fotoğraf: Beau Maes (CC BY 2.0)
Elin Araçları, Soyu Tükenen
Çizim Enstrümanları
Kurşunkalem

Sadece mimarlık ve çizim ile uğraşanlar değil, bir şekilde eline kurşunkalemi almış herkes, en az bir kez kaleminin aşınmış grafit ucunu bıçakla soyup keskinleştirmiştir herhalde. Ben öğrencilik dönemimde, ağırlıklı olarak ilk yıl, teknik el çiziminin kurallarını öğrenmek ve bir egzersiz + bir ödev ile pratik yapmak dışında çokça deneyimlemesem de, bugün mimari çizim stüdyosunda birinci yıl öğrencileriyle kurşunkalemle çokça çizim yapılıyor; yapıyoruz. Hatta açılış dersleri,1 masa ve kâğıt ile ilişkimize, çizim aletlerini, kurşunkalemi öğrenmeye, çizerek pratik etmeye ayrılıyor ki sonrasında yapacağımız her çizim “doğru, temiz ve okunaklı” olabilsin. Günümüzde neredeyse her şey dijital ortama taşınmış; kurşunkalem uygulamadan, binaya rehberlik edecek kılavuz olmaktan kopmuş; ve artık çoğunlukla erken tasarım aşamasında —bulutsu fikirler, düşünceyi evirmek, beyin fırtınası, kendini hızlı ifade etmek yani eskiz, yani müsvedde, yani karalama için— kullanımdayken el ile hâlâ bu kadar temiz, ince çizgi çekmenin ne kadar anlamlı olduğu bir tartışma konusu olabilir. Fakat yine de teknik olarak düzgün, pürüzsüz bir çizgi çekebilmek için kalem ucunun kâğıda temas eden noktasının keskinliğini sürdürmek epey bir problem. Çokça denemek gerekiyor… Harf, nokta, çizgi olarak bir kâğıda kurşunkalemle iz bırakmak için kalemtıraş keskinliği çoğu zaman yeterli, ancak bazen bu, mimarlar için tatmin edici değil; çünkü doğru çizmek için kalemin ucu yeterince sivri değil. Sabır, ustalık ve pratik gerektirmekle birlikte X-Acto bıçağı ve zımpara kâğıdı, kurşunkalemi elde sivriltmek için daha iyi sonuç veriyor gibi. Ki geçmişte iyi çizim yapanların, zanaatkâr ve sanatçıların herhangi bir mekanik kılavuz kullanmadan, kalemleri tıraş bıçağı/ustura ile serbestçe, yani serbest el keskinleştirdiklerini de biliyoruz.

Bir şeyin ucunu bileyerek sivriltmek ve böylece bir yüzeye iz bırakabilecek hâle getirmek ve çizebilmek, aslında anatomik olarak modern insan, homo sapiens’e özgü en arkaik yöntem olarak düşünülebilir. Şöyleki: İnsan dik yürüyebildiğinde,2 elleri de serbest kalır.3 Bu özgürleşme ona dokunma, keşfetme, toplama, fırlatma ve öğrenme için olağanüstü fırsatlar yaratır. Tabii kendini ifade etmek, el ile söylemek için de… Çünkü homo sapiens’in türüne özgü tutuş biçimi sayesinde, alçak dallardan meyve toplaması, bir şeyleri taşıyabilmesi, taş alet yapabilmesi, mağara duvarına çizebilmesi, toprağı pişirmesi ve seramik kap üretmesi, aletleri kavrayabilmesi, yapılar inşa etmesi mümkün olur. El çizimi de homo sapiens’in ortaya çıkışını karakterize eden elin bu becerisine dayanır.4 Yani çizebilmek, çizebilmek için aletler üretebilmek insanın milyonlarca yıl içinde geçirdiği evrimin bir parçası olarak okunabilir. Yineleyecek olursam, bu nedenle çizebilmek “elin manifestosudur.” Nitekim Lascaux Mağarası’nda (Fransa, İÖ 17.000–15.000) keşfedilen duvar resimleri ve aletler de, çizimlerin sadece minerallerin renk pigmentleri olarak kullanılarak kömür, parmak, içi boş hayvan kemiği aracılığıyla uygulanmadığını, çeşitli kıl ve yosunların yanı sıra yontulup şekillendirilmiş, sivriltilmiş çakmaktaşı aletlerin de gravürler için özel olarak kullanıldığını işaret eder. Bu bağlamda, çizmek, tıpkı yürümek gibi, arkaik bir metot, mimarlar içinse endemik bir pratik olarak görülebilir. Çizmekten kastedilen iğne, parmak ucu, kurşunkalem, bir parça tebeşir, fırça gibi bir noktaya referans veren bir nesnenin, bir yüzey üzerinde sürekli bir yol izleyerek kasten hareket ettirilmesidir.5

Her üretim biçimine birtakım üretim araçlarının karşılık geldiği düşünülürse, ‘mimarca’ ve el ile çizmek için kanımca tasarımcıyı ilk heyecanlandıran aura’sıyla kâğıt olsa gerektir. Dokusu, beyazlığının tonu, kokusu, boşluğun sonsuzluğu, el ve zihinle temas etmeyi bekleyen duruluğu… Yani kısaca kâğıt, aslında büyük bir muammadır. Bir tabula rasa’dır… Kâğıt ancak çizenin elinde, kalemin temasında, grafitin yoğunluğunda dile gelir, kendini açar, başka başka söyler. Kâğıt daha bomboşken bakan göz için bu temizlik ve sıfır noktası aslında dopdoludur; bu nedenle kurşunkalemi saran büyülü bir hava vardır. Daha baştan belirtmek gerekirse bu ve gelecek metin, kâğıda değil, kurşunkaleme ve kalemtıraşa övgü olacaktır.

Kalemler, kalemtıraşlar,
bıçaklar ve diğerleri

Mimari çizim enstrümanlarından kurşunkalem ve kalemtıraş, ayrılmaz bir ikilidir. Bu ayrılmaz ikilinin kültürel tarihine bakılacak olursa, öncelikle, olağanüstü bir tasarım nesnesi olarak kabul edilebilecek kurşunkaleme kısaca değinmek gerekir. Bruno Munari, İtalya’nın en önemli tasarım ödüllerinden biri olan Compasso D’oro’yu 1954 ve 57 yıllarında tasarımcısı belli olmayan en iyi tasarlanmış ‘sıradan’ nesneleri toplayarak alır; şişeler, asma kilitler, balık ağlarının yanı sıra o nesnelerden bir diğeri de kurşunkalemlerdir.6 Kimin icat ettiğini bilmiyoruz, ancak bugün kullandığımız sıradan kurşunkalemin atası, stylus adı verilen, bir ucu sivri, diğer ucu yassı eski bir Roma yazı aracıdır.7 Çoğunlukla metal, bazen de kemik olan bu ince çubuk, kâğıttan önce yani papirüs, parşömen ya da balmumu kaplı ahşap bir tablet üzerine sivri tarafıyla hafif ama okunabilen bir iz bırakmak, yassı tarafıyla ise düzeltme yapmak için kullanılır. Ortaçağda sytlus’lar, tebeşir benzeri maddeyle kaplanmış yüzeylerde kullanılır, aynı anda taş tabletler üzerinde taş kalem [slate pencil] ve tebeşir de kullanılır. 

Stylus, kaynak: Wikimedia Commons

İlk kurşunkalem, Konrad Gesner’in 1565 tarihli fosil kitabında geçer: “Aşağıda gösterilen kalem, yazmak için bir ucu kesinleştirilmiş, ahşap bir sapın içine sokulmuş, bir çeşit kurşundur. Kurşun, sert olduğundan yazmak için ciddi bir basınç gerektirir, hafif bir iz bırakır ve eli kirletir.” 1560’larda İngiltere, Borrowdale’de çıkan bir fırtınada asırlık bir ağacın devrilmesiyle ağaç köklerine yapışan tuhaf siyah bir madde çobanlar tarafından keşfedilir ve türlü isimlerle8 anılan bu koyu gri madde, başlangıçta koyunları işaretlemek için kullanılır. Nasıl kullanılacağı görülür görülmez anlaşılan fakat tüm potansiyeli kavranamayan bu esrarlı madde, erken adıyla siyah kurşun, yani bildiğimiz grafittir. Çok sonra, 1796’da Abraham Gottlob Werner’in etimolojik olarak Grekçe “yazmak” fiilinden türetileceği grafit,9 işlendikten sonra kâğıt yaprağına ya da başka bir yüzeye sürtülerek fiziksel aşındırma ile iz bırakır. Bu nedenle, belli bir zaman sonra keskinleştirilmesi gerekir. Grafit, üstün çizgi çekme, silinebilme ve kurşun ve kömürle mümkün olamayan mürekkeple üzerinden yeniden çizilebilme niteliklerine sahiptir. Aynı zamanda, silgi ile kolayca çıkarılabilir olsa da neme, kimyasalların çoğuna, ultraviyole ışınımına ve zamana karşı dayanıklıdır. Asırlık ağacın yerinden sökülmesiyle geride kalan dev kraterle keşfedilen Borrowdale grafit minerali yatakları, o dönemde ve bugün hâlâ grafitin büyük ölçekli rezervidir. 16. yüzyıla gelindiğinde artık neredeyse tüm Avrupa’da grafit bilinir ve yaygın olarak yazı yazmada kullanılmaya başlanır. Hatta “siyah kurşun” adıyla grafit, 1610’da Londra sokaklarında düzenli olarak satılan bir araçtır. Kurşuna göre daha koyu iz bırakan bu mineral, yumuşak ve kırılgan oluşu nedeniyle bir tutucuya ihtiyaç duyar. Bu nedenle, grafit ilk olarak ip, dal, kâğıt veya deriye sarılır, sonrasında oyulmuş tahta çubukların içine yerleştirilir ve böylece ahşap kasalı/kılıflı kalem doğar. Grafitin ahşapla kaplanması tekniği, marangozların ahşap işçiliğinden ortaya çıkar. Yine 1560’lar civarı, Simonio ve Lyndiana Bernacotti isimli marangoz çift ahşapları işaretlemek için ilk modern ahşap kılıflı kalemi geliştirirler: Bir çeşit sandviç sistem. Şöyle ki: Ahşap şerit uzunlamasına yivli kesilir, grafit şerit bu yive yerleştirilir ve yapıştırılır, üzerinde başka bir ahşap parça yapıştırılarak grafit kapatılır. Bu eski manuel üretim yöntemi taslağı, sürekli olarak iyileştirilir, mekanize edilir ve nihayetinde otomatikleştirilir. Ancak temel prensip aynı kalır.

Grafitin işlenmesi, madenden
kurşunkalem çekirdeğine işlemler

1662’de Almanya Nürnberg’de, kurşunkalemin ilk seri üretimi başlar. Faber-Castell (1761), Lyra (1806), Staedtler (1835) vd. 19. yüzyıl sanayi devrimi boyunca gelişen aktif bir kalem endüstrisini oluştururlar. İlk seri üretim kurşunkalemler, ahşabın yüksek kalitesini göstermek amacıyla boyasızdır. Sonrasında, pek çok kalem üreticisi, kalemleri boyamaya ve markalarını basmaya başlar. Hymen Lipman tarafından 1858’de kurşunkalemin tepesine ilk silgi de eklenir. Silgi de —tıpkı grafit gibi— bilenebilmektedir. Kıta Avrupa’sında kalem arzusu arttıkça Borrowdale grafit rezervleri tehlikeye girer, kontrollü maden çıkarımı başlar. Aynı zamanda İngiltere dışındaki coğrafyalar da alternatifler bulmak zorunda kalır. Örneğin, 1800’lerde Amerika, Çin grafiti satın almakta, hatta Çek Koh-i-Noor parlak sarı boya ile bu grafitin kaynağını vurgulamaktadır. Alternatif bulma zorunluluğu kaynak için yeni coğrafyalara yönelmenin yanı sıra hammaddenin saf kullanılması yerine katkı maddeleri ile kaynaştırılmasının yolunu açar. Aynı zamanda bu, elbette daha düşük kalitede üretim demektir. Conté işlemi olarak bilinen bu işlem, bugün ki kurşunkalem çekirdeğinin yapımının da temelidir: 1795 yılında, Napoleon’un ordusunda görevli Fransız Nicolas-Jacques Conté tarafından patenti alınmış yeni bir kil formu toz grafit ile karıştırılır ve kil/grafit oranının değiştirilmesiyle kurşunkalemin farklı derecede siyahlık ve sertlik derecesine sahip olması sağlanır. Kil, su ve grafit karışımı bin dokuz yüz fahrenhaytta bir fırında yumuşak bir hamur hâline getirilir ve ahşap kılıfa doldurulur. Soğuduğunda katı bir malzemeye dönüşür. Ahşap kılıfın formu, kullanıma göre değişir; yuvarlak, kare, üçgen, çokgen olabilir. Örneğin, marangozlar tezgâhta yuvarlanmasını istemedikleri için yuvarlak kesit tercih etmez, dikdörtgen kesit kullanırlar.

Endüstriyel kurşunkalem
yapım süreci

Avrupa grafit sisteminde kurşunkalemler rakam ve harf ile sınıflanır, en yumuşak 9B ve en sert 9H arasında yirmi derecede değişir.10 “H” sertlik, “B” siyahlıktır. Kurşunkalemde çekirdekteki kil oranı arttıkça sertlik, grafit oranı arttıkça ise yumuşaklık ve siyahlık artar. “B” yükseldikçe kurşunkalem kâğıda daha fazla grafit bırakır. Bir 2B kalemle, yaklaşık 1.178 kilometre uzunluğunda düz bir çizgi çizilebilir. Numerik Amerikan grafit sistemine göre, kurşunkalemler sertliklerine göre no. 1, 2, 2 ½, 3 ve 4 olarak sınıflanırlar. “Numara 1”, “Numara 4”ten daha yumuşaktır. Yaygın olarak kullanılan “Numara 2”dir ve Avrupa grafit sistemine göre HB’ye denk gelir. “F” [fine point] ise Amerikan sınıflandırmasında 2 ½’a denk gelir. Farklı markaların kurşunkalem sertlik ve siyahlık üretimleri de değişir. Teknik çizim için Derwent, B-9H; Koh-i-Noor, HB-10H; Faber-Castell, 5B-5H; Staedtler, 6B-4H; Lyra, 6B-4H arasında sertlikleri ve siyahlıkları değişen kurşunkalem setleri üretirler.

Derwent kurşunkalem seti,
fotoğraf: Manifold

19. yüzyılın ortasına gelindiğinde kurşunkalem üretiminde Fransa, Almanya ve Amerika’da Conté işlemi yaygın olarak kullanılır. 1866’da Amerika’da Dixon, dakikada 132 kalem için ahşap üretebilen bir ağaç planya makinesini patentler ve 1873’e kadar Dixon grafit karışımını geliştirir. 19. yüzyıl sonunda günde 240.000 üzerinde kurşunkalem kullanılır. 2011’de bu rakam, 1,5 milyardır.11

Bugün kullanımda olan geleneksel ve standart kurşunkalemin anatomisine bakılırsa, kurşunkalem, katı pigment çekirdeği/grafit, ahşap ve boyalı gövdeden (ve varsa metal halka [ferrule] ve silgiden) oluşur. En çok tercih edilen kurşunkalemin kesiti altıgendir ve bu form, kalemin masa gibi bir yüzeyde daha az yuvarlanmasını sağlar. 190 mm (7 inç) uzunluğundadır ve çekirdeği 2 mm yuvarlak kesite sahiptir. Kurşunkalemde altıgen kesitli, kalıcı ahşap bir kılıf, grafit çekirdeğe kalıcı olarak bağlanır.12 Ahşap olarak tutma ve bileme kolaylığı açısından yumuşak ağaçlar olan sedir, kızılağaç, çam, ladin, köknar ve ıhlamur tercih edilir. İçlerinde en çok kullanılansa, keskinleştirildiğinde ahşabının kıymıklanmaması ve güzel kokusu nedeniyle sedirdir. Bugün kurşunkalemin coğrafyasına bakarsak, ekseni epey değişmiştir.13 2018’in en büyük kurşunkalem üreticileri sırasıyla Çin, Almanya, Brazilya, Endonezya ve Meksika’dır.

Bu noktada teknik çizim deneyimimizi hatırlarsak, kurşunkalemle çekilen her çizginin özel bir anlamı vardır; çizgi, çizim dilinin alfabesi gibidir. Her çizim bir inşadır ve çizim yaparken en az üç çizgi ağırlığına ihtiyaç duyulur. Kılavuz çizgiler, asıl çizgiler ve detaylar gibi… Çizimin yoğunluğu ve ayrıntısı arttıkça daha çok sertlik ve siyahlıkta uç eklemek gerekebilir, fakat teknik çizimde çizgi hiyerarşisi üretmek üzere tercih edilen kurşunkalemler genellikle 2B, B, HB, H, 2H, 3H ve 4H’tır. Sertlik arttıkça çizginin kalitesi de artar, daha az dağılır, lekeye karşı dayanıklı olur. Daha sert kalemlerle daha okunaklı, düzgün ve net çizgi çekilebilir. Çoğunlukla kalın ve orta kalınlıklı çizgiler için H, daha ince ve pürüzsüz çizgiler için 2H, 3H ve 4H kullanılır. Daha yumuşak olan B numaralı kalemler çoğunlukla eskiz, gölgeleme için tercih edilir. İnşa ya da kılavuz ya da yardımcı çizgiler denen çizgiler, kurşunkaleme çok hafif el basıncı uygulayarak 2H ile çizilir. Daha açık çizilmek istenirse 4H da tercih edilebilir. 2H kaleme orta derece bir basınç uygulayarak asıl çizgiler çekilebilir. Daha tanımlı ve koyu çizgiler için H ve HB tercih edilir. Grafit uç ne kadar sivri, keskin olursa çizgi de o derece düzgün ve kaliteli, kendi içinde tutarlı olur. 2 mm’lik grafit uç, 0.3 mm’ye kadar sivriltilir. Bu nedenle, kurşunkalemi mimari çizim yaparken belli aralıklarla bilemek gerekir. Kurşunkalemi kullanabilmek için ahşap kılıf14 içindeki çalışma ucu yani çekirdek ortaya çıkarılmalıdır. Bu nedenle, ahşap kılıf soyulur, böylece grafit uç ortaya çıkarılır ve keskinleştirilir; böylece kalemtıraşın hikâyesi başlar.

