“Son Sözler” başlıklı kitaplar insanların son sözlerini, onların hayatına bir pencere açan farklı bir edebi tür olarak ele alır. Meslektaşların ölümünün hemen ardından yazılan ölüm ilanları ve anı metinleri de son sözler gibi kendine özgü bir yazım türüdür: Ne analiz, ne eser incelemesi, ne kişisel günlük olan, ancak bunların hepsi olabilen; olağanlaşmamış anlatım biçimlerini, duygusallıkları mazur gören farklı bir makale yazım şeklidir. Bir yazar meslektaş hakkında ölüm ilanı yazmak, kişinin kasıtlı olarak yabancı konumundan, eleştirel ve analitik zihninden uzaklaşması, insan ilişkilerine ve yakınlığına kendini kaptırması anlamına gelir. Bu sadece bir yazarın başka bir yazarın eserini yorumlaması değil, kişisel karşılaşma ile akademik okumayı birleştiren ilişkisel bir anlatıdır. Bir başkasının eserini okumanın aslında iki insan arasındaki bir karşılaşma olduğunu hatırlatır. Tüm akademik sözlerin arkasında yaşayan, düşünen, ağlayan, gülümseyen, yargılayan, seven, nefret eden bir insan olduğunu fark ettirir. Ölüm ilanı yazıları bir geçiş türüdür: Bundan sonra bir insanın eserleri ve etkileri hakkında hep geçmiş zaman kullanılacaktır. Bir anlamda son söz, diğer anlamda ilk söz olan bu yazılar, yoğun kayıp ve üzüntü duygusuna rağmen yaşamanın, yazmanın, üretmenin, yaşayan, yazan ve üreten bir insanla anılar biriktirmenin ne kadar büyük bir ayrıcalık olduğunu doğrulayan, yaşamı onaylayan bir türdür.
Manifold için hazırladığım “Jean-Louis Cohen’in Ardından” dosyası, meslektaşları ve öğrencilerinin anılarını bir araya getirerek, bu mimar ve tarihçinin mimarlık tarihine, sergilerine, eğitimine ve koleksiyonculuğuna yaptığı katkıları göstermeyi, daha özelde onun Fransa, Almanya, Rusya, Fas, ABD, Kanada, Irak, Brezilya, Somali-Etiyopya ve Türkiye’deki çalışmalarını ve etkisini anlatmayı amaçlıyor. Farklı günlerde yayımlanacak yazılar, mimarlık tarihinin pratik ve politikayla ilişkisi, detayları ve bütün resmi görmek arasındaki gerilim, sergi hazırlama ve kitap yazmanın tamamlayıcılığı ve yarışı, küresel mimarlık tarihi yazmanın önemi ve zorluğu, araştırma, öğretme ve danışmanlık yapma arasındaki birliktelik, bitmemiş projelerin akıbeti gibi konular üzerine sözler söylüyor. Meslektaşları, öğrencileri ve beraber çalıştığı kişilerin tek tek yazdıkları bu dosyada birleşerek, Jean-Louis Cohen’in çoklu uzmanlığının ve etkisinin geniş yelpazesini, çok katmanlı ve zengin yaşam mozaiğini ortaya çıkarıyor. Makaleler (biri hariç) İngilizce ya da Fransızca kaleme alındı ve benim tarafımdan Türkçeleştirildi. [Esra Akcan]
***
Jean-Louis’nin hayatıma katkısını birkaç satırda özetlemek çok zor, belki de onun izinden, damgasından bahsetmek daha doğru olur: belirleyiciydi, aynı zamanda hem keskin hem bereketli, sevecen ve talepkâr, arkadaş canlısı ve profesör, entelektüel ama aynı zamanda gastronomik, görsel ama aynı zamanda dile meraklı, Anglo-Sakson ve İtalyan, Fransız, Avrupalı, kozmopolit. Ve tüm bunlar, ortak merakımızın bizi taşıdığı, sürekli yenilenen dünyalar kadar büyüktü.
Jean-Louis’yi betimleyen özellikler, diğer pek çok şeyin yanı sıra, anında kurduğu sempati, her şeyi kapsayan merakı, kelimelerin ötesine geçen dikkatli dinleyişi, verimli ve hümanist “cingalizmi”1, tüm yüzeyleri çözebilen keskin bakış açısı, muhatabından açık ve titiz bir bağlamsallaştırma yapmasını bekleyen olağanüstü kültürüydü.
