“Infographics” terimiyle
Google Images araması
ekran görüntüsü,
20 Kasım 2017
İnfografiği
Yeniden Tanımlamak

İnfografik seviyor musunuz? Cevabınız bana net bir şey söylemiyor, çünkü bu kelimeyi birbirinden hayli farklı şeyler için kullanıyoruz.

Infographics kelimesi 1960’larda information graphics [bilgi grafiği] tamlamasının birleşmesiyle dünyaya geldi1 ve genel olarak istatistiksel grafikler, bilimsel illüstrasyonlar, akış diyagramları gibi veriyi veya bilgiyi görselleştiren ürünleri tarif eden bir başlık olarak kullanılıyordu. Google Books Ngram Viewer’a göre, “veri görselleştirme” [data visualization] ve “bilgi görselleştirme” [information visualization] kalıpları da bu ürünleri gruplamak için o yıllarda ortaya çıkan ve (en azından kitaplarda) daha yaygın olarak kullanılan terimlerdi.

1950’den 2008’e data visualization (kırmızı), information visualization (yeşil)
ve
infographics (mavi) terimlerinin
İngilizce kitaplarda geçme sıklığı.
(Google Books Ngram Viewer
ekran görüntüsü
, 19 Kasım 2017)

Google Books Ngram Viewer’ın bu arayüzde izin verdiği son tarih olan 2008’den sonra ise yeni bir şey oldu. Kırılmanın bu tarihlerde yaşandığını hafızam da bana söylüyordu, ama zaman konusunda ihtiyacım olan nesnel dayanağı yine Google, başka bir uygulamasıyla sağladı: Yaptığım Google Trends aramasına bakarsak tam da 2008’den başlayarak, internetin yarattığı mecralar üzerinden, yeni ve farklı bir görsel ürün türü popüler kültür içinde yavaş yavaş infografik kelimesine kendi ismi olarak el koydu. “Haydi etrafa tatlı çizimler, dilim grafikler ve kocaman sayılar koyarak insanlara bu cümleleri okutalım” türünden bahsediyorum. Belki de infografik kelimesi zihnimizde bu tatlı ve pratik görsellerle iyi tınlayacak kadar tatlı ve pratik bir kelime olduğu içindir, bu el koyma öyle başarılı oldu ki yazının devamında bu yeni türe ben de ‘infografik’ diyeceğim —ve bu kelimeyi veri/bilgi görselleştirme için kullanmayacağım.

2004’ten bugüne data visualization (kırmızı), information visualization (sarı)
ve
infographics (mavi) terimlerinin Google’da aranma oranları.
(Google Trends ekran görüntüsü,
19 Kasım 2017)

İnfografiklerin yükselişi ve isimlerini hak edişi, grafikte de görüldüğü gibi, yavaş ama istikrarlı bir süreç izledi.2 O yıllarda bu anlam karışıklığına müdahale etmek isteyen, “infografik”in özgün anlamını korumak için bu yeni ürünlere “infoposter” (2011), “dijital poster” (2013) gibi isimler önerenler de oldu, ancak bu öneriler tutmadı. Sorun şu ki, bugün infografik kelimesi bu yeni tür görsel ürünlerin adı olarak iyice oturmuş olmasına rağmen özgün anlamında, veri/bilgi görselleştirme ürünleri için de kullanılmaya devam ediyor, ve karışıklık sürüyor. Bense artık bu kelimeyi rahat bırakmamızın ve isim karmaşasına başka bir yöntemle son vermemizin zamanının geldiğini düşünüyorum.

İnfografikler, veri/bilgi görselleştirme (verigör/bilgigör)3 ürünlerinden çok farklılar. İyi seçilmiş/tasarlanmış istatistik görselleştirme yöntemleri veya özel bilgi mimarileri kullanarak zengin miktarda veri veya karmaşık bilgi aktarmak gibi bir dertleri yok. Dar kapsamda belirlenmiş bir konuyu belli bir açıdan ayrıntılı olarak incelememize yardımcı olmak yerine, daha geniş bir konu başlığıyla ilgili bazı hazır bilgileri cümleler hâlinde diziyorlar. Rengi ve illüstrasyonu çoğunlukla doğrudan bilgi aktarımı işlevi için değil, dekoratif olarak kullanıyorlar. İnfografiklerin sayılarla yapmayı en sevdiği şey, onları çok büyük puntolarla grafik öğelere dönüştürüp okuyucunun dikkatini çekmek. Sayısal veriyi dilim grafikleriyle göstermeye de bayılıyorlar —veri iletişimi için kötü bir yöntem,4 ama hem teknik hem de tatlı bir hava katıyor. (Phil Gyford bunları agresif bir parodiyle özetliyor.)

Saydığım bu genel infografik özellikleri tamamen belirleyici değil —farklı tipte, bazı verigör/bilgigör öğeleri içeren infografikler de var. Örneklere eleştirel bir gözle bakmak infografik ve veri/bilgi görselleştirme arasındaki farkı anlamaya yardımcı olacaktır. (Verigör/bilgigör örnekleri için Infosthetics, Flowing Data, Information is Beautiful Awards gibi sitelere bakılabilir. Visual.ly ise, arada diğer tür işler olsa da, bolca infografik örneği görebileceğiniz bir yer.) İnfografikler çoğu insan için verigör/bilgigöre kıyasla ilk bakışta daha davetkâr görünür, amaçları da budur zaten. Sizi bir kere yakaladıktan sonra, eğlenceli bir okuma deneyimi yaratmak için yerleştirilmiş jenerik illüstrasyonlar,5 basit grafikler, kocaman rakamlar, vb. arasına dizilmiş cümleler ile söyleyecekleri şeyleri söyler. Bu yüzden, metin dışındaki tüm görsel öğeleri çıkardığınızda pek bilgi kaybetmezsiniz. Bu, emin olamadığınız zaman, karşınızdaki görsel ürünün bir infografik mi yoksa bir veri/bilgi görselleştirmesi mi olduğunu anlamak için kullanacağınız bir test olabilir.

İnfografik mi, veri/bilgi görselleştirmesi mi? İnsanların bunu daha rahat anlayabilmesi için icat ettiğim turnusol testi şöyle işliyor: Metin dışındaki tüm görsel öğeleri
ve yapılanmaları (ve onların etiketlerini) hayalinizde yok ediyorsunuz ve
ne kadar bilgi kaybettiğinize bakıyorsunuz. Veri/bilgi görselleştirmelerinde
anlamlı bir bilgi kaybı olacaktır.
(Sağda Çilek Ağacı ekibi olarak 2012’de ürettiğimiz bir veri görselleştirmesi,
solda ise bu yazı için aynı konuda yarattığım bir infografik var.)

Veri/bilgi görselleştirmeleri, doğrudan eldeki veriyi/bilgiyi temsilen özel olarak üretilmiş görsel öğeler ve yapılar sayesinde veri kümelerini incelemenizi veya karmaşık bilgileri edinmenizi sağlayan araçlar olarak işler. Bu görsel yapıları yok ederseniz, bütün o ayrıntılı bilgiyi —ya da, açıklayıcı metinler varsa, büyük bir kısmını— kaybedersiniz. Veri görselleştirme ve bilgi görselleştirme başlıklarının birbirinden farkı konusunda da genelgeçer bir uzlaşıdan söz etmek zor, ancak ben “veri” ve “bilgi” kavramları arasındaki farka dayanarak şu tanımları yapmayı faydalı buluyorum: Bilgi görselleştirmeleri, karmaşık nesneleri, fikirleri, süreçleri görsel yapılarla doğrudan (figüratif olarak) veya dolaylı yollarla (diyagramlar, vb.) temsil ederler. Veri görselleştirmeleri ise soyut görsel öğelerin konum, büyüklük gibi özelliklerini bir değişkenler dizisini temsil edecek şekilde kurgulayarak örüntüleri görünür kılar; bu sayede belki yüzlerce satırlık veri tablolarını6 sezgisel olarak anlamamızı, ilginç durumları fark etmemizi, buradan yeni bilgiler üretmemizi sağlar.7 Renkler de, sıklıkla, bir kategorizasyon için renk kodlaması yapmak gibi bilgi iletişimi işlevleri için kullanılır.

Bir veri/bilgi görselleştirmesine bakmak, izleyicinin bir görsel sistem içinde özgürce ‘dolaştığı’ ve görsel araçları zihninde kullanarak bilgi ürettiği, aktif rol aldığı, zaman alan bir süreçtir. Aynı verigöre bakan her izleyici farklı şeylere odaklanıp farklı bilgiler çıkarabilir; izleyiciler, verigörü üreten kişinin bilmediği, fark etmediği sonuçlara da varabilir. İnfografik ise bu bağlamda televizyona benzer; seçilmiş mesajları, pasif bir izleyiciye, önceden belirlenmiş bir sırada bir bir aktarır. (Bu yüzden bir blog sütununda aşağı akan uzun, dar görseller infografik için mükemmel formattır.) İyi bir verigör/bilgigör incelerken uzun dakikalar, belki saatler harcayabilirsiniz; infografik ise çoğunlukla saniyeler içinde tüketilir. Bu sebeplerle verigör/bilgigörün genellikle infografiğe göre daha tarafsız ve soğukkanlı bir bakış açısı sunduğunu söylemek de mümkün.8

