PLAYLIST:
Statükoya Karşı
Bir Başkaldırı: Punk

“Bahse girerim ki siz bizden, bizim sizden nefret ettiğimiz kadar nefret etmiyorsunuz” diye haykırıyordu Johnny Rotten, bir Sex Pistols konserinde (Laing, 2002). İngiliz punk rock’ı ve Amerikan punk etiği, etki altına aldığı diğer ülkelerde olduğu gibi özgün bir paralelde buluşur: Popüler müzikte beliren statükoya karşı düşmanca tavır. Sistematik olarak, müzik sahnesindeki merkeziyetçiliğe karşı alınan tavır, egemen müzik endüstrisine güvenmeyi reddederken, ‘kendin yap’ [DIY] sanatsal ürünleri de beraberinde getirdi. Otorite karşısında var olana hırlayan bir sosyal hareket olarak punk etiğinin ortaya koyduğu bu tavır, otuz yılı aşkın bir süredir dikkatleri üstüne toplamaya devam ediyor.

Punk üzerine çeşitli çalışmaların derlendiği başat kaynaklar, ilgilileri tarafından yıllardır altkültür mecralarında tüketiliyor. Ama yine de akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler ve kültür endüstrisinin diğer alanları için hazırlanmakta olan hakemli dergi Punk & Post-Punk, üstlendiği misyonla şaşırtıcı. Punk fenomenini disiplinler arası araştırma alanının kalbine koymayı hedefleyen bu dergi, eleştirel teoriler bağlamında yayın yapıyor.

Punk’ı estetikle buluşturan Punk: An Aesthetic [Punk: Bir Estetik], Johan Kugelberg ve Jon Savage tarafından hazırlandı. Ele alınabilecek diğer kitap Russ Bestley ve Alex Ogg’un yazdığı The Art of Punk [Punk Sanatı]. Bestley, Londra’da doktora çalışmalarını punk rock ve grafik tasarım üzerine yürüttü. Punk & Post-Punk dergisinin editörlüğünü yapan Ogg ise önde gelen punk tasarımcılarının çalışmaları ile radikal görsel dilin ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi sorgulamakta. Savage ve Kugelberg’in kitaplarının lansmanına eşlik eden serginin tanıtımlarında işaret ettiği gibi, punk’ın öncüleri ve varsayımsal etkileri arasında dadaist kolajı, situasyonist enternasyonal, posta sanat hareketi, karşı kültür protesto grafikleri ve 1960’lı yeraltı basını yer alıyor.

© Punk: An Aesthetic,
Johan Kugelberg ve Jon Savage,
Rizzoli, 2012, kaynak:
It’s Nice That

Abbie Hoffman’ın kitabına Steal This Book [Bu Kitabı Çal] adını vererek tüketim toplumuna direniş estetiği geliştirmesine paralel bir şekilde fanzinler de benzer iletilerle McLuhan’ın ‘Gutenberg Galaksisi’ olarak ifade ettiği evrene karşı söylemler üretir. Punk akımına ait yayınlar okur kitlesine müzisyenlerin ve hayran kitlelerinin düşüncelerini inceleme şansı sunar. İlk kopyalarının edinilmesi hayli zor gözüken fanzinler, sansürsüz anlatımlarıyla sunulan açık mektuplardır. ‘Fanzin’, başlangıçta bilimkurgu ağırlıklı ve eleştirmenlerden çok fanların yazdığı dergilerden alınma bir terim (Laing, 2012: 43). Sniffin’ Glue, düşük kaliteli bir yayın anlayışında ısrar ederek punk estetiği ideallerine bağlı kalan bir fanzin. Yayın, fotoğraf ve illüstrasyonlarda, kâğıdın kalitesinde, zımbalanışında belirli bir estetik çerçeveye sahip İngiliz punk fanzinlerine tipik bir örnek olma özelliği taşır. Ocak 1976 ile Ağustos 1979 arasında yayın yapan Punk adlı fanzin, New York’taki School of Visual Arts öğrencisi olan yirmi iki yaşındaki John Holmstrom tarafından hazırlanıyordu. Holmstrom bir söyleşide Punk’ı çıkarmaya başlamasını şöyle anlatır:

“İlk başta hiçbir yere bağlı olmadan çalışan bir karikatürist olmak peşindeydim, ama başaramadım ve beş parasız kaldım. Hep kendi dergimi çıkarmak istemişimdir. Liseden arkadaşlarım olan (Eddy) ‘Legs’ McNeil ve Ged Dunne’a rastladım. Bir dergi çıkarma fikrine sıcak baktılar; paralarımızı birleştirdik, yaklaşık 3.000 dolar denkleştirip dergi işine girdik.” (Young, 1999: 84).

1 Ocak 1976’da okuruyla buluşan Punk, içerik ve grafik tasarım açısından daha sonra çıkacak dergilerin tarzına bir örnek oluşturdu. Bir fanzin olarak, orta sınıfa uygun olamayacak içeriğe ve nonconformist [aykırı] bir dile sahipti. Punk, T.H. Young’a göre, 1950’lerde doğmuş orta sınıf Amerikan gençliğinin paylaştığı yaşam tarzları ve deneyimlerin bir parodisiydi. Kamuoyuna saldırı olarak kabul edilen konuları sert bir dille sayfalarına taşıyordu. İlk sayısı üç bin adet basılıp sadece New York’ta dağıtılırken, 1979’da son sayısına geldiğinde ilk sayısına oranla on kat daha fazla basılan ve dünya çapında dağıtılan bir dergiye dönüşmüştü. Kendine özgü grafik tasarımına sahip olan bu fanzin, oluşturduğu estetikle beraber punk etiğine yazılı bir icra boyutu eklemişti (Lewis, 1986).

