“Şarika’nın kalbi”, 2018,
fotoğraf: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle
Bazen Tasarım
Daha İlginç

Yakın zamana kadar tasarım sergilerinin veya daha iyi ifadesiyle derdi tasarım olan sergilerin çok da anlamlı olmadığını düşünüyordum. Üstelik gördüğüm ilk örnekler hiç de fena değildi: 1991 yılında mimarlığa bakışımı tümden dönüştüren MoMA’daki Tadao Ando sergisi, derdi tasarım olmasa da grafik tasarımla bağı nedeniyle aynı kategoride değerlendirilebilecek nefes kesici Art Spiegelman sergisi veya ondan on yıl sonra Cooper Hewitt tasarım müzesinde yer alan Skin: Surface, Substance and Design sergisi gibi. Küratörlüğünü Ellen Lupton’ın yaptığı Skin, günün tasarım ürünlerini kaygısızca yan yana getirip buna rağmen (belki de bu sayede) söz söylemeyi beceriyordu. 1897’de kurulmuş Cooper Hewitt ise bir ülkede tasarım kültürü olsun olmasın tasarlanmış olan üzerinden yazılabilecek tarih ya da tarihlerin çok katmanlılık potansiyeline işaret ediyordu.

Arşiv/tarih sergilerini daha kolay kabulleniyor, çağdaş tasarım sergilerine ön yargısız bakamıyordum. Kanımca tasarım ürünleri gündelik hayatın içinde deneyimlenmeli ve ona göre değerlendirilmeliydi. Çağdaş tasarım sergileri, sanatın gölgesinde kendini eksik gören bir pratiğin ‘beyaz küp’te yer arama çırpınışına benziyordu. Küratörlerin tasarım bienallerinde tasarlanmış ürünlerden uzak durmalarının arkasında da bu eksiklik kanaati var sanki. Elektrikli süpürge, insanların yüksek sanat görmeye alışık oldukları bir bağlamda yine ancak yer süpürür bugünün kültürel ortamında.

Arada geçen yıllarda pek çok serginin hazırlık ve kurulum sürecinde bulundum ve sergi mekânının sanat eserini var edişine şahit oldum. Sanat, izleyici ve eser arasında gerçekleşiyor olabilir ama sanat eseri kesinlikle sanat mekânında gerçekleşiyor. Pazar değeri ne olursa olsun çağdaş sanat işlerinin çoğu sadece sergileme süresince bir eser aura’sına sahip. Ayrıca yerleşimi ve sergideki diğer eserlerle ilişkisi nasıl okunacağını fazlasıyla belirliyor. Serginin nasıl bir mekân ve kurumda gerçekleştiği de bu okumayı etkiliyor. Aynı durum tasarım ürünü için de söz konusu. Bakkaldan alıp sergi mekânına yerleştirdiğimiz ürünün farklı bir hikâye anlatacağı açık. Bunun değerini neden bu denli geç fark ettim bilmiyorum.

Sadece Duchamp’ınkine değil her pisuara farklı bakabilmek için bir tür bağlam değişikliği şart. Farklı bakmadığımız sürece gündelik hayatımızda dolaşımda olan hiçbir şeyi gerçekten görmemiz mümkün değil. Çünkü sıklıkla iyi tasarlanmış ürünler ‘görünmez’ oluyor. En önemlisi: Çünkü insan tasarım ürünleriyle ilişkisinde ‘okur’ değil ‘kullanıcı’.

Tasarım ürünlerini ‘görmek’ mühim, çünkü bazılarındaki eleştirel ve entelektüel derinliği fark etmek gerektiği kadar, bireyi sistemin çarkında yağa dönüştürenleri ayırt edebilmek de gerekiyor. Üstelik tasarımı okumak gündeliği okumak, insanı okumak; zaman-mekânın başka tür bir bilincine varmak.

