Mürekkep, Klişe ve İş

Herkesin yaşamında gizli, karanlık, günah dolu noktalar vardır. Ben bu karanlık noktalardan birini kırk yaşımı aştığım bir sırada, birdenbire fark ettim: 1984 yılında, neredeyse sekiz ay içinde, yaklaşık kırk kitap kapağını tasarlamış, gerçekleştirmiş, elimde tutmuştum.*

Kitap kapağı tasarlamak, aslında ailemizin çok uzağında durmayan bir konuydu; bir karışık teknik hocası olan babamın (Gazi Terbiye Enstitüsü), karşı karşıya geldiği her keresinde kendisini çözmekle yükümlü gördüğü bir problem olmuştu. Bu anlatıyla babamı biraz hafife alıyorum, öğrencisi olan ve yanında yetişen herkes1 iyi bir gözü ve eli olduğunu; bir resim hocası olarak ressam kimliğiyle tanınma yolundaki adımları ayıp bulmamakla birlikte, resim öğretmenliğinin onuruna, en azından kendi şahsında, yakıştıramadığını ve yediremediğini; oysa gerek karışık teknik alanında ve ders araçları tasarımında, gerekse desen çalışmalarında ve her ikisinin de pedagojik boyutlarında önemli görüşleri olduğunu; daha genç yaşlarda çıkardığı Çocuk Gazetesi dergisiyle (Türkiye’nin ilklerinden olduğunu sanırım) ve on yıldan fazla yürüttüğü, zamanının önemli eğitim ortamlarından İlköğretim Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğü göreviyle, düşünce ile düşüncenin kılıfının, ‘zarf ile mazrufun bütünlüğünün’ çok önemli olduğunu vurguladığını; işin daha da ilginci, tüm bunları yetmiş dört yıllık yaşamında adeta kendi ömrüyle kanıtlama çabası içinde olduğunu bilir. Ne yazık ki, yine bir hocamızın söylediği gibi, Türkiye’de kurumlar kişilerle daimdir: Babam, Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç gibi Cumhuriyet’in eğitimci kilit kadrolarının kol kanat gerdiği Gazi Terbiye Enstitüsü’nden emekli olduğunda (ki bu tür tanıtıcı notları düşmek bile başlı başına utanç kaynağıdır —toplumsal belleğimizin kapasitesi sıfır; GTE ya da Gazi Eğitim Enstitüsü, başka alanlarda olduğu gibi, resim alanında da ‘iş içinde eğitimi’ önemseyen ve Bauhaus ekolünde yüksekokul öğretmeni yetiştiren, öğretmen okulları mezunu öğretmenleri meslek içi eğitim yoluyla geliştiren, bugün ‘benzeri olmayan’ bir eğitim kurumuydu), işte babam bu GEE’den yönetici konumundayken emekli olduktan bir yıl sonra, verdiği dersler kaldırıldı; giderek öğretmen okulları ve öğretmen yetiştirme politikaları, politik oyunlarla değiştirildi ve iş içinde eğitim yaklaşımı zaman içinde tümüyle terk edildi, unutuldu gitti.

Çocuk Gazetesi ve İlköğretim Dergisi ciltleri, kutular ve kutular dolusu kalem uçları (Redis, Isherthon, William Mitchell’s), kamış kalemler, çok farklı renk ve kalitede çini mürekkepleri, Plaka marka grafik boyaları ve fırçalar, çeşitli kalite, doku ve renkte resim kâğıt ve kartonları, küçüklüğümüzden beri, ağabeyim Kemal’in ve benim, evdeki kültürel coğrafya ve iklimimizin parