İleri Dönüşüm
Tüketimciliği Azaltmak İçin
Bir Yol Arayışı

Geçen sene, ben ve Günbike Erdemir, endüstri için çalışma fikriyle ilgili kendisini çok rahat hissetmeyen ve tüketim odaklı üretim dünyasına dahil olmak istemeyen iki “Endüstri Ürünleri Tasarımı” mezunu olarak gelecekte ne yapmak istediğimiz, neler yapabileceğimiz üzerine konuşuyorduk. Günbike geri dönüşüm, tamir gibi konular üzerinde çalışmak istediğini anlatıyordu. Bu konuşmanın üzerinden geçen bir yılın ardından, Günbike aklında olan konular hakkında bir mezuniyet projesi üzerinde çalıştı ve ben onun bu girişimine hayranım.

Mezuniyet projeleri, son sınıf öğrencilerinin gelecek kariyerlerinin belirleyicilerinden olduğu için önemlidir. Bu projeler çoğunlukla öğrencinin ileride ne üzerine çalışacağı ya da nasıl bir tasarımcı olacağının bir işareti olur. Maarten Baas ya da Piet Hein Eek gibi tasarımcılar bu anlamda güzel örneklerdir; mezuniyet projelerindeki tutumlarını mesleki hayatlarında da sergilemiş ve bu tutumlarla bütünleştirilmişlerdir.

Mezun olduktan hemen sonra para kazanma ve iş bulma konusunda endişe duyan son sınıf öğrencileri, daha ‘geleneksel’ projeler seçmeyi tercih etme eğiliminde olur. Projeleri için, tercihen okul bittikten sonra onlara iş teklif edebileceklerini umdukları kurumsal bir firmanın danışmanlığı altında çalışırlar.

Ben ve Günbike ise, bu düşünce tarzını sevmiyorduk. Mezuniyet projesi, bizim için bu zamana kadar şekillendirdiğimiz ideolojilerimizin bir yansıması anlamına geliyordu; büyük olasılıkla gelecekte bu ideolojilerimiz bize bir iş ya da para olarak geri dönmeyecek olsa da. Mezuniyet projesi bizim için —para kazanma endişesiyle çalışmaya başladıktan sonra yapamayacağımız— yaklaşımlarımızı ve vizyonlarımızı gösteren son bir proje yapmak demekti.

Günbike’nin projesi için ilgilendiği mesele, sokağa atılan nesneler. Şehri gezerken, sokaklarda bırakılan çeşitli nesnelerle —çoğunlukla mobilyalarla— karşılaşıyoruz. Bu mobilyalar sokağa bırakıldıktan sonra ne oluyor? Onları toplayan kim, sonunda nereye varıyorlar, yeniden kullanılıyorlar mı? Günbike, bu nesnelerin onarım ve ileri dönüşümle tekrar kullanıma sokulması gerektiğini düşünüyor ve bu sayede tüketimciliği azaltmak için bir yol aramayı… Projesiyle, sokakta bulunan bu nesneleri yeniden kullanmak için bir sistem tasarımı ve üretim yolu önermek istiyor.

Bunu araştırmak üzere ilk girişimi, küçük arkadaş gruplarının katılımıyla çalıştaylar düzenlemek oldu. Ben de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin üretim atölyesinde, Onur Ceritoğlu tarafından yürütülen ilk çalıştayın katılımcılarından biriydim. Yedi kişilik bir grup olarak güne kahveyle başladık. Günbike hazırladığı çalıştay broşürlerini dağıtırken bize neler yapacağımızı anlattı. Çalıştay dört ana safhadan oluşuyordu: mobilyaları toplama, demonte ve temizleme, onarım ve üretim, sergileme.

Fakülte çevresinde bulduğumuz küçük el arabalarıyla birlikte, okul çöplüğüne doğru yürümeye başladık ve daha sonra atılmış nesneleri topladık. Çöplerin arasında potansiyeli olan mobilyaları bulurken çok mutlu; bulduklarımızın çalıştay sonunda nelere dönüşebileceğini düşünürken heyecanlıydım. Bulduğumuz nesneleri atölyeye taşıdıktan sonra demonte etmeye ve temizlemeye başladık. Sonrasında küçük takımlara ayrılarak demonte ettiğimiz parçaları birleştirmeyi denemeye çalıştık. Hem Günbike hem de biz katılımcılar amatördük, belki çalıştaydan çok keyif almamızı sağlayan şey de buydu.

Birinci çalıştay sürecinden,
fotoğraflar: Gülce Doğan

Çalıştay sürecinin çok sevdiğim bir yönü, önceden belirlenmiş bir tasarım fikrini uygulamaya koymanıza izin vermeyişi. Tasarımcıların yapmaya alışık olduğu gibi rehber olacak bir takım eskizler üzerinden üretimi gerçekleştiremezsiniz, çünkü çöpten ne bulacağınızı ve kullanacağınız temel nesnenin ne olacağını bilmiyorsunuz. Çalıştayın belki de bu en güçlü yanı, daha özgür ve açık fikirli olarak çalışmaya olanak tanıyor. Tasarım kararlarını, üretim aşaması sırasında deneme yanılma yoluyla veriyorsunuz ve elinizde olan malzeme ve araçlar bu kararların belirleyicisi oluyor. Bu durum çalıştayın yaratıcı bölümünü oluştururken, tasarımcılar için de çok iyi bir egzersiz oluyor.

Çalıştayın sonunda çıkan son ürünlere baktığımda, ürünlerin üreticilerinin çeşitli tasarım yaklaşımlarını yansıttığını fark ediyorum. Ürün tasarımına karşı daha eleştirel yaklaşımı olan kişiler, gelenekselden ve tipolojik nesnelerden tamamen farklı sonuçlar çıkarırken; daha pratik yaklaşıma sahip kişiler nesnelerin onarımına ve kullanılabilirliğine odaklanmıştı. Günbike daha sonra iki çalıştay daha düzenledi ve bunların sonuçları da bu argümanımı destekliyordu.

Çalıştaylar sırasında üretilen
nesnelerden bazıları.
Tasarımcılar: Cem Örgen, Derya Akdemir, Kuntay Seferoğlu, Günbike Erdemir,
Esra Tokat, Nur Horsanalı,
Nur Gürbüz, Görkem Özdemir;
fotoğraflar: Günbike Erdemir, Işıl Terzioğlu

Eksik olduğunu düşündüğüm bir nokta, Günbike’nin bu çalıştayları her zaman tasarımcılarla düzenlemesiydi. Herhangi bir tasarım geçmişinden gelmeyen katılımcıların çıkaracakları ürünleri görmek ilginç olabilirdi. Tasarım eğitimi almamış bu kişilerin konuya yaklaşımlarını ve tipolojileri yıkmaya çalışıp çalışmayacaklarını görmek isterdim.

Proje sürecini ilk çalıştaydan sonuna kadar bilen birisi olarak, Günbike’nin önerdiği sistem fikrinin aslında çok geliştirilmiş olduğunu ve gerçekleştirilebilirliğinin yüksek olduğunu söyleyebilirim. Geliştirdiği sistem tasarımı fikri, sabit bir atölye, gönüllüler ve ustaları içeriyor. Bu atölyenin, birçok mobilyanın sokağa atıldığı kentsel dönüşüm bölgelerine periyodik olarak taşınması düşünülüyor. Atölye için çalışan gönüllüler sokaklarda dolaşıp kullanılabilecek nesneleri topluyor, atölyeye götürüyor, onları temizliyor ve kategoriler altında depoluyor. Bu atölyede her hafta çalıştaylar düzenleniyor ve ilgilenen herkes katılabiliyor. Çalıştay katılımcıları ustaların yardımıyla yeni mobilyalar üretmek için çalışıyor. Gün sonunda, katılımcılar ürettikleri nesneleri ya küçük bir miktar karşılığında eve götürüyor ya da atölye tarafından düzenlenecek garaj satışı etkinliklerinde satılmak üzere bağışlıyor.

Günbike’nin en son girişimi, çalıştaylar sonunda çıkan ileri dönüşüm ürünlerini Feriköy Antika Pazarı’nda bir tezgâhta satmaya çalışmak oldu. Bence bu nokta, dışarıdaki insanların tepkilerini ölçmek adına proje için son derece önemliydi. Maalesef, bu nesneleri satın alma ya da evlerine götürme fikrine pek ilgi duyan olmadı. Günbike’nin toplayacağı tepkileri her ne kadar merak ettiysem de, mobilyaların hiçbirinin satılmadığını duymak beni şaşırtmadı.

