1,5 Şırıngaya
0,015 Gram Morfin*
Morphine, 1995, kaynak: Billboard

Tanrıya inanmadığını söyleyen birine rastladığımda gülümsemek geliyor içimden. İnancın kime ya da neye yönelmediği inançsızlığı kanıtlamak için yeterli olamıyor. Özellikle bir yazara, müzisyene, yönetmene koşulsuz bir sevgiyle bağlı olan ve teslimiyete varan bir saygıyla bu hayranlığı tanımlayan biri için “ama tanrıya inanmıyor” demek çok önemsiz görünüyor gözüme. Her biçimde insanın duyguları aynı güven ve teslimiyet arzusuyla harekete geçiyor. Bahsettiğim şey hayatını birine adamak, yalnız onun için yaşamak, ona kurbanlar verip ismini yüceltmek değil. Ama belirli bir hayat tarzını daha önemli bulmak, onun getirdiği etkiyle yaşamak, giyinmek, düşünmek. Aynı ihtiyaçtan doğup benzer şekillerle gösteriliyorlar. Tapınma kültü ile gündelik hayata yerleştirilen ritüeller arasında özdeşlik var. Endüstri bu zaafımızın farkında olmalı, hem basılı hem de görsel biyografilerde karşımıza idoller çıkarıyor. Başarıları, hatta trajedileriyle çekici hâle getiriliyorlar. Bu kişilerin hayat hikâyelerini öğrendikçe ne kadar benzer olduğumuzu fark ediyor ve yalnızlığı en azından düşüncede aşıyoruz.

2011 yapımı Cure for Pain: The Mark Sandman Story, Morphine’in bir araya geliş öyküsünü Sandman’ın ölümüyle paralel olarak anlatıyor. Ailesi, arkadaşları, ekibi ve partneriyle yapılan kısa röportajlar izliyoruz, bir yandan da kronolojik olarak polaroid fotoğraflar, canlı performans kesitleri görüyoruz. Filmin başında bir Amerikan televizyon kanalında şöyle söyleniyor:

Biri davul, biri iki telli bas gitar, diğeri ise tek seferde iki saksafon birden çalıyor. Kendilerine Morphine diyorlar… Birazdan duyacağınız müzik daha önce duyduklarınıza hiç benzemiyor.1

Kimse onların müziğini hâlâ kesin olarak tanımlayamıyor. Grubun kurucusu, vokalisti ve basçısı Mark Sandman yaptıkları müziğe low-rock adını vermişti, eğer ismi gerçekten önemliyse. Adından belli olduğu üzere filmde Mark’ın hikâyesi anlatılıyor ama her şeyin, daha doğrusu Morphine’nin yaptığı her şeyin ona bağlanarak anlatılmasına bozulmuyorum. Hikâyenin yazılması için bir baş karaktere ihtiyaç var.

Cure for Pain: The Mark Sandman Story belgesel afişi, kaynak: IMDb

Mark Sandman gündüzleri düzgün bir işte çalışıp akşamları ve hafta sonları müzik yapabileceği bir hayat yaşamak istemeyerek ailesinin yanından ayrıldı. Amerika’nın farklı eyaletlerini gezip geçimini sağlamak için profesyonel balıkçılık öğrendi. Bundan olsa gerek Vikipedi’de onun ismini aradığınızda şununla karşılaşıyorsunuz: Indie rock ikonu ve armatör.2 Uzun yolların ardından Boston’a döndükten sonra Treat Her Right grubunda gitar çalmaya başladı. Mitlerden modern zamanlara yolculuklarla başlayan hikâyeler, eve dönüşle son bulur. Burada tam tersi olduğu için Sandman’ın hikâyesi çok hoşuma gidiyor.

Treat Her Right başarılı bir gruptu. Ancak müzikte farklı biçimler denemek isteyen Sandman, bazı konserlerde gruba saksafon çalarak eşlik eden Dana Colley ile yakın bir arkadaşlık kurdu ve ona fikirlerini anlattı. Yalın, gitarsız, biraz funk bir müzik peşindeydi. Kesin kadro yine aynı grupta davul çalan Billy Conway ile tamamlandı. Grubun adı Conway’den çok daha önce konmuştu. “Morphine, rüya tanrısı Morpheus’tan geliyor. Bu konsepti çekici bulmuştuk…” Filmin devamında yayımlanan toplam beş albüm, sayısız konserler, hastalıklar, kaybedilen kardeşler var. Tanıdık film afişleri, menajer ve yapımcılar, evliliğe doğru giden bir ilişki, hatta bir çizgi roman bile var. O kadar kısa ve dolu ki zaman, ölümünün yirminci yılında partneri Sabine “Geçtiğimiz yirmi yılda hangi filmleri izler, hangi kitapları okurdu?” diye soruyor.3 Ne yazık ki, özellikle albümlerin hazırlık süreçleri ayrı ve detaylı olarak gösterilmiyor filmde. Her şeyi bitiren an Palestrina’daki sahnede yaşanıyor: Mark Sandman, 3 Temmuz 1999 tarihli konser sırasında kalp krizi geçirerek öldü.