Onun editörüydüm ve beni her şeyden çok etkileyen şey, 2004 yılında yaşıma (neredeyse 50 yaşındaydım) ve edebi, klasik beşerî bilimler ve İtalyan odaklı akademik geçmişime rağmen, ondan şehir tarihi alanında doktora tezimin danışmanı olmasını istediğimde bana gösterdiği güvendi. Mimarlık kitaplarının profesyonel yayın editörü olarak yirmi yıldan fazla deneyime sahip olduğum doğrudur. Ayrıca bunun onun için henüz keşfetmediği bir ufka, yani Irak’a açılmak için bir fırsat olduğunu da anladım.
20. yüzyılda Irak’ta kentsel modernitenin ortaya çıkışını analiz etmem gerekiyordu. Böylece kendimi Jean-Louis’nin belki Paris’te Rue de Bretagne’deki bir kafede, belki de Faubourg Saint-Denis’deki evinde pişirdiği (mükemmel) buharda kalkan filetosunun önünden bana attığı iki sloganla “çerçevelenmiş” buldum. Birincisi Osmanlı ile Avrupa sömürgeciliği mirasının farklı matrisi olarak adlandırdığı şey üzerinde çalışmak ve ikincisi modern olanın çok anlamlılığını ve göreceliğini anlamak. Her ikisi de bana koca bir dünya açtı ve sonsuza dek benimle kaldı.
“Osmanlı mirasının diferansiyel matrisi” üzerine çalışırken, Zeynep Çelik’in Türkiye için tanımladığı şehirler ve bölgeler üzerindeki siyasi etkilere/uygulamalara baktım. Bu beni Lübnan’dan ve Lübnan üzerinden tüm Maşrık’tan başlamaya yöneltti. Robert Saliba’nın çalışmaları aracılığıyla,2 Osmanlı’nın ayak izlerini takip eden eklektik bir “ikinci el” modernitenin ortaya çıkışını ve aynı zamanda uzmanlık ve modellerin ulusötesiliğini anladım. Daha sonra, Georges Arbid ile birlikte,3 küresel eğilimleri kapsayan ve kendine mal eden, ama eklektik olmayan başka bir yerel modernite türü keşfettim ve son olarak, Marlène Ghorayeb’in çalışmaları aracılığıyla Lübnan’da kentsel ölçekte “modern” vizyonların etkilerini4 ve kalıpların geri dönüşümü ilkesini anladım, çünkü Irak’taki ilk “modern” (bağımsızlık sonrası) kentsel düzenleme, muhtemelen daha önce uygulanmamış bir Osmanlı hukukunun elden geçirilmiş bir versiyonu.
Sömürge modelleri üzerinde çalışmak aynı zamanda Mağrip’ten Maşrık’a, Afrika’nın geri kalanı ve ardından Hindistan ve Uzak Doğu da dahil olmak üzere tüm (veya neredeyse tüm) modern Avrupa sömürgeciliği/hareketleri hakkında okumak, daha fazla okumak ve daha fazla okumak anlamına geliyordu. Ama buna hazırlıklıydım. Çünkü tüm kuşağım gibi bana da 2003 ve 2004 yıllarında Jean-Louis’nin merkezi bir rol oynadığı iki önemli etkinlik damgasını vurmuştu: “Kazablanka, Kentsel Gerçekliğin Mitleri ve Figürleri”5 ve “Cezayir, Kentsel Manzaralar ve Mimari”.6 Bu iki öncü sergi ve kitap, örnek, perspektif ve yöntem açısından benim için iki kurucu referans oldu: Yıllar sonra, aslında yapmaya çalıştığım şeyin, çok daha mütevazı bir şekilde, “Bağdat’ın kentsel peyzajları ve mimarileri aracılığıyla kentsel gerçekliğin mitleri ve figürlerinin” portresini çizmek olduğunu fark ettim.
Modernitenin göreceliği üzerine çalışmak, son kertede şunları ayrıştırmak anlamına geliyordu (Burada Jean-Louis’den kelimesi kelimesine alıntı yapıyorum ki büyük olasılıkla yine bir kafede espresso içerken söylemiştir): “1. Sömürgeci tarafından iletilen teknolojinin bir sonucu olarak modernleşme; 2. Bir veya daha fazla sanatsal harekete referans olarak modernlik veya modernizm; 3. Kültürel bir durum olarak modernite.” Bu üçleme o zamandan beri aklımda kaldı, tüm analizlerimde faydalı olduğunu kanıtladı ve Beyrut’ta altı yıl boyunca ders verdiğim öğrenci nesillerine kelimesi kelimesine aktardığım bir öğreti oldu. Sonuç olarak bir gün önemli bir kitapta bulduğum ama Jean-Louis’nin kendine ait kıldığı bir modernite tanımına rastladım: Modernite, “‘Öteki’nin farkıyla ilgilenmek” değilse başka nedir?7
Bu tanım, örneğin, geleneksel şehir planlamasını modern şehir planlamasından ayıran şeyleri kapsar. İlkinde, çıkmaz sokaklar, organik sokaklar ve çoğunlukla birincil bağlantılar etrafında inşa edilen mahalleler yaygındır: Tanınmıyorsanız veya farklıysanız girmek kolay değildir. İkincisinde, modern cadde düzdür, her iki ucu da açıktır ve “yabancılar” tarafından geçilebilir; kentsel düzen anonimliğe izin verir ve farklılıkları siler.
