sekteye uğratarak farkındalığın kanallarını açmaktadır. Bunu çoğu zaman irticalen, gündelik hayat pratiklerinin gereği olarak yapmaktadır.

Yukarıda: Birmingham eski
Merkez Kütüphanesi, kaynak: wmf.org; ortada: Birmingham eski Merkez Kütüphanesi yıkım aşamasında,
fotoğraf: Sema Serim, Ocak 2016;
aşağıda: Birmingham eski Merkez Kütüphanesi yerine önerilen iki ofis bloğu, kaynak: Paradise Birmingham

John Madin tarafından tasarlanan ve 1974 yılında açılan Birmingham Merkez Kütüphanesi’nin taşınması ve yerinin çoklu bina kütlelerinden oluşan başka bir proje ile doldurulacak olması ciddi bir kamusal tepkiye sebep olmuştu.5 Birmingham’daki bahsi geçen kütüphanenin bir yüzünü tanımladığı Chamberlain Meydanı düzenlemesini de içeren bir kentsel tasarım projesi kapsamında taşınarak yıkılan kütüphanenin yaşamının sonlanmasını brütalist mimarlıklara karşı geliştirilen soğuk, insana uzak, ilişki öngörmeyen, kaba gibi genel tanımlar tetiklemiş midir bilinmez, ancak yıkımı kabullenen toplumsal kesimler için ikna edici olmuştur.

Historic England tarafından tescillenmesi önerilen kütüphane, başka kullanım içerikleri dünya üzerinde birçok akrabası bulanabilecek bir biçim diline sahiptir; silsileli bir tekrarın duraklarından biridir.6 Ama olumsal bir zincirin parçası olmak yaşamını devam ettirmesine yetmemiştir. Uzaktaki tekrara eklemlenmek, yakındakine benzemezliği bir avantaja çevirememiştir. Son birkaç yüzyılda inşa edilmiş tarihselci yapılarla oluşmuş çevresinin yineleyici mantığı ile bugünün kentsel tasarım ortalamasına teslim olmuştur.

Yukarıda: Leicester New Walk Center, kaynak: Wikimedia Commons;
ortada: Leicester New Walk Center
yıkım kılavuzu (kaynak: Leicester Life)
ve Leicester New Walk Center’in yıkım anı, fotoğraf: Mark Hall, Stross Martin
ve Pilot Craig Bryan (kaynak: ITV);
aşağıda: New Walk Center yerine önerilen projeden bir görüntü (kaynak: ITV)

Brütalizm, Koolhaas’ın7 büyüklüğü olumlama mantığının izlerini bünyesinde barındırır. Brütalizmin toplumsal meseleleri sorunsallaştırma biçimiyle doğrudan bağlantılı olan büyük olanı üretme mantığı anıtsallıkla maluldür. Fark edilirliği en kestirme yoldan sağlayan anıtsallık, çoğaltmaktan ya da yapısal elemanların irilikleriyle vurgulanmasından kaynaklanır gibi gözükür; oysa en azından uzlaşılmış brütalist dil bakımından zemin olarak çevrede figür olarak görünürlükle ilgilidir, fark edilirliğin kaynağı. Bu anlayışla Leicester’daki New Walk Center ve Newcastle’daki Westgate House çevresinden farklılaşmasıyla bir belirginlik ortaya koyar, çevrede tekrar eden mimari unsurların karşıtını tanımlarlar. Siyah beyaz ikiliği gibi tanımlanamayacak bu karşıtlık, geometrinin sağladığı düzeni bozmak, aşina olunan biçimi paralize etmek en nihayetinde de birikmiş olan gibi var olmamak demektir. Bu karşıtlık, kavranamayan belirsizliği düzenleyen ya da hatırlamak için imge olarak üreten tekrarın mantığının dışındadır. Dolayısıyla bir sapmış olarak kolayca gözden çıkarılmıştır. Yok edilmenin; yapı fiziksel konfor eksikliğinden, mekânsal yetersizliğe kadar birçok rasyonel gerekçesi üretilmiştir elbette. Ancak gözden çıkarılmaya ilişkin zımni toplumsal konvansiyon sapmış olmanın ardında gizlidir.

Yukarıda: 2007 yılında yıkılan
Westgate House, Newcastle,
fotoğraf: © newcastlephotos.blogspot.com; aşağıda: yeni yapılan
Westgate House, Newcastle,
fotoğraf: Sema Serim, Mart 2016

1. Büyük Britanya’da English Heritage, Historic England, National Trust bu tartışmaların kurumsallaşması yolunda girişimlerde bulunuyorlar. Savaş sonrası mimarlığının sürdürülmesi için kimi tanımlar, tartışmalar ve etkinlikler için bkz. English Heritage, Historic England, British Brutalism ve Futures Found: The Real and Imagined Cityscapes of Post-war Britain

2. Reyner Banham, “The New Brutalism”, The Architectural Review, 118, 1955, s. 354–361 (PDF belgede s. 16).

3. William J. R. Curtis, Modern Architecture since 1900, Phaidon Press, New Jersey, 1983, s. 349.

4. Mould, brütalizmi anıtsallık içinden anlamaya çalışır; anıtsallığı rasyonellikle ilişkilendirerek imgenin okunaklılığını anıtsallık olarak yorumlar. Bkz. Oli Mould, “Brutalism Redux: Relational Monumantality and the Urban Politics of Brutalist Architecture”, Antipode, Volume 49 Issue 3, June 2017, s. 701–720.

5. Bu tepkilerden bazıları için bkz. “‘Public will regret’ demolition of Central Library in 40 years”.

6. Eski Birmingham Kütüphanesi taşıdığı mimari dil bakımından La Tourette Manastırı, Boston Belediye Binası, Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi gibi çok farklı coğrafyalardan, çok farklı kültürel süreklilikler içinden üretilmiş kimi yapılarla yan yana kolaylıkla yazılabilir.

7. Rem Koolhaas, Bruce Mau, S,M,L,XL, 010 Publishers, Rotterdam, 1995, s. 495–516.

brütalizm, farklılık, mimarlık, Reyner Banham, Sema Serim, tekrar