Vardiya Raporu:
Uçsuz Bucaksız Azınlık

Vardiya’nın sesi neye benziyor? Kimler duyuyor Vardiya’yı, nerelere ulaşıyor kestirebilmek zor. Mimarlıkla çok benzeşiyor aslında; bağımsız bir strüktür olarak var olurken karşılaştıkları, karşılaştıracakları hep sürprizlerle dolu.

Bir buluşma alanı olan Vardiya, onuncu vardiyada yaşam alanlarımıza ve yaşam alanlarımız üzerinde mimarlar dışında kimlerin söz hakkının olduğuna odaklandı. Atölyenin katılımcıları deneyimlerini kaleme aldı:

Bir toplantı sonrası, arkada Kaptan’ın1 sesi dönüyordu. O sırada Kaptan’ın “Kesmeşeker dinleyicileri ki uçsuz bucaksız azınlıktır, onlar kaç değil kimdir” sözleri hatırlandı. Ve bir heyecanla atölyenin ismi bulunmuş oldu: “Uçsuz Bucaksız Azınlık.” Atölyenin konusu, sürekli üretilen ama kimin için üretildiği, kaç kişinin ulaşabildiği tartışmalı konut meselesiydi. Herkes İçin Mimarlık ve Kerem Erginoğlu’nun çalışmaya başladığı onuncu vardiya, İtalyan mimar Giancarlo De Carlo’nun Venedik Mazzorbo adasındaki sosyal konut projesi örneği üzerinden yola çıktı. Sosyal ve toplu konutun geçmişi, bugünü ve geleceğini araştıran bir içerikle atölye kurgulandı.

Geleneksel ülke pavyonlarının aksine Vardiya, dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla buluşmak ve katılımcıların kendi konfor alanlarının uzağında kalan bir konu hakkında, etraflarını çevreleyen öğeler tarafından daraltılmış bakış açılarını genişletmek için bir yöntem sunuyor.2 Biz de vardiyayı sadece sıra bize geldiğinde çalıştığımız ve süre bittiğinde paydos diyebileceğimiz bir süreçten çok, bir fırsat ya da bir karşılaşma ortamı olarak ele almaya karar verdik. Öncesi, sırası ve sonrası gibi farklı zamanlarda soruların sorulduğu ve cevapların arandığı bir duruma dönüşmesini arzu ettik. Bu sebeple bizim vardiyamız sırasını beklemeden şubat ayında başlamış oldu.

Belki de onlarca kez duyduğu sorulara cevap veren, hatta sorunun ne olacağını bilmediğimiz durumlarda kendi bakışından meseleyi bizim için derinleştiren kişilerle nisan ayından itibaren röportaj yapmaya başladık. Öncesinde başlayan “sorma” eylemi vardiya sırasında katılımcıların, konuşmacıların ve ziyaretçilerin katkılarıyla çoğalarak devam etti. Sosyal konut konusunu kendi sınırları içerisinde tartışmaya niyet etsek de, misafirlerimizin her birinin zihin açıcı katkıları sayesinde düşüncelerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekti. Katılımcı ve yürütücü rolleri de değişerek, dönüşerek, sonunda ortadan kalkarak süreçte herkesi eşitleyen bir zemin oluştu.

Atölyenin gidişatı üzerine
karar alırken

Vardiya boyunca soru sorma eylemi atölyedeki üretimin ana eksenine oturdu. Önemli bir tartışma ve öğrenme ortamı içinde, günlük vardiyalarımız bittiğinde de hâlâ sormaya devam ettik. Venedik’in kendisi başlı başına önemli bir öğrenme ortamı. Öğrenme zamanı pavyonun dışında Rialto köprüsünün çevresinde Venedik’in günlük yaşamını deneyimlerken, Mazzorbo adasında De Carlo’nun yaptığı evlerde yaşayanların sorunlarını dinlerken ya da Giudecca’da Cino Zucchi’nin konutlarının ortasındaki meydanda çocukların oyunlarına karışırken devam ediyordu. Ortak dert, konut üzerinden değişimi hayal etmek, geleceğe dair farklı bir mimarlığın olasılıklarını düşünmekti. ‘Değişim’i sorgularken katılımcı tasarım ve kullanıcı deneyiminin ne olduğu başlıca sorumuz oldu. Diğer bir deyişle, çevrimiçi oturum konuklarımızdan Dr. Finney’in konut projelerine ilişkin dediği gibi “değişikliği normalleştirmek” ve “bunun nasıl mümkün olabileceğinin” yollarını düşünmeye odaklandık. Bütün grup üyeleri sahip oldukları ortaklık ve ayrıksılıkları ortaya döküyor ve konuyu hak ettiği biçimde farklı açılardan “çok yüzlü” bir şekilde ele alıyordu.

Mazzorbo’da Eda Bozkurt’un
sunumunu dinlerken
Bir Mazzorbo’da sakiniyle görüşme
ve ev ziyareti
Guidecca’da Cino Zucchi’nin
konutlarının arasındaki meydan
Guidecca’da günbatımı

Konuyla ilgili görüşlerimizi paylaştık, insanlara sorduk, Venedik’teki sosyal konutları gözlemledik, farklı ülkelerden kişilerle çevrimiçi ve yerinde röportajlar yaptık, ancak sonuca odaklanmadık. Olduğumuz yerde ve zamanda önemli olan süreç ve görüşlerdi. Bir hafta içinde bu konuyla ilgili sorunları çözemezdik. Ancak sosyal konut konusunda tasavvurlar geliştirdik.

Tartışmalar kâğıda dökülüyor ve
video-podcast çekimleri yapılıyor
Sergi kurulumu üzerine tartışırken

Elbette bütün bu soruları ve süreci paylaşmak önemliydi. Olur da yolunuz düşerse onuncu vardiyaya ayrılan alanda tüm bu süreci, yerdeki sarı izin üzerindeki zaman kırılmaları, televizyonda dönen röportajlar ve cevaplamanızı bekleyen sorulardan izleyebilirsiniz. Her katılımcının dile getirdiği üzere bu vardiya burada bitmedi. Belki de bundan sonraki süreçte vardiyalar bir araya gelir ve daha derin araştırmaların gerçekleşeceği çalışma gruplarına dönüşüp, bienallerde sergilenecek rutin işlere dönüşebilirler.

Katılımcılar: Duygu Gökoğlu, Eda Bozkurt, Elif Erez, Elif Ezgi Öztürk, Erkin Yaşar Çerik, Ferhat Çerkeş, Israa Assaf, Ronay Barış Civas, Sinan Birsel, Herkes İçin Mimarlık + Kerem Erginoğlu.

Sergi
Atölye sonu
Atölye sonu, Sinan montaj

1. Kaptan, Kesmeşeker’in kurucusu ve vokalisti olan Cenk Taner’dir.

2. Bu metin, geçirdiğimiz vardiyanın ruhuna uygun olacağı da düşünülerek, yürütücü ve katılımcıların görüşlerinin kolajıyla oluşturulmuştur. Merak eden okuyucuların kolajın fragmanlarını bir nebze ayırt edilebilmesi için metin düz ve italik olarak dizilmiştir. Hangisinin kime ait olduğunun pek de bir önemi yok.

Herkes İçin Mimarlık, Kerem Erginoğlu, Vardiya, Venedik Mimarlık Bienali