fotoğraf: George Armstrong
(CC BY-NC-ND 2.0)
Elin Araçları, Soyu Tükenen
Çizim Enstrümanları
Kalemtıraş

Kurşunkalemin ucunu keskinleştirmeye yarayan kalemtıraşlar ya da kalem bileyiciler sabit veya hareketli mekanizmalı olup çok çeşitlidir ve her birinde elin üstlendiği rol farklıdır. Her biri kalemin anatomisi ile yakından ilişkilidir. Bir kısmında çift, bir kısmında tek el kullanılır. El bazılarında kalemi sabit tutmaya yararken bazılarında bileme hareketini başlatır ve sürdürür. 19. yüzyılın başından itibaren kalemtıraş ya da kalem bileyici, üzerine epey kafa yorulan, aşındırarak keskinleştirmeye dair çeşitli sorunlara farklı yaklaşımların izlendiği ve geliştirildiği el araçlarından biri olur.1 Kurşunkalemin boyu, bileme mekanizması, ahşabı soymak, ucu keskinleştirmek, kurşunkalemi çevirmek, kesiciyi kurşunkalem etrafında çevirmek, kalemtıraş malzemesinin seçimi, dayanıklılığı, kullanım ömrü ve üretim teknolojisine kadar üzerine düşünülmesi gereken pek çok konu vardır. Kalemtıraşların manuel olanlarının yanı sıra günümüzde —1910’larda üretilmesine rağmen ancak 40’larda ofislerde kullanılmaya başlanan— elektrikli ve pilli olanları da vardır. Bu metinde bahsi geçecek olanlarsa manuel olanlardır. Manuel kalemtıraşlar için kesici ortama ve mekanizmaya bağlı olarak dört genel kategoriden bahsedilebilir. İlki, doğrusal kalemtıraş ve bıçaktır; kurşun el ile yontularak, kesilerek şekilllendirilir. İkincisi, en yaygın tip olan prizma kalemtıraşlardır; bir tabana tutturulmuş keskin bir bıçak ve içinde konik bir boşluk bulunur. Üçüncüsü, aşındırıcı maddeye dayananlardır; çelik ya da zımpara kâğıdı gibi. Sonuncu gruptakiler, bileme mekanizmasını döndürmek için bir krank ya da dişli seti kullanır; çoklu kesme kenarına sahip bir çelik freze [miling cutter] ya da birden fazla bıçağa [blade] sahiptirler. Sayılı kalemtıraş herhangi iki yöntemi bir arada kullanır. Örneğin ahşabı soymak için bıçak, kalem ucunu keskinleştirmek için zımpara gibi.

Bıçak ve zımpara kâğıdı ile
kurşunkalemi bileme

Kalemtıraş ortaya çıkmadan önce, grafit küçük bıçaklar ve zımpara kâğıdı ile bilenerek sivriltirilirdi. Bıçak ve zımpara kullanarak kurşunkalemi el ile keskinleştirme, ilk(el) yöntemlerden biridir. Bıçaklar katlanabilir çakı tiplerinden, kalem soyucu gibi U-şekilli kanatlı tiplere kadar çeşitli şekillerde ve boyutlardadır. Zımpara kâğıdı ve bıçak ile sivriltme, kullanıcıya kurşunkalemin keskinliğinin açısını ve şeklini kontrol etme fırsatını tanır. Grafitin ucu, kâğıda daha açık bir gölge ve keskin bir çizgi gibi iki çeşit iz bırakmayı sağlayan, daha çok kaligrafi için keski [chisel point], sert kalemlerde ince ve detaylı çizmeyi sağlayan iğne [needle point], sert ve yumuşak kalemlerde kullanılabilen, aşınırken kendi kendine bilenen mermi [bullet point] gibi farklı biçimlerde şekillendirilebilir. Kurşunkalem ile bıçak ve zımpara arasındaki açı nasıl bir uç elde edilmek istendiğine göre değişir. Ayrıca standart olmayan boyuttaki kalemler veya pastel gibi yumuşak malzemelerle de mükemmel çalışırlar. Örneğin, dairesel çevirme hareketine uygun olmadığı için kalemtıraş kullanımı mümkün olmayan dikdörtgen/oval/sekizgen kesitli kalemler gibi. Zımpara ve bıçak kullanımı hem çok zaman alır hem de çok dikkat ister. Başlangıçta parmakları pek çok denemede doğramak olasıdır. Öğrenme açısından da diğer yöntemlere göre daha zahmetlidir. Uygularken aletin üzerine konan baskı miktarını kontrol etmek ve daha dikkatli olmak gerekir. Çünkü keskinleşen grafit uç giderek hassaslaşır ve her an kırılabilir hâle gelir.

Kalem açacaklarının ilk ortaya çıkışı 1800’lerin ilk çeyreğine gider, patenti matematikçi Bernard Lassimone’ye aittir. Kurşunkalemin ahşap ucunun kenarlarını törpülemek için ahşap bir bloğun içine, birbirine 90 derece açıyla yerleştirilmiş iki metal eğeden ibarettir. Patenti aldıktan bir sene sonra, Lassimone’nin icadı kalemtıraşın [taille crayon] ilanı —kalemi keskinleştirmek için yeni bir yol olarak— Le Constitutionnel gazetesinde 24 Aralık 1829’da çıkar. Ancak bu aletin kullanımı, kurşunkalemi bıçakla sivriltmek kadar sabır istediği, zaman ve emek aldığı için çok tutulmaz. 1837’de Lassimone’nin kalemtıraşına benzeyen, Cooper and Eckstein’a ait kalemtıraş tasarımı, styloxynon’un ilanı, The Mechanic’s Weekly’de çıkar. Styloxynon kullanılmadan önce, yeni bir kurşunkalemin kabaca bir bıçakla sivriltilmelisi önerilir.2 Ancak kalem bileme teknolojisi son kertede hâlâ yeterli değildir.

Bileme işlemini daha hızlı hâle getirense modern formunda bildiğimiz kalemtıraşın 1847’de Thierry Des Estivaux tarafından icadı olur. Kalemtıraş, kurşunkalemin içine yerleştiği ve dönebildiği bir yuva olarak konik bir boşluk ve kalemin tüm yüzlerini tek seferde bileyebilen bir bıçaktan ibarettir. Bu tasarımı seri üretime geçirecek hamle ise, 1851’de Atlantik’in öteki tarafından, Walter Kittredge Foster’den gelir. Foster, orjinal konik tasarımı geliştirir ve kalemtıraşın kütlesini dökebilmek için kalıpların nasıl düzgün oluşturulacağını açıklar. 1857’de yayımlanan bir ticaret dergisinde, Foster ve ekibinin, Avrupa’ya artan ihraç talebiyle günde 7.200 kalemtıraşı —daha ucuz ve basit bir yöntemle— seri hâlde ürettiğini yazar. Bu motivasyonla gelecek otuz yıl boyunca, dünyanın çeşitli yerlerinde kalemtıraşlar, çeşitli formlarda, ölçülerde, ahşabı yontma ve kazıma şekilleriyle üretilecektir.

Portatif prizma kalemtıraş ile
kurşunu açma

Estivaux ve Foster’ın atası olduğu, manuel ya da cep kalemtıraşı olarak bilinen portatif ‘prizma’ kalemtıraşlar, bugün hâlâ tipik olarak piyasada bulunan, en eski ve en yaygın kullanılan küçük kalem bileyicilerdir. Prizma kalemtıraş hareketli bir mekanizmaya sahip değildir. En basit ve sade hâli, yaklaşık 25 × 17 × 11 mm boyutlarında, ahşap, alüminyum ya da magnezyum alaşım ya da sert plastikten yapılan bir dikdörtgen prizmadır. Prizma kalemtıraş, gövdeye açılmış, içerisine kurşunkalemin yerleştiği, hizalama için bir kılavuz görevi de gören şekillendirici konik bir delik ve keskin yüzü bu şekillendirme konisine teğet olacak biçimde monte edilen hareketsiz bir bıçaktan oluşur. Bu bıçak, kullanım ömrünü tamamladığında uygun boyutta bir tornavida ile sökülüp yerine yenisi monte edilebilir. Bullet, Round Double Hole, Masterpiece ve Automatic Long Point, Pollux ve Castor gibi iyi kalemtıraşların yedek bıçakları vardır. Kurşunkalemi açmak için kalem, kalemtıraşın içerisine yerleştirilir ve kalemtıraş sabit tutularak döndürülür. Dolayısıyla kurşunkalemin el ile kavranabilir bir uzunlukta olması gerekir. Bıçak, ahşap kılıfı ve grafit ucunu tıraş ederken talaşlar bıçak kenarı boyunca bir delikten atılır, grafit uç keskinleşir. Keskinleştirmede standart bir kalem ucu elde edilir. Bilenen grafit artıklarıysa koninin ucundaki daha büyük bir delikten atılır. Bu delik uç kırılması ya da talaş birikmesi gibi küçük çaplı sorunları çözmek için de iş görür. Standart prizma kalemtıraş, sabit bileme açısına sahiptir ve dairesel simetri üretir, kalem ucunun şekil değişimi için farklı seçenek sunmaz. Bazı prizma bileyicileri farklı uç uzunlukları için —M+R’ın Pollux ve Kum Masterpiece’i gibi— farklı bıçak boyutlarıyla üretilir. Kimilerinin ise açıyı değiştirmek ve kontrol etmek için —T’Gaal gibi— mekanizmalı ya da —Dux Adjustable gibi— iç konisi uzatılabilir modelleri vardır. Yine bazılarında ikinci bir jumbo delik veya daha küçük çaplı bir delik vardır. Kalem kalemtıraş eşleşmesi ve konik hizalama deliğine kalemin çapının sıkıca oturması önemlidir. Çünkü hizalama deliği büyükse kalemin ucu ardı ardına kırılır, küçükse içerisine yerleşemez. Ayrıca, kalemi bilerken dümdüz, dik tutmak gerekir. Yanlış açıyla yerleşirse, ahşap kılıfın bir tarafı daha fazla yontulacak ve kılıfın oluşan asimetrisi nedeniyle kalem çekirdeği kaçınılmaz olarak yine kırılacaktır. Prizma kalemtıraşların kullanım hareketi saat yönünde ya da tersine olabilir; sol ve sağ elini kullananlar tarafından rahatlıkla kullanılabilirler. Prizma kalemtıraşların bazıları, artıkların biriktiği, belli aralıklarla boşaltılan bir talaş rezervuarına sahiptir. Birçoğunun değiştirilebilir ya da kolayca bilenen bıçakları yoktur, bu nedenle tek kullanımlık olma eğilimindedirler. Düzgün bilemesi için kalemtıraşın bıçağının arada alkol ile temizlenmesi veya neşter bıçağı ile bilenmesi gerekir.

‘Doğrusal’ bileyiciyse yine zımpara kâğıdıyla aynı grupta yer alan kılavuza özel bir bıçak şeklidir. En erken modeli, değiştirilebilir bir tıraş bıçağı, jiletin yerleştiği bir girintiye sahip düzlemsel bir yüzeydir. Doğrudan el ile çalışır. Doğrusal bileyici, prizma kalemtıraşın aksine kurşunkalemi döndürmeye değil sürterek kalemin ucuna istenilen şekil ve eğim açısını verererek sivriltilmesini sağlar. Kurşunkalemin ucunu keskinleştirmek için daha fazla el becerisi ve güvenlik için daha çok dikkat ister. Doğrusal manuel bileyicilerin ileri modellerinde, dişliler ile daha karmaşık mekanizmalar devreye girer. Yatay bir yüzeye sabitlenmiş doğrusal bileyicide, kurşunkalem bir dişlinin ya da bir deliğin içine yerleştirilip sıkıştırılır. Kalem, silindirik dişlinin içine yerleştiği bir hat boyunca, aşındırıcı olarak üzeri zımpara kâğıdı kaplanmış bir yüzey veya törpü gibi tırtıklı dokulu metal bir yüzey üzerinde ileri geri hareket ettirilir. Bu aşındırma hareketi, kalemin ucunu biler. Başka bir doğrusal bileyici sadece birbirini çeviren dişlilerden oluşur. Kurşunkalem bir tutucu deliğe ucu açık kalacak şekilde yerleştirilip sıkıştırılır. Silindirik dişliler bir hat boyunca yol alırken kalemin ucu, dönen başka bir silindire değerek bilenir.