Tasarım pratikleri içinde biraz gençlikten biraz da uçarılıktan az ciddiye alınan grafik tasarım ürünlerinin farklı bir perspektiften ele alınması neredeyse görülmemiş bir şey. Grafik tasarım ürünleri pek çok sergide belge işlevi görüyor, başkasının hikâyesini anlatıyor. Kendisi olarak var olduğu afiş, kitap vesaire sergilerinde sıklıkla kronolojik, tematik, coğrafi ya da alfabetik sıralamayla yan yana asılıyor/yerleştiriliyor. Bu yerleştirme diğer işlerle birlikte okunmak şöyle dursun kendi metninin bile okunmasına engel oluyor. Sayısız ürün ise (örneğin çevrimiçi bir ön muhasebe programı) elektrikli süpürgeden farksız. Okunmasının anlamlı olması için tarih olması ya da hayatı derinden dönüştürmesi bekleniyor.

Durum tasarımcıların kişisel sergilerinde biraz daha farklı, ama orada işleri tek tek okumak mümkün olsa da insan daha ziyade tasarımcının tasarımla ilişkisine ve toplam üretiminin ortak paydasına odaklanıyor. Belki bir de söz konusu üretimi mümkün kılan tarihsel koşullara kafa yoruyor. Yine de sergi, öncelikle tasarımcının aura’sına katkı sağlıyor.

Özetle grafik tasarım üzerine düşündüren iyi bir grafik tasarım sergisi kolay rastlanır bir şey değil. Jeff Talks bir proje olarak Şarika’da gerçekleşen Fikra Graphic Design Biennial’a davet edildiğinde heyecan duydum, çünkü küratörlerin hazır reçetelerle çalışmadıklarını tahmin ediyor, sorgulama ve araştırmalarının sonucunda ortaya çıkacak işi merak ediyordum.

Dünyada sayısız grafik tasarım bienali yok. Grafik tasarım, koleksiyoncu ve yatırımcıları daha çok ilgilendiriyor olsa ya da grafik tasarımın mimarlığın inşaat endüstrisiyle sahip olduğuna benzer ticari bir bağı olsa belki olurdu. Grafik tasarım ürünlerinin sıklıkla arayüz veya tanıtım malzemesi gibi dolayımlayıcı ürünler olması, yani kendilerinin meta olmaması da işi zorlaştırıyor; yoksa var olan ekonomik sistem ne yapar yapar grafik tasarım ürününü yüceltmenin yolunu bulurdu.

Fikra, tasarım stüdyosu, ortak-çalışma alanı, kütüphane, kafe ve galerisi olan bir tasarım platformu. Grafik tasarım yüksek lisans eğitimini Rhode Island School of Design’da tamamlayan Fikra’nın kurucusu Salem Al-Qassimi, 2006’dan beri farklı alanlarda ürün veren tasarım stüdyosunu 2017’de Fikra Campus’ün eklenmesiyle bir platforma çeviriyor. Eşi Maryam Al-Qassimi’nin de içinde yer aldığı Fikra ekibi 2018’de Ortadoğu-Kuzey Afrika-Güney Asya bölgesinin ilk grafik tasarım bienalini gerçekleştiriyor. Bienali var eden büyük bir kurum veya vakıf değil, genç bir grafik tasarımcının tutkusu ve/veya hırsı. İmkânları ne olursa olsun kurucu gücün kurumsal değil bireysel olduğunu kayda geçirmek mühim. Al-Qassimi bienali grafik tasarımın disiplinlerarası niteliğini gösterebilmek ve bölgedeki algılanışını etkileyebilmek için bir araç olarak görüyor. Bienalin, grafik tasarımın ticari çağrışımlarının ötesinde, daha geniş bir sosyal ve kültürel eylem alanı olarak dikkate alınmasını sağlayacak bir sahne olma ihtimali küratoryal metinde de okunabiliyor.

Bienalin sanat yönetmenleri Emily Smith, Na Kim ve Prem Krishnamurthy, kendilerini salt grafik tasarımcı olarak tanımlamasalar da öncelikle veya aynı zamanda grafik tasarımcılar. Grafik tasarımcıların sıklıkla sadece grafik tasarımcı olmamaları —onların ifadesiyle “pek çok şapka taşıyor” olmaları— bienalin meselelerinden biri nitekim. Smith, Kim ve Krishnamurthy, geçmişi, bugünü ve geleceği içeren; grafik tasarımın nasıl da bambaşka şeylerin içine akabildiğini gösteren; ‘sergi’yi düşünce üretilen, prototip geliştirilen bir yer olarak tanımlayan bir bienal tasarlıyorlar.1

Bienalin kurgusu için Mutluluk Bakanlığı, Yapay Zekâ Bakanlığı gibi bakanlıklardan yola çıkılıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki varoluşları pek de şaşırtıcı olmayan bu bakanlıklar, şüphesiz grafik tasarımın da bakanlığı olabileceği ümidini veriyor. Bakanlıkların bürokratik yapıları da bienalin kavramsal içeriğini oluşturan departmanlara model oluyor. Bu departmanların, sanat yönetmenlerine rapor verseler de her şeyden sorumlu ve kısmen bağımsız ‘bölüm başkanları’ var. Başkanların ve asistanlarının çoğu bölgede çalışan, yaşayan veya bölgeyi iyi tanıyan tasarımcılar.

Bienalin gerçekleştiği Şarika, sanat profesyonelleri tarafından Sharjah Biennial ile tanınan Birleşik Arap Emirlikleri’nin üçüncü büyük şehri ve yedi emirliğinden biri olan Şarika’nın başkenti. Bienal sergisinin mekânı ise “Şarika’nın kalbi”nde yer alan 70’lerin Bank of Sharjah yapısı. 2015 yılında sokak sanatçısı eL Seed’in cephesine uyguladığı yılanımsı grafik çok çarpıcı. İtiraf etmeliyim ki, bakanlık tabelası da şahane duruyor. Ayrıca bienale kadar uzunca bir süre âtıl kalmış olan binaya kurulum öncesi yapılan müdahaleler hem özenli hem de yerinde. Yapı serginin organik bir parçası olarak işliyor ve pencerelerinden görünen manzara insana nerede olduğunu sürekli hatırlatıyor. Beyaz bir küp değil söz konusu olan. Yapı geçmişinin tüm katmanlarıyla işin içinde. İşin içinde derken ifadenin düz anlamıyla da: Temizlik sırasında bulunan bazı nesneler bir işin doğrudan malzemesi olurken, bazı nesneler de sergide kullanılan elemanlara dönüştürülmüş.

Fikra Tasarım Bienali 01’in mekânı
eski Bank of Sharjah yapısı, 2018, fotoğraflar: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle
Turbo (Mothanna Hussein &
Saeed Abu-Jaber) tarafından mekân sergiye hazırlanırken bulunan nesnelerle kurgulanan işten ayrıntı,
“UFO Departmanı”,
fotoğraflar: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle

Komşusu binalarla birlikte Arap modernizminin örneklerinden sayılan yapının bienal sonrasında yıkılacağı açıklanmıştı, ama bienalin başarısı bu karardan dönülme ihtimalini ortaya çıkardı. Üstelik bu konu açılış gününde gündeme geldi. O gün orada olanlar olarak, bunu ister istemez grafik tasarımın zaferi olarak algıladık. Yapıyı bienale uygun gören Fikra ekibi, sanat yönetmenleri ve yapıyı sergiye hazırlayan T.ZED Architects eminim yaptıkları işle gurur duymuşlardır. İstanbul Sanat Bienali için ilk kez René Block’un küratörlüğünde kullanılan Karaköy’deki antrepo binasının İstanbul Modern’e ilham vermesi, bugün ise diğer antrepo yapılarıyla birlikte yok olmuş olması bu tür mutlulukların pek de uzun ömürlü olmadığını hatırlatıyor. Yine de yıkılmayı bekleyen boş binalar, az bir müdahale ve mütevazı bütçelerle kültürel projelerin kullanımına açık olsun istiyor insan.

