İzmir
ve Tasarıma Dair
Özyaşamöyküsel
Notlar:
Birinci Bölüm

Zaman hızlı geçiyor.

İnsan başından geçenleri yazmak istiyor. Toplantılara sıkışıp kalmış, gerçekleşsin diye çok çaba sarf edilmiş olmasına rağmen asla görülme duyulma şansı bulamamış bazı fikirler, anlatılır, yazılır, paylaşılır da belki ileride birilerine ilham verir diye…

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık okumak için on altı yıl önce İzmir’den ayrılıp İstanbul’a geldim. O ilk günden beri “bir gün İzmir’de bir şeyler yaratmalıyım” diyen içimdeki ses, zaman zaman gerçekleşmeyen bir hayal olarak canımı sıkarak, zaman zaman da bir şeyleri mümkün kılmak için kişileri ve kaynakları bir araya getirmek konusunda beni heyecanlandırarak başımın etini yedi durdu. Bu ses, beş yıl önce başlayan, birbiri ile alakasızmış gibi görünen olaylar dizisine kadar yaptığım her şeye, anlattığım her anıya bulaşarak aklımda yankılanmaya devam etti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi 2009 yılında düzenlediği Kültür Çalıştayı’nda kenti tasarım ve inovasyon kenti olarak geleceğe taşıma vizyonu belirlemiş ve bu vizyonu 2011 Tasarım Forumu’nda gündeme gelen bazı somut önerileri hayata geçirdiği bir dizi proje ile uygulamaya başlamıştı. İzmir’de bazı şeylerin olmamasını sadece birisinin çıkıp onları yapmamasına bağlayan, uzaktan kentte ve bölgede olan biteni ve olası fırsatları takip eden birisi için; yani benim için oldukça heyecanlı gelişmelerdi bunlar. 2010 yılında tamamladığım ve kentli, yaratıcılık, yaratıcılık odaklı kent politikaları ve mekân yaratımına odaklanan yüksek lisans tezimde biriktirdiklerim, Belediye’nin hedeflerini, kentte söz sahibi diğer kamusal ve özel kurumların ve kişilerin dediklerini daha dikkatli takip etmeme sebep oluyordu. Bu ilgi doktora çalışmam için İzmir’in tasarım kenti olma hedefini UNESCO Yaratıcı Kentler Ağı Tasarım Kenti kriterleri açısından incelememin de esas sebebiydi.

5 Ağustos 2009 yılında İstanbul Tünel’de küçük bir barda düzenlemeye başladığımız, sonra farklı mekânlarda kitlesini artırdığımız ve Tomtom Sokak’ta film gösterimleri, atölyeler ve konuşmalar gibi yaratıcı alana dair içerikle zenginleştirdiğimiz nobonLounge buluşmalarından birini 8 Ekim 2011 tarihinde İzmir’de düzenlediğimde amacım İzmir’in tasarım ve yaratıcılık ortamını yoklamaktı. Aynı dönemde, İzmir’de mimarlık öğrencileri ile atölye çalışmaları yaptım ve üniversitelerde birkaç seminer verdim. Bunlar, sonraki beş yıl İzmir’de yapacaklarımın ilk denemeleriydi.

Belediyenin vizyonu, kişisel ilgim ama esas olarak birazdan okuyacaklarınız İzmir’in tasarım ortamının hikâyesi ile benim kişisel hikâyemi geçtiğimiz beş yıl için birleştirdi.

Yaratıcı endüstriler odaklı kamusal alan tasarımları:
Mimari tasarımı kullanıp, kentin yaratıcı kabiliyetini kışkırtacak hayaller kurmak

