Nazar Şigaher, “Set Kitaplık”,
Daedalus, 2016
Senin Derdin Ne:
Nazar Şigaher

Nazar Şigaher, şahsına münhasır, sarkastik tavrıyla kısa sürede beynime taht kurmuş bir tasarımcı. Birkaç sene önce, bir ocak akşamı tanışmıştık. Hatırladığım ilk karşılaşma anında Nazar ile aramızda iki şeritli işlek bir cadde var. Bir süre trafik yüzünden karşıya geçemiyor ve ben de aman ezilmesin diye bakarken, Nazar gülümseyerek (tahminen arkadaşım Emre Evrenos’un hediye olarak aldığı) bir buket çiçeği uzatıp, anında sohbet etmeye başlıyor. Uzun süre söylediklerinden hiçbir şey anlamıyorum. Ciddiye alarak dinlemekten vazgeçince anlamaya başlıyorum. Sarkastik cümle kurabilenlerin sözel zekâ konusunda ileride olduklarını düşünüyorum. Nazar da işte bu insanlardan biri. Merak edip soruyorum.

Neden tasarımcı olmak istedin sorusunu şöyle cevaplıyor. “Hürriyet gazetesinde, Derin markasından Aziz ve Derin Sarıyer ile yapılan röportajı okumuştum. Yurtdışında özgün tasarım dili ile varlık gösteren, hedefleri olan bir markadan, Derin’den ve hedeflerinden bahsediyorlardı. Mobilya tasarımına yönelmemde bu röportajın etkisi büyüktür. Çok heyecanlanmıştım, zaten 2000’li yılların başlarında tasarım adına çok olumlu bir iklim vardı. O yıllarda okula giren veya meslekten olan herkeste bir heyecan vardı. 2001 yılında ben de bu duygu ve gelecek adına kurduğum hayallerle daha sonra adı değişecek olan Mimar Sinan Üniversitesi’ne girdim.”

Nazar Şigaher, “Over”,
Derin, 2006

Emre Evrenos ile Nazar Şigaher, Daedalus mobilya firmasında ortak olarak çalışmalarını sürdürüyorlar. Kendi işinin patronu olan tasarımcılarımıza devlet desteklerini ve sosyal hakları sormak halihazırdaki ekonomik durumda “10 puanlık uzman sorusu” olarak değerlendirilse yeridir. “Benim derdim hep tasarımla oldu. Kendi işimizi Emre ile kurmamızın nedeni de aslında tasarım yapmak için bir çözüm olarak kendi markamızı kurmak zorunda olmamızdan kaynaklanıyor. Bizim bakış açımızda tasarıma değer veren ya da öyle görünen markaların Türkiye’deki sayısı limitli. Bu limitli markaların neredeyse tamamına da (firmaların yaklaşımından dolayı) tasarımcının erişimi neredeyse yok. 2000’li yılların başlarında kendi kuşağımdan bir sürü yetenekli tasarımcı vardı, onlar şimdi nerede ne yapıyorlar bilmiyorum. Bunu üretici markalar kendilerine bir soru olarak alabilirler. Devlet desteklerine gelecek olursak; fuar katılımı, çalışan istihdamı vb. birçok alanda devlet teşviki mevcut ama tasarım özelinde geniş bir vizyona sahip olmadığımızı söyleyebilirim.”

Nazar Şigaher, “Hull” (2010)
ve “Hull B” (2011), Daedalus

Yerli firmalar yabancı tasarımcıları tercih ettiği sürece bu durumun düzelme şansı hayli az. Yurtdışı ve yurtiçinin tasarıma ve tasarımcıya bakışıyla ilgili soruma ise Nazar şunları söyledi: “Türkiye’de her alanda olduğu gibi iş ahlakında da bir yozlaşma var. Taraflar kendini kayıracak şekilde sınırları esnetiyor, değiştiriyor. Bir meslektaşınız bir cümle önce tasarımının kopyalanmasından yakınırken diğer cümlede çok ‘temiz’ ürün kopyalayan bir imalatçısını size önerebiliyor. Aynı zamanda da emek hırsızlığının en yaygın olduğu sektör herhalde tasarım sektörüdür. Bu tip ahlaki çelişkiler ve yozlaşmalar işimizi yapma konforumuzu kötü etkiliyor. Yurtdışındaki gelişmiş ülkelerde de bazı kötü deneyimlerden bahsedilmesine rağmen ticaret ve tasarım konusunda ülkemizdekinden daha güvenli, sınırları belli bir sistem, oturmuş bir düzen var diye düşünüyorum.”

