İzmir
ve Tasarıma Dair
Özyaşamöyküsel Notlar:
Üçüncü ve Son Bölüm

İzmir Kıyı Projesi kapsamında iki kamusal alanın tasarımına dair önerilerimizi “mimari tasarımı kullanıp, kentin yaratıcı kabiliyetini kışkırtacak hayaller kurmak” cümlesinin çağrıştırdıkları ile özetlemiştim. Yazı dizisinin ikinci bölümünde de İzmir’de başlattığım birkaç girişimi okudunuz. Şimdi sonuncu bölümde bir rica üzerine Boğaçhan Dündaralp ile beraber tasarladığımız İzmir Kültürpark Tasarım ve İnovasyon Odaklı Yeni Yönetim Kurgusu’nun ve İzmir’de gerçekleştirdiğim son girişim, Tasarım Günleri İzmir Design Days’in detaylarını bulacaksınız.

2015 yılının yaz aylarında, İzmir Ahmed Adnan Saygun Kültür ve Sanat Merkezi’nin mimarı Tevfik Tozkoparan mimar Boğaçhan Dündaralp ile bağlantıya geçti. Tevfik Bey’i Kıyı Projesi’nden tanıyorduk. O dönemde, yeni açılan Fuar İzmir ile kent merkezindeki Kültürpark alanında düzenlenen fuarlar, kentin çeperi sayılabilecek Gaziemir ilçesindeki yeni fuar alanına taşınmıştı. Kültürpark’ın işlevinin, adına yakışır şekilde yeniden ele alınması tartışmaları sürüyordu. Tevfik Bey bizim Kıyı Projesi’nde önerdiğimiz tasarım ve inovasyon odaklı yaklaşımları hatırlamış. Kültürpark’ın geleceğine dair kentin potansiyellerini, İzmir’in tasarım ve inovasyon kenti olma hedefini ve gençleri odağa alacak yönetim modeline dair somut öneriler geliştirebileceğimizi düşünmüş. Böyle bir öneriyi geliştirmeye gönüllü olmak isteyip istemeyeceğimizi Dündaralp ve bana sormak istemişti. Kendisi, biz hazır olduğumuzda bu fikirlerin yönetim kademesinde karar alıcı mevkilerle paylaşılmasını sağlayacaktı. Sürecin devamlılığına dair bize herhangi bir ümit veremeyeceğini de ısrarla belirtiyordu. Tüm bu belirsizliklere rağmen İzmir’in inandığımız potansiyellerinin hayata geçmesini sağlayacak bu sürece dair daveti geri çevirmedik.

Geçmişten gelen bir mesaj: Kültürpark, kentin ‘yeni’ ile buluşma mekânı

Kültürpark alanını gezen ziyaretçiler, 1938 {A.İBB.İZFAŞ.Görsel.0000000014-29 04.04.2006, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültürü ve Sanat İşleri Tic. A.Ş. Fonu Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi}

Konuya dair Boğaçhan Dündaralp ile yaptığımız tartışmalarda modern Cumhuriyet ve İzmir’in hikâyesinin İktisat Kongresi ve İzmir Enternasyonal Fuarı’ndan ayrılamayacağı hep aklımızdaydı. İzmirliler her yıl dünyada en yeni, en ileri ne varsa kendi gözleri ile İzmir Enternasyonal Fuarı’nda görüyor, dünya kültürleri, teknolojik ilerleme ve küresel siyasal ortamın tüm dinamiklerini İzmir’in kendine has gündelik hayatı içinde yaşıyordu. Cumhuriyet’in yurttaşlarına vaat ettiği ilerlemeci ülkünün görünür olduğu yerdi Kültürpark ve İzmir Enternasyonal Fuarı.

19. yüzyılda, her anlamda en parlak dönemini yaşadığı bir dönemin sonunda 20. yüzyılın başındaki savaşlar sonunda ticari gelir kaynaklarını ve kolonyal kültürlerin yarattığı çoklu bağları kaybeden kent, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren İzmir Enternasyonal Fuarı sayesinde kaybettiği bağların yerine yenilerini yaratıyor, kendisini ve toplumsal belleğini Cumhuriyet ile yeniden inşa ediyordu. Her Fuar’da yeniden tasarlanan şirket, ülke ve kurum pavyonları, dönemin yapı teknolojilerini ve mimari tasarım yaklaşımlarını denemeleri için mimar ve tasarımcılara bulunmaz bir ortam sağlıyordu. Enternasyonal Fuar, kültür endüstrisi ve yaratıcı endüstriler kapsamında yarattığı hizmetlerle fuarın hazırlık döneminde yaratıcı endüstrilerin tüm kollarının faaliyetlerini kentte buluşturuyordu. Yaratıcı endüstrilere dair bu üretim, teknolojik ve ticari yeniliklerle harmanlanıyor, Kültürpark İzmir’in gündelik hayatının kalbi hâline geliyordu. Farkında olsun ya da olmasın, geçmişte İzmirliler bu sayede tasarım ve inovasyonun ön planda olduğu günler yaşıyordu. İzmir, Kültürpark ve İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ayrışmaz belleğinin farklı katmanlarına dalmak isteyen meraklılar için İzmir Kültürpark’ın Anımsa(ma)dıkları: Temsiller, Mekânlar, Aktörler adlı kitabı öneririm.

Fuar’ın kapanışı için düzenlenen
ziyafette dansçılar, 1938 {A.İBB.İZFAŞ.Görsel.0000000014-74 04.04.2006, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültürü ve Sanat İşleri Tic. A.Ş. Fonu Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi}
İzmir vilayeti, Kızılay ve Devlet Demiryolları pavyonlarının gece dışarıdan görüntüsü, 1938 {A.İBB.İZFAŞ.Görsel.0000000014-85 04.04.2006, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültürü ve Sanat İşleri Tic. A.Ş. Fonu Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi}
Sergi Sarayı’nın girişi ve çevresi
ve Fuar’ı gezenler, 1943 {A.İBB.İZFAŞ.Görsel.0000000026-11 24.04.2006, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültürü ve Sanat İşleri Tic. A.Ş. Fonu Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi}
Kültürpark’ta paraşüt kulesine
doğru giden yol, tarihi bilinmiyor {A.İBB.İZFAŞ.Görsel. 0000000041-167 25.04.2006, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültürü ve Sanat İşleri Tic. A.Ş. Fonu Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi}
1964 İzmir Fuarı’nda
Aydın Boysan ve Ertem Ertunga tarafından tasarlanan yapım sistemi ile bugün hâlâ yenilikçi Arçelik Pavyonu,
kaynak:
Mimarlık, no: 12, 1964,
sayı: 6, s. 31–34

Ticaret fuarlarının dünyada sektörler kapsamında özelleşmesinden İzmir Enternasyonal Fuarı da etkilendi. Ülke politikasının dinamikleri, ulusal kültür ortamının yönetimi ve yerel dinamiklerle beraber etkinlik çoğu zaman “kent panayırına döndü” denilerek küçümsendi. Yüzyıl başında yaşanan dönüşümlerin, İkinci Dünya Savaşı sonrasının iki kutuplu küresel rekabetinin heyecan ve gerilimlerini taşıyan İzmir Enternasyonal Fuarı hatıralardan silindi. Kültürpark alanı kentin keyfini sürmek isteyenlerin aklına gelmez oldu, kitleleri cezbeden kent parkı kimliği unutuldu. Çelişkili biçimde gidip kullanmayanların, “kimse kullanmıyor ki” diye şikâyet ettiği bir yer hâline dönüştü.

İlginçtir, Kültürpark kitap fuarı, hediyelik eşya fuarı gibi tematik fuarlar sırasında farklı sosyal gruplardan pek çok kentli ile dolup taşıyor. İçinde eğlence parkı, kültür merkezleri, arkeoloji müzesi, evlendirme dairesi, restoranlar ve gece kulüplerini barındırıyor. Buna rağmen Kültürpark tartışmalarında sesi çok duyulanların sözlerinde kent ortasındaki bir kara delikmiş gibi anlatılıyor. Peki hayli fazla kullanıma sahip, azımsanmayacak sayıda kentli tarafından ziyaret edilen bir yer neden böyle anılıyor?

Kendi aramızdaki tartışmalarda bu soruya verdiğimiz cevap Kültürpark’ın kente vizyon katan kalp olma imgesini kaybetmesiydi. Bu kalp 20. yüzyılın başından son çeyreğine kadar yenilik fikirlerini kente yaymak için atmıştı. Yaşadığımız yüzyılın başında da bu defa yeni tasarım ve üretim pratiklerini, sanayi 4.0, yapay zekâ, yeni sosyal ağlar, yeni ekonomiler gibi yerel ve küresel tasarım ve inovasyon fikirlerini yaymak için atmalıydı. Bir vitrin ve üretim mekânı hâline gelerek kentliyi ilerici fikirlerle buluşturmalı ve onu bir izleyici/üretici olmaya teşvik etmeliydi. Her kesimden kentliyi buluşturan, ilham veren bir yeşil alan olarak hayatına devam etmeliydi.

İZFAŞ 2.0 ve İzmir Tasarım Kütüphanesi

Bu ana çerçeveyi somut bir öneriye çevirirken hedeflerimizden ilki bir yönetim modeli tarif etmekti. İkincisi de İzmir’de tasarım ve inovasyon alanında üretimlerde bulunan mevcut paydaşları sürece dahil edecek kolay uygulanabilir, yıl boyunca sürekliliği olacak etkinlikler dizisi önermekti.

Gönüllü dahil olduğumuz sürecin geleceği belirsizdi. İlk sunuştan sonraki adımları tarif edilmemişti. Daha önceki deneyimlerimizde fikirlerimizin davet edilmediğimiz toplantılarda projelere dönüştürüldüğünü de görmüştük. Bu yüzden fikirlerimizin bir kısmını açıklamayı, olumlu açılımlar gördükçe daha fazlasını adım adım paylaşmayı uygun bulduk.

İlk toplantı için genel çerçeveyi tarif eden bir sunum hazırladık. Dünyadaki tasarım merkezlerinden örnekleri yönetim modelleri, yarattıkları içerikler ve mekânları üzerinden tanıttık. İzmir’de tasarım ve inovasyon alanında aktif olan mevcut paydaşlardan bahsettik. Sunumu 2016 Eylül ayında İzmir Enternasyonal Fuarı sırasında ya da hemen sonrasında gerçekleşmesini öngördüğümüz, kentte tasarım ve inovasyon alanında üretimlerde bulunan paydaşların katılımıyla Kültürpark alanında düzenlenmesini önerdiğimiz tasarım ve inovasyon odaklı etkinliğin taslak programıyla bitirdik.

Boğaçhan Dündaralp Kültürpark alanının İzmir’in enerjik kalbi olarak nasıl çalışacağını anlattı. Bu kurgu Kültürpark’ın mevcut kültürel işlevlerinin yanında tasarım ve inovasyon alanı olarak anılmasını hedefliyordu. İzmir’in ilerici kent olma kimliğini de güçlendirecek “Gelecek İçin Tasarım” ana teması kapsamında uluslararası tasarım ve inovasyon merkezleri ile aktif bağlantılar kuracaktı. Bu bağlantılar ve yerel paydaşların katılımı ile yaratılacak tasarım ve inovasyon odaklı etkinlikler ile kent ve Kültürpark’ın bağları güçlenecekti. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın yılın belli bir döneminde kentlinin dünyada olan biten yeni ile buluştuğu yer olma kimliği, tüm yıla yayılan bir programla yeniden canlandırılacaktı. Kültürpark tasarım, araştırma, üretim ve kültür jeneratörü olarak çalışacak, yeşil alanları ve demokratik yönetim kurgusu ile kente hayat veren soluk olacaktı.