2012 yılının ilk aylarıydı. Program yapımcılarından biri olduğum Açık Radyo Açık Mimarlık programı sonrası mimar Boğaçhan Dündaralp ile sohbet ediyorduk. Dündaralp, İzmir’de mimarlık eğitimini tamamlayıp İstanbul’a gelmiş ve profesyonel hayatını burada kurmuş bir İzmirli. O sıralarda kendisi, bugün İzmir Deniz olarak bilinen ancak o günlerde, Kıyı Tasarım Projesi olarak anılan kentsel tasarım projesinin içinde yer alıyordu. Büyükşehir Belediyesi 2011 Tasarım Forumu’nda vurgu yapıldığı gibi tasarımın önemini ve gündelik hayata getirebileceklerini tasarlanmış ve iyi uygulanmış kamusal mekânlarda kentliye göstermek görüşünü hayata geçirmek için bu projeyi başlatmıştı. İzmir kent merkezinin Körfez kıyı hattı, dört parçaya bölünmüştü. Her bir parça başında bir koordinatörün bulunduğu tasarım ekibinin sorumluluğundaydı. Dündaralp bu gruplardan, mimar Nevzat Sayın’ın koordinatörü olduğu Alsancak çalışma grubunda yer alıyordu. Radyo kaydı sonrası, kapsamı hayli heyecan verici olan bu İzmir projesinin detaylarını konuştukça yerimde zor oturduğumu ve bu hislerin tasarım süreci ve tartışma toplantılarının parçası olduğum süre boyunca kuvvetlenerek devam ettiğini hatırlıyorum.

Alsancak proje alanına dair
tematik bölümleme
Alsancak proje alanında
önerdiğimiz kullanımlar

Mimarlar, endüstriyel tasarımcılar, peyzaj mimarları, denizbilimciler, ulaşım uzmanları vb. çok farklı alanlardan yaklaşık yüz meslek profesyonelinin parçası olduğu bu proje, tasarım, tartışma ve uygulama süreçleri açısından yerel yönetimlerin önayak olduğu örnek bir proje olarak tekrar tekrar incelemeye değer bir süreç yarattı. Projenin güncel durumunu izmirdeniz.com adresinden takip etmek ve bölgelere göre projeleri incelemek mümkün.

İzmirdeniz projesinin web sitesinden
ekran görüntüsü

Proje süresince mimarlıktan yola çıkıp bambaşka alanlara vardığımız keyifli tartışmalar yapma fırsatı bulduğum Boğaçhan Dündaralp’ten hem mimarlığa hem de kendime dair pek çok şey öğrendiğimi ve Nevzat Sayın’ın da dahil olduğu uzun proje tartışmalarının ve toplantı yolculuklarının da ayrı bir keyif olduğunu tarihe not düşmeliyim.

Kıyı Tasarım Projesi’nde, sorumluluğumuzda olan Konak Meydanı’ndan Alsancak Limanı’na kadar olan alanda tasarım fikirleri geliştirmenin yanında, özellikle işaret ettiğimiz iki alana dair etkinlik takvimleri hayal ederek kullanımlar da tarif etmiştik. Yaratıcı endüstriler odağındaki bu etkinlikler mevcut yerel kaynakların bu alanlarda nasıl bir hayat yaratmak için örgütleneceğini, zaman içinde kent hayatında nasıl yer edeceğini ve İzmir’i tasarım kenti olma hedefine nasıl taşıyacağını kullanım tarifleri yaparak işaret eden önerilerdi. Kıyı tasarım projesi kapsamında yapılan tartışmalarda bahsedilen ve İzmir’in yerleşik etkinliklerinden birisi olması önerilen Akdeniz Şenliği’nin kurması öngörülen uluslararası ağ da bu etkinlik hayallerine dahil edilmişti.

Açık Hava Sineması ve Infobox: Yeni medya odaklı sanat, sinema, performans ve bellek

Bu alanlardan ilki, projede Açık Hava Sineması ve Infobox olarak adlandırdığımız geçmiş zamanın NATO binası, bugünün Subay Ordu Evi olan yapının önündeki kıyı alanıydı.

Subay Ordu Evi deniz cephesinde, sokak kotunun yaklaşık üç metre üstünde yarattığı bir terasın duvarıyla yaya akışından kopar. Kordon boyunca sahildeki tüm yapılar ya restoran ve kafelerle ya da dükkânların girişleri ile kıyıdaki kamusal kullanıma açılırken bu yapı güvenlik ve giriş kontrolü gibi sebeplerle duvarlaşan sokak cephesi ile fiziksel ve görsel ilişkilere kapalıdır. Yapının, kamusal dinamiklerle kurduğu bu ilişkiye bir cevap olarak, Subay Ordu Evi ve araç yolu tarafında yükselen, deniz tarafında ise mevcut zemin kotuna inen, bir peyzaj müdahalesi önerdik. Körfeze, günbatımına yönelen, Gündoğdu Meydanı çevresinde halihazırda bulunan çimen tepeler gibi farklı kotlarda Kordon’un deneyimlenmesini sağlayan, tepenin altında yaratılan kotta sergileme ve performans gibi farklı kullanımlara imkân veren, cephesinde sergileme ve etkileşim yüzeyi yaratan bir tasarım geliştirdik. Sayıları azalmış olsa da İzmir’in kent kültürü belleğinde hâlâ yaşayan yazlık sinemaları kentin en yoğun kullanılan kamusal alanlarından birine, orada sürekli kalacak şekilde taşıyan ekranla, Karşıyaka’ya bakışı ve günbatımını çerçeveledik. Hem karadan hem de denizden izlenebilen çift taraflı işleyen bu yazlık sinema fikrini önerirken, kıyıya yanaşmış onlarca sandaldan film izleyen İzmirlilerin seyir keyfine ortak olmak istedik. Büyük turistik gemilerin yanaştığı liman ile kentin tarihi çekirdeğinin neredeyse tam ortasında kalan tasarım önerisinin, açık ve kapalı alanlarında kente dair bilgilendirme, sergileme alanları ve bisiklet terminaline de ev sahipliği yaparak turistlere de hizmet etmesi amaçladık.

Açık Hava Sineması ve Infobox
ile çevresindeki işlevlere dair
şematik plan
Açık Hava Sineması ve Infobox
kara cephesi
Açık Hava Sineması ve Infobox
deniz cephesi

Amacımız, basit bir peyzaj müdahalesi ile yaratılan tasarımın farklı kentsel kullanımlara ilham vermesiydi. Kapalı ve açık mekânları ile kışkırtabileceği hayatın nasıl olacağını ve yapı programının hangi vizyon ile yönetilebileceğini göstermek için tasarıma dair kurgusal bir takvim hazırladık. Kentin kültür alanındaki mevcut paydaşları ve etkinlikleri dikkate alınarak bu alanın nasıl yönetilebileceğini gösteren takvim, önerilen tasarımın 2013 yılında tamamlanarak kullanılmaya başlanacağını öngörerek hazırlandı.

2013 Temmuz: 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile beraber düzenlenen sinema ve gösteri sanatlarına odaklanmış İzmir Açık Hava Sanat Festivali’nde, tasarım hem ekran hem de sahne olarak işler. Kentteki bağımsız sokak sanatı inisiyatifleri festival boyunca alanı bir program çerçevesinde serbestçe kullanır.

2013 Temmuz: İzmir’de geçen filmler sergisi ve gösterimleri başlar. Bu etkinlik boyunca, İzmir’de geçen yerli ve yabancı filmlerin çekim süreçlerine ve filmlerden karelere dair fotoğraflar sergilenir, sanatçılara ve prodüksiyon tasarımına dair bilgiler kentliyle paylaşılır. Etkinlik dizisi boyunca akşamın erken saatlerinde düzenlenecek sinema sohbetlerinden sonra bu filmler izlenir. Amaç kentteki film tasarımı ve radyo televizyon bölümlerine sahip üniversitelerin akademik birikimini harekete geçirmek ve kentte yerleşik alanın profesyonellerini kentliyle bir araya getirecek bir ortam yaratmaktır.

2013 Ağustos: Kordon Tiyatro günleri, İzmir’de geçen filmler gösterimleri ve sergilerinden sonraki ay başlar. Günbatımında, antik çağ tiyatrosunun performans koşullarına sadık kalarak gerçekleşen oyunlar sergilenir.

2013 Ağustos: Tiyatro Festivali sırasında sabahları toplu spor etkinlikleri içeren hafta sonu programı gün boyunca pandomim, beden, mimik ve drama atölyeleri ile devam eder.

2013 Eylül: Enternasyonal Fuar ile beraber başlayıp Eylül ayına yayılan bir programla, İzmir Tarih Sergisi başlar. Kentin ve yakın çevresinin tarihini en eski yerleşimleri ve yakın tarihin olaylarını, işgaller, göçler, yıkımlar ve yeniden yapımlar kapsamında tartışmaya açan sergiye akşam sohbetleri ve belgesel gösterimleri eşlik eder.

2015 Ekim: 2013’te çalışmaya başlayan Akdeniz Akademisi’nin kültür-sanat kapsamında yaptığı çalışmalarda odaklandığı Etkileşim Tasarımı [Interaction Design] Programının işleri açık ve kapalı alanlarda sergilenir.1 Ekran etkileşimli projeksiyonlar için kullanılır. Dijital teknolojiler, yeni medya ve etkileşimli sanat kamusal alanda kentli ile buluşur.

2016: Başarıyla devam eden İzmir Kısa Film Festivali, Akdeniz Şenliği’nin sağladığı bağlantılar sonucu bilinirliğini ve uluslararası katılımcılarının sayısını artırarak devam eder. Bu alanda ilk defa etkileşimli filmler kategorisinde gösterimler yapılır.

2017: Akdeniz Akademisi’nin kendi bünyesindeki alt programlarda yetişen tasarımcılar, tasarım ve film festivallerine de eklemlenerek biriken ürünlerini bu yıl ayrı bir etkinlik olarak paylaşacaklarını kente ve uluslararası tasarım dünyasına ilan ederler. İzmir, her yıl tekrarlanacak Etkileşim Tasarımı Günleri adında bugün ve geleceğin tasarım, etkileşim, performans ve yeni medya fikirlerine odaklanmış özgün bir etkinlik yaratmış olur.

Açık Hava Sineması ve Infobox’un kullanımına dair kurgusal takvim

Kıyı projesinde sorumlu olduğumuz Alsancak bölümünde, Açık Hava Sineması ve Infobox olarak adlandırdığımız tasarım kapsamında önerilen etkinlik fikirleri, sinema ve performans sanatlarını odağa alır. Onları etkileşim tasarımı ve yeni medya sanatları ile bağlar. Bu öngörü, kentteki farklı yüksek öğrenim kurumlarındaki sanat, sinema televizyon ve film tasarımı gibi bölümlerin varlığına dayanır. İzmir bu alanda yetişmiş başarılı genç nüfusunu, Türkiye’de bütün yaratıcı endüstrilerin merkezi konumunda olan İstanbul’a gönderir. Yetişmiş kitlenin kentte kalması ise, yaratıcı üretimlerinin koşullarının bütününü, ekonomik, sosyal ve entelektüel ağları kapsayan bir ekosistemin kentte var olması ile mümkündür. Proje kapsamında önerilen alan kentin kendi imkânlarını kullanarak kuracağı özgün ve canlı bir yaratıcı ekosistemin görünür olacağı sahnedir. Bu ekosistem ve sahne, yerel yaratıcı üretimlerin ve uluslararası alanda görünür hâle gelecek yerel etkinliklerin kaynağı olacaktır.

Tasarım Meydanı: Tasarım kavramı ile kentlinin sürekli etkileşimi

Kıyı Tasarım Projesi Alsancak grubunda takvime bağladığımız tasarım odaklı etkinlik önerileri geliştirdiğimiz bir diğer alan, projede Tasarım Meydanı olarak adlandırdığımız, Kordon hattında mevcut Alsancak İskelesi’nin doğusundaki alandı. Kıyının kullanımını zenginleştirecek, Tasarım Forumu’nda vurgu yapılan “tasarımın kamusal alana taşınması” fikrini pekiştirecek ve tesadüfen de olsa tasarım odaklı etkinliklerle kentlinin yolunu sık sık kesiştirecek bir Tasarım Meydanı hayal etmiştik. İskele çevresinde, kıyı kullanımını yoğunlaştıracak servis hizmetlerini barındıracak basit yapıların yanında önerimiz bu alana sadece üç adet hidrolik vinç yerleştirmekti.

