Vardiya Raporu: (N)everland

Vardiya’nın yarısına geldik, ilk altı vardiya tamamlandı. Kısa bir aradan sonra kalan vardiyalar art arda gerçekleşecekler. Forum alanına bu sefer katılımcıların yanı sıra bir robotik kol da dahil oldu. Sıcak günleri serinleten fragmanıyla “(N)everland”i katılımcılarından Ekin Sıla Şahin kaleme aldı.

“(N)everland”, Selen Ercan, David Jenny, Orkun Kasap, Nizam Onur Sönmez

Birçok kişi için “var olmayan ülke” anlamına gelen neverland kelimesi, altıncı vardiya katılımcılarının zihninde artık farklı tanımlar uyandırıyor. Türkiye, Endonezya, Amerika, Venezuela ve İsviçre gibi dünyanın farklı ülkelerinden gelen kişilerin 31 Temmuz–6 Ağustos arasındaki birlikteliği bu tanımlardan biri.

fotoğraf: Laura Guarnier

Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu’nda “(N)everland” başlığıyla gerçekleştirdiğimiz altıncı atölye David Jenny, Nizam Onur Sönmez, Orkun Kasap ve Selen Ercan’ın yürütücülüğünde, katılımcılar Alican Taylan, Alp Demiroğlu, Aslıhan Özen, Ata Gün Aksu, Damla Erkoç, Dicle Taştan, Eduardo Mouhtar Rafeh, Ekin Sıla Şahin, Rendy Hendrawan ve Yusuf Aras Kalkan ile birlikte tamamlandı. Atölye, malzemenin havayla etkileşim süreci ve mekânsallığın kalıcılığıyla ilgili dogmaların yeniden gözden geçirilmesine olanak sağladı.

fotoğraf: Ekin Sıla Şahin

Atölyenin ilk günleri, yürütücüler tarafından verilen eğitimlerle dijital üretim teknolojilerine genel bir giriş şeklinde gerçekleşti. Yerinde üretim, dinamik döküm, kompleks ahşap konstrüksiyon gibi farklı dijital tekniklerin mimarideki karşılıklarıyla ilgili sunumlar yapıldı. Mimarlıkta dijital fabrikasyon kapsamında yapılan üretimler ve öğrenci çalışmaları gösterilerek konuyla bağlantılı yapılabilecekler hakkında genel bir fikir havuzu oluşturuldu. Katılımcılar ve yürütücüler, bir parçası oldukları Venedik’i ve Mimarlık Bienali’ni tanıma ve tanımlama aşamalarını da bu günlerde deneyimledi.

Var ol(may)an ülke olarak “mimarlıkta dijital üretim” konusunu ele alan katılımcılar, hem katı hem de sıvı madde özellikleri gösteren kumun robotik bir kol aracılığıyla şekillendirilmesi sürecindeki olanakları ve zorlukları keşfetti. Bu doğrultuda, bir yandan farklı parametrelerin göz önünde bulundurulduğu dijital destekli tasarım sürecini deneyimlerken, aynı zamanda tasarımsal gelip geçiciliğin farklı olasılıkları üzerinde düşündü.

fotoğraf: David Jenny

Atölyenin merkezinde yer alan ve dijital ortam aracılığıyla manipüle edilebilen kum havuzu, süreç boyunca tüm katılımcıların uğrak merkezi de oldu. Katılımcıların ana görevlerinden birisi, kum havuzu ortasında yer alan robot koluna hava üfleme potansiyeline de sahip bir uç tasarlamaktı. Ardından tasarım ve uygulama sürecinde bazı yazılım-donanım araçlarıyla ve kimi zaman manuel olarak kumu yeniden şekillendirdiler.

fotoğraf: Damla Erkoç
fotoğraf: Ata Gün Aksu

Katılımcılar, dijital ortamda tasarladıkları robot ucuna basit kurallar koyarak onun kum üzerindeki desenlerini öngörmeye çalıştılar. Kum, yapısı gereği öngörülmesi kolay olmayan bir malzemeydi. Ucun kum içerisinde izlediği güzergâh, kumdaki hızı, kuma mesafesi, havanın üflenme miktarı vb. parametrelerden etkilenerek tahmin edilenden farklı geçici desenler oluşuyordu. Bu farklı parametreler, oluşan desenlerin çeşitliliğine ek olarak, farklı zorlukları da beraberinde getirdi. Tasarımlarını test ettikleri sırada robot kolunun hata vermesi, etrafın kumlar içerisinde kalması, tasarlayıp 3D printer ile bastıkları ucun kırılması katılımcıların tasarım sürecindeki öngörü yönünü kuvvetlendiren bazı tatlı zorluklardı.

fotoğraf: Alp Demiroğlu

Altıncı vardiya katılımcıları ayrıca, robot ucunu tasarlayıp denedikleri bu bir hafta boyunca dijital ortamda farklı konuşmacılarla da bir araya geldiler. Luka Piškorec, mimaride dijital üretimin tarihsel sürecinden başlayarak günümüzdeki örneklerine dayanan bir sunum gerçekleştirdi. David Mulder’la disiplinlerarası projeleri hakkında konuşuldu. DS Mimarlık’ın kurucularından Sevim Aslan ise, bienallerin ne için var oldukları ve mimarlıkta araştırmanın önemi konularına değindi. Video ve fotoğraf sanatçıları Chintan Gohil ve Jason Taylor’la gerçekleştirilen söyleşide, sisteme karşı gelen bir yaklaşım olarak sanat ve mimarlık ele alındı. Ayrıca atölyenin son gününde ETH Zurich’ten öğretim üyeleri ve öğrencilerle birlikte haftalık değerlendirme yapıldı. Tasarlanan, basılan ve kum üzerindeki performansları denenen robot uçlarıyla ilgili sunum yapan gruplar, jüriden geri bildirim alarak süreci değerlendirdi.

fotoğraf: Alp Demiroğlu

Mimarlığın bilgisi kendini sürekli yenileyen bir dinamizme sahip. Haftalardır süren bu dinamizm, film üretiminden yazılı medyaya büyük bir yelpazede mimarlığı ele alan vardiyalarla devam ediyor. Altıncı vardiya katılımcıları Rhinoceros ve UR Studio gibi farklı dijital ortamlarda aktif olarak çalışma deneyimi elde ettiler. 3D printer ve robot kolu kullanarak farklı parametreleri göz önünde bulundurdukları ortak bir tasarım sürecine dahil oldular. Bu süreci bastıkları robot uçları, çalışmalarını içeren bir kitapçık ve ürettikleri bir video ile bienalde sergiliyorlar. Bir haftayla ya da yirmi beş haftayla sınırlı kalmayan bir süreç Vardiya. Mimarlık bilgisinin kendisi gibi davranıyor: Fiziksel sergiler dışında paylaşımlarla, deneyimlerle ve etkileşimlerle genişleyen bir Vardiya bilgisi var.

David Jenny, Ekin Sıla Şahin, Nizam Onur Sönmez, Orkun Kasap, Selen Ercan, Türkiye Pavyonu, Vardiya, Venedik Mimarlık Bienali