Bu hedefin gerçekleşmesine yönelik İzmir Fuarcılık A.Ş.’ye (İZFAŞ) bağlı İZFAŞ 2.0’ı tanımlayıp, bu kurgunun gerçekleşmesi için gerekli kaynak yönetimi ve organizasyonun bu birime bırakılmasını önerdik. Yıllardır kentin tasarım ve inovasyon odaklı kent vizyonunun yaratılması için bir araya gelen danışma kurullarındaki paydaşlar ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de kurmayı hedeflediği tasarım ve inovasyon merkezinin çekirdek yönetim birimi ile beraber İZFAŞ 2.0 küratöryal yapıyı belirleyecekti. Küratöryal yapı “Gelecek İçin Tasarım” ana teması altında yıllık bir programa dönüşecek alt temaları belirlemek ve yönetmekle yükümlü olacaktı. Bu program profesyoneller, tasarım öğrencileri, çocuk ve yetişkinlere yönelik farklı sergi, konferans, kendin yap hareketi [maker movement] odaklı uygulama ve tasarım atölyeleri, araştırma, eğitim, yayın (kitap, periyodik yayınlar ve veri tabanı) ve tasarım televizyonu (video ve film arşivi, seminer videoları, etkinliklerin canlı yayını) ile tanımlanan içeriğe sahip olacaktı. Bu çerçevede yapılacak her şey iki yıllık planlarla uygulanacaktı. Her periyotta varılan ve varılamayan hedefler değerlendirilerek yöntemde yaratıcı değişikliklere gidilecekti.

İZFAŞ’da yaptığımız sunumlarda kullandığımız görsellerden ikisi

Tasarım ve inovasyon merkezinin yukarıdaki programının, İzmir Tasarım Kütüphanesi ile hayatına başlamasını öngörmüştük. Hayalimizde İzmir Tasarım Kütüphanesi’ni, Kültürpark içindeki yumuşak ve sert peyzaj alanları ile ilişkide bir yerde konumlandırmıştık. Kütüphane’nin ya mevcut binaların içinde bir yere yerleşmesini ya da İzmir Enternasyonal Fuarı’nın belleğinde yeri olan geçici pavyonlar gibi yerine ve kullanımına uygun yeni bir yapı olarak tasarlanmasını önermiştik. Kafe, etkinlik alanı ve İzmir Tasarım Kütüphanesi olarak başlayacak İzmir Tasarım ve İnovasyon Merkezi, program dahilindeki üretimler biriktikçe yıllar içinde İzmir Tasarım Müzesi’ne doğru evrilecekti.

İZFAŞ 2.0, kendisi içerik üretmekten çok kentte mevcut içerik üreticilerine fiziksel ortam sağlayacaktı. Onlara kabiliyet artırımı desteği ve gerekli bağlantıları kurmaları için imkânlar sunacaktı. Tasarım ve tasarım kültürü alanında üretimde bulunan mevcut kişi ve inisiyatifleri daha fazlasını yapmaları için motive etmeye çalışacaktı.

Kıyı Tasarım ile İzmirDeniz projesi kapsamında kamusal alanlara dair önerilerimizde olduğu gibi, İzmir Tasarım ve İnovasyon Merkezi için de mekânsal olmaktan çok kullanıma dair tarifler yaptık. İzmir Tasarım ve İnovasyon Merkezi’nin kurulmasını, tasarım ve inovasyon merkezi binası olacak bir yapının varlığına bağlamadık. Ama İzmir Enternasyonal Fuarı’nın belleğini geri çağıracak uygun maliyetli, kolay üretilebilir ve mütevazı ölçekte çağdaş bir pavyon yapısında bu işlevin başlamasını önemsedik.

Kullanıma dair yaptığımız tariflerin eylemlere dönüşeceği zamanı da 23 Eylül–2 Ekim 2016 tarihleri arasını kapsayan kurgusal bir takvimle ortaya koyduk. Etkinliklerin mekânı Tasarım ve İnovasyon Merkezi’ne dönüşecek mekân ya da özel olarak tasarlanacak pavyon ve çevresi olacaktı. Tasarım Kütüphanesi’nin açılışı, tasarım forumu, sergiler, tasarım pazarı etkinliği, maker fair, hackaton, tasarım maratonu, tasarım ve hızlı prototipleştirme atölyeleri, mimarlık atölyeleri, yenilikçi müzik performansları, yenilikçi film gösterimleri ile açılış ve kapanış partilerini içeren bir program hazırladık. Bu program hem hangi etkinliğin ne zaman başlayacağını gösteriyor hem de kentte mevcut hangi paydaşların potansiyel olarak bu etkinliklerin gerçekleşmesinde öncü rol oynayabileceğine işaret ediyordu.

Toplantının başında sunumlar sırasında da oldukça heyecanlanmıştık. Ancak tartışmalar başlayınca gelen bazı önerilerle heyecan dağıldı, ayaklarımız yere basmaya başladı. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın programından ayrı önerdiğimiz bu kristalleşmiş etkinlik haftası, Tasarım ve İnovasyon Merkezi’ne dönüşecek İzmir Tasarım Kütüphanesi’ni yaratmayı hedeflemeden, Enternasyonal Fuar’ın etkinlik programı kapsamında değerlendirilmek isteniyordu. Yönetim modelindeki dönüşüm, uluslararası bağlantılar, kent ve kentli ile zamana yayılan sürekli etkileşim ve birkaç yıllık hedefleri gerçekleştirme niyeti olmadan geçici bir etkinliğin yapılmasının taraftarı olmayacağımızı belirttik. Ama bu projenin işleyeceğine inandığımız kapsamda uygulanması için her türlü işbirliği modeline de açık olduğumuzu, bize kendileri için uygun model önerileri hakkında bilgi vermelerini istedik. Bu sunumla ilgili görüşlerini karar alıcı mercide bulunanlar ile konuşacaklarını belirten İZFAŞ yönetici koordinatörü Bayan G. ve İZFAŞ çalışanlarından haber beklemeye başladık.

Alo Stockholm, İzmir arıyor

Aradan aylar geçmiş, İZFAŞ’tan bir geri dönüş almamıştık. Ekim ayının başında sanatçı konaklama programı kapsamında üç ay için Stockholm’a gitmiştim. Önerilerimizin cevapsız kalmasına şaşırmıyor ama her an bir haber gelebilir diye de içten içe umutlanıyordum. Kültürpark’ı odağa alan, kentin yaratıcı potansiyel ve imkânlarını örgütleyecek önerimizin gücüne ve yaratabileceklerine bugün hâlâ inandığım gibi o gün de inanıyordum. Stockholm’de günler cevapsız geçtikçe zaten bir süredir yapmak istediğim, uluslararası paydaşların katılımını da içeren Tasarım Günleri İzmir Design Days etkinliğini kendi imkânlarımla gerçekleştirmeye karar verdim. Amacım büyük destekler olmadan da uluslararası içeriğe sahip bir haftaya yayılan tasarım etkinliği serisinin yapılabileceğini göstermekti. Boğaçhan Dündaralp, İZFAŞ sunumu için hazırladığı görsellerde Kültürpark’ı kente hayat veren bir kalp olarak kullanmıştı. Ben de bu etkinlik için Kültürpark’ın plandaki izini kullanarak Tasarım Günleri İzmir Design Days logosunu hazırladım.

Tasarım Günleri İzmir Design Days, logo, tasarım: H.C.D.

Aralık ayında hâlâ Stockholm’deyken İZFAŞ yönetici koordinatörü Bayan G.’den bir telefon aldım. Telefondaki ses bana bir türlü ulaşamadığını, projenin üst makamlardan gereken onayı aldığını, bir an önce somut girişimlere geçmemiz gerektiğini söylüyordu. Fazlasıyla heyecanlı bu çağrı üzerine soğukkanlı davranıp, sunumda birbirinden ayrılmaz olduğunu özellikle vurguladığımız yönetim, mekân ve etkinlik odaklı içeriğin ana hatlarını özetleyen bir e-postanın, daha sonra yanlış anlaşılmaları önlemek için onaylanmasını istedik. “Başkanın danışmanları ile yapılan değerlendirme sonucu ana hatları ile yapılması gereken işler konusunda hemfikir olduğumuzu bildirmek isterim. Ayrıntıları ve birlikte çalışma koşullarımızı değerlendirmek için en kısa zamanda görüşmemiz gerekmektedir” diyen bir cevap aldık. Ocak ayında İzmir’de bir toplantı için randevulaştık. Toplantıda mutabık kalınan çerçevenin nasıl hayata geçirileceğine dair karşılıklı beklentileri görüştük. Kişisel olarak ayırabileceğimiz zamanı ve işbirliği modellerini ortaya koyduk. Tüm bunları değerlendirip bize geri dönüş yapmalarını rica ettik.

Toplantıyı takip eden günler tam bir sessizlik içinde geçti.

Good Design – İyi Tasarım İzmir nereden çıktı?

Şubat ayının sonu, mart ayının başları olmalı… Mayıs ayının sonunda başlayacak Tasarım Günleri İzmir Design Days etkinliğinin programını kesinleştirdiğim günlerdi. İzmir Akdeniz Akademisi’nin tasarım danışma kurulu toplantılarından birine katılmak için davet aldım. Tasarım Günleri İzmir Design Days etkinliğini toplantıya katılanlarla paylaşma fırsatı bulurum diye toplantıya gitmeye karar verdim.

Toplantının başlarında, herkes masa çevresindeki yerlerine yavaş yavaş yerleşirken İZFAŞ’ta İzmir Tasarım ve İnovasyon Merkezi toplantılarımızı takip etmiş bir çalışanla selamlaştığımda bana “Cenk Bey Enternasyonal Fuar’ın temasını sizin de önerdiğiniz gibi İnovasyon olarak belirledik” dedi. Kültürpark’ın tasarım ve inovasyon odaklı yeniden programlanması kapsamında, yaptığımız sunumlardan sonra, heyecanlı davetlere karşın, tamamen dışında kaldığımız bir sürecin işletildiğini o sırada anladım. (Daha sonra Fuar kapsamında, bizim önerdiğimiz etkinliklerden biri olan maker fair’in Fuar’ın hangarlarından birinde önerdiğimiz paydaşlardan biriyle beraber organize edildiğini, ancak eylül ayında Fuar’ı ziyaretimde öğrenecektim.)

Akdeniz Akademisi tasarım danışma kurulu toplantısının gündemi İzmir’de düzenlenmek istenen “Good Design – İyi Tasarım İzmir” adlı bir tasarım haftası etkinliğiydi. Eylül ayında, yani toplantı tarihinden yaklaşık 6 ay sonra yapılması düşünülen, Belediyenin organize edeceği bu etkinliğin programı ise belli değildi. Sadece tasarım alanındaki yerel paydaşlarla gerçekleştirilmesinin düşünüldüğü, toplantı katılımcılarının fikirlerine açık olunduğu ve katılımcılardan bu etkinliğin yaratılması için gönüllü sorumluluk almalarının beklendiği toplantıyı yöneten tasarım danışma kurulu koordinatörü Bay T. tarafından duyuruldu. Akdeniz Akademisi Müdürü Bayan A. da koordinatörün çizdiği çerçevenin ana hatlarını özetleyerek sözü katılımcılara bıraktı.

Toplantı masasında Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası başkanları gibi tasarım alanından sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, tasarımcılar, akademisyenler, ilçe belediyelerinin tasarımla ilgili dairelerinin temsilcileri, etkinlik organizasyonu yapan kültür girişimcileri ve özel kültür kurumlarının temsilcileri bulunuyordu. 2012 yılından beri yetkinliklerini ve etkilerini giderek artıran bu paydaşların her biri artık kent için kıymetli etkinliklere imza atar hâle gelmişti. Akdeniz Akademisi’nin 2012 yılındaki tasarım danışma kurulunun ilk toplantılarından oldukça farklıydı bu durum. Ama şu an belediyeyi temsil eden koordinatör ve müdür, kentin bu yaratıcı girişimcilerinin tüm yaptıklarına nasıl destek olabileceklerinin yollarını aramak yerine, ricacı oluyor, onlardan içeriği, bütçesi, hedefi belli olmayan sadece adı belli olan bu etkinlik için özveride bulunmalarını istiyordu. Bu garip talep, toplantı katılımcılarının sorularıyla sınandı. Neden “Good Design – İyi Tasarım İzmir” adı konmuştu? Hedefleri tanımlayan tematik çerçeve neydi? Bu sorulara cevap alınmadıkça artan sorular ve yorumlar arasında ben de söz aldım.

