28 Mart 2020,
‘Sanal Varda’ ekran görüntüsü
Sanal Varda

Niyet baştan öyle değildi ama sonuç Agnès Varda’ya çok yakıştı. Etkinliği kapatırken ekrandaki küçük pencerelerimizden birbirimize el sallayıp “Agnès görse ‘Sanal Varda’yı severdi” dedik. O sırada Ankara, İstanbul ve İzmir’de saat 18.00’di; İngiltere’den York ve Atlas Okyanusu’nun öbür yanından, New Jersey, Philadelphia, Teksas ve Los Angeles’tan katılanlarla birlikte dört saattir kesintisiz ekran başındaydık.

Agnès Varda’yı ölüm yıldönümünde anmak üzere 28 Mart 2020’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yapmayı planladığımız Sürdürülebilirlik ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Agnès Varda’nın Sürdürülebilir Mirası sempozyumuna uzun süredir hazırlanıyorduk. “Agnès’le Varda” ve “Agnès’le Rosalie” yazılarıyla sempozyum hazırlığını Manifold okurlarıyla da paylaşmıştım. Mart başlarında koronavirüs salgınıyla hayatımızın kökten değişeceğini bilmiyorduk. Seyahat kısıtlamaları olsa da karayoluyla Türkiye’den katılımcılarla aynı mekânda buluşabileceğimizi ve yurtdışından sunumlar için video bağlantısıyla sempozyumu alışageldiğimiz formatta yapabileceğimizi sanıyorduk.

Mart ayı ortasında Türkiye’deki bütün üniversiteler ve okullar tatil edilince planlar değişti, sempozyumu sanal ortama taşımaya karar verdik. Henüz uzaktan eğitime geçilmemiş, Zoom uygulaması gündelik hayatımızın sıradan bir parçası hâline gelmemişti. Aramızda bu tür bir etkinliğe daha önce katılmış olan yoktu, üniversitenin teknik destek birimleri için dahi bu tecrübe bir ilk olacaktı. Biraz heyecanlıydık; çıkabilecek aksaklıkları öngöremiyor, kesintiye uğrarsak ne yapacağımızı bilemiyorduk. Oysa şimdi, aradan daha sadece altı hafta geçmişken, ilkokul düzeyinden uluslararası zirvelere sanal buluşmaları adeta kanıksadık. Uyum kabiliyetimiz ne kadar yüksek ve ne kadar kolay alışıyoruz!

‘Sanal Varda’ aynı içeriği ve benzer duyguları farklı formlarda anlatmayı başarabildiğimizi görmek açısından heyecan vericiydi. Tam da bu yanıyla etkinliği sanal ortama taşımış olmamız, Agnès Varda’nın sürdürülebilir mirasını geleceğe yönelik tartışmak için çok uygun bir format oldu. Ekranda Varda par Agnès filminden bir kareye bakıp Varda’nın ‘samimiyet, direnç ve hayat sevinci’ taşıdığını söylerken ya da Ciné Tamaris sitesinden Jacques Demy ile karşılıklı gülümserken alışılagelmiş sempozyum ortamından farklı bir tecrübenin parçası olmaktan duyduğum heyecanın yüzümden anlaşıldığını görebiliyordum. Hem her birimiz kendi masamızın başındaydık, hem de aynı anda dünyanın dört yanından bir aradaydık. Bundan sonraki hayatımızda karbon ayak izini azaltmanın ipucunu Agnès Varda sayesinde yaşayarak yakalamış olmaktan mutluydum.

“Ama yüz yüze olmakla aynı şey değil” diyenler ve bunu insan ilişkileri açısından samimiyetle söyleyenler bugün için çoğunluktadır mutlaka. Havaalanlarının açılmasını ve uçakların eskisi gibi vızır vızır işlemesini küreselleşmenin ve ekonominin işleyişi açısından zorunlu görenlerin de bu samimiyete yaslanacağı malum.*

Ya bir sonraki kuşak? Onlar füzeler, uçaklar ve silahlarla sürdürülebilirlik arasındaki yaman denklemi çözebilecek görünmez katsayının toplumsal cinsiyet eşitliğinde yattığını yaşayarak fark etmiyorlar mı sanıyorsunuz?

‘Sanal Varda’ etkinliğinin güzel yanı, sürdürülebilirlik açısından yeni kuşakların bakış açısını görmemize imkân vermesiydi. Sempozyumun bence en çarpıcı sunumlarından birini Ruken Doğu Erdede yaptı. Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan maceramızın hikâyesini avcının oku yerine toplayıcının torbası üzerinden anlatmayı, bakışımızı havaya atılan kemikten füzeye evrilen şatafatlı ve gürültülü 2001: A Space Odyssey (Uzay Yolu Macerası, Stanley Kubric, 1968) filminden alçakgönüllü bir biçimde yerden artık toplamayı seçen The Gleaners and I (Artık Toplayıcılar ve Ben, Agnès Varda, 2000) filmine çevirmemizi önerdi. Gezegenin geleceğine bu kuşağın karar vereceğini bilmek beni gülümsetiyor.

* Mesela 25 Nisan 2020’de Levent Erden’in davetlisi olarak “Next Talks” Zoom buluşmasında konuşan TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener Boeing’in yirmi bin yeni uçak yapacağını, beş yüz bin yeni pilot yetiştireceğini, Alma Ata Havaalanı’nın yeni ipek yolunun düğüm noktası olarak yepyeni işlevler üstleneceğini hevesle anlatırken ‘iyimser değil optimist’ olduğunu vurguluyor ve ikisi arasındaki farkı açıklarken, ikincisinin riski görmesine rağmen olumlu baktığını söylüyordu. Bir yandan Bebek’te oturduğunu, Boğaz’da son bir ayda yunus görmekten mutlu olduğunu itiraf ederken bir yandan da gezegenin insanlara yetip hırslarına yetmeyeceğine dair yorumların önünü zarafetle kesebilmesi bu düzeydeki yöneticiliğin trajik çelişkisi olmalı.

Agnès Varda, Feride Çiçekoğlu, koronavirüs, Zoom