Her toplumsal çevrenin kendine ait kodlanmış bir estetiği var; bu estetik hem topluluğu üretir hem de kendisine aşina olmayanları dışlar (Thompson, 2018: 136). Estetiği bir mekân boyutunda sunan CBGB, punk tavrı çerçevesinde üretimde bulunan müzisyenlere ev sahipliği yapan Manhattan’ın East Village olarak bilinen bölümünde konuşlanan küçük bir rock mekânıydı. Müzik tarzları genel kuralların dışında kalan, adı duyulmamış New York menşeli grupları misafirleriyle buluşturdu. James Wolcott, 1975’te Village Voice’ta şöyle yazıyordu: “Eliot’ı anarsak, geçmişle bağını koparmak istemeyen bir rockçı, ‘yalnızca kendi kuşağını kemiklerinde hissederek değil’, aynı zamanda pop kültürünün tamamının ‘eşzamanlı bir düzen’ gösterdiğinin bilinciyle çalmalıdır.” Bu nedenle, estetize edilmiş bir alternatif müzik ortamı olan CBGB, kendi kuşağına özgü bir müzik tarzında yeni yaklaşımların peşine düşmekteydi.

924 Gilman Caddesi’nde bulunan, kâr amacı gütmeyen, genellikle hayranları tarafından Gilman olarak adlandırılan müzik kulübü ise otuz yılı aşkın süredir, müziği bir meta olarak fetişist karakterinin doğasından uzak tutarak estetize etmeyi sürdürüyor. Berkeley’deki mekân yıllar boyunca Bay Area punk rock sahnesine katılan birçok çocuk ve yetişkin için kutsal bir alandır. Aslında Gilman yerel ve bağımsız sanatçıları destekleme konusundaki kararlılıklarını vurgulayarak, büyük etiketli grupların kulüplerinde performans sergilemesine izin vermeyerek, punk etiğinin göz ardı edilip gösterinin merkezi hâline getirildiği büyük şirketlerden arındırılmış bir ortam sunar. Oradaki insanların büyük kısmı, her köşesi sanat eseriyle dolu, kılık değiştirmeyen bu tesise gerçek aidiyet hissi aramaya gider. Kulübün kurucularından Yohannan’ın “Punk etiğinde önemli olan, bağımsız olmak ve ilişki ağlarında iktidar ya da şirket gibi kurumlardan uzak durulmasıdır” sözleri bu felsefenin temel mekanizmasını ortaya koymaktadır (aktaran: Thompson, 2018).

Punk kültürü, 1970’lerle başlayan süreçte mevcut sanatsal ve toplumsal eğilimlerden gerçek anlamda keskin bir kopuşa denk gelmekteydi. Dahası, bütün kuralları yıkarak kendinden önceki tüm estetik eğilimlere ve davranış biçimlerine savaş açtı. Her ne kadar punk’ın ‘Gelecek yok’ sloganının tersine, giderek romantikleşerek –Baudrillard’ın deyimiyle– ‘tüketim toplumu’na yenik düştüğü yorumları kolayca yapılabilse de, cüretkâr sanatsal eylemleriyle alışılmış icra tarzlarını daha keskin bir şekilde yeniden inşa edebileceğinin düşünülmesi şaşırtıcı değil. Ne de olsa, Young’ın hatırlattığı üzere, punk, kendini öncelikli sanatçı olarak değil, ‘canı sıkılan ve eğlence arayan işçi sınıfından gençler’ olarak tanımlayan kişilerce öne sürülmüştür.

1. “Die for the Government”, Die for the Government, Anti-Flag
2. “Infected”, Stranger Than Fiction, Bad Religion
3. “You're Already Dead”, Best Before 1984, Crass
4. “Attitude”, Static Age, The Misfits
5. “California Uber Alles”, Give Me Convenience or Give Me Death, Dead Kennedys
6. “Friend or Foe”, Tied Down, Negative Approach
7. “Subvert City”, The Day the Country Died, Subhumans
8. “Half Mast”, The Rebel Sound of Shit and Failure, Born Against
9. “Minor Threat”, First Two Seven Inches, Minor Threat
10. “Today’s Empires, Tomorrow’s Ashes”, Today’s Empires, Tomorrow’s Ashes, Propagandhi
11. “Give it All”, Siren Song of the Counter Culture, Rise Against
12. “Idiots Are Taking Over”, The War on Errorism, NOFX
13. “I Against I”, I Against I, Bad Brains
14. “Gotta Go”, Something’s Gotta Give, Agnostic Front
15. “Wild in the Streets”, Wild in the Streets, Circle Jerks
16. “Smash the State”, The Lost Tapes, D.O.A.
17. “Hear Nothing See Nothing Say Nothing”, Hear Nothing See Nothing Say Nothing, Discharge
18. “Truth”, Silence Is Betrayal, First Blood
19. “Waiting Room”, 13 Songs, Fugazi
20. “Sheer Terror”, Legless Bull, Government Issue
21. “Seven Years”, Ourselves, 7 Seconds

Kaynakça
Laing, Dave, Tek Akorlu Mucizeler: Punk Rock’ın Anlamı ve Gücü, Çev. Nigar Özlem, Altıkırkbeş Yayınları, 2002.
Thompson, Nato, İktidarı Görmek, Çev. Erden Kosova, Koç Üniversitesi Yayınları, 2018.
Young, Tricia Henry, Punk: Bir Altkültürün Oluşumu, Çev. Hira Doğrul, Dost Yayınları, 1999.

altkültür, fanzin, Hüseyin Serbes, müzik, Playlist, punk