İzmir’in Girdap’ı

Bir şehri tanıtmak için o şehrin coğrafi konumunu, tarihini, alışkanlıklarını, rutinlerini, toplum önündeki simalarını, anılarını, rotalarını, efsanelerini ve masallarını kitaplaştırmak, en azından yazıya dökmek çok önemli. Çünkü bu tür metinler, bir şehir hakkında en detaylı bilgiyi okura verebilir. Hatta kimi zaman sadece fotoğraflardan oluşan bir kitap dahi bir şehri anlamak ve anlamlandırmak adına epey güçlü olabilir. Herhalde İstanbul hakkında bu şekilde yerli ve yabancı yüzlerce kitap yayımlanmıştır. Ortalama bir sayı için şu an saymaya kalksam bu yazı bitmez.

Tezimi yazdığım sırada yayımlanan Murat Beşer’in Yoldan Çıkmış Simalar kitabı bana, yukarıda sayılan türlerin bir şehri tamamen tanıtmaya, onun mevcudiyetinin öyküsünü tamamen anlatmaya yetmeyeceğini gösterdi. 2016’da yayımlanan bu kitap, İstanbul’da 90’lı yıllarda ortaya çıkan ve hızla büyüyen rock, metal ve punk sahnelerinin çevresinde, stüdyolarda, parklarda, pasajlarda ve dergilerde vakit geçiren ve tanınan isimlerin öyküsünü —magazine kaçmadan— Aptülika’nın çizimleriyle birlikte anlatıyor.1 Belki de, İstanbul’un bu kişilere olan borcunun bir kısmını kendisi bu şekilde ödemiştir. Bu kitap gösteriyor ki, bir şehrin kimliği, onun sadece kültürü, tarihi ve yapıtlarıyla değil, aynı zamanda yaşayanlarıyla, ama her yerinde ve her şekilde yaşayanlarıyla oluşuyor. Bir şehrin yeraltı yaşamı ve altkültür dünyası da öyle görünüyor ki kent kimliği için çok önemli bir alan işgal ediyor.

Gerek kitap, dergi ya da internet yoluyla, gerekse başka şekillerde İstanbul kimliğini oluşturan simalara hakkını veriyor. Peki ya doğup büyüdüğüm ve içinde yaşamaktan tarifsiz bir memnuniyet duyduğum İzmir’de durum ne? Her ne kadar hâlâ yeterli olmadığını düşünsem de yerüstünün tarihi ve öyküsü konuşuluyor, tartışılıyor ve anlatılıyor. Pek kıymetli ve tarihi kişilerin kapıları çalınıyor, pek kıymetli ve tarihi yerlere rotalar düzenlenip ayak basılıyor, ancak benim derdim yeraltıyla. İzmir’in yeraltına baktığım zaman gözüm ilk olarak hep Girdap’a takılıyor.

Buca’da ikamet eden aslen Adapazarlı, bazen fabrika işçisi her zaman işportacı, bandrolsüz yazar, bandrolsüz okur, hâlâ fanzin çıkaran fanzin emeklisi, Türkiye’nin sayılı fanzin arşivcilerinden, distrocu.

Girdap

Şayet Türkiye’de fanzinin bir yeri varsa Girdap bana göre hem üretici hem okuyucu hem de arşivci olarak bunun en önemli dinamiklerinden. Çünkü 2002 yılından bugüne kadar yayımladığı 22 farklı isimli toplam 98 fanzin büyük bir emeğin ürünü. Bunu yanında bandrolsüz olarak yayımlanmış iki ve yayımlanmaya hazır ve yazma süreci devam eden sayısız kitabı var. İzmiryer6 distro’dan çıkan 50’ye yakın farklı isimdeki fanzinde de emeği büyük. Nitekim çoğu zaman bunların belli bir kısmının baskısını ve dağıtımını üstlenmesi de önemli bir sorumluluk ve fanzinin hâlâ hayatımızda yer almasını sağlayan önemli bir hareket. Aynı zamanda tek tek elime alıp incelediğim 1.000’e yakın yerli basılı ve 3.000’e yakın yerli yabancı dijital ortama aktarılmış fanzinden oluşan bir arşive sahip. Hatta bu arşivdeki fanzinlerin önemli bir kısmı 90’lı yılların başından ve belki artık sahiplerinde bile kopyaları olmayan sayılar. Fanzin sergileri, toplantıları, söyleşileri; fanzin için açılmış bir dükkân ve düzülmüş bir evle birlikte hem fanzincilik hem de yeraltı edebiyatı sicili epey kabarık. Bir de kendisiyle ilgisi olmayan, ancak yine de basımını ve dağıtımını üstlendiği fanzinler var.

