Gizli Bir Aşk

A Secret Love (Gizli Aşk, Chris Bolan, 2020), Terry Donahue ve Pat Henschel’in 1947’de başlayan aşkının 2015’te Terry’nin 90. doğum gününde evliliğe dönüşmesini ve sonrasını, yedi yıla yayılan çekimlerin yanı sıra arşiv görüntülerinden yararlanarak anlatan bir film. Her ikisi de Kanada doğumlu olan Terry ve Pat ortak yaşamlarının çoğunu Chicago’da geçirmiş. 1940’larda, 1950’lerde ve 1960’ların başlarında ilişkilerini ailelerinden, iş ortamlarındaki insanlardan ve çoğu kişiden gizleyerek bir arada yaşamışlar, bunu kuzenmişler ya da sadece ev arkadaşıymışlar gibi kamufle ederek.

Philip Wrigley’nin kadın beyzbolcu takımı kurma girişimiyle 1945’te henüz yirmi yaşındayken Kanada’dan Chicago’ya gelen Terry, beyzbolu ağabeyi Tom sayesinde öğrenmiş. “Ağabeyler nasıldır bilirsiniz,” diyor Terry, “yakalayamayın diye atarlar topu!” Alkolik ve homofobik Tom hikâyede geri planda görünüyor ama aslında belirleyici bir rol oynadığı seziliyor. Filmin yönetmeni Chris Bolan’ın annesi Diana, Tom’un kızı. Terry ve Pat’in ilişkisi açığa çıktıktan sonra geçmişe dair konuşurlarken, Diana babasının Terry için “İri bir siyah adam ona tecavüz etse bak nasıl düzelir” dediğini aktarıyor, “sarhoşken bile değil, ayıkken” diye ekleyerek. Diana’nın çocukluk ve gençliğinin travmatik geçtiğini seziyoruz. Annesi olarak Terry’yi bildiğini vurguluyor. Annesinin de bulunduğu aile fotoğraflarında Diana, Terry’nin kucağında. Diana’nın sevgisini yitirmek istemeyen Terry’nin Pat’le ilişkisini sakladığını anlıyoruz. Filmin adı bu nedenle Gizli Bir Aşk.

A Secret Love, Chris Bolan, 2020,
ekran görüntüleri

Baştaki yaklaşık yedi dakikalık girişin ardından Doris Day’in 1953 tarihli Secret Love şarkısı eşliğinde jenerik giriyor ve Pat ile Terry’ye ait fotoğraflarla filmi izlemeden önce tam konumlandıramayacağımız arşiv görüntülerini peş peşe görüyoruz. Bu görüntülerden belki de en çarpıcı olanı, parmaklıklar ardından gülümseyen genç kadınlar.

Bu kadınların neden tutuklandığına dair tarihsel arka plan 1950’li yıllarda Chicago’da yapılan bar baskınlarının anlatıldığı bölümde geliyor. Kadın olup da önü fermuarlı pantolon giymişseniz, erkek olmaya çalıştığınız için gözaltına alındığınız bir dönemden söz ediyoruz. Kadınsanız ve üzerinizden üç adet kadın çamaşırı çıkmıyorsa, haydi bakalım yine parmaklıklar ardına! Bu dönemde Chicago’da bu tür gerekçelerle tutuklanıp işini kaybeden yöneticiler ve profesörlerin var olduğunu öğreniyoruz. “Her üç Amerikalıdan ikisinin homoseksüelliği tiksinme ve korkuyla karşıladığına” dair bu görüntüler ve belgeler bugün homofobinin hâlâ güçlü olduğu bizimki gibi toplumlara da ayna tutuyor. Kuşkusuz, bu tür belgeleri ilk kez bu filmde görüyor değiliz ama kişisel bir hikâyenin arka planı olarak izlediğimizde o günden bugüne katedilen yolun ve tek bir hayat boyunca yaşanabilecek değişikliğin düzeyi açısından iyimserlik veriyor.

Belgeselin çarpıcı bölümlerinden birini de A League of Their Own (Penny Marshall, 1992) filminden parçalarla kadın beyzbolcuların yaşamına dair görüntüler oluşturuyor. Güzel görünsünler diye başlarında kitapla yürüme ve zarafet dersleri alan kadınlar, sahaya dizlerinin on beş santimetre üzerinde eteklerle çıkmak zorundalar. Sıkça düşülen ve yerde sürünülen oyunlarda boydan boya yaralanan bacaklara yapılan pansumanlar da bir gösteriye dönüşüyor. Kadınların bu sporu erkeklerden daha büyük bir dayanıklılıkla ama bir yandan da kadınlara atfedilen zarafetle yapmaları beklentisi 1950’li yılların kural kırmaya cesaret eden kadınlarını bekleyen iki ucu pis değnek.

A League of Their Own, Penny Marshall, 1992, ekran görüntüsü

Filme dair yayımlanan eleştiriler geniş bir yelpazeye yayılıyor. Farklı olmanın ağır bedel ödemeyi gerektirdiği bir dönemde buna cesaret edebilmiş olan Terry ve Pat’in ilişkisini ekrana taşıdığı için filmi övenler de var; Terry ve Pat’in kuir bir ilişkiler ağıyla hiç de gizli olmayan bir aşk yaşadığını ve filmin adı kadar bakış açısının da hayal kırıcı olduğunu vurgulayanlar da. Hatta içlerinde işi Terry’nin kimliğini görmezden geldiği için Diana’ya hakarete vardıranlar oldu.

İki uca savrulan yorumlarla yargılamadan önce filmi Terry ve Pat’in hepimizinki kadar karmaşık çelişkiler ve çatışmalarla dolu hayat hikâyelerine odaklanarak izlemek de mümkün. Hangimiz farklı aidiyetler arasında savrulmuyoruz ki? Bir yanda içine doğduğumuz biyolojik aile, öbür yanda yönelimimiz, yaşam tarzımız ve seçimlerimizle hayatımız boyunca kurduğumuz ilişkiler ağı. Kuşkusuz, bu ikisi çoğu zaman çatışma hâlinde, eğer dayatılan kurallara körü körüne itaat etmekten yana değilseniz. Terry de ömrü boyunca kuralları kırdığını ve hayatını böyle yaşamış olmaktan mutlu olduğunu söylüyor. Güzel bir ömür!

Terry Donahue ve Pat Henschel,
A Secret Love, kaynak: IMDb

A Secret Love, belgesel film, beyzbol, Feride Çiçekoğlu, film, Netflix, queer