Tasarım Günleri İzmir Design Days adıyla tarihi kesinleşmiş bir etkinlik düzenlediğimi söyledim. Uluslararası nitelikte, sunum, söyleşi, atölye çalışması, gösterim, sergi ve parti gibi farklı nitelikteki etkinlikleri içeren kesinleşmiş programı detayları ile sıraladım. Yıllardır İzmir’de tasarım ve tasarım kültürü alanında iş üreten paydaşlar olarak hep bu toplantılara katıldığımızı, bizden sürekli proje fikirleri istendiğini ya da projelere destek vermemizin telkin edildiğini söyledim. Masaya bakınca gördüğüm herkesin kendi alanlarında tasarım ve tasarım kültürüne katkı koyan girişimleri olduğunu, bu yüzden toplantıda bizim belediyeye nasıl destek olacağımızı değil, belediyenin ve onu temsilen tasarım koordinatörü ve müdürün bizim yaptıklarımıza nasıl destek olacağını konuşmamız gerektiğini vurgulayarak sözümü bitirdim.

Oturumu yöneten tasarım koordinatörü Bay T., benim düzenlediğim Tasarım Günleri İzmir etkinliğini kastederek, “kentte böyle bir etkinlik oluyorsa, belediyenin tercihi bu etkinliğe destek vermektense, olmayan bir şey yapmaktır.” dedi.

Hayli şaşırdığım bu cevap toplantının diğer katılımcıları tarafından da garipsendi. Belediye adına Bay T. ve Bayan A., “Good Design İzmir” etkinliğinin nereden geldiği belli olmayan fikrine, üzerine çalışılmamış bir niyete dair destek istemekte bir gariplik görmüyordu. Ama kentteki paydaşların kabiliyetlerini artıracak ve belediyeyi bir kültür girişimcisi gibi davranmak zorunluluğundan kurtaracak destekleri vermenin ise belediyenin amaçları arasında olmadığını söylüyordu. Hâlâ bu sözün kişisel bir tespit mi yoksa kurumsal bir görüş mü olduğuna emin olamıyorum ve şaşırıyorum. Toplantıda raporlama için ses kaydı alınıyordu. Anlamak için o kayıtları belki tekrar tekrar dinlemek gerekli.

Toplantı sonundaki kapanış konuşmasında koordinatör Bay T., sanki az önce “belediyenin tercihi […] olmayan bir şey yapmaktır” dememiş ve önerdiği fikir sanki hiç tepki almamış gibi, “Good Design İzmir” etkinliğinin katılımcılara sunulduğunu, olumlu görüşlerinin alındığını, katılımcı olacak paydaşların isim yazdırarak belirlenmesine ve çalışma gruplarının kurulmasına karar verildiğini söyledi. Bugün düşününce bu toplantının “katılımcı süreç – yönetişim” sıfatıyla bile raporlanmış olabileceğini düşünüyorum.

Tasarım Günleri İzmir Design Days 2016

7 Nisan 2016 günü Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nde gerçekleşen bir etkinlik sırasında İzmir Tasarım Merkezi ve İZFAŞ 2.0 sunumlarını yaptığımız İZFAŞ yönetici koordinatörü Bayan G. ile karşılaştık. Birkaç ay sonra ilk defa görüşüyorduk. Kültürpark için önerdiğimiz tasarım ve inovasyon odaklı yönetim planı ve İzmir Tasarım Kütüphanesi’nin akıbetini sordum. Ben Stockholm’deyken yaptığımız e-posta yazışmalarında acil yol alınması gerektiğini söylediği için ben döner dönmez yaptığımız toplantı üzerinden aylar geçmişti. Önerilerimizi yapmıştık ve onlardan cevap bekliyorduk. Soruma sadece “gelişme yok diyerek” kısa bir cevap verdi.