İnfografik ve veri/bilgi görselleştirmesi arasındaki önemli bir fark da, ikincisinin, kendi araştırma konumuzu veya topladığımız veriyi kendimiz incelemek ve anlamak için kullanabileceğimiz bireysel bir düşünme aracı görevi de görebilmesi. İnfografik, bir izleyici kitlesi için üretilen bir iletişim aracı olarak kendini tanımlamak zorunda. Verigör/bilgigörün ise varlığını anlamlandırmak için bir izleyici kitlesine ihtiyacı yok.

Elbette, verigör/bilgigör kadar zengin bilgi içermemesi, içeriğini aslen metinle aktarması, daha jenerik ve dekoratif öğelerle üretilmesi, pasif bir izleyici tarafından çabucak tüketilmesi gibi özellikleri, infografiklerin hatalı veya gereksiz olduğu anlamına gelmiyor. Kendi amaçları dahilinde gayet işlevseller: İnsanları bir şeyler okumaya ikna etmek zor iş, infografikler de çok sayıda insana birkaç cümle okutmayı ve bazı bilgileri iletmeyi başarıyor —hatta o bilgilerin akıllarında kalmasını da sağlıyor. (Bu avantajlarla ilgili bir xkcd parodisi de var.) Bu da elbette bir tasarım problemi; infografik tasarımı bu açıdan afiş tasarımına yakın görülebilir. İhtiyacınız, kitlelere hızlıca birkaç paragraflık bilgi iletmekse, infografik, verigör/bilgigör yerine sizin için doğru yöntem olabilir.

Tüm bu sebeplerle, infografiği veri/bilgi görselleştirmesinden ayırt etmeyi öğrenmemizin ve kullandığımız kelimeleri netleştirmemizin, hem bu alanlarda çalışanlar hem de diğer insanlar için faydalı olacağına inanıyorum. Bu iki tip görsel ürün farklı amaçlara, farklı içerik yapılarına, farklı iletişim yöntemlerine, farklı üretim süreçlerine, farklı tüketim biçimlerine, farklı zihniyetlere sahip. Bu yüzden farklı isimlere sahip olmayı da hak ediyorlar. (İçeriğin konusu hakkında hiçbir şey söylemediğime dikkatinizi çekerim; veri/bilgi görselleştirme infografiğe göre daha ciddi görünüyor olabilir, ama bir televizyon programı hakkında bir veri görselleştirme de yapabilirsiniz, insan genetiği hakkında bir infografik de.)

Bir müşteri “infografik” istediğini söylediğinde, hep hangisi olduğunu soruyorum; zengin ve karmaşık bir verinin/bilginin özel bir teknikle görselleştirilmesi mi, yoksa bilgiyi metinle veren ve tatlı çizimlerle dikkat çeken, renkli, uzun bir görsel mi. Çünkü deneyimime göre, “infografik istiyoruz” dediklerinde akıllarında ikisi de olabiliyor. (Ve ben sadece ilkini yapmakla ilgileniyorum.) Bu sadece bir iletişim problemi değil; bazen insanların kendileri de ne istediklerini bilemiyorlar, çünkü kafalarında bu ikisi arasında bir ayrım olmuyor. Bu kadar farklı ürünler için kafalarda bu ayrımın oluşmamış olmasının nedeninin de büyük oranda bu isim kargaşası olduğunu düşünüyorum. (Afiş ve kitap tasarımı için aynı kelimenin kullanıldığı bir dünya hayal edin.) İddia ediyorum ki eğer infografikler bambaşka, özgün bir isimle ortaya çıksaydı ve ona alışsaydık, bahsettiğim insanların çoğu ne istediğini biliyor olacaktı. Yani, farklı şeyler için aynı ismi kullanmak kavramsallaştırma ve düşünme aşamalarında da problem yaratıyor. Sorun yalnızca kullandığımız kelimelerle ilgili değil; farklı disiplinleri, tasarımcıları, ürünleri işlevsel olarak ayırt edebilmekle ilgili.

İnfografik kelimesi başlangıçta veri/bilgi görselleştirmeyi tarif etmek için yaratılmış olabilir, ama artık çok geç: İnsanlar infografiği çok seviyor, ve ona “infografik” diyor. Ben de bu tatlı kelimeyi doğal yaşam alanında bırakmayı ve diğer tür işler için yalnızca “veri görselleştirme” (verigör) ve “bilgi görselleştirme” (bilgigör) terimlerini kullanmayı öneriyorum.9 Yeni kelimeler yaratmak yerine, halihazırdaki kelimeleri daha düzenli kullanarak bir çözüme ulaşmanın en azından kısa vadede daha olası olduğuna inanıyorum. Gerektiğinde, isimlendirmede ve kavramlarda karışıklıklar olduğunda (iki yönde de —evet, az da olsa, infografik için “veri görselleştirme” diyenler de var), etrafımızdaki insanlara da bu ayrımdan ve yöntemden bahsetmeyi tavsiye ediyorum. Ben uzun bir süredir bunu yapıyorum ve çevremdekilerin bu konudaki kafa karışıklıklarını giderdiğine tanık oluyorum. Umarım bana katılırsınız.

1. İki kelimenin parçalarının birleştiği bu tür birleşik kelimelere dilbilimde “portmanto kelime” deniyor.

2. 2013 sonrası “infografik” için görülen hafif düşüşün sebepleri ve devam edip etmeyeceği hakkında henüz net bir fikrim yok. “Veri görselleştirme” terimi için gözlenen uzun soluklu yükseliş ise bu disiplinin de infografikten bağımsız olarak kendine yeni yaşam alanları bulduğunu ve popülerleştiğini gösteriyor. Özel sektörün ve üniversitelerin giderek “büyük veri” meselesiyle daha çok haşır neşir olmasının etkisi de önemli.

3. Terimlerin bu ‘portmanto’ hâlleri, İngilizcedeki dataviz ve infoviz kelimelerinden esinlenerek üretildi. Yaygın kullanılmasalar da, bu yazı gibi onlarca kez “veri görselleştirmesi” geçen metinlerde ferahlık sağlıyorlar.

4. Stephen Few, “Save the Pies for Dessert”, Perceptual Edge Visual Business Intelligence Newsletter, August 2007.

5. Birçok stok görsel sitesinden jenerik infografik öğeleri satın alabilirsiniz. Ayrıca hızlıca infografik üretmeyi sağlayan Visme, Canva gibi birçok platform mevcut.

6. Turnusol testi örneğindeki Hollywood Economics verigörü, 656 filmin her biri için beş değer (bütçe, hasılat, kârlılık, sürdürülebilirlik, tür) gösteriyor. Yani, tam sayısal değerlerini okumak zor olsa da, toplamda 3.280 (yukarıdaki ve aşağıdaki film türü grafiklerini de eklersek 3.370) birimlik veriye bakıyor, bunları karşılaştırıyor ve bilgi çıkarıyorsunuz. Örneğin: “Aksiyon filmleri genelde kârlılık hattının altında kalıyor. Aksiyon çekmek riskli işmiş.” Soldaki infografik versiyonunda ise açık açık yazılmış 21 birim veri var. Bunlardan biri, aksiyon türünün en çok hasılatı yapan tür olduğu bilgisi. Bu infografiğe kanıp aksiyon filmi çekmek isteyebilirsiniz, ama verigöre bakarsanız bunun asıl sebebinin aksiyon filmi sayısının çok fazla olması olduğunu göreceksiniz.

7. Veri görselleştirme ve bilgi görselleştirme terimleri arasındaki farkı daha kestirme bir şekilde ve örneklerle açıklamak gerekirse: Bir tabloya dizilebilecek sayısal bir veri kümesini (veya başka tür bir değişkeni) görselleştiriyorsa, veri görselleştirme (örnek 1, örnek 2). Cümlelerle veya çizimlerle ifade edilebilecek semantik bir bilgiyi görselleştiriyorsa, bilgi görselleştirme (örnek 1, örnek 2). Bazılarını (örnek 1, örnek 2) bu iki kategoriden birine koymak zor olabilir, ama infografik olmadıkları kesin.

8. Elbette burada, toplanan verinin ne kadar doğru ve kapsayıcı olduğu ve gösterimde yanıltıcı hamleler yapılıp yapılmadığı meseleleri önemli. Veriden çıkarılan bazı bilgileri etrafa not olarak ekleyen verigörler de var; bu durumda bile izleyici bilgilerin hangi bağlamdan çıktığını görerek değerini ona göre biçebilir.

9. Verigör ve bilgigör dünyası için genel olarak “bilgi tasarımı” tamlamasını da kullanıyorum.

bilgi, bilgi görselleştirme, bilgi tasarımı, bilgigör, büyük veri, Deniz Cem Önduygu, grafik tasarım, infografik, veri, veri görselleştirme, verigör