Bir Yerin İzinde Pek Çok Yer
Baytopların
Maçka’daki Evi

Soğuk, yağmurlu bir şubat sabahı, Baytop Ailesi’nin geçmişte yaşadığı ve arşivlerinin bulunduğu evini ziyaret etmek ve Cumhuriyet’in yetiştirdiği ilk kuşak bilim insanlarından Asuman ve Turhan Baytop çiftinin kızları bilim tarihi profesörü Feza Günergun ile çalışmak üzere Beşiktaş’ta buluşuyor ve semtin tarihi Yedi-Sekiz Hasanpaşa fırınından aldığımız taze kurabiyeler ile Maçka’daki evin yolunu tutuyoruz.

Feza Hanım ziyaretimizi apartman görevlisine bildirmiş olacak ki, henüz biz kapı numarasını aramaya girişmeden “Feza Hanım’ın misafirleri misiniz?” sorusu-seslenişiyle görevlinin rehberliğinde apartmana giriş yapıyoruz. Apartmana girdiğimiz an yüzümüze bir sıcaklık çarpıyor; 70’li yıllarda yapılmış modern apartman bizi davetkâr sarmal merdiveni ve sırnaşık kedisiyle içeri davet ediyor. Geniş ve aydınlık apartman boşluğu, zarif merdiven detayları, apartman kapısı zamanının mekân algısına dair ipuçları veriyor.

İkinci kata ulaştığımızda Feza Hanım ile karşılaşıyoruz, bizleri içeri davet ediyor ve çalışmaya başlamadan evvel birlikte çocukluğunun geçtiği, şimdilerde ise uzun çalışma ve toplantılarına mekân olan bu evi geziyoruz. Neredeyse boş, eşyadan tümüyle arındırılmış bu ferah evin geniş pencerelerinden süzülen ışığa ve evin sessiz manzarasına bir süre dikkat kesiliyoruz. Feza Hanım, geniş uzun balkonu işaret ederek anne ve babasının varlıklarını bu balkonda hissettiğini, sık sık onları bu balkonda hayal ettiğini anlatıyor ve ekliyor: “Bir gün bu balkonda annem ve babamın siluetini görmeyi çok isterim.” Özlemle onların hatıralarını çağırdığı bu anlarda evdeki boşluk, bir anda anılarla doluveriyor. Feza Hanım salonda gezinerek, salonun geçmişteki düzenini tasvir ediyor. “Burada kitaplık, burada bir berjer, şurada bir koltuk vardı; annem şurada okurdu…”

Feza Hanım ile boş evde dolaşmaya devam ediyoruz. Mütevazı, özenle ve zevkle restore edilmiş evde yalnızca iki odada birkaç parça eşya görüyoruz. Odalardan birinde bir kanepe var. Bizim kullanacağımız oda ise Feza Hanım’ın sıklıkla çalışmak için kullandığı Avrupa Yakası mekânı. Bir masa, geçmişten kalma bir halı ve birkaç iskemle sıkışık zamanlarda burada buluşmak ve grupça çalışmak için yeter de artar bile diyor. Bizim için odayı çoktan hazırlamış. Masa ortaya, lambanın altına çekilmiş, not almak için bir not defteri hazır, kalemler ve birtakım işe yarar kırtasiye malzemeleri daha masada bizi bekliyor.

Asuman ve Turhan Baytop evi,
Feza Günergun ile çalışma,
Maçka, Ocak 2019,
fotoğraflar: Unutma Bahçesi

Daha önce karşılaştığımız kişisel arşivlerin aksine, Feza Hanım ilkin bizimle çok detaylı bir liste paylaşıyor. Bu evi restore etmeye ve eşyaları binanın deposuna kaldırmaya karar verdiğinde anne ve babasından kalan tüm belgeleri, nesneleri titizce kendisinin hızlıca erişebileceği bir nizamda sınıflandırmış ve arşivlemiş. Birbiriyle ilişkili dokümanlar aynı kutulara gelecek şekilde ayrılmış, ilişkili kutular art arda numaralandırılmış. Feza Hanım’ın çalışma konusundaki hassasiyetini, mesleğinin getirdiği disiplini ve belki de anne ve babasından ona miras kalan biriktiricilik ve arşivcilik yatkınlığını bu liste ile bir kez daha görebiliyoruz. Listeyi uzun uzun tararken açmak istediğimiz kutular da yavaş yavaş beliriyor. 1, 3, 19, 11, 74 ve 76 numaralı kutular… Geçmiş biyoloji çalışmaları, Osmanlı’da toplayıcılar, Tıbbiye-i Şahane, İstanbul Üniversitesi, Esat Şerafettin Köprülü, botanik gezileri, bitki örnekleri koleksiyonu, Osmanlı döneminde eczacıların portresi…