Bu vinçler alanda sabit altyapı elemanları olarak, meydanın tasarım odaklı etkinlikler kapsamında her defasında farklı şekilde yeniden tasarlanmasına imkân verecek ‘başlatıcılar’ olarak görev yapacaklardı. Fikirleri kışkırtmak için hayli kuvvetli üç küçük tohum…

Bir şeyleri havada tutmak, aralarına bazı şeyler asmak, alana getirilen başka yapısal elemanların yerlerine taşınmasını sağlamak, ziyaretçilerle etkileşime girmek, bir şeyleri görünür kılmak ya da kendileri dahil bir şeyleri yok etmek için kullanılacaklardı. Tasarım meydanındaki vinçlerin tamamı bir anda yerleştirilmeyecekti. Önce alana portatif bir vinç yerleştirilecek, aylara yayılan program kapsamında Tasarım Meydanı fikri ve nasıl işleyeceği kentliye anlatılacaktı. Kullanıcıların tepkileri ve önerileri doğrultusunda vinçlerin kullanım imkânları yeniden değerlendirilecekti.

Tasarım Meydanı ve çevresindeki
işlevlere dair şematik plan
Tasarım Meydanı’na kıyı çizgisi
üzerinden bir bakış

2012 Haziran: Tasarım Meydanı’na “liman kenti İzmir” sloganını vurgulayacak şekilde, konteynerlerin dönüştürülmesiyle yaratılmış işlev kutuları portatif vinç yardımı ile yerleştirilir. Bu vinç, alanın farklı etkinlikler için özgün fikirlerle yeniden tasarlanmasında rol alır. Tasarımların ya doğrudan parçası olur ya da onların yaratılması için çalışır. İşlev kutuları ilk başta, Belediye’nin kendi birimlerinin hizmetleri için kullanılır. Kablosuz internet noktası, İzmir kitaplığı yayınlarının satış noktası, İzmir’in karakteristik yiyeceklerinin satış noktası, Belediye hizmetleri tanıtım alanı vb. olarak işler. Zaman içinde farklı paydaşların önerileri ile işlev kutuları video gösterim alanları, konser ve performans sahnesi ve kiralanabilir alanlar olarak çalışır.

2012 Ağustos: İzmir Enternasyonal Fuarı sırasında kentin tasarım odaklı geleceğini temsil eden Baykuşlar Tasarım Öğrencileri Grubu, fuarda ve Kordon’da tasarım ve inovasyon standı açar (Mimarlar Odası İzmir Şubesi öğrenci üyeleri, bu proje önerildiğinde Baykuşlar adıyla bir oluşum kurmuşlardı ve yaz aylarında gerçekleşen, Türkiye’deki tüm üniversitelerden tasarım öğrencilerinin katılımına açık atölyeler düzenlemekteydi). Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nin desteği ile gerçekleşecek Baykuşlar mimarlık atölyesi, bu sene Fuar’da ve Kordon’da kurulacak tasarım ve inovasyon stantlarını tasarlamayı konu alır. Kordon’daki tasarım meydanı bu fikrilerin denendiği alan olarak işler.

2012 Eylül: Fuar’da ve Kordon’da tasarım ve inovasyon stantları açılır.2 İzmirliler tasarım ve inovasyon fikirleri ile İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kordon’un yaşantısı içinde tanışır. Bu stantların yaratım ve inşası İzmir’in genç tasarımcılarının dahil oldukları süreçler sonucu gerçekleşir. Stantlar her yıl yeniden tasarlanır. Bu sürecin zamanla Tasarım Meydanı’na yerleştirilecek pavyon tasarımının belirleneceği ulusal ve uluslararası bir yarışmaya dönüşmesi kurgulanmıştır.