Dürüst olalım, gelenekselin ötesine geçen mobilya tasarım deneyleri her ne kadar çok eğlenceli ve ilham vericiyse de, fonksiyonel günlük yaşam mobilyaları olarak kişilerin evlerine —en azından bir süre daha— giremeyecekler. Tipolojileri kıran bu çalıştay çıktılarını çok sevsem de bu ürünler, projenin çıkış noktası olan sokağa atılmış mobilyaların yeniden kullanılmasını, tekrar evlere dönmesini sağlamak yaklaşımıyla bir şekilde çelişiyor. Bu çalıştay çıktıları evlere giremediğinde, sokaklarda bırakılmış bir önceki sürümlerinin kaderini paylaşacak ve kendilerini bu sefer de bir depoya bırakılmış olarak bulacaklar. Bana kalırsa, tasarımcılar tarafından gerçekleştirilen bu deneyler projenin bir parçası olarak kalmalı, ancak temelini oluşturmamalı. Sokaktan bulunan mobilyalar uygun bir şekilde onarılıp temizlenirse ve küçük, basit değişikliklerle özelleştirilirse, kişilere ulaşabilir ve gerçekçi bir şekilde yeniden kullanılabilir. Bu sayede onarım ve ileri dönüşüm kültürü, tüketimciliğe karşı ayakta kalmak için gerçek bir şansa sahip olabilir.

Günümüzde, ileri dönüşüm ciddi bir tasarım pratiği hâline gelmeye başladı. Konu günümüz tasarım ortamında kritik bir yere sahip ve önümüzdeki birkaç yıl içinde daha da ön plana çıkması gerektiğine inanıyorum. Günbike ileri dönüşüm üzerine çalışan birçok tasarımcıdan sadece biri. Örneğin, ON/OFF tarafından yürütülen Domesticity in Public Space projesi, beş günlük bir atölye çalışması ile eski mobilyaların yeni modüllere dönüştürülerek, Bratislava’da kamusal alana yerleştirilecek sokak mobilyaları olarak kullanılmasını sağlıyor. Nora Korn ve Christoph Köhler, Learning From projesi kapsamında, üç ay boyunca şehrin sokaklarındaki atıkları toplayıp belgeliyor ve süreç sonunda bu atık yığınlarını, yeni nesnelere dönüştürüyor. Martino Gamper benzer şekilde 100 Chairs in 100 Days projesini sokağa atılan ya da arkadaşlarının evlerinden toplanan ‘reddedilmiş’ sandalyeleri toplayarak oluşturuyor; biçimsel ve yapısal unsurları, tasarım tarihi konusundaki derin bilgisi ile harmanlayarak ayırt edici sonuçlar ortaya koyuyor.

Martino Gamper, “100 Chairs in 100 Days” (kaynak: martinogamper.com)
ve Nora Korn ile Christoph Köhler, “Learning From” (kaynak:
Slanted)

Konu üzerine deneysel olarak çalışan tasarımcıların yanı sıra, işlevsel sonuçlar üretmek üzere ileri dönüşüm yapan birçok tasarımcı var. Reet Aus, moda endüstrisinin ortaya çıkardığı artık malzemelerle ilgileniyor ve ileri dönüşümü, seri üretim sürecinin erken safhalarında gerçekleştirmeye çalışıyor; artık malzemeyi üretim döngüsüne geri sokmak adına bu malzemelerden çıkacak yeni giysiler tasarlıyor. Daniel ve Markus Freitag, artık kamyon brandalarını, işlevsel, su geçirmez çantalar oluşturmak için kullanıyor ve günümüzde popüler olan markalarını ileri dönüşüm üzerinden yaratıyor. Sanat kolektifi Basurama ve tasarım stüdyosu City Yeast birlikte bir proje yürütüyor ve ıskarta sokak lambaları gibi kent atıklarını ileri dönüştürerek şehirde çağdaş bir oyun alanı kuruyorlar.

Daniel ve Markus Freitag, Freitag çanta (kaynak: freitag.ch) ve
Reet Aus, “Upcycled Denim Jacket”
(kaynak: reetaus.com)

Geri dönüşüm ve ileri dönüşüm konuları üzerine çalışan tasarımcıların arttığını gördükçe, mesleki geleceğimle ilgili zihnimde kurduğum olumsuz senaryolar kayboluyor. Belki, mezun olan öğrenciler olarak eğitimimiz boyunca geliştirdiğimiz ideolojilerimizi kenara atmak zorunda olduğumuz bir işe girmek zorunda değilizdir. Belki, endüstri ürünleri tasarımcıları sanayiye hizmet etmek zorunda olan ve sürekli olarak sıfırdan başlayarak yeni ürünler yaratmaları gereken kişiler olarak görülmezler ve halihazırda etrafta var olan nesnelerin sürdürülebilirliği üzerine çalışabilirler.

_
Bu metin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi IND 324 Design Writing & Editorship dersi kapsamında üretilmiştir. Günbike Erdemir’in mezuniyet projesi Bilgi Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı 2017 Bitirme Projesi kapsamında Can Altay yürütücülüğünde gerçekleşmiştir.

geri dönüşüm, Günbike Erdemir, ileri dönüşüm, Nur Horsanalı, tasarım, upcycling