Gözetim Altında Direnişin Estetize Edilmesi
Harvey’in HyperFace Projesi
Sanat, tahakkümün izlerini veya ana akım simgelerin parodilerini gösterdiği mekânları terk edip toplumsal bir uygulama haline geldiğinden politik olarak etkilidir.
— Jacques Rancière

İnsanoğlu, bir yandan ‘gözetimin’ kıskacında olurken bir yandan da ilginç eğilimlerle gözetim karşıtı taktiklere başvuruyor. Günümüzde yüz tanıma yazılımlarının gelişimiyle beraber gizlilik ve algı konuları tartışmaya açılıyor. Berlin menşeli bir Amerikan tasarımcı olan Adam Harvey, insan vizyonundan ziyade bilgisayara yönelik yeni bir kamuflaj giyim tarzı oluşturmak için çokuluslu multimedya kolektifi Hyphen-Labs ile çalışmalarını sürdürüyor.

Dünyaya bakma şeklimiz, aynı zamanda onun içinde nasıl kaybolduğumuzu tanımlarken, gelişen teknolojik aygıtlar kamuflaj teknolojilerinin gelişmesiyle de paralellik gösterir. Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda, ‘göz kamaştırıcı’ gemilerin üzerine boyayla uygulanmış bozuk geometrik şekillerin insan gözünü yanıltarak hedefin menzilini, hızını veya yönünü belirlemeyi zorlaştırdığı gibi ya da İkinci Dünya Savaşı’nın Hayalet Ordu’sunun şişirilebilir tankları ve uçaklarının havadan çekilmiş fotoğraflar aracılığıyla insanları kandırması gibi...

Baskın ve otoriter gücün insan gözünden uzaklaşarak makinelerin görüş algoritmalarına teslim ettiği bir zaman diliminde, insan gibi düşünen ve davranan olarak tanımlanan yapay zekânın son evresi makine öğrenmesidir (Atalay ve Çelik, 2017: 159). Görsellik sınıflandırmaları ise otorite tarafından toplumları yönetilebilir kılmak amacıyla normalleştirilme eğilimi taşır. Mirzoeff (2011), bu durumu “Görsellik otoriteyi iktidara diker ve bu ilişkiyi ‘doğal’laştırır” şeklinde açıklar. İktidar ya da otorite tarafından doğallaştırılan bu görselliğin sözde düzeniyle yüzleşmek için sanatçıların ‘karşı görsellik’ projeleri geliştirmesi gerekebilir. Bir meydan okuma biçimi olarak görülebilecek bu projeler, bireyin yanıltıcı yanıyla ilgilidir. Berlin’deki merkezinde kitlesel gözetimle ilgili çeşitli projeler yaratan Adam Harvey, HyperFace adlı yeni bir tekstil stratejisiyle şimdi yüz tanımanın yaygın şekilde kullanılmasına karşı mücadele etmek istediğini söylüyor. HyperFace’in deseni, bu yeni makine dünyası için yeni bir kamuflaj şeklidir.

Adam Harvey, 
HyperFace saliency map”, 
render: Ece Tankal, 2017

HyperFace prototipi, Berlin merkezli Amerikalı tasarımcı Adam Harvey ve NeuroSpeculative AfroFeminism (NSAF) projesi1 için medya sanat kolektifi Hyphen-Labs tarafından geliştirilen bilgisayarlı bir tekstildir. Harvey’e göre “Modayı, kozmetik ürünlerini ve güzellik ekonomisini giriş noktası olarak kullanan proje, gizlilik, şeffaflık, kimlik ve algı konularını aydınlatmaktadır.”

HyperFace tekstili üzerindeki siyah-beyaz piksel deseni, insan yüzünün ideal algoritmik gösterimlerinden ve oranlarından üretilmektedir ve “bilgisayar görme algoritmalarını dağıtan sahte yüzler sunarak yüz algılama ve tanıma güven puanını düşürmek” için tasarlanıyor.

