Vardiya Raporu: Serbest Mekân Olarak Film Mekân

Bugün günlerden 12 Temmuz 2017. Üçüncü vardiya Venedik’ten döneli çok oldu, Venedik hâlâ sıcak. Açılış günlerinin yoğun ilgisinin ardından şimdi sıra tatil günlerini Venedik’te, bienalde geçirmek isteyenlerde ama sadece onlar değil, kaçan kırmızı elbiseli bir kadın da var!

Üçüncü vardiya, Sait Ali Köknar ve Sinem Serap Duran’ın yürütücülüğünü yaptığı “Serbest Mekân Olarak Film Mekân: B-Tipi Korku Filmi” atölyesinindi. Atölye, B-tipi korku filmlerinin yapım tekniklerini kullanarak kentsel ve mimari mekânı anlamayı ve yeniden yorumlamayı amaçlıyordu. Atölye yürütücülerinin, sürecin en başından tüm deneyimi kendilerinin anlattıkları kısma geçmeden Vardiya’dan birkaç haber ile sözü onlara devrediyoruz.

Vardiya’nın programı dahilinde Han Tümertekin ile Zeynep Tümertekin ve Ahmet Öğüt online toplantılara katıldılar. Bu toplantılar ve online kritiklere katılan Ayşe Şentürer, Gül Kaçmaz Erk ve Özgür Çiçek’in videoları Vardiya’nın YouTube kanalında. Bir de Venedik dışından bir haber: Vardiya, Kerem ve Yağız ile 5 Temmuz Perşembe günü Rotterdam’da Het Nieuwe Instituut’te serbest mekân tartışmasına konuk oldu.

***

Atölye yürütücülerinden not:

Serbest Mekân Olarak Film Mekân: B-Tipi Korku Filmi

Üçüncü vardiya, Venedik sokaklarını kovalamaca sahnesi çekerek deneyimledi. B-tipi filmin olanaklarını, kolektif bir üretim sürecine dahil etmeye çalıştık. Sinematik klişeler, çevrimiçi kurgulanan bir atölye içinde, kolay iletişim kurmamızı sağladı. Mimarlık öğrencileri, bir kovalamaca sahnesini bileşenlerine ayırıp, yeniden bir araya getirirken, bir nevi mimari bir problem çözmüş oldu. Klişelerle çalışmak, dokuz öğrencinin tek bir film ürettiği atölye sürecini de destekleyen bir yöntem olarak çalıştı aynı zamanda.

Vardiyalara ayrılan süre kısıtlı olduğu için hem ortak bir fikir geliştirip hem çekim yapıp hem de kurguyu bitiremeyeceğimizden endişelenerek atölye öncesi bir süreç tasarladık. Dünyanın farklı şehirlerinden, daha önce film çekme deneyimi olmayan dokuz öğrenciyi, ortak bir çalışma sürecine sokmak için, çeşitli egzersizler tasarladık. Bu egzersizler, klişe bir kovalamaca sahnesinin bileşenlerini aynı anda hem analiz edip anlamalarını sağlayacak hem de üretilen farklı filmlerin birbirleri ile ilişkilenerek bir araya gelmelerini sağlayacak kavram setleri içermekteydi.

Venedik’e gidilmeden bir buçuk ay önce çekimlere başlandı. Atölye öncesinde üç görev ve üç teslim süreci yaşandı. İlk hedefimiz olabildiğince çok çekim yaparak çok sayıda film parçası üretmek, sorunu “ne yapacağız”dan “ne seçeceğiz”e çekmek oldu. Öğrencilerden kendilerine bir korku filmi klişesi seçmelerini ya da tasarlamalarını, filmin gerilimini yaratırken mekânın dramatik durumuyla ilişkiye girmelerini, bu sırada teknik anlamda hem filmsel hem de mimari araç setlerinden istifade etmelerini bekledik. Atölye başladığında elimizde beşer onar saniyelik parçalardan ve kırk beşer saniyelik denemelerden oluşan üç saatin üzerinde video birikmişti bile.

Vardiya 3, pre-workshop video*

İlk teslimin ardından yaptığımız kritik sonucunda çekimlerdeki koyu karanlık ve aşırı titreme azaldı. İkinci teslimin ardından film parçaları kendilerine has bir ritim ve devamlılık kazandı. Öyle ki, üçüncü ve ikinci teslimdeki işlerin bir kısmını sergilemeye karar verdik.