Tasarım Günleri İzmir Design Days 2016, afiş, tasarım: H.C.D.

Tasarım danışma kurulundaki tavır ve İzmir Tasarım Merkezi’ne dair önerimizin cevapsız kalması sonucunda tamamen Tasarım Günleri İzmir Design Days etkinliğine odaklandım. “Yerel Fırsatlar – Local Opportunities” başlığındaki bu deneme etkinliği, İzmir’in yerel fırsatlarını tasarım forumunda tartışmayı amaçlıyordu. Etkinliği Mimarlar Odası İzmir Şubesi, İzmir Tarih Tasarım Atölyesi ve Originn’in mekân desteği ve İstanbul İsveç Büyükelçiliği ve İzmir Fransız Kültür Merkezi’nin içerik desteği ile gerçekleştirdim. İsveç’ten endüstriyel tasarımcı Jenny Nordberg, Play Without Borders tasarımcı girişimi ve Fransa’dan mimar ve araştırmacı Francesco Cingolani’yi İzmir’de konuk ettik. Fransa’dan gelen Futurotextiles sergisinin açılışı etkinlik haftasında gerçekleşti. PechaKucha Night İzmir etkinliği kapsamında İzmir’de ilham veren işlere imza atan sekiz kişiden sekiz keyifli sunum izledik; pek çok yeni isimle tanışıp İzmir’in yaratıcı ortamının potansiyeline dair inanç pekiştirdik. Ömer Durmaz’ın özel arşivinde bulunan İhap Hulusi afişlerinin yeniden basımlarından oluşan sergide erken Cumhuriyet döneminin grafik tasarım belleğine tanıklık ettik. Emre Senan Tasarım Vakfı’nın kurucusu Emre Senan’ın seminerinde onuncu yaşını kutlayan Yahşibey Tasarım Çalışmaları’nın hikâyesini dinledik. Tasarım Forumu’nda İzmir’in öne çıkan tasarım alanlarına dair tartışmaları PechaKucha Night İzmir’in ağındaki sunucuların yönetiminde izledik.

Tasarım Günleri İzmir Design Days etkinliğinden sonra İzmir’in tasarım kenti olma hedefini konu alan doktora çalışmamı bitirmek üzere İstanbul’a gittim. Beş yıl boyunca deneyimlediklerimin çoğunu kapsamında kullandığım “UNESCO Yaratıcı Kentler Ağı Tasarım Kenti Kriterleri Kapsamında İzmir’in Değerlendirilmesi” başlıklı tezi tamamlayıp, 2017 Ocak ayında Doktor unvanını aldım. Şimdi 2017’nin son aylarında yaptıklarımı ve “başıma gelenleri” tekrar düşünerek, eyleme ve iletişime dair hatalarımla yüzleşerek bu satırları yazıyorum.

Ve kentin muhafazakârlıklarını yaratanlara karşı güç toplamak için içimden tekrarlıyorum: “Kent, kentin ‘kurumu’, kentin ‘ortamı’ dediğimiz, bugün onu biçimlendirme etkisi olan ya da bir gün o etkisi olacak olan insanlar yani biziz; biz yaşadığımız kentiz.”

Not: Kültürpark’ın yönetim kurgusuna dair önerimiz hakkında bir gelişme olmadığını belirteyim. Ama içimden bir ses şöyle diyor: “Yakında Kültürpark alanının yönetimi için belediyenin yeni bir müdürlük kurduğunu ve buraya daha önce belediye içindeki kurumlarda kütüphanecilik ile ilgili çalışmış olan kişilerin atandığını öğrenirsen şaşırma Cenk!”
Şaşırmam Cenk.
Sadece önerdiğimiz Tasarım Kütüphanesi odaklı kurgu içinde biz olmasak da hayata geçiyor diye sevinirim.

Boğaçhan Dündaralp, H. Cenk Dereli, İzmir, kent, şehir, yaratıcı endüstriler, yaratıcı şehirler