Nazar Şigaher, “Lat Kitaplık”
ve “Lat Sehpa”, Daedalus, 2011

Bu sene Nazar, Meyer firmasının Meyer Objects markası için Frame isimli ürünü ile 2019 German Design Awards kazanıp, hepimizi gururlandırdı. 2009 senesinde yapmaya başladığı saat tasarımlarına, ‘zaman tasarımı’ da diyebiliriz diye düşünüyorum. Sanatçı kişiliğinin etkisi ile saatten öte, zamanı tasarladığı hissini uyandırıyor. Frame’den sonra şimdi Drop üretim aşamasında. Bu konudaki yaratma cesaretini sorduğumda ise “Evet tasarım eylemi hem insanın doğasında olan hem de iddialı bir eylem. Tasarlama süreci sizi birçok soruyu cevaplamaya iten ilk soru ile başlar. Tasarım, doğru yanıtı bulmak için sorulan doğru sorudur.” Peki çıkış noktan, derdin nedir diye soruyorum. “Tasarım benim varlık alanım, ürettiğim şeyler üzerinden kendimi var ediyorum diyebilirim. Tasarladığım konuyu unutmak ve onu yeniden tanımlamak yöntemlerimden biri. Genelde tasarım sürecimi tasarlayan, sürekli değiştiren biriyim, o yüzden o ilk soru her zaman değişiyor. Derdim tasarladığım şeylerin insanların hayatına bir katkı sağlaması, onları mutlu etmesi. Sanat ve tasarım, hayatı çölden monoton olmayan, insanı sürekli keşfe iten, heyecan veren, denizi, ağacı, bitki örtüsü, yaşamı olan bir doğaya çevirir.” Nazar tasarlarken ve halihazırda hayata farklı bakmaya çalışan meraklı bir tasarımcı. Yaratım anında neler hissettiğini merak ediyorum. Diyor ki “Başarıya ulaşana kadar bir sürü başarısız tasarım fikrini göğüslemem gerektiği için biraz keyifsiz, dalgın ve asabi oluyorum. Sürekli çözüm bekleyen konuda oluyor aklım, çözene kadar, ama sonrası çocuksu bir mutluluk.”

Nazar Şigaher, “Frame Clock”,
Meyer Objects, 2009
Nazar Şigaher, “Drop Clock”,
Meyer Objects, 2017

Tasarımcıları besleyen kültürel kaynakları merak ediyorum. Bu soruyu Nazar’a da yöneltiyorum. “Bu soruya şöyle cevap vereyim: Yazar, John Berger; yönetmen, Stanley Kubrick; müzisyen, Thom Yorke; mimar, Peter Zumthor.”

Nazar Şigaher, “Some Lamp”,
Daedalus, 2011

Hayatımızda belki en çok pişmanlık ve gurur anlarını biriktiriyor, hatırlıyoruz. Kendisinin de keşke zamanımı boşa harcamasaydım dediği zamanlar var. Üniversiteye girdiği zaman, ilk tasarımı üretildiğinde ve daha sonra bir tasarımı ilk defa müzede sergilendiğinde ise gururlanıyor. Devinim hâlindeki Nazar ruhu, ayakta, hâlâ işe yararken ölebilirim derken, dileğinin üretmek ve üretebilmek olduğunu ekliyor.

Nazar Şigaher, “Fork”,
Daedalus, 2011

Gizem Aytaç, Nazar Şigaher, Senin Derdin Ne, tasarım, ürün tasarımı