Atölye öncesi süreç sadece video değil fikir biriktirmek için de faydalı oldu. Başka şehirlerdeki farklı oyuncuların tek bir karakter gibi algılanmasını planladığımız ve dolayısıyla devamlılık sağlamak için, filmlerdeki kaçan karakteri kırmızı bir kıyafetle kodladık. Kırmızı giyinen farklı oyuncular, farklı şehirlerin sokaklarında kaçmaya başladı. Venedik öncesinde çekilen videoların final filmde kullanılıp kullanılmayacağından biz de emin değildik. Aslında amaç bir fikir havuzu oluşturmaktı. Ancak bu fikirler öyle üretilmeliydi ki herkesin bağımsız, kendi içinde bitmiş birer korku filmi sahnesi olmamalıydı. Birbirleriyle ilişkiye girebilmeli, birbirini bir patchwork gibi tamamlayabilmeliydi. Bu noktada, yine klasik bir korku filmi sahnesini analiz etmeye yarayan başka bir tablo hazırladık. Kendilerinden istediğimiz film sahneleri içinde, herkes bir kovalamaca sahnesi çekecek, herkes kendi filmi içinde bir şaşırtmaca ya da katilden kaçarken bir yere sıkışmış bir kurban tasarlayacaktı. Bu süreçte o kadar iyi fikirler çıktı ki, filmin senaryosunu ve akışını belirlemek çok kolay oldu. Final filmdeki fikirlerin hemen hepsi kolektif. İş tanımında yazan kaçan bir karakteri takip eden kamera fikri dışında tüm fikirler atölye sürecinde üretildi. Örneğin, “fotoğraflardan kurbanını takip eden bir katil” fikri Venedik öncesi süreçte üretilmiş bireysel deneme filmlerinden birinde ortaya çıktı. Öğrencilerden bir kaza tasarlamalarını istemiştik. Mekânda kaybolan, yok olan ya da çoğalan insanlar geldi. Kırmızı kıyafetin içini boşaltan örnek yine Venedik öncesi sürece ait ve hepimizi etkiledi. Bütün bu unsurlar filmin senaryosuna dahil oldu.

Vardiyaların küratörler tarafından tanımlanan genel işleyişine göre öğrenciler pazartesi şehre varıp yerleşiyor. Salı Arsenale, çarşamba Giardini geziliyor, biraz da çalışılıyor. Bu sırada biz sabahları çevrimiçi bağlanıyoruz.

Yürütücüler cuma öğlen mekâna varıyor, pazar günü işler sergilenerek süreç tamamlanıyor. Çevrimiçi bağlanan üç konuşmacı ve üç eleştirmenin sunumlarını, küratörlere gönderilen günlük raporları da düşününce geriye iş üzerinde çalışacak çok az vakit kalıyor. Doğal olarak bir tür öz yönetim ve görev paylaşımı ortaya çıkıyor. Cuma vardığımızda öğrencileri, teknik olarak ortama hâkim, biz yokken organize olmuş, perşembe günü özel izinle girdikleri Palazzo Contarini del Bovolo’daki çekimlerini tamamlamış olarak bulduk. Cuma ve cumartesi günlerinde ortak bir kurgu ve eksik çekimler üzerinde çalıştık. Takım parçalara bölünerek görsel efekt yapanlar, montajla ilgilenenler ve sergi mekânına süreci işleyenler olarak çalışmaya başladı. Sinem film üretiminin, Sait Ali sergilemenin koordinasyonunu üstlendi. Süreçle paralel ilerleyen çevrimiçi konuşmalara pek çok isim katkı koydu.

Ayşe Şentürer, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde yürütmekte olduğu mimarlık stüdyolarının, sinematografik araçlarla olan ilişkisini anlatan örnekler gösterdi. Gül Kaçmaz Erk, sinema ve mimarlık alanlarının kesiştiği çalışmalarından ve öğrenci işlerinden örnekler verdi. Özgür Çiçek, B-tipi filmlerin amatör üretim modeli olarak serbest mekânla olan ilişkisini, kaçış sahnelerinin norm dışı oluşundan kaynaklı tekinsizliğine değinerek yorumladı.

Masa başında kolektif çalışılmış filmin bir araya getirilmesi ve küratörlerin “yumuşak hücre” bizim “çadır” dediğimiz üçüncü vardiyaya ayrılan köşede atölye öncesinden başlayarak tüm süreci bir zaman çizelgesi eşliğinde anlatmaya çalışan sunumla uğraşıldı.

Sergilemede bıçak, perili ev, kuzgun, kuru ağaç gibi korku filmi klişelerinin siluetlerini, kanlı el izi, kırmızı gibi diğer klişeleri kullandık. Atölye öncesi yazışmalarımızdan örnekleri yapıştırdık. Çekilen filmlerin kesit temsillerini kolajlarla perdeye işledik.

Vardiya 3, Film Space as
Freespace Exhibition Area

Sonuçta serbest mekân fikriyle örtüşen pek çok deneyim biriktirdiğimizi söyleyebiliriz.

Sokaklarda toplumsal sözleşmeden habersiz çocuklar gibi koştuk, haritada uzak ama anlamda yakın mimari mekânları art arda dizerek imkânsız ama inanılır bir mimari kurguladık, film mekânını keşfettik, bienalin bitmiş sunumlar ortamını bir sergi kurulurken yaşanan dağınık enerji ile doldurduk, sergileri gezenlerle kesiştik, işimizi anlattık, sergilenen olduk.

Vardiya 3, final teaser

Sait Ali Köknar + Sinem Serap Duran

* Atölye öncesi çekilen diğer videolar: Vardiya 3, pre-workshop video 1, Vardiya 3, pre-workshop video 2, Vardiya 3, pre-workshop video 3.

Sait Ali Köknar, Sinem Serap Duran, Türkiye Pavyonu, Vardiya, Venedik Mimarlık Bienali