Yaklaşık bir saatin sonunda belirlediğimiz kutu numaralarıyla bu kez Feza Hanım rehberliğinde bodrum katının yolunu tutuyoruz. Bize eşlik eden emektar apartman görevlisi ve apartmanın kedisi ile birlikte bodrum katta çeşitli kapıları sırayla aralıyoruz. Üst üste dizilmiş cüsseli kolilerin arasında, hatta tam ortasındaki dar boşlukta bir süre belirlediğimiz numaralı kutuları bulmaya çalışıyor, ardından kutuları belirleyip daireye çıkarmak üzere kenara ayırıyoruz. Feza Hanım bu kısa boşlukta anne ve babasına ait yayınların olduğu kutuları bulup bize birer kopya çıkarıyor ve hediye ediyor.

Asuman ve Turhan Baytop arşivi,
Maçka, Ocak 2019,
fotoğraf: Unutma Bahçesi
Asuman ve Turhan Baytop arşivi;
1, 3, 19, 11, 74 ve 76 numaralı kutular,
Maçka, Ocak 2019,
fotoğraf: Unutma Bahçesi

Tek kişinin dahi zor sığabildiği apartman asansörüne önce kutuları yerleştiriyor, ardından hızlıca merdivenlerden çıkarak kutuları karşılıyoruz. Boş salonun büyük duvarlarına dayanan kutuları —zamanı ne kadar ağırlaştıracağından habersiz— bir bir açmaya girişiyoruz. İlk kutuda bizi Baytopların bitki toplama gezilerinde, araştırmalarında ve laboratuvar pratiklerinde kullandığı türlü büyüteçler, el aletleri, birtakım filmler, fotoğraf makineleri ve bir adet Super 8 kamera ile ufak projektörü karşılıyor. Yıllara direnmiş, çoğu Almanya menşeli bu eşyaların sağlamlığı, üzerlerinde bir çizik dahi olmayışı bizi şaşırtıyor. Feza Hanım, tüm bu nesneleri bir bir tanıtıyor bize, tarifler anılara karışıyor. Deri kılıfından çıkardığımız Zenit marka fotoğraf makineleri, Asuman ve Turhan Baytop’un botanik gezilerinde yanlarından ayırmadığı zamanın yorgun tanıkları…

Asuman ve Turhan Baytop arşivi, büyüteçler, Ocak 2019,
fotoğraf: Unutma Bahçesi

Fotoğraf makineleri, negatif fotoğraf filmleri ile doldurulmuş bir sonraki kolinin habercisi adeta. Yüzlerce negatif film, her bir filmi tek tek ışığa tutuyoruz; negatiflerde saklı mekânları yüzleri ayırt etmek bir hayli zamanımızı alıyor. Kim olduğunu bulamadığımız birtakım gruplar, bahçe ve fakülte binasının fotoğrafları ile karşılaşıp heyecanlanıyoruz. Feza Hanım arada bir mahremiyet kontrolü yapıyor, bu seride işimize yarar bir şey yok diyerek kişisel birtakım filmleri kenara ayırıyor. Bazen de bulduğu kişisel şeylerden çocukluğuna gidiyor, bizimle anılarını paylaşıyor. Çocukken severek izlediği çizgi filmin 8 mm film bobinleri, İngilizce kitabının ses kaydını içeren kaset birkaç fotoğraf ile birleşip bizi başka bir hikâyeye götürüveriyor. Kasetle film bir kenara ayrılırken, gülümseten anılar çalışmanın ağırlığını bir anda dağıtıveriyor.

Asuman ve Turhan Baytop evi,
Feza Günergun ile çalışma,
Maçka, Ocak 2019,
fotoğraflar: Unutma Bahçesi
Asuman ve Turhan Baytop arşivi,
İstanbul Üniversitesi Biyoloji Enstitüsü Binası diası, Maçka, Ocak 2019,
fotoğraf: Unutma Bahçesi

“Annem ve babam tüm maaşlarını fotoğraflara, filmlere ayırıyordu. Benim ailemin varlığı anılarla yüklü bu miras,” diyor Feza Hanım. Ellerimizde türlü fotoğraf filmleri kısa bir sohbete dalıyoruz. En büyük hayalinin bir süre sonra emekliye ayrılarak bu arşivin geleceğini düşünmek olduğunu paylaşıyor bizimle. Araştırma boyunca karşılaştığımız saklı kalmış bütün belgeler, kutular sanki mahsur kaldıkları bodrum katlarında, çelik dolaplarda, raflarda, bavullarda adeta kurtarıcılarını bekliyor. Öte yandan böylesi arşivlerin bu coğrafyada varlığını sürdürmesinin zor olduğu gerçeğine rağmen arşivlerle hâlâ bir bağ kurabilen, onları saklayan arşiv sahipleri, gelecekte ilk boş zamanda bu anılara yeniden kavuşmanın, onları kuytu köşelerden kurtarmanın ve kamuya açmanın hayalini kuruyor. Bu hayaller üzerine dünyada bir iz bırakmanın ağırlığını, bu izlerin yıllar sonra nasıl bir anlam taşıyacağını ya da bir anlam taşıyabilecek mi sorularını sessizce düşünürken çalışmaya devam ediyoruz.