Yüz tanıma teknolojisini Amazon yakın zamanda mağazalarındaki kasalarda, Facebook ve Apple da kullanıcılarının fotoğraflarını etiketlemek için kullanmaya başladı. Harvey, geçtiğimiz yıl Kaos Haberleşme Kongresi’nde, Hyphen-Labs ile ortaklaşa yarattığı HyperFace projesini tanıtarak, bilgisayar bakışını yönlendiren bir algoritmadan söz etti. Yüz tanıma teknolojisinin mahremiyet için önemli bir tehdit oluşturduğu bu çağda, sanatçı ele aldığı projelerle, bilgisayar vizyonunun bireyin rızasıyla elde edilen bilgilerden yararlanmasından duyduğu endişeyi dile getiriyor. Yüz tanıma teknolojisini karıştırmak ve kullanıcıya gizliliği geri vermek için tasarlanmış bir giyim hattı olan bu koleksiyonunun asıl amacı, yüz tanımaya ticari amaçlarla başvurulmasına karşı savaşmak. Tekstilin arkasındaki strateji ise oldukça basit; giyim üzerine rastgele görünen desenler uygulayarak, sırayla bilgisayar sistemlerini ezebilecek binlerce tanınabilir yüzün ortaya çıkmasını sağlamak. Harvey bu yolla, potansiyel olarak ‘bir teknolojinin ürkütücülüğü’ hakkında farkındalık yaratmayı umuyor.

Direnişin estetik yolu olarak konumlandırılan ve yüz tanımanın engellenmesi için kullanılabilecek bir makyaj yanı sıra saç şekillendirme yöntemi olan CV Dazzle2 sanatçı tarafından daha önce kamuyla paylaşılmıştı. Hyperface’i de bu projenin bir uzantısı olarak görüyor. HyperFace modeli bu bağlamda, insan gözüne göre bir ağız ya da gözden daha öte grafik denklem olan pikselli bir zemindir. Antroposen sonrası estetiğine dayanan bir süsleme olan HyperFace, makinelerin görünüşünü sağladığı bir dünya için yeni bir görsel dil olarak insanoğlunun karşısında sergileniyor. Proje, ortaya koyulan tasarım yönüyle beraber, dijital çağın yarattığı gözetim mekanizmalarını okunaksız kılarak, postmodern ilkel insanı bir nebze de olsa özgürleştirmeye yarayabilir.

CV Dazzle Look 1, saç: Pia Vivas,
model: Jen Jaffe ve
CV Dazzle Look 2,
DIS Magazine için, yaratıcı yönetmenler: Lauren Boyle, Marco Roso, saç: Pia Vivas, model: Irina, 2010,
fotoğraflar: Adam Harvey

1. NeuroSpeculative AfroFeminism, spekülatif ürün tasarımı, sanal gerçeklik ve bilişsel araştırmalar yoluyla günümüzün kısıtlamalarını aşan çok katmanlı olası bir gelecektir (MIT Open Doc. Lab, 2017).

2. CV Dazzle, otomatik yüz tanımanın ilk adımı olan yüz algılama teknolojisine karşı, modadan kamuflaj olarak nasıl yararlanabileceğini araştırıyor. Adı, bir savaş gemisinin görsel sürekliliğini parçalamak ve yönü ile boyutunu gizlemek için kübist eserlerden esinlenen tasarımlar kullanan dazzle adlı bir Dünya Savaşı deniz kamuflajından türetilmiştir (Harvey, 2013).

Kaynakça
Atalay, Muhammet; Çelik, Enes (2017). “Büyük Veri Analizinde Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi Uygulamaları”, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt. 9, Sayı. 22 (s. 155-172).
Harvey, Adam (2013). “Face to Anti-Face”, The New York Times.
Mirzoeff, Nicholas (2011). The Right to Look: A Counterhistory of Visuality. United States: Duke University Press Books.
MIT, Open Doc. Lab. (2017). NeuroSpeculative AfroFeminism.

Adam Harvey, gözetim, Hüseyin Serbes, kamuflaj, tekstil tasarımı