Jeff Talks Peş Peşe
Kırık Sandalye: Jeff

Jeff katlanan sandalyeler, sanat ve tasarımla ilişkili dar bütçeli, dar mekânların demirbaş sandalyesi. Üzerinde farklı mekânlarda sayısız konuşma dinledim, birçok toplantıya katıldım. İşlevselliği yüzünden görünmez hâle gelen sandalyeler elden ele verilerek taşınır, toplantı ya da konuşma bittikten sonra kolayca toplanır. Bu sandalyelerin isminin Jeff Talks’a verilmesi incelikli bir mizah anlayışının icadı. Jeff Talks’un ilk yıllarından kalma, yorgun düşmüş on iki sandalye ile ileri dönüşüm, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve tamir bağlamında atölye yapma fikri Günbike Erdemir’in çalışmasından ortaya çıktı. Günbike ile yürüttüğümüz ilk atölyede ekonomik ve fonksiyonel ömrünü tamamlamış, atık durumda bir el arabası dolusu mobilya ve tasarım nesnesi topladık, bunların kimini onardık, kimini farklı bir fonksiyon için değiştirdik, başka bir deyişle ileri dönüştürdük [upcycling].

Atölyeyi bekleyen yorgun Jeff’ler,
23 Temmuz 2018, SALT Beyoğlu,
fotoğraf: Mustafa Hazneci

On iki katılımcı “Kırık Sandalye: Jeff” adını verdiğimiz iki gün süren atölyede sandalyelerin yapısını bozarak, sandalyeleri parçalayarak, sandalyelere eklemler ve eklemeler yaparak kimi fonksiyonel kimi kavramsal on iki yeni nesne üretti. İlk başta yapılan hızlı eskizler ile ortaya çıkan fikirlere yaklaşmak için brikolaj mantığında, doğaçlamayla ilerleyen bir tasarım ve üretim süreci izledik. Katılımcılardan Oğuz Batur Taş bu süreci şöyle tanımlıyor: “Önceden tasarlamanın pek mümkün olmadığı farklı bir tasarım süreciyle karşı karşıya idik. Malzemeyi tanımadan, elinizde olanı görmeden özgürce tasarım yapabileceğimiz bir durum yoktu. Ancak çöpte bulduklarımız bize fikir verebilir, ancak onlar aracılığıyla özgürleşebilirdik.”

Onur Ceritoğlu tarafından yürütülen
ve Jeff Talks Peş Peşe kapsamında
SALT Beyoğlu’nun Forum’unda gerçekleşen “Kırık Sandalye: Jeff” atölyesinden,
25–26 Temmuz 2018,
fotoğraflar: Mustafa Hazneci

Özge Cebeci ise “…tasarladığım bir nesnenin ilk kez üretim sürecine dahil olduğum bir atölyeydi. Hatta üretim-tasarım aşamasını ilk defa birlikte yürütmeye çalıştım.” diyerek bu süreci özetliyor ve ekliyor: “Çünkü özgürdük ve metal çubuk, asla sadece bir metal çubuk değildi. Yapmak istediğim şey nesneyi geri dönüştürmenin yanında işlevsel kılmaktı. Ellerimle malzemeleri tanımaya ve seçmeye çalışırken nesnelerin canlılarla ilişkisini düşünüyordum. Nesnelerin de ruhu var mıdır? Sokağa atılan bir nesne eve dönmek ister mi? Nesnelerle de bir bağ kurar ve belli bir vakit geçiririz. Bu nedenle kendi dönüştürdüğüm nesnenin yeni bir ev bulabilmesini amaçladım ve kullandığım atık malzemeler yardımıyla nesneyi üç tarafı kapalı bir oturma elemanı veya hayvanlar için bir barınma yeri olarak düşündüm.”

Oğuz Batur Taş ve Özge Cebeci’nin Jeff’leri, fotoğraflar: Onur Ceritoğlu

Zeynep Yılmaz sandalyeleri, pratik çözümler sunan tüketim nesnesi olarak görerek atölyenin kendi ürettiği atıkları kullanıyor ve plastik yüzeyleri ziyaretçiler için hatıra defterine dönüştürüyor: “Jeff hepimizin estetik olarak aşina olduğu katlanan ideal bir sandalye —benim için Ikea’nın özeti. Atölyede kullanmak için sunulan ‘artıkların’ yanı sıra atölye esnasında çıkan artıkları da kullandım. Diğer katılımcılarla etkileşim hâlinde parça başına pazarlık etmemizin sonucu çıkan parçaları değerlendirdim.”

Liana Kuyumcuyan ise kavramsal bir nesne yerine işlevsel bir yorumda bulunuyor: “Jeff sandalyemi tamamen farklı bir fonksiyonda kullanmak istedim, çünkü üretime geçeceğim aşamada ürünün çizdiğim gibi olamayacağını biliyordum. Bu bilinmezlik biraz da kendimi zorlamamı sağladı. Sandalyeyi üzerinde yük taşınabilecek bir ‘pazar arabasına’ çevirme fikri, aslında sandalyenin strüktüründe fark ettiğim oranlar ile ortaya çıktı. En uzun parçayı ürünün tabanı olarak kabul edip dört adet tekerlek taktım, orta uzunluktaki parçayı da çekme kolu olacak şekilde uzun parçaya birleştirdim.”

Zeynep Yılmaz ve
Çağkan Kalkan’ın Jeff’leri,
fotoğraflar: Onur Ceritoğlu
Liana Kuyumcuyan’ın Jeff’i

Salt’taki sergilerden kalan atık malzemeler ile sınırlı kalmayıp, Karaköy’ün bize sunduğu yeni malzemeleri de tasarımlara ekledik. Çağkan Kalkan’ın şezlong salıncak karışımı tasarımı da bu yaklaşıma bir örnek: “Yeni malzemelerle de neler yapabileceğimi düşünüp çuval, halat, ip, iğne, çivi kullanmaya karar verdim. Sandalyenin yaslanma ve oturma yerlerindeki plastik parçaları söktüm ve sadece iskelet kısmı kaldı. Sandalyenin oturma yerinin altındaki metal kısmı söküp ters çevirip ayakla yaslanma kısmının üst kısmına monte ettim. Böylece ayak kısmını alt veya üste çekip, iterek aynı bir şezlong gibi sandalyenin yaslanma kısmını daha dik veya daha yatay pozisyona getirilebilmesini sağladım.”

Fatma Tokgönül eşyaların da canı varmışçasına sanatsal bir yorumda bulunuyor: “Eşyaların üzerine yüklediğimiz strese ve yorgunluğa tepki olarak, objeyi oturur bir pozisyona göre yeniden tasarladım, böylece eşyanın da dinlenmesine bir olanak sağladım. İki adet birbirinin aynısı Jeff’in birleşerek nasıl tek parça bir dinlenme aracı ve amacı olabileceğini göstermekti hedefim. Güncel hayatımızda kapitalizmin dayatmaları sonucu tükenen ve tüketen bedenimizi düşündüm. Bu yorgunluğumuza ve tatil ihtiyacımıza karşı iki sandalyenin de uzun bir tepkisi olduğuna inanıyorum, bu tepki de gördüğünüz yayılma biçimi ile yansıtıldı.”

Fatma Tokgönül ve
Zeynep Sandıkçı’nın Jeff’leri,
fotoğraflar: O.C.

Zeynep Sandıkçı bir matematikçi titizliğinde sandalyeyi parçalara ayırıyor: “Plastik oturma ve yaslanma birimlerini çıkardım ve açıldığında kilitlenmesini sağlayan “u” şeklindeki çelik parçayı söktüm. Oturma birimini bu sefer en altta ayakların kilitlenmesi için kullanıp, çıkardığım “u” parçayı da yine üstte kullanarak yeni bir “x” şekli oluşturdum. Oluşan bu yeni “x” şeklinin üzerine başka bir sandalyenin oturma birimini ekledim. Böylece neredeyse simetrik ve sadece kendi parçalarının yerlerinin değiştirilmesi ile oluşan bir sehpa veya bar sandalyesi hâline geldi.”

Cemre Acar ve Kübra Gülhan’ın Jeff’leri
İlayda Keskinaslan ve
Elif Soylu’nun Jeff’leri 
Yağız Yeşilkaya’nın Jeff’i,
fotoğraflar: Onur Ceritoğlu

Özetlemek gerekirse atölyenin görünen fikri geri dönüşüm, yeniden kullanım ve onarımın olasılıklarını aramak oldu. Kavramsal açıdan sandalyenin yapısını bozmak ve ondan başka bir anlam ve işlev çıkarmak sadece geri dönüşüm değil aynı zamanda yeni tanımlamalar, yeni sözcükler türetmek de. Vurgulanmak istenen, yapısı bozulan sandalyelerin atölye sırasında ürettiği müştereklik. Jeff bir taraftan toplu üretim ve tüketimi simgelese de başka bir bağlamda bilgi üretme kaygısı taşıyan kültürel toplantı silsilesini bütünlüyor, kişileri bir araya getiriyor. Kavramsal sanatçı Joseph Kosuth’un dediği gibi sanat anlam yaratmak olmalı. Salt’ın zemin katında serginin içinde düzenlenen atölyelerin, burayı dönüştürerek Manifold ve Jeff afişleri gibi müşterek bir alan vurgulama olasılığı heyecan verici. Tasarımcının ya da sanatçının amacı müşterekler üretmek, yeni anlamlar yaratmak, bilgi üretmek olmalı. Nesneler ne de olsa birer araç, atölye sembolik bir dokunuş.

Onur Ceritoğlu ve “Kırık Sandalye: Jeff” atölyesinin katılımcıları: Cemre Acar,
Özge Cebeci, Kübra Gülhan, Çağkan Kalkan, İlayda Keskinaslan, Liana Kuyumcuyan, Zeynep Sandıkçı, Elif Soylu, Oğuz Batur Taş, Fatma Tokgönül, Yağız Yeşilkaya ve
Zeynep Yılmaz
fotoğraf: Mustafa Hazneci

atölye çalışması, geri dönüşüm, ileri dönüşüm, Jeff Talks, Jeff Talks Peş Peşe, Manifold, Onur Ceritoğlu, SALT