2012 Kış: Akdeniz Şenliği kapsamında, Marsilya kenti ile işbirliğinde gerçekleşen tüm mevsime yayılan, sergi, seminer, gösterim ve atölye çalışmaları gibi etkinlikler içeren uluslararası bir program yaratılır. Mevsim boyunca, Tasarım Meydanı ve meydandaki işlev kutuları tasarım odaklı etkinliklerin mekânı olarak kullanılır.

2013 Bahar: Akdeniz Şenliği boyunca Tasarım Meydanı’na yerleştirilecek pavyon tasarımını belirlemek için genç tasarımcılara açık uluslararası bir yarışma düzenlenir. Bu yarışma programı kapsamında aynı mevsimde Marsilya kenti ile işbirliğinde tasarım atölyeleri, seminerleri ve tasarım filmleri gösterimleri gerçekleştirilir.

2013 Eylül: Bahar aylarında gerçekleştirilen yarışmada seçilen tasarım uygulanır. Ödül töreni, açılış partisi ve yarışmaya katılan projelerin sergisi İzmir Enternasyonal Fuarı takvimi içinde gerçekleşir. Böylece Fuar süresince Kordon’da tasarım odaklı bir çekim alanı yaratılır. Tasarım Meydanı için önerilen projeler ulusal ve uluslararası basında yer alır. İlerici ve yaratıcı kavramları, somut projelerle tasarım kenti kimliği ile birlikte İzmir’in kent markasının parçası hâline gelmeye başlar. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın tasarım ortamının iş alanını ve yaratıcılığını genişleten ürün ve ülke pavyonları, 21. yüzyılda Tasarım Meydanı’na yerleştirilen tasarım pavyonuna tercüme edilmiş olur. Tarihsel devamlılık sağlanır.

2014: Akdeniz Akademisi’ne bağlı, İzmir’deki üniversiteler ve sanayi, tarım ve ticaret odaları işbirliğinde Tasarım Araştırmaları Merkezi kurulur. Bu merkez çatısı altında İzmir’in tasarım ve inovasyona odaklanmış kent kimliğini pekiştirmek ve kentte yaşarken tasarım ve inovasyona odaklanmış somut projelerin yaratacak yeteneği kente çekecek disiplinlerarası Tasarım Yüksek Lisans Programı başlatılır. Program öncelikli olarak Tasarım Forumu’nda İzmir’in güçlü olduğu belirlenen sektörlere odaklanır. Daha sonra programını kentin potansiyellerini projelere dönüştürecek her türlü girişime doğru genişletir.

2014 Bahar: Akdeniz Akademisi’nin araştırma, belgeleme ve üretimleri ile İzmir ve çevresine dair mevcut ve potansiyel tasarım bilgisinin yayın, sergi, yarışma ve kutlama etkinlileri ile paylaşıldığı Bahar aylarında düzenlenen periyodik bir etkinlik olarak İzmir Tasarım Günleri3 başlar.

2016: İzmir Tasarım Günleri etkinlikleri, İzmir Tasarım Haftası’na dönüşerek bir haftaya yayılan kapsamlı bir etkinlik hâlini alır.

2018: İzmir Tasarım Haftası, Akdeniz Şenliği’nin yarattığı uluslararası ağlar ile birleşerek İzmir Tasarım Bienali’ne dönüşür.

Tasarım Meydanı’nın
kullanımına dair
kurgusal takvim

Tasarım Meydanı küçük ölçekli müdahaleler ile tasarım kavramını, tasarım bilgisi ve ürünlerini kentin gündelik hayatının tam ortasına, etkinliklere tercüme edilmiş taktiklerle taşımayı amaçlar. Enternasyonal Fuar zamanı uygulanacak tasarım pavyonu her sene uluslararası bir yarışma ile belirlenir. Tasarım Meydanı’nda gerçekleşenler, zaman içinde İzmir Enternasyonal Fuarı’nın tarihi kurumsal kimliği ile tasarım ve inovasyon kavramlarını kaynaştıracak sürecin başlangıcını oluşturur. İzmirliler, Türkiye ve Akdeniz Havzası ilerici tasarım fikirleri ile burada buluşur. Bugün tam karşılığının ne olduğunu kimsenin söyleyememesine rağmen ilerici kent olarak işaret edilen İzmir, bu sıfatı sahiplenmek için somut örneklere kavuşur. Tasarım Meydanı fikri çevresinde hayal edilenler İzmir’de tasarım alanında üretimde bulunan karakterleri ortak bir amaç için birleştirir, onları uluslararası ağlar ile bağlar. Kentte tasarım alanına odaklanmış üniversiteleri Akdeniz Akademisi çevresinde bir araya getirir. Kentin tasarım bilgisi ve ürünlerinin üretimi ile öne çıkmasını sağlamak ve ilerici tasarım projeleri geliştirmek için bağımsız bir tasarım araştırmaları merkezinin yaratılmasını hedefler. Bu bağımsız kurgudan doğacak bir yüksek lisans programı, tasarım alanına odaklanmış yetenekli kişilerin kente çekilmesini sağlar.

İzmir’e dair uygulanabilir kışkırtıcı gündüz düşleri ve gönüllü delilik

Bu ortamda tasarım ortamını destekleyici servislerin gelişmesi, İzmir’in tasarım hizmeti alan kurum ve kişilerinin bu hizmeti kentten almaya başlamasına sebep olan zihinsel dönüşüm, kentsel ve bölgesel ölçekte tasarım araştırmalarının sonucunda elde edilen verilerin birikmesi ve nitelikli yaratıcı projelere dönüşmesi Tasarım Meydanı fikri kapsamında gerçekleşmesi çok da zor olmayan hayallerdir. Tasarım Meydanı fikri kapsamında paylaşılan tüm öneriler yerel ortamın kendine özgü fırsatları ve birikimi kullanarak İzmir’de tasarım günleri, tasarım haftası ve tasarım bienali gibi farklı ölçekteki tasarım etkinliklerinin yaratılması için heves yaratmayı amaçlar.

Yukarıda bahsedilen iki öneri, kentsel alanları, kentin tasarım potansiyelini ortak hedefte örgütlenmek için bahane olarak kullanılır. Kentte köklü etkinliklerin ve kurumların yaratılması için yerel dinamikleri harekete geçirecek bu mekânlar aynı zamanda yaratılanların sergilendiği birer sahne işlevi görür. Kentli ile tasarım kültürü arasında kurulması amaçlanan verimli iletişim metotları doğrudan bu mekânlarda sınanır. Önerilerin bir takvime bağlı olarak ortaya konması bilinçli bir tercihtir. Bu takvim, hangi sürelerde nelerin başarılabileceğini ispatlamaya çalışan kör bir iddia olmaktan çok, hedef odaklı bir planlama kurgusunun kent kültürünün dönüşümünü amaçlayan bu yola çıkılırken zorunlu görülmesinden kaynaklanır. Takvim, uygulama sırasında gereken kontrol noktalarının belirlenmesini, deneyimler ışığında yeni takvime bağlı yeni hedefler koymayı hatırlatır.

İzmir’in tasarım kenti olma hedefine yaklaşması için gerçekleştirilen kıyı tasarım projesi kapsamında, kıyı alanlarını tasarlayan dört tasarım ekibinin yanında, kentsel etkinlikleri tasarlayan etkinlik tasarımı grubunun önerileri ile yukarıdaki öneriler beraber tartışıldı. Tartışmalar sırasında, etkinlik tasarımı grubu koordinatörü Prof. Dr. Serhan Ada, Belediye içinden ekiplerin kültür ve tasarım alanına dair tüm bu etkinlikleri yürütmesinin mümkün olmadığını, bunların ancak kent içi ağlara hâkim ve bu sorumluluğu almaya niyetli (olumlu anlamda) bazı ‘deliler’ bulunması ile mümkün olabileceğini söyledi. Ben de bu çağrı üzerine söz isteyerek o delilerden biri olmak istediğimi belirttim. Bu konuşmalar, toplantı sırasında alınan ses kayıtları arşivlerde bir yerde duruyor olmalı.

Ancak geçen yıllar içinde ne Açık Hava Sineması ve Tasarım Meydanı fikri mekânlar özelinde hayal edilen ağla beraber hayata geçirilebildi, ne de benim gönüllü deliliğim Belediye ile taze bir işbirliği yaratabildi. Alsancak sahili, namıdiğer Kordon çok şeritli bir otoyola dönüştürülmek için doksanlı yılların sonlarında doldurulmuştu. Kentin tarihsel rıhtım çizgisinin korunması için verilen mücadeleler sonuç vermiş, Belediye Başkanı Ahmet Piriştina zamanında bu alan bir rekreasyon alanı olarak düzenlenmişti.4

Kent hakkı kapsamındaki bu zorlu mücadelenin acı anıları ve Kordon’un yoğun kullanımı dolayısıyla, özel mülkiyet alanları yaratmayacak, kullanım çeşitliliği ve kentsel deneyimi artıracak öneriler getirilse dahi, uygulanma ve hatta tartışılma fırsatı pek olmuyor. Kentin dinamiklerini bilen birisi olarak bu davranışı anlayabiliyorum. Ancak hiçbir şey inşa etmeden yaratılacak Tasarım Meydanı fikrinin uygulanmamasını, mevcut alanın tasarım odaklı etkinliklere ev sahibi olacak şekilde değerlendirilmemesini anlayamıyorum. Gönüllü deliliğimin verimli bir işbirliğine dönüşmemesinin sebeplerini de sadece kendimde arıyorum.

Bir sonraki yazıda, İzmir Deniz projesinden sonra İzmir’de başlattığım birkaç girişimi, bir rica üzerine Boğaçhan Dündaralp ile tasarladığımız İzmir Kültürpark alanı için tasarım ve inovasyon odaklı yeni yönetim kurgusunu ve Tasarım Günleri İzmir’i anlatacağım.

1. Akdeniz Akademisi 2012 yılının Mart ayında çalışmaya başlamış, 2013 yılının Eylül ayında resmi olarak açılmıştır. Akademi, tarih, tasarım, kültür-sanat ve ekoloji alanlarında 2009 Kültür Çalıştayı ve 2011 Tasarım Forumu vizyonu kapsamında projeler üretmeyi, kentteki paydaşları buluşturmayı amaçlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi hiyerarşisi içindeki bir müdürlüktür. Etkileşim tasarımına dair herhangi bir programa sahip değildir.

2. 2016 yılı İzmir Enternasyonal Fuarı, inovasyon ana teması ile duyurulmuştur.

3. İzmir Tasarım Günleri etkinliğini bu proje kapsamında önermiştik. Daha sonra Akdeniz Akademisi’nin farklı toplantılarında konuşulsa ve proje listelerinde yer alsa da Akdeniz Akademisi kapsamında, kişisel olarak önerdiğim ve projelendirdiğim diğer öneriler gibi somut bir karşılık görmedi. 2016 yılının Mayıs ayında kendi imkânlarımla İsveç ve Fransa’dan uluslararası tasarımcıların katıldığı, film gösterimlerinin, sergilerin, yaratıcıları bir araya getiren eğlenceli buluşmaların ve tasarım tartışmalarının yapıldığı foruma sahip programıyla Tasarım Günleri İzmir Design Days etkinliğini düzenledim. Aynı yıl Akdeniz Akademisi yerel ölçekteki İyi Tasarım Günleri – Good Design İzmir etkinliğini Eylül ayında gerçekleştirdi. Bu iki etkinliğe dair bir anıyı yazının ikinci bölümünde paylaşacağım.

4. Belleği tazelemek için iki bağlantı önerisi: “Dünden Bugüne Kordon’un Geçirdiği Evrimin Hikâyesi” ve “İzmir Kordonunda ‘Hızlı Yol’ Amacıyla Yapılan Dolgunun Bir Kentsel Mekâna Dönüşümü”.

Boğaçhan Dündaralp, H. Cenk Dereli, İzmir, kent, mimarlık, şehir, yaratıcı endüstriler, yaratıcı şehirler