Asuman ve Turhan Baytop arşivi,
çeşitli yıllarda biriktirilmiş bitki diaları, fotoğraf: Unutma Bahçesi
Asuman ve Turhan Baytop arşivi, eğitim materyali olarak kullanılan dia kaseti;
bir söğüt ağacı gövdesi çizimi,
fotoğraf: Unutma Bahçesi

Sonraki kolilerde Asuman ve Turhan Baytop’un, Türkiye’nin dört bir yanına düzenledikleri botanik gezileri sırasında çektikleri bitki diaları ile karşılaşıyoruz. Laleler, sıklamenler, sütleğenler, çiğdemler, karanfiller kendi habitatlarında derslerde öğrencilere gösterilmek üzere tek tek özenle fotoğraflanmış, kurutulmuş bir örnek ise herbaryumda muhafaza edilmiş. Sırayla 36 karelik serilerin olduğu ufak kutuları açıyoruz. Toros Dağları, Hakkâri, Yüksekova Şemdinli yolu, Nemrut Dağı, Ağrı Dağı… Uludağ florasının olduğu kutuda tanıdık simalar ile karşılaşıyoruz. Feza Hanım bu seride rastladığımız Alfred Heilbronn’un bir portre fotoğrafını işaret ederek bunun bir yağlıboya tablo için çekilmiş bir fotoğraf olduğunu söylüyor. Botanik ve genetikçi Sara Akdik’in eşi Ressam Şeref Akdik’e ait tablonun orijinalinin Baytop ailesinin koleksiyonunda yer aldığını öğreniyoruz.

Asuman ve Turhan Baytop arşivi,
Osmanlı eczacılık tarihi portreleri ve Anadolu gezileri fotoğraf albümü
Asuman ve Turhan Baytop arşivi,
çeşitli gravürler,
fotoğraflar Unutma Bahçesi

Her bir koli, Baytop ailesinin başka bir merakına işaret ediyor. Koleksiyonculuk merakı yalnızca bitkilerle sınırlı kalmamış; bu ikili çeşitli gravürler, el çizimleri, el yazmaları, filmler, kitaplar ve daha pek çok nesneyi özenle biriktirmiş, muntazam bir düzenle saklamış. Bir başka kutuyu daha açmak, yeni hikâyeler dinlemek konusundaki merakımız hiç dinmezken karnımızdan gelen garip sesler çalışmanın ritmine, fotoğrafların büyüsüne kapılıp yemek yemediğimizi hatırlatan bir ikaz, zil gibi… Feza Hanım’ın çalışmanın başında söylediklerini hatırlıyoruz: “Bazen bu evde çalışırken saatlerin hatta günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorum, çoğunlukla yemek yemeyi unutuyorum.” Hem bu ikaz hem de yaklaşan Karaköy Bostancı vapur seferi sebebi ile buluşmamızı sonlandırıyor, kolileri bir kenarda topluyor bir daha buluşmak üzere sözleşerek evden ayrılıyoruz.

Biz kendimizi birkaç saatlik bir buluşmaya, araştırmamızla ilişkili olabileceğini düşündüğümüz birkaç albüm ile karşılaşıp bununla yetinmeye hazırlamışken yine kendimizi çok daha kapsamlı bir koleksiyonun ortasında buluyor, defalarca bakmak isteyeceğimiz bu şeylere ancak kısaca göz atabiliyoruz. Arşivlerin duygusal potansiyellerinin ve arşiv sahiplerinin tutucu tavrının araştırma süreçlerini nasıl kesintiye uğratabildiğine dair deneyimlerini anlatıyor Feza Hanım. Tanıştığımız günden bu yana bizimle arşivini, biriktirdiği anılarını ve deneyimlerini paylaşması bize ve araştırmamıza olan güvenini hissettiriyor; evler, hatıralar ve başka mahremiyet sınırları arasında çıktığımız bu yolculukta bizi cesaretlendiriyor.

Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, Bir Yerin İzinde Pek Çok Yer, Dilşad Aladağ, Eda Aslan, Feza Günergun