Sahip olduğumuz arzuların özgün olmadığına ama bu özgünlüğü aktardığımız bir Öteki bularak onu taklit ettiğimize dair bazı şeyler okudum.4 Öteki olma isteğinin yanıltıcı olabileceğini öğrenmiş oldum böylece. Şu anda karşımda duran Öteki, Mark Sandman. Film boyunca ona bazı hoş yakıştırmalar yapılıyor. Her zaman biraz dalgın görünen, gerçekten sanatçı ruhuna sahip biri olduğu söyleniyor. Ketum ve ulaşılmaz olduğundan bahsediyorlar. Filmi çok çalıştığı için başarılı olan ya da çektiği acılar sayesinde hayatın anlamını çözebilmiş bir figür görmediğim için seviyorum. Sorunlarıyla bir şekilde başa çıkabilen, ketumluğuyla da nazik kalabilen, en önemlisi ürettiği şeye inanıp seven biri aslında çok sıradan olmalı, bize tanıdık gelmeliydi. Ben, ‘o’ olmalıydım. Zaafımın farkına varıyorum.

5:9

Sevdiklerimiz ile aramızda mesafe olması iyi bir şeymiş gibi görünüyor. Morphine’i birkaç yıldır çok severek dinliyorum. Grup üyelerinin özel hayatına dair bir şeyler öğrenme çabam olmamıştı. Mahremiyet elbette filmi izlediğim andan itibaren bozulmaya başladı. Mesela şarkı sözlerindeki anlamlar üzerine daha farklı şeyler düşüneceğim. Herhangi bir şarkının nerede yazıldığını, gerçeklerle ne kadar ilişkisi bulunduğunu daha fazla irdeleyeceğim. Ama düşünmenin, merakla sorular sormanın sevdiğimiz şeyle aramızdaki ilişkiyi yıpratacağına artık inanmıyorum.

İnsanın dinleme koşulları sayesinde hatırladığı bazı şarkılar vardır. Albümün tamamını mı dinlerdiniz yoksa belirli şarkıları mı seçerdiniz, en çok nerede dinlerdiniz, dinlerken neleri hayal ederdiniz? Genellikle şarkıları böyle hatırlıyorum. Müziğin kendisini bu koşullardan ayırmak, en azından kurduğumuz hayallerden ayırmak çok zordur. Özel bir sırayla anlatmak isteseydim bunların hangisine öncelik tanırdım bilemiyorum. Yakınlarda bir gece yeniden ve bir defa daha doğmuş olacağım. Filmi işte böyle bir zamanda izledim. Bu sefer ben de hikâyeyi tersine çevirmek istiyorum. Koşullar daha hatırlanabilir olsun diye, koşulları hatırlanmaya değer kılmak istiyorum. Yirmi yedinci doğum günümü düşünerek ve hâlâ hayatta olduğuma şaşırarak balkonumda oturuyorum. Benim şarkımın sözleri şöyle:

I know about a hundred people, 
And they all know me 
They offer me a sandwich, 
Maybe something to drink 
And my World is filled with their conviviality 
Same kind of life I’d lead in the 14th century.

Morphine, Hatch Shell’de, 1996.
İki saksafon birden çalan Dana Colley,
iki telli bas gitarda Mark Sandman
ve davulda Billy Conway,
fotoğraf: Chris Devers
(CC BY-NC-ND 2.0)
Cure for Pain: The Mark Sandman Story, tanıtım filmi. Şimdilik [24.10.2019] bütününü izlemek mümkün.

* Doktor Polyakov bağımlılığını kabul ettikten sonra aldığı morfin miktarını ölçüsüyle yazar. Mihail Bulgakov, “Morfin”, Genç Bir Doktorun Anıları, (İş Bankası Kültür Yayınları, 2015).

1. Alıntıların tamamını belgeselden aldım.

2. Aslında para kazanmak için balıkçı teknelerinde kaldığını ve balık tuttuğunu söylüyor, ancak armatörlük yaptığına dair bilgi yok.

3. Public olarak kullandığı Instagram hesabı üzerinden yaptığı paylaşım.

4. René Girard, Romantik Yalan ve Romansal Hakikat (Metis Yayıncılık, 2017).

Ezgi Alkan, film, Morphine, müzik, rock