Rakamların yanında tüm bunların bir diğer kıymetli tarafı ise Girdap’ın tüm bunları İstanbul dışında, İzmir’de yapıyor olması. Bu artık her ne kadar kolay olsa da tüm bunların temellerinin 2000’lerin başı gibi, internetin henüz kitleler hâlinde evlere yayılmadığı ve iletişimin nispeten kısıtlı ve maliyetli olduğu bir zamanda atılması, İstanbul dışı şehirler için epey zor olsa gerek.

Esasında her şey, Girdap’ın 2000’li yılların başında Sokak Edebiyatı adında, bedava bir hosting’den kendi yazılarını yayımladığı ve çeşitli kişisel sorunlarının neticesinde defalarca açıp kapadığı sitesine dayanıyor. Sadece kendi yazılarını sitesinde yayımladığı bir dönemde Girdap, liseden bir arkadaşı ve Türkiye’nin en eski rap gruplarından biri olan Susturucu’nun bir üyesi olan Göçmen ile karşılaşıyor ve Göçmen Girdap’a, Susturucu için bir web sitesi yapıp yapamayacağını soruyor. Bu esnada grup elemanları Sokak Edebiyatı sitesine yazılar gönderiyor ve önceleri sadece Girdap’ın kendi yazılarının yayımlandığı bu sitede bir süre sonra başka kişilerin de yazıları yayımlanmaya başlıyor. Göçmen’in Girdap’a sitede yayımlanması için verdiği yazılar daha sonra aldıkları bir kararla Psycho Race isimli fanzine dönüşüyor. Ancak bu dönemde site Girdap’ın sorunlarından ötürü tekrar tekrar açılıp kapanıyor, basılan fanzinler okunmuyor ve siteye yeteri kadar yazı gelmiyor. Bu esnada Girdap, Mehmet Ali Bakunin ile birlikte izmiryer6 distro’yu kuruyor ve İzmir dışında yayımlanan fanzinleri bir şekilde edinip çoğaltıp İzmir’de dağıtıyor ve bu süreçte çevresi de iyice genişlemeye başlıyor. 2005 yılına gelindiğinde, Girdap’ın çevresinin de genişlemesiyle birlikte Sokak Edebiyatı sitesine olan ilgi artıyor ve beş altı ayda yayımlanan yazı sayısı beş yüzlere kadar dayanıyor, fanzin isteyenler ve mail kutusuna gelen talep yazıları da bir bu kadar artıyor. Ancak bu süreçte Girdap tecilini bozup askere gidiyor, siteyi ise bir başka arkadaşına emanet ediyor. Askerlik görevini sürdürürken dükkân, konser, yeraltı yayınevi, festival, sergi, kısa film vb. gibi kafasındaki birçok projenin ana hatlarını oluşturuyor. Ancak askerlik görevinden geri döndüğünde bunların önemli bir kısmıyla ilgili ciddi bir yol alınamayınca, Girdap kendi kabuğuna çekiliyor ve 2009 yılında tekrar üretmeye başlıyor. Çeşitli katılımcılarla birlikte Sokak Edebiyatı’nın artık fanzin olarak yayımlandığı bu dönemde birçok farklı fanzin de yayımlanmaya başlıyor ve “Kes, Yapıştır, Kopyala” adında aylık fanzin toplantıları düzenleniyor ve hatta bu toplantılar başka şehirlerde de organize edilip çeper iyice genişletiliyor. Ancak Girdap tekrar kabuğuna çekiliyor ve iki yıllık bir aranın ardından 2011’de dönüş yapıyor.

Ardından İzmir Karataş’ta tutulan, fanzin üretilen, radyo yayını yapılan ve sohbet edilen, ancak daha sonra kapatılan, buna rağmen çok kişiye kendi üretimleri için ilham kaynağı olan ev safhası başlıyor ve bitiyor. Evin kapandığı dönem her ne kadar bir duraklama dönemi olsa da, 2015 yılında düzenlenen bir fanzin sergisinde Girdap’ın tanıştığı etrafi, gruba eski enerjiyi getiriyor ve üretim tekrar hızlanıyor. Hatta bunun neticesinde 2016 yılında, İzmir Alsancak’ta, macerası dört ay sürecek bir fanzin dükkânı, Pinero Tükkan açılıyor. Dükkânın kapanmasının ardından, Girdap’ın 2000 yılından beri sürdürdüğü işportacılık tekrar canlanıyor ve Korku Parkı İstasyonu’nda (Alsancak Kilise Sokağı) bugün hâlâ sürüyor.

Pinero Tükkan, kaynak: Girdap arşivi

Şöyle bir dışarıdan bakınca, Girdap’ın öyküsü, Türkiye’de fanzinin geldiği nokta ve İzmir’in yeraltı hayatı için benim açımdan epey belirleyici. Hem fanzin üretimi ve dağıtımı konusundaki ısrarıyla hem de bu konudaki dostane tavırlarıyla, yolu onun yanından geçen birçok kişinin fanzin ile tanışmasına, yayımladığı fanzini sürdürmesine ve söyleyeceği sözü duyurmasına katkı sağlamıştır. Türkiye’de fanzin ve hatta yeraltı edebiyatı için bir şeyler yapıldıysa şayet, bunda 90’lar gençliğinin yanı sıra Girdap’ın da rolü büyüktür.

Sokak Edebiyatı, bakıldığında çok basit duran, kolay hazmedilir, herkesin anlayabileceği basit ama sade bir dil ile yazılan edebi ürünlere yer veren, bir e-zine ve fanzin olmasına rağmen aslında, arka planında çok daha derin ve yıkılmaz bir değer taşıyan, bir oluşum ve belki de tek mutluluğumuzdur —acımızı yansıtmasına rağmen…

Şu an bu oluşuma destek veren, yazan, çizen, içen ve biraz kafadan sakat insanlar, “bizi hiçbir yayın bu şekilde kabul etmeyecek anlaşılan” diyerek, kendi kendilerine bir infoshop açma hazırlığı içerisindeler. Daha sonra, eğer bu işten sürdürülebilir bir maddi geri dönüşüm elde ederlerse, yola devam edecekler, çünkü CSNS Yayınları’nın2 tek bir problemi vardır, o da maddidir. Çoğumuz, işsiz güçsüz ya da üç kuruş için günde 10-12 saat çalışan veya öğrenci olup gereksiz bilgilerle kafası şişirilen insanlarız. Buna rağmen, izmiryer6 distro’nun ticari bir kaygısı bulunmamaktadır. Paranızı sokağa atın, çocuklarınıza bir şey kalsın.

İzmiryer6 distro, hazırladığı ve yahut eline geçen tüm fanzinleri siz saygıdeğer fanzin okurlarına ulaştırmayı bir görev bilmiş ve bu görev aşkı ile yanıp tutuşurken kendini bu derece fanzinle alakasız bir Türk altkültür şeceresinde bulunca, ümidini yitirmiştir.

1. Kitapta bazı isimlerin olmaması beni hayal kırıklığına uğratmış olsa da bu yazıyla ilgisi olmadığı için bu noktaya burada değinmeyeceğim.

2. CSNS (Can Sıkıntısı Neşriyat Sokağı) Yayınları: Çıkarılan yayın sayısının artmasıyla fanzinlere koyulan label; bir yeraltı yayınevi.

Meraklısına:
unpz izmiryer6 distro, blog
Girdap Zack Unthatow, Issuu hesabı
izmiryer6 distro Facebook hesabı
CSNS (Can Sıkıntısı Neşriyat Sokağı) Yayınları
girdap zack unthatow, blog
La Espiridion Del Pueblo, Instagram hesabı

altkültür, fanzin, Girdap, İzmir, kent, Orkun Destici, süreli yayın, şehir, yayıncılık