Tolkien’in Elf Şehirleri 2/4
Aman’daki Kentler: Tirion ve Alqualondë

“Tabii ki, tıpkı insanlar için olduğu gibi elfler için de bütüncül, tek bir mimari anlayıştan söz etmek zordur. Kaldı ki, Tolkien’in mitolojisinde elfler birçok kola ayrılır ve birbirlerinden farklı özellikler taşırlar.” Dizinin ilk metni olan “Elf Şehirlerine Giriş”te yapılan yukarıdaki saptamayı izleyerek kimi elf şehirlerine daha yakından bakmanın zamanı geldi.

Ñoldor ve Vanyar Kenti Tirion

“Aman: ‘Q: Kutlu, kötülükten arınmış’; Valar’ın Almaren Adası’nı terk ettikten sonra yerleştiği, Büyük Deniz’in ötesinde, Batı’daki topraklarının adı. Genelde Kutlu Diyar diye ima edilir.”1 Elfler Orta Dünya’nın doğusunda Cuiviénen gölünün kenarında uyandırıldıktan sonra, bir kısmı Aman’a göç eder.

Aman haritası ve Tirion ile Alqualondë. Kurgusal dünya haritaları ile
tanınan kartograf ve akademisyen
Karen Wynn Fonstad’ın
1981 yılında yayımlanan
The Atlas of Middle-earth kitabından.
(kaynak: Dante’s Heart)

Tirion ya da tam adı ile “Túna üzerindeki Tirion”, Aman’da —adından da anlaşılacağı üzere— Túna tepesinin üzerine kurulu bir kenttir. Silmarillion’da bu açıkça ifade edilir: “bir tepenin üzerine kurulu, kuleleri ve ağaçlarıyla güzel Tirion.” (Silmarillion, s. 141) Eğer deniz kenarına veya ormana yerleşmiyorlarsa, elflerin kent kurmak için genellikle —belki de akropolisler gibi doğal bir savunma aracı olduğu için— bir tepenin üzerini seçtikleri ve kuleler yükselttiklerini görürüz. Tirion’da da durum değişmez. Túna tepesinin üzerinde Mindon isimli bir kule bulunur, Tolkien’in bu yapının şehirdeki en yüksek kule olduğunu söylemesinden kentte yükseklikleri birbirinden farklı birden çok kule olduğunu anlarız. Mindon’un tepesinde hiç sönmeyen bir ışık bulunmaktadır, Morgoth2 Aman’daki ağaçları zehirledikten sonra, Tirion şehrinin üzerine sis geldiğinde kulenin ışığı zayıflamıştır. Işık teması birçok elf şehrinde, kulelerin üzerinde parlayan ışıklar olarak karşımıza çıkar. Dahası, genellikle beyaz taştan inşa edildiği için özellikle gün batımında şehrin kendisi de parlamaktadır.

Tirion, elflerin Ñoldor ve Vanyar kolları tarafından kurulmuş, daha sonra Vanyar kolu Valinor’un içlerine doğru giderek orada yaşamayı seçmiştir. Anlatılanlardan Tirion’un Aman’daki en güzel, en önemli ve büyük ihtimalle en büyük şehir olduğu anlaşılır. Melkor’un ağaçların ışığını söndürmesi ve silmaril’leri3 çalmasından sonra “…Ñoldor’un büyük bölümü Tirion’a dönerek güzel şehirlerinin kararışı için yas tuttu. Gölgelenmiş denizden sürüklenen pus Calacirya’nın loş koyaklarından yükselerek kulelerini kapladı, Mindon’un ışıltısı kasvet içinde soluklaştı.” (Silmarillion, s. 102) Bu cümlelerden de anlaşıldığı gibi kulenin üzerindeki ışık, aynı zamanda kentin mevcudiyeti ve gücüdür. Bu felaketten sonra Fëanor4 şehirde belirerek herkesi “Túna’nın üstündeki Kralın yüce meydanında” toplanmaya çağırır. Buradan da kentte büyük bir meydan olduğu anlaşılır.5 Kaldı ki kentte, caddeler ile beraber merdivenlerin de varlığından söz edilmektedir ve buradan tepenin düzlenmediği ve doğal topografyanın kullanıldığı anlaşılır. Bu şekilde doğaya müdahale etmemek ya da az müdahale etmek son derece elfçe bir davranıştır. Bu nedenle, surla çevrili bir kent kursalar bile ağaçlar her zaman bu kentin parçasıdır. Kenti bu doğal öğeleriyle birlikte tasvir ederler, tıpkı “bir tepenin üzerine kurulu, kuleleri ve ağaçlarıyla güzel Tirion” tanımlamasında olduğu gibi. (Silmarillion, s. 141)

Falmari Kenti Alqualondë

Alqualondë’nin halkını deniz elfleri olan Falmari oluşturmaktadır. Falmari, elflerin Teleri kolunun Aman’a göç etmiş kısmıdır. Teleri halkı, Ñoldor ve Vanyar’dan farklı olarak denizcilikle ilgilenmektedir, çok iyi gemi yaparlar ve deniz kenarında kulübelerde yaşarlar. (Silmarillion, s. 107) Silmarillion’da Alqualondë, Ñoldor ile Teleri’nin savaşının geçtiği kent olarak karşımıza çıkar. Ñoldor’un Aman’ı terk etmek için Teleri’nin gemilerine duyduğu ihtiyaç ve Teleri’nin onlara izin vermemesi sonucu çıkan savaş (ya da verilen adı ile Akrabakıyımı) “rıhtım lambalarının ışığında, iskelelerde, hatta kapının büyük kemerinin üzerinde” gerçekleşmiştir. (Silmarillion, s. 108)

Ñoldor kentlerindeki doğa ve ağaç sevgisi Teleri halklarının kentlerinde yerini denize ve gemilere olan tutkuya bırakır. Tüm Teleri kentlerinde deniz kentin önemli bir parçasıdır ve rıhtım asıl mekân kurucu öğe olarak karşımıza çıkar; işlerin çoğu burada gerçekleşir ve yapılar hemen her zaman denizle ilişki içindedir.

1. J.R.R. Tolkien, Silmarillion, Altıkırkbeş Yayın, 1999, s. 326. Bundan sonra, metin içinde ve notlarda (Silmarillion) olarak anılacaktır.

2. Morgoth: Melkor’un lakabı. Melkor, elf dilinde “güç içinde yükselen” demektir. “Valar’ın asisi Melkor, başlangıçta Ainur’un en güçlüsü iken zamanla kötülüğün yaratıcısı hâline geldi” (Silmarillion, s. 353).

3. Silmaril: Elflerin konuştuğu dillerden biri olan ‘Quenya’da “ak ışıltılı parlaklık” demektir. İki Ağaç’ın yok edilmesinden önce Fëanor tarafından yapılıp, onların ışığıyla doldurulan üç adet mücevher. Varda tarafından kutsandılar. Ulu Mücevherler, Üç Mücevher, Fëanor’un Mücevherleri de denir (Silmarillion, s. 361).

4. Fëanor: Ñoldor elflerinden Finwë’nin oğlu, silmaril’lerin yaratıcısıdır.

5. “Sonra ansızın Fëanor şehirde belirip herkesi Túna’nın üstündeki Kralın yüce meydanında toplanmaya çağırdı; … tepe, tüm merdivenler ve caddeler, …” (Silmarillion, s. 102).

elfler, Hale Gönül, J.R.R. Tolkien, Tolkien’in Elf Şehirleri