Constantin Brâncuși’nin, Christie’s Masterpieces müzayedesinde 107,6 milyon USD bedelle satışı yapılan Danaîde büstü için hazırlanan tanıtım filminden ekran görüntüsü. Yönetmen: S. Tyler, 2026.
Danaîde ve Yeni Kız Kardeşi veya
Brâncuși’nin Geri Dönüşü(mü)

Yazının başlığı, Yunan mitolojisinin meşhur hikâyesini1 andırıyor olsa da aslında geçtiğimiz ay uluslararası sanat gündeminde kendisinden epey söz ettiren bir müzayede için hazırlanmış bir kısa filme gönderme yapıyor. Bahsi geçen müzayede New York Christie’s tarafından Masterpieces başlığıyla 18 Mayıs 2026’da gerçekleştirilen ve 2017 yılında ölen milyarder medya patronu Samuel Irving Newhouse Jr.’a ait bir grup eserin satışa çıkarıldığı sanatsal/ticari etkinlik. S.I. Newhouse, Vogue, Vanity Fair ve The New Yorker gibi Amerikan popüler kültürüne adeta biçim vermiş kült dergilerin sahibi olmanın yanı sıra çokça başyapıt içeren devasa bir sanat koleksiyonunun sahibi olarak da tanınıyor. Bu müzayede “daha sade bir eve taşınan” dul eşinin, küçültmek istediği Newhouse koleksiyonu için düzenlenen dördüncü Christie’s satışı. Daha önceki yılların müzayedelerinde, bu koleksiyondan yapılan satışlar arasında Pablo Picasso, Jasper Johns ve Jeff Koons gibi önemli 20. yüzyıl sanatçılarının işleri yer alıyor. Bu yılki müzayedenin ilgi odağında ise iki “başyapıt” vardı: Jackson Pollock’un 1948 tarihli Number 7A isimli tablosu ile Constantin Brâncuși’nin, modern soyut heykelciliğin miladı kabul edilen 1913 tarihli bronz Danaîde büstü. Her ikisinin de kendi alanında birer açık artırma rekoru kırması bekleniyordu, nitekim öyle de oldu. Yazılanlara göre sadece 40 dakika süren müzayedede Newhouse koleksiyonundaki 17 eser için toplam 650 milyon Amerikan doları tutarında satış yapıldı: Number 7A 181,2 milyon dolar, Danaîde ise 107,6 milyon dolarla el değiştirdi.

Masterpieces müzayedeleri, medyanın da yoğun ilgisiyle, sanatsal üretimin mülkiyet hakkı veya sanat eserinin yatırım aracına dönüşmesi gibi, büyük akçeli satışlarla birlikte gündeme gelmesine alışkın sayılabileceğimiz tartışmaları da harekete geçiriyor. Bu yılın kültür-sanat haberleri ise Christie’sin müzayededen beş gün önce yayınladığı ve bir anda ilgili bütün platformlarda gösterilmeye başlanan Danaîde filmiyle canlandı. Bunun aslen bir reklam olduğunu teslim etmek gerekse dahi konu, “onun da iyisi/kötüsü olur” diyenler ile Brâncuși’yi önemseyenler için hayli kışkırtıcı.

Film bir kadının altın renkli uzun saçlarına arkadan odaklanarak başlıyor; onun peşinden büyük bir binaya giriyoruz. Kim olduğunu az sonra anlayacağımız bu sarışın, elindeki telefona konuşarak “Rock Center’a geldiğini” haber veriyor. Burası Christie’s merkez ofisinin de bulunduğu ve Newhouse koleksiyonunun müzayede öncesi halka sergilendiği (görücüye çıktığı) Rockefeller Center. Bir asansörün kapıları açılıyor, kat düğmesine dokunuluyor; kapılar tekrar açıldığında karşımızda, makyajla Danaîde’e benzetilmiş tanıdık siması, siyah takım elbisesi ve olanca endamıyla Nicole Kidman beliriyor. Karşısında beyaz tüllerle çevrelenmiş beyaz kaidesinin üzerinde Brâncuși’nin başyapıtı adeta onu bekliyor. Birkaç saniyelik yakın çekimle, altın saçlı Kidman ile altın tenli Danaîde yüz yüze geliyor, aynaya bakarcasına bakışıyorlar. Derken görüntü bulanıklaşıyor, Danaîde’le karşılaşmanın estetik deneyimiyle bir tür trans ya da flashback harekete geçiyor: Ekran birbiri ardına hızla sıralanan siyah beyaz karelerle doluyor; modern heykel sanatının tarihçesine ait belli başlı imgeler bir film şeridi gibi Kidman’ın ve bizim gözümüzün önünden geçiyor. Filmin en çarpıcı sekansı ve prodüksiyonun en yaratıcı tarafı burası; çünkü tam bu anda fona David Bowie’nin Golden Years şarkısı giriyor: “Don’t let me hear you say life is taking you nowhere angel - Run for the shadows, in these Golden Years.” Bowie’nin hipnotik sesi eşliğinde (ya da onun sayesinde) Kidman kendinden geçmişçesine Danaîde’in etrafında dönerek seksapelli bir dansa başlıyor. Müziğin sesi kısılırken görüntü büstün alt kısmına, bronza belli belirsiz kazınmış “Brâncuși” imzasına odaklanıyor. Derken telefon çalıyor; Kidman karşısındakine gelemeyeceğini, “(burada) biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu” söyleyerek kim bilir hangi önemli randevusunu iptal ediyor. Son karede Kidman artık başı döndüğü için olsa gerek, yere oturmuş hâlde Danaîde’e doğru bakarken konuşmasını ve filmi noktalıyor: “… geceyi burada geçirebilirim”.2

Yaklaşık iki dakika süren filmin yönetmeni (Aerosmith solisti efsanevi Steven Tyler ile karıştırılmaması gereken) Stephen Tyler. Kendisi sinemada değil reklam ve ticari tanıtım çekimleriyle kariyer yapmış. Bu film de kuşkusuz aynı kategoride değerlendirilmeli; amaç müzayedeye çıkacak ünlü bir esere ilgi (alıcı?) çekmek olunca, başvurulan yöntem konuyu bir “Hollywood ışıltısı” (nam-ı değer Nicole Kidman) ile parlatmak olmuş. Film kazandığı görünürlük, izlenme sayısı ve medyatik ilgiye bakıldığında amacını ziyadesiyle karşılıyor; aldığı tepkiler çeşit çeşitken, Christie’s resmi YouTube kanalındaki yayına gelen yorumların büyük çoğunluğu (her nedense) Brâncuși’yi ve eserini gündeme getirdikleri için Christie’s ve Kidman’a teşekkürler sıralamış.3 Instagram’daki Christie’s hesabına yazılanlar ise daha yaratıcı ve çoğunlukla eleştirel: “Eşsiz bir sanat eserini parfüm reklamına indirgediniz!”, “Eyes Wide Shut’ın silinmiş sahnelerinde Danaîde ne arıyor?”, “Brâncuși mezarında ters takla atıyor olmalı”, veya “Tanrım, neden?” gibi…

Christie’s basın bültenlerinde de açıklandığına göre Danaîde, Brâncuși’nin en sansasyonel eseri sayılabilecek Princess X için, 20. yüzyıl başı Avrupa’sının bir diğer sanat dehası Man Ray’in çektiği deneysel bir cinépoem’in modern uyarlaması. 1929 tarihli bu çekimde de Brâncuși’nin heykeli dönem sanatının celebrity kadınlarından, ünlü sürrealist fotoğrafçı ve sabık Vogue fotomodeli, güzeller güzeli Lee Miller rol alıyor.

Man Ray’in Self Portrait, or What We All Lack isimli 16mm siyah-beyaz ve sessiz deneysel filminde Lee Miller ve Brâncuși’nin Princess X büstü. Paris, 1930'lar.

Hatta Christie’s filminin flashback sekansındaki siyah beyaz imajlar arasında, Princess X çekiminin son karesindeki tatlı gülümsemesiyle Miller da görünüyor. Man Ray-Miller’ın avangart üretimleri ile Tyler-Kidman’ın promosyon odaklı işini karşılaştırmak pek anlamlı olmayacak olsa dahi, yaklaşık yüz yıl arayla çekilmiş iki film arasında kurulan bağı görmek zor değil. Konunun esas ilginç yanı bir Brâncuși heykelini ünlü/güzel bir kadınla beraber görüntüleyen görsel kayıtların dikkat çekici ölçüde fazla olması. Hatta bunların, Brâncuși’nin Paris’teki ünlü atölyesinde yaptığı çekimlerle bizzat başlattığı bir sanatsal/arşivsel janr oluşturduğu bile rahatlıkla söylenebilir.

Bu janrın öncüsü sayılabilecek en erken tarihli çekim yine Princess X’e ait ve ünlü büstü, ona modellik yapmış, Brâncuși’nin “ilham perisi” olarak anılan Macar sanatçı Margit Pogany ile birlikte görüntüleyen bir fotoğraf.4

Marcel Duchamp’ın düzenlediği bir sergide yer almak üzere ABD’ye gönderilen bir Brâncuși heykeli (Bird in Space), sınır memurlarınca “sanat” sayılmayıp gümrük vergisine tabi tutulduğunda, New York American gazetesinin haberi “Bu her ne ise, Sanat değil” manşetiyle verişi. Tam sayfa haberin sağ köşesinde, büst ve modeli Mme Pogany’nin yüz yüze fotoğrafı görülüyor. Kaynak: Brâncuși: Art Is Just Beginning (Sergi Kataloğu), Paris: Éditions Centre Pompidou, 2024, s. 39.

Dönem basınında da çokça yer alan bu ikiz portrenin ardından dizinin belki de en tanınmış örneği, Brâncuși’nin kendisi gibi Rumen kökenli olan Fransız balerin/koreograf Lizica Codreaunu’yu üzerinde Brâncuși’nin tasarladığı ilginç kostümlerle Erik Satie’nin Gymnopédies’i eşliğinde dans ederken görüntüleyen yedi karelik siyah beyaz fotoğraf serisi.

Lizica Codreanu, Brâncuși atölyesinde dans ediyor, 1922. Kaynak: Brâncuși: Art Is Just Beginning (Sergi Kataloğu), Paris: Éditions Centre Pompidou, 2024, s. 71, 75.

Bunlara benzer içerikte, bu defa hareketli bir diğer örnek, aynı atölyede İngiliz heykeltıraş Florence Meyer’ın Brâncuși heykelleri arasındaki dansını görüntüleyen 35mm’lik film.

Florence Meyer’in Brâncuși atölyesindeki performansından, 1932-33. Kaynak: Brâncuși: Art Is Just Beginning (Sergi Kataloğu), Paris: Éditions Centre Pompidou, 2024, s. 74.

Bunlara İngiliz heykeltıraş Barbara Hepworth veya Amerikalı koleksiyoner Peggy Guggenheim gibi Branscusi atölyesinin ziyaretçileri olarak fotoğraflanan sanatçı ve entelektüel kadınlar da eklendiğinde ortaya hatırı sayılır çapta bir arşiv çıkıyor.

Anlaşılan, ünlü/güzel kadınları ünlü/güzel sanat eserleriyle bir araya getiren prodüksiyonlar arasında Brâncuși heykellerinin kendine özgü, ayrı bir kategori oluşturduğunu söylemek mümkün. Üstelik bu kategorinin kapsamı atölye görüntüleriyle sınırlı da değil. Öyle ki yukarıda sayılan fotoğraf ve filmler ilerleyen onyıllarda New York MoMa’da gerçekleştirilen bir dizi benzer çekimin tarihsel öncülü olmuş gibi duruyor: Bu çekimlerinin çok ilginç bir ortak özelliği de kameranın önünde olduğu gibi arkasında da ünlü (hatta daha ünlü) kadınların var olması.

Louise Dahl-Wolfe’un objektifinden aktris Shelly Napier; Brâncuși’nin dev ahşap Roi des Rois [Krallar Kralı] heykeli ve beyaz mermer cüsseli Phoque I [Fok I] eseriyle birlikte. New York MoMA, 1938.

Örneğin 1938’de Brâncuși’nin MoMa koleksiyonundaki dev ahşap Le Roi des Rios [Krallar Kralı] heykeli ve beyaz mermer cüsseli Phoque I [Fok I] heykelleriyle poz veren aktris Shelly Napier’in fotoğrafları, moda fotoğrafçılığına yön veren isimlerden Louise Dahl-Wolfe’a ait; 1949 yılında Life dergisi için yapılan çekimlerde Amerika’nın o yıllardaki süper modeli Jean Patchett’i Brâncuși’nin Yeni Doğan heykeliyle görüntüleyen ise belgesel fotoğrafçılığın öncülerinden Nina Leen olmuş.

Life Magazine için Nina Leen’in gerçekleştirdiği moda çekiminde Brâncuși’nin Yeni Doğan [Le Nouveau-Né] eseri ve model Jean Patchett. New York MoMA, 1949.

Brâncuși’nin 1957’deki ölümünden birkaç ay önce, Mademoiselle Pogany ve Le Colonne sans fin [Sonsuz Sütun] ile poz veren model, saç stili ve giysileri bizzat Mme Pogany’ye benzetilmiş olan İtalyan aktris Silvana Mangar; çekimler ise şöhretini Marilyn Monroe fotoportrelerine borçlu olan, Magnum fotomuhabiri Eve Arnold’a ait.

İtalyan aktris Silvana Mangano, Brâncuși’nin Princess X ve Sonsuz Sütun eseriyle Eve Arnold’a poz veriyor. New York MoMA, 1956.

Görüldüğü gibi, Danaîde’i Nicole Kidman’la bir araya getiren Christie’s filmi, Man Ray’in sinematik denemesini günümüze uyarlamaya çalışırken asırlık bir görsel geleneğe de eklemleniyor. Bununla birlikte, son yıllarda peş peşe düzenlenen prestijli sergiler ve etkinliklerle Constantin Brâncuși’yi uluslararası kültür-sanat haberlerinin merkezine taşıyan, deyim yerindeyse şöhretine şöhret katan seçkin bir gündeme de katılıyor, ki Newhouse müzayedelerinde yer alan onca eser arasında sadece Danaîde için tanıtım filmi çekilmiş olmasının öncelikli nedenlerinden birisi de muhtemelen bu. Burada sözü edilen etkinliklerin ilki Mayıs-Ağustos 2024’te, Brâncuși’nin bütün sanatsal mirasını devrettiği Paris Centre Pompidou’da düzenlenen dev retrospektif olmuştu.

Brâncuși: Art Is Just Beginning sergisinden büstler ve kaideleri. Paris Centre Pompidou, Mayıs 2024. Fotoğraf: Alev Erkmen.

Onu izleyecek Brâncuși programları için bir tür amiral gemisi işlevi de gören bu sergi, heykelleriyle birlikte fotoğrafları, filmleri, plakları, eskiz ve mektuplarıyla neredeyse bir œuvre complete ölçeğinde muhteşem bir Brâncuși külliyatı sundu; ayrıca beş yıl sürecek büyük bir tadilat ve yenileme için 2025’te geçici olarak kapanan Pompidou’nun son yıllardaki en iddialı ve etkileyici program oldu.5

Pompidou sergisinin kapanışından birkaç ay sonra, doğduğu ülke Romanya’da, 1. Dünya Savaşı’nda ölenler anısına tasarladığı yapıtı Târgu Jiu anıt-heykellerinin Unesco Dünya Mirası Listesi’ne alınmasıyla Brâncuși yine gündemdeydi. Hemen ardından, doğumunun 150. yılı olan 2026, Romanya hükümeti tarafından “Brâncuși Yılı” ilan edildi ve sanatçı için yıl boyu sürecek bir etkinlikler dizisi programlandı. Bu paralelde, 2024 Pompidou sergisinin bir bölümü geçtiğimiz aylarda önce Amsterdam H’Art Müzesi’nde,6 arkasından Londra’da sergilendi.7 Aynı serginin tamamına yakını mart ayından bu yana Berlin Neue Nationalgalerie’de izlenebiliyor.8 Ekim 2026 itibariyle yeni ve iddialı bir Brâncuși retrospektifi bu kez New York MoMa’da açılacak.9 Christie’s müzayedesi de bu itibarlı ajandanın güncel bir başlığı olarak yerini almış oluyor.

Bu çerçeveden bakıldığında, Danaîde hem açık artırmanın popülaritesi ve sonucuna olası etkisi, hem de gündemin içinde kendisinden söz ettirmesiyle, bir pazarlama projesinden beklenebilecekleri ziyadesiyle yerine getirmiş durumda. Filmin gerek Christie’s’in gerekse servetlerinden 107,6 milyon doları Danaîde’a ayıran yeni sahiplerinin yüzünü güldürmüş olduğunu varsaymak hatalı olmasa gerek. Öte yandan, sanat dünyasının akademik ve entelektüel muhitlerinde yüzlerin çoğu ya ekşimiş ya da ifadesiz kalmış görünüyor.

Constantin Brâncuși, Paris atölyesinde, 1930-33, 35mm (3 kare). Kaynak: Brâncuși, L’Exposition (Sergi Broşürü), Paris: Éditions Centre Pompidou, 2024, s. 11.

Böyle oluşu sanatın kitle iletişim, estetik değerler veya şöhret imgeleriyle ilişkisi gibi tartışmalarla açıklanmaya kalkışıldığında, söylenebileceklerin üzerinde Andy Warhol’un gölgesini hissetmek işten değil. Bu nedenle, onun uyardığı gibi, tüketim kültürünün ürettiklerini gereğinden fazla ciddiye almanın tuzağına düşmemeye çalışarak belki şöyle denebilir: Brâncuși’den yaklaşık yarım asır sonra Warhol popüler kültür imgelerini reklam ve pazarlama diliyle yüksek sanata aktararak 20. yüzyıl sanatının son avangart devrimini gerçekleştirmişti.10 Christies’s filmi ise Warhol’dan bir asır sonra bunun tam tersini yapıyor; bir yüksek sanat imgesini bir reklam öznesine dönüştürüyor. Elitizm ile konformizm arasındaki zeminin daraldığı bir dönemde bu dönüşüm üzerine net bir kanaat oluşturmak ise öyle kolay değil.

Dileyelim zamane çağımız “Geçmişin tüm güzellikleri reklam olarak geri dönüşüme giriyor” diye yazan Sally Rooney’in teşhisinden fazlasını da (örneğin reklamın iyisini) üretebilsin.11

1. Danaîde: Yunan mitolojisinde, Libya Kralı Danaos’un elli kızına verilen isim. Babalarının emriyle düğün gecelerinde kocalarını öldürürler ve bunun bedeli olarak sonsuza dek delik bir çanağa su doldurmakla cezalandırılırlar. Danaîde’in sanat tarihindeki temsilleri ve değeri üzerine kısa bir tarihçeye buradan bakabilirsiniz.

2. Filmin Christie’s YouTube kanalında yayınlanan resmi versiyonu.

3. age.

4. Brâncuși: Art Is Just Beginning, (Sergi Kataloğu), Paris: Editions Centre Pompidou, 2024, s. 39.

5. Paris Centre Pompidou, Brâncuși Sergisi, 27 Mart-1 Temmuz 2024.

6. Amsterdam H’Art Musee, Brâncuși: The Birth of Modern Sculpture, Eylül 2025-Ocak 2026.

7. Constantin Brâncuși Photographs, Londra.

8. Berlin Neue Nationalgalerie, Brâncuși, 9 Ağustos 2026’ya kadar devam ediyor.

9. New York MoMa, Brâncuși: The Artist and His Studio, 25 Ekim 2026-27 Şubat 2027.

10. Eric Hobsbawm, Behind the Times: The Decline and Fall of the Twentieth century Avant-Gardes, Londra: Thames & Hudson, 1998.

11. Sally Rooney, Intermezzo, Londra: Faber & Faber, s. 411.

Alev Erkmen, film, müzayede, reklam, sanat, Sergi, tüketim, tüketim kültürü