Jean-Louis, 2013 yılında Bağdat’ta Le Corbusier ve Iraklı mimarlık öncüleri üzerine düzenlediğim bir sempozyumda,8 üç gün boyunca yorulmadan araştırdı, gözlemledi ve fotoğrafladı: Tüm detaylarıyla şehri, Dicle Nehri ve manzaralarını, Abbasi yapılarını, Osmanlı yapılarını, sokaklardaki çöpleri ve yıkık dökük binaları, kafelerin sosyalliğini ve tabii, modern mimariyi inceledi. Buraya sırasıyla, onun TAC-Gropius tarafından tasarlanan Bağdat Üniversitesi’ndeki, ünlü edebiyat kahvesi Shabandar Café’sinde mutlu bir şekilde dostça bir anın tadını çıkarırkenki, Le Corbusier tarafından tasarlanan Gymnasium’u fotoğraflarkenki ve sevgili ortak dostumuz Mina Marefat ile Gymnasium’un önünde çektiğimiz resimleri ekliyorum.9 (Bizi tekrar bir arada görmenin yarattığı yoğun duyguya karşı koyamıyorum.) Ama benim favorim hiç şüphesiz, 1964’te parlak Qahtan Awni tarafından tasarlanmış mükemmel bir üniversite kampüsü olan Mustansiriya Üniversitesi’nde çektiğim, Jean-Louis’nin, ülkenin en ünlü ve keskin mimari eleştirmeni Khalid Sultani’yle yürekten konuştuğu ve güldüğü resim. Merhum François Chaslin Fransa için neyse Khalid Sultani da aşağı yukarı Irak için oydu. Resmin göstermediği şey, Khalid İngilizce bilmediği ve Jean-Louis de Arapça bilmediği için Rusça konuşmalarıydı! Bu, Jean-Louis’yi özetleyen bir görüntü: evrenselciliği ama aynı zamanda başkalarına karşı içten insani merakı ve duyarlılığı. “‘Öteki’nin farkıyla ilgilenmek.” Bu, nihayetinde en zengin, en temel ve en cömert biçimiyle modernitenin ruhu değil de nedir?
Caecilia Pieri izniyle (2013)
Caecilia Pieri Le Corbusier tarafından tasarlanan Gymnasium önünde,
Caecilia Pieri izniyle (2013)
Caecilia Pieri izniyle (2013)
{Paris, Eylül 2025}1. Fransızcada cinghalisme, şehir tarihçisi André Corboz tarafından “tesadüfi”liğin karşılığı olarak icat edilen bir kelime. (André Corboz’un çalışmalarında cinghalisme [Fransızca serendipity kelimesinden türetilmiş ve bu kelime de Sri Lanka’nın eski adı olan Seylan’dan gelmektedir] tamamen başka bir şey ararken değerli veya ilginç bir şey bulma eylemini ifade eder. [ed.n.])
2. Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde profesör, Beirut 1920-1940, Domestic Architecture Between Tradition and Modernity (Paris, 1998) [Beirut 1920-1940, Gelenek ve Modernite Arasında Konut Mimarisi] kitabının yazarı.
3. Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde eski profesör olan Georges Arbid, Arap Mimarlık Merkezi’nin kurucu direktörüdür.
4. Beyrouth sous Mandat français, la construction d’une ville moderne (Paris, 2014) [Fransız Manda Yönetiminde Beyrut: Modern Şehrin İnşası] kitabının yazarı.
5. Monique Eleb’le birlikte.
6. Youcef Kanoun ve Nabila Oulebsir’le birlikte.
7. Gwendolyn Wright, The Politics of Design in French Colonial Urbanism (Chicago, 1991) [Fransız Sömürge Şehirciliğinde Tasarım Politikası].
8. Irak’taki Fransız Enstitüsü, UNESCO ve Bağdat Üniversitesi Mühendislik Okulu’yla işbirliği içinde, IFPO-Fransız Yakın Doğu Enstitüsü bünyesindeki Kentsel Gözlemevi direktörü olarak.
9. Georgetwon Üniversitesi’nde mimar, araştırmacı ve eski öğretim görevlisi.
Caecilia Pieri, Esra Akcan, Irak, Jean-Louis Cohen, Jean-Louis Cohen’in Ardından, kent planlama, Lübnan, mimarlık, mimarlık tarihi, modernite, modernlik, sergi