Vardiya Raporu: Venedik -
Yüzeyler, Geometriler, Dokular, Renkler

Hücre fikri ilk ortaya çıktığında neye dönüşeceğini ne Vardiya tahmin ediyordu ne de Vardiya’nın bileşenleri. Geçen aylar içinde yavaş yavaş dokunulan yüzeyler kimi zaman kayboldu, kimi zaman ise daha da görünür oldu. Bir yelken bezinin dönüşümü mekânla beraber anlamlanmaya başladı.

İlk vardiyanın raporundan bugüne dokuz vardiya geçti ve vardiyalar devam ediyor. Hepsinde başka dertlerin çıktıları görünüyor. Dokuzuncu vardiya “Venedik: Yüzeyler, Geometriler, Dokular, Renkler”in mimari kısmı Gani Turunç, matematiksel ve geometrik temelleri fizikçi Mehmet Erbudak, mekân ve renkler üzerindeki yansımaları ise ressam Jörg Niederberger tarafından gerçekleştirildi.

Adolf Loos’un “Ornament und Verbrechen” [Bezeme ve Suç] metninin üzerinden seneler geçti; bu geçen seneler içinde bezemenin suçluluğu üzerine yazıldı, çizildi. Bugün tekrar bakınca, Loos’un “ilkel kültürlere ait” diyerek küçümsediği bezemenin başkenti Venedik demek mümkün; belki de olayın baş faali aramızda yaşıyor denebilir.

Atölye yürütücülerinden Mehmet Erbudak “Bezemelerin Gizemli Simetrisi” metninde atölyenin teknik gelişimine dair bazı ipuçları da veriyor. “Kristalografik yöntemlerle” dokuları nasıl sınıflandırdığını anlatıyor.

Vardiyanın başında katılımcılar ilk sunumları dinledikten sonra “bezeme” peşine düştüler. İki gün boyunca faklı dokuları bulup onları kendi aralarında paylaşıp konuştular. Bu konuşmalardan meselenin kişisel algıya ve deneyime bağlı olduğu sonucuna varıldı. Atölyenin konuşmacılarından birisi Vitra Tasarım Müzesi küratörü Jolanthe Kugler’di. Kugler mimarlık ve tasarım tarihinden örnekler vererek bezeme konusunda öğrencilere geniş bir perspektif sundu.

Atölyenin hedef mekânlarından birisi San Marco Katedrali’ydi. Mehmet Erbudak, katılımcıların buradan topladığı doku örneklerini onlarla beraber matematiksel olarak sınıflandırdı. Bunun için, daha önce Granada El Hamra Sarayı’nın bezemelerinin incelenmesinde de kullanılan ve kristalografların atom düzeneklerini sınıflandırmak için kullandığı Grup Teorisi’ne başvuruldu. Bu soyutlama işleminden sonra katılımcılar kendi dokularını tasarlamaya başladı.

Katılımcıların tasarladığı dokulardan sonra müdahale vakti yaklaşıyordu. Jörg Niederberger, katılımcıları zihinsel bir etkinlik olarak tasarımdan uzaklaştırarak el işini, duyusal ve bedensel olanı öne çıkaran egzersizlere yönlendirdi. Grup, baskı yöntemini kullanarak enstalasyona müdahale etmeye başladı. Dört bir taraftan kolektif olarak üretilen bu yeni yüzeyler, sergide Vardiya’nın en renkli hücresi olarak yerini buldu.

Renkli bir vardiyanın ardından, bir sonraki uçsuz bucaksız bir azınlığa doğru yol alacak.

Atölye katılımcıları: Sezin Sarıca, İlayda Keskinaslan, Yağmur Hürremoğlu, Deniz Ağaoğlu, Burhan Gün Rodoplu, Coşan Karadeniz, Ozan Topsöğüt, Alihan Sağlam, Subhrajyoti Acharya, İsmail Seleit, Berfin Mollavelioğlu ve Denizhan Erinekçi

Gani Turunç, Jörg Niederberger, Mehmet Erbudak, Vardiya, Venedik Mimarlık Bienali