Silindirik kalemtıraşın mekanizması
ve kalemi bileme biçimi

Ancak kalemtıraş hâlâ tam anlamıyla mükemmel değildir: Kullanıcının keskinleştiriciyi sabit tutarken kurşunkalemi döndürmesi ya da keskinleştiriciyi döndürürken kalemi sabit tutması gerekir. 1896’da A.B. Dick Planet Pencil Pointer bu ezberi bozar. Monoray kâğıt kesiciyle aynı prensibe sahip bu keskinleştiriciyle birkaç dakika içinde kurşunkalem mükemmel bilenir. Kurşunkalem, bir mandren, ahşap tutucu içine yerleştirilir, sabitlenir ve iki frezleme diski kendi etraflarında dönerken sabitlenmiş kalemi de biler, ucunu da keskinleştirir. Bu ve bunun gibi diğer mekanik kalemtıraşlar, hareketli parçalara sahip, daha karmaşık mekanizmalı kalemtıraşlardır. Daha çok ahşap ve metal kasalıdırlar. Pek çok çeşidi bulunmakla birlikte silindirik [planetary] kalemtıraşlar olarak bilinirler ve taşınabilir prizma kalemtıraşlara kıyasla çok daha büyük boyutlu, bir masa ya da bir duvara monte edilen ve bir el krankı ile desteklenen sabit kalemtıraşlardır. Doğrusal bileyicilere göre ise daha kompaktırlar ve genel olarak ofislerde kullanılırlar. Çalışma prensibi şöyledir: Kurşunkalem bir el ile kalemtıraşın içine sokulur, bir tutucuya sabitlenir ve krank diğer el ile döndürülür. Bu hareket birbirine keskin açılarla yerleştirilmiş bir dizi sarmal, silindirik kesici takımı döndürür ve birden fazla kesme kenarı, kurşunkalemin etrafında, üstünde dönerek onu biler ve böylece hızlı bir biçimde grafit uç keskinleşir. Talaş hâline gelen ahşap artıklar ise çoğunlukla kalemtıraşın altında yer alan, mekanizmanın bir parçası olan bir çekmecede toplanır. Silindirik kalemtıraşların bir kısmında, farklı çaplara sahip kalemlerin bilenebileceği birden fazla delik de bulunabilir. Gelişmiş modellerde kurşunkalem için yaylı bir tutucu bulunur, böylece kurşunkalem keskinleştirilirken otomatik olarak mekanizmaya itilir. Silindirik kalemtıraşların aynı zamanda masa süsü, kâğıt ağırlığı olarak da kullanıldığı bilinir. Elektrikli kalemtıraşlar da silindirik kalemtıraşlarla aynı prensibe sahiptir, ancak manuel değil otomatiktirler.

Bitirirken, “Bugünün mimarlığında kurşunkalem ve el nerede duruyor?” sorusu, hâlâ tartışmaya değer bir sorudur. Çünkü kurşunkaleme ve el çizimine verilen değer gittikçe artıyor gibi. 80’ler başında CAD teknolojileriyle el çizimi geri plana düşmüş ve ortadan kaybolmuş gibiydi, ama nihayetinde beklenen kehanet gerçekleşmedi. Bugün endüstriyel robot Kuka da olsa, homo sapiens’in eli ve zihni hâlâ önemli diye düşünüyorum. Grafik tasarımcısı Alan Fletcher de 1994’te Domus dergisinin, 763. sayısının “Teknolojik Mezarlık” temasıyla eşleşen bir kapak tasarlar. Kapak, her biri birbirinden farklı ve aşınmış, ahşap kılıfı boyalı, bir dizi kurşunkaleme ait bir fotoğraftır. Aslında bu kapağın hikâyesi, Fletcher’in Phaidon yayınevinin sanat departmanında bir kurşunkalem ödünç istemesiyle başlar. Fletcher, firmada kalem soruştururken ancak editörler bölümünde bir tane bulur. Sonrasında da bir ilköğretim okulu işbirliğiyle yarım kalmış kalemleri toplar ve onları, dizi hâlinde birbirlerine yapıştırır ve bir asamblaj hâline getirir. Bu asamblaj, yeni teknolojiyle “kurşunkalemin öldüğünü” varsayan Domus’un bahsi geçen kapağıdır. Kapaktaki altbaşlık ise şu şekildedir: “Bilgisayarın gelişi, kurşunkalemi, stylus ile aynı kılacaktır.”3 Fletcher’in bu varsayımı, bize Victor Hugo’nun matbaanın icadı karşısında mimarlığın tüm gücünü ve varlığını kaybedeceği endişesiyle dile getirdiği, “Bu onu öldürecek!”4 ifadesini hatırlatır. Ancak, nasıl matbaa, taş kitabı yani binayı ortadan kaldırmadıysa fare de ahşap kılıflı kurşunkalemi yok edemedi sanırım. O hâlde, şöyle demek yanlış olmaz sanırım: Yaşasın kurşunkalem ve kalemtıraş!

“Technological Cemetery”,
Domus, Eylül 1994 sayısının kapağı,
Alan Fletcher,
kaynak: Kollectium

1. Kabaca 1850-1950 yılları arasında Amerika ve Avrupa’da patenti alınan sayısız kalemtıraşa Early Office Museum’dan ulaşılabilir.

2.When a new pencil is first used, it should be roughly pointed with a knife before employing the Styloxynon.”

3.The advent of the computer will probably render the pencil as relevant as the stylus.”

4. “Ceci tuera cela!” Victor Hugo’nun Notre-Dame de Paris adlı eserinin sadece aralık 1832 tarihli sekizinci edisyonunda yayınlanan “Ceci tuera cela” başlıklı bölümünde yer almaktadır.

Bilge Bal, çizgi, çizmek, el işi, kalem, kalemtıraş, kurşunkalem, medya (mecra)