Necip Asım Yazıksız,
Kitap,
İletişim Yayınları, 1993
Kitabın Kitap’ı

Bir kitap aşığı, 1893 yılında aşkını konu alan 210 sayfalık bir kitap yazıyor, adını Kitab koyuyor. Bu kitap, Kitap adıyla İletişim Yayınları’nın 10. yıl armağanı olarak Türker Acaroğlu tarafından yayına hazırlanıyor ve dili sadeleştirilerek 1993 yılında yeniden basılıyor. Acaroğlu, bu sadeleştirmenin birçok çeviri hatasını da beraberinde getirdiği konusunda eleştiriliyor. 2012 Yılında Büyüyenay Yayınları tarafından bir kez daha yayımlanıyor. Bu baskı ile Kitap dil uzmanlarına göre hak ettiği çeviriye sonunda kavuşuyor.

Bahsettiğim kitap, Necip Asım Yazıksız tarafından yazılan Kitap.

Bense ne çevirinin doğrusuna yanlışına kafamı takıyorum, ne de kitabın ilk nüshasının peşine düşmek gibi araştırmacı bir ruha büründüm. Aslında bu kitap hakkında tam olarak ne yazmam gerektiğini bile bilmiyorum. O yüzden bir kitap incelemesi değil bu yazı. Olsa olsa samimi bir paylaşım. Hiç görmediğim ilk nüshasının bıraktığı gizem, 93 baskısının naif —ama garip bir şekilde çekici— tasarım dili ve buna zıt olarak 2012 baskısının soğuk ve mesafeli tavrı… Hatta kitap hakkında yazılmış bir kitaba verilecek başlığın ne olması gerektiği söz konusu olduğunda, Yazıksız’ın, daha en baştan en uygun kararı vermesi… Ve belli ki, kitap nesnesine karşı duyduğum bu içsel hesaplaşmanın 124 yıl önce bir başkası tarafından da duyulmuş olması…

Kitap ile ilgili ne var ne yoksa Kitap’ın bölümlerinde mevcut. Büyüsünden az da olsa kurtulup içindekilere baktığımda genel hatlarıyla yapıtın, kitap hakkında teknik bilgiler içermesine rağmen duygusal bir havada yazıldığını hissediyorum. Yazıksız, sıkı incelemeler sonucu ortaya attığı sayısal verilerle (kütüphaneler, kişilerin sahip olabileceği kitap sayısı, vs.) birlikte “yazı, harf, kâğıt, hattatlar,” gibi temel anlatıları da elbette es geçmemiş. Ancak esas ilgi uyandıranlar “kitap falcılığı, imza, kitaplara biçilen değer, hangi kitaplar okunmalı, kitapseverler, kitap delileri” gibi başlıklar oluyor. Bir kitabın içindeki bilginin kıymetinden ziyade bir kitaba ne koşulda olursa olsun sahip olmayı arzulayan, hatta bunun için suç işlemeyi göze alan insanların “kitap delileri” olarak tanımlandığını öğreniyorum. Okuma ritüelleri, kitabın ne şekilde ve şartlarda okunmasının uygun olduğuna işaret eden dönemin katı kuralları, kitaba duyulan saygıyı yeniden anlamamızı sağlıyor.

Kitabın nesnel varlığına ve değerine kafayı takmış olanlar için geçmişten gelen ve garip bir biçimde yakınlık uyandıran bir kitap Yazıksız’ın eseri. Açık olmak gerekirse Kitap, Walter J. Ong’un Sözlü ve Yazılı Kültür’ü, Jean-Claude Carrière ve Umberto Eco’nun Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın’ı ve —kendimi daha da ileri gitmekten alıkoyamıyorum— Marshall Mcluhan’ın Gutenberg Galaksisi yapıtlarıyla rafta aynı yerde durabilecek nitelikte bir kitap. Hem iyi bir referans, hem yoğun bir aidiyet hissi.

Adını nesnesinden alması yetmiyormuş gibi Yazıksız’ın kitap zekâsını anlamak ve hayranlık duymak için yalnızca şu bile yeter; son bölüm olan “Kitapların Sonu” başlığı, Kitap’ın da sonsözü…

{Fotoğraflar: Umut Altıntaş}

kitap, Umut Altıntaş