Temel çizim teknikleri

1. Bu biraz ilkokula başladığımızda kurşunkalemi elimize aldığımız ‘ilk’ günü anımsatıyor —sözde ilk kez tabii.

2. Dört ayak üzerinden iki ayak üzerinde, omurgası dik durabilme aşamasına geçiş için antropologlar bipedal terimini kullanıyor. Bipedal hareketlilik, yani yürümek, vücudun tüm kasları ve eklemlerini içeren epey karmaşık bir eylemdir. İnsanın iki ayak üzerinde yürüyebilmek için yaklaşık 10 milyon yıl süren adaptasyon sürecinde bedeni de anatomik, fizyolojik ve biyokimyasal olarak dönüşüyor.

3. Ayrıntılı bilgi için:
McHenry, M.H. (2004) “Uplifted Head, Free Hands, and the Evolution of Human Walking”, From Biped to Strider: The Emergence of Modern Human Walking, Running, and Resource Transport, eds. D.J. Meldrum and C.E. Hilton, Kluwer Academic/Plenum Publishers, New York, s. 203–210.
Napier, J. (1993) Hands, revised edition, ed. R.H. Tuttle, Princeton University Press, Princeton, NJ.
Gray, R. (2016) “The real reasons why we walk on two legs and not four

4. Ingold, T. (2013) “Telling by hand”, Making, Anthrolopolgy, archeology, art and architecture, Routledge, London and New York, s. 111. Elbette bu sadece elin değil, aynı zamanda beynin evriminin de önemli bir parçasıdır. Tüm bu eylemler, beynin gelişmişliği ile alakalıdır.

5. Maynard, P. (2005) Drawing Distinctions: The Varieties of Graphic Expression, Cornell University Press, Ithaca, New York, s. 62.

6. Meçhul tasarımcı için Compasso D’oro: Munari’ye göre, tasarım kalitesinin üreticinin anonimliğiyle ilgisi vardır. Müellifin öz bilincinden yoksun, meçhul, bilinmeyen yapıcı [maker]/zanaatkâr, doğa gibi, amaçlı bir şekilde çalışır. Böylece nesne, insan elinde ve yüzyıllar içinde fonksiyonuna ve biçimine uygun olarak mükemmelleşir.

7. Bu sivri uçlu alet, Roma döneminde aynı zamanda silah olarak da kullanılmıştır. Rivayete gore, Sezar, kendisine diğer Roma senatörleriyle birlikte suikast kuran Casca’nın koluna bir stylus saplar. Ancak bu canını kurtarmasına yetmez.

8. Bu isimler şöyle: wadd, white lead, black lead, bleiweiss, grafio piombino, bismuth ve plumbago.

9. Graphite (noun). “black lead,” 1796, from German Graphit, coined 1789 by German mineralogist Abraham Gottlob Werner (1750–1817) from Greek graphein “write” + mineral suffix -ite. So called because it was used in making pencils. (Online Etymology Dictionary)

10. 10H ve 10B, BB, BBB ile birlikte bu skala yirmi dörde kadar genişler.

11. Test usulü sınavlarda kullanılan, standart hâline gelmiş, sarı kurşunkalemler.

12. Mekanik kurşunkalemler, uçlu kalem ve portminlerdeyse gövde çekirdeğe kalıcı olarak bağlanmaz. Bu tür kalemlerde çekirdek ayrı ve hareketlidir; kılıfın ucundan uzatılabilir veya geri çekilebilir. Bu kalemlerin grafit çekirdeğini sivriltmek için lead pointer kullanılır. Çekirdek tükendiğindeyse yenisiyle yüklenip aynı kasa yani kılıf tekrar tekrar kullanılır.

13. Grafit, Brezilya, Meksika; ahşap, İsveç, Güney Afrika; boya, Kazakistan, Estonya; silgi, Tayland, Malezya; metal Çin, Mozambik.

14. Bu kılıf geri dönüştürülmüş kâğıt ve plastik gibi başka malzemelerden de yapılabiliyor.

Bilge Bal, çizgi, çizmek, el işi, kalem, kalemtıraş, kurşunkalem, medya (mecra)