Fikra Graphic Design Biennial 01:
Ministry of Graphic Design
Açılış gecesi, 9 Kasım 2018

Yaklaşık yirmi ülkeden —Jeff Talks afişlerinin otuz üç tasarımcısını saymazsak— kırktan fazla tasarımcının işini içeren “Fikra Grafik Tasarım Bienali 01: Grafik Tasarım Bakanlığı” binanın beş katına yayılıyor.

“Department of Dematerialising Language” [Dili Ortadan Kaldırma Departmanı], grafik tasarımın dile biçim verme yöntemlerine bakıyor; mecrayı okunaklılık, okunabilirlik, netlik, fiziksel varlık meselelerinin gerektirdiklerinden azade eden beklenmedik iletişim modlarını arıyor. Jeff Talks’un, bienalde bölümsüz olarak yer alması planlandı. Ücretsiz olarak gezilebilen giriş katında konumlandırılması da plana ve projeye uygun, ama pek çok kaynakta bu departmana dahil edilmiş olduğunu gördüm sonradan.2 Belki kurgu bölümlere dayanınca, bir işi dışarıda tutmak sunuşu zorlaştırdı. Bu departman için seçilen işler serginin her katına yayılmış oldukları için hem diğer bölümlere eklemleniyor hem de müdahale ediyor.

Astrid Seme, “Urbirds singing the Sonata” (2011), “Dili Ortadan Kaldırma Departmanı”, fotoğraf: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle
Otuz dört afiş ve bienale özel hazırlanmış bir videoyla bienalde yer alan Jeff Talks, fotoğraf: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle
Moniker, “Dazzle Fungus” (2016/2018),
“Dili Ortadan Kaldırma Departmanı”, fotoğraf: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle

“The Department of Graphic Optimism” [Grafik İyimserlik Departmanı], Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuruluşundaki görsel temsil kültürüne odaklanıyor. 1970 ve 80’lerin medyası üzerinden bir devletin ilk yıllarındaki umut dolu uzlaşmalara, körfeze göçle gelen farklı kültürlere bakıyor. Ayrıca bu bölümde BAE’nin önde gelen tasarımcılarından Hisham Al Madhloum’un arşivinden seçilmiş 80’ler ve 90’lar işleri var.

“Grafik İyimserlik Departmanı”,
fotoğraflar: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle

“The Department of Non-Binaries” [Gayri-İkili-Karşıtlıklar Departmanı], günümüzde kültürün ve kimliklerin karmaşıklığını benimsiyor; işleri kolay tanımlanamayan, disiplinler arasındaki sınırları bulanıklaştıran tasarımcıları bir araya getiriyor. Bu bölümdeki melez işleri diğer yaratıcı alanlardaki üretimden farklılaştıran, tasarımcı zihniyetiyle üretilmiş olmaları. Öte yandan departman grafik tasarımı bir disiplin olarak reddediyor; olasılıkla disiplin kavramını da reddediyor.

“Gayri-İkili-Karşıtlıklar Departmanı”, fotoğraflar: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle

“The Department of Flying Saucers” [UFO Departmanı], Amman, Amsterdam, Kahire, Los Angeles ve Seul’de çalışan dört inisiyatifin enstalasyonunu kapsıyor. Sergi süresince yerleştirmelerin içi ve etrafında atölye, seminer, parti, pop-up dükkân gibi etkinlikler gerçekleşiyor, çünkü bu inisiyatiflerin grafik tasarım pratikleri de bu tür etkinlikler üzerine kurulu.

Seendosi’nin enstalasyonu, “UFO Departmanı”, fotoğraflar: Obaid AlBudoor, Fikra Tasarım Bienali izniyle

“The Department of Mapping Margins” [Sınırları Haritalama Departmanı], seminer, söyleşi, panel tartışması, pedagojik deney gibi formatları kullanarak bienalin söylem üretme potansiyeline odaklanıyor. Açılışın ertesi gününde bir konferans düzenleyen departman, bienalin eleştirilmesi için de ortam yaratmaya çalıştı. Kullanılan yöntemlerin çeşitliliğine ve iyimserliğine rağmen, programın katılabildiğim kısmı vaat ettiğini tam da yerine getiremedi. Bienalin gerçekleştirildiği bağlamın bu alandaki tarihsizliği, orada o gün toplanan çoğunluğun birbirine ve kente yabancılığı da bunda rol oynamış olabilir. Etkinlikler bienal süresince devam etti.

Bienalin sanat yönetmenleri Emily Smith, Na Kim, Prem Krishnamurthy ve
Fikra’nın kurucusu Salem Al-Qassimi, “Sınırları Haritalama Departmanı”nın konferansında, fotoğraf: Obaid AlBudoor, Fikra Tasarım Bienali izniyle

“The Office of the Archive” (OofA) [Arşiv Ofisi], bienale ilişkin her şeyi bienale eşzamanlı olarak arşivliyor. Arşiv ofisinin sergide bir yeri olmasa da, sergi mekânında yeri var ve arşivlediklerini incelemek mümkün. Sözgelimi açılış öncesi gerçekleşen büyük yemek davetinin dedikoduları video kaydına bakılarak doğrulanabiliyor. OofA bienale ilişkin sosyal medya paylaşımlarını taradığı gibi, hazırlık süresince ekibin WhatsApp iletişimini de kaydetmiş ve çıktısını almış. 

“Arşiv Ofisi”, bölüm başkanı TAB
(Tetsuya Goto ve Saki Ho),
fotoğraf: Obaid AlBudoor, Fikra Tasarım Bienali izniyle

Sonuç olarak yirmi bir gün süren bienal Şarika’da nasıl bir iz bıraktı kestirmek zor. Sürekli olması hâlinde nasıl bir birikim oluşturacağını sezmekse daha kolay. Grafik tasarımın profesyonel, araştırmacı, sanatsal, bilimsel veya tanımsız pratikleri, grafik tasarımcının rolünün bitimsizce sorgulanmasına izin veriyor. Fikra’nın ilk bienal sergisi görmüş olduğum tasarım sergilerine benzemediği gibi, gördüğüm diğer sergilere de benzemiyor. Ne kadar iyi olduğu tartışılabilir; öte yandan dünyaya tasarımın içinden bakmaya niyetlenen sergilerin alışılageldik yaklaşımlarla ele alınmamasının iyi olduğunu kanıtlıyor. Çünkü bazen tasarım daha ilginç ve farklı bir bakışı hak ediyor.

Knoth & Renner, “Common Canvas” (2018), “Dili Ortadan Kaldırma Departmanı”, fotoğraf: Obaid AlBudoor,
Fikra Tasarım Bienali izniyle

1. Steven Heller’in Emily Smith’le söyleşisi “Ministry As A Design Metaphor” hem bienale hem de sanat yönetmenlerinin bienale yaklaşımına ilişkin iyi bir kaynak.

2. Bienal için sanat yönetmenlerinin seçtiği on iki Jeff Talks sunumunun kayıtlarından yaklaşık on beş dakikalık Arapça altyazılı bir video hazırladık. Bu video otuz dört Jeff Talks afişiyle beraber kendine ait bir odaya yerleştirildi.

Emily Smith, Esen Karol, Fikra Grafik Tasarım Bienali, grafik tasarım, Jeff Talks, Na Kim, Prem Krishnamurthy, Salem Al-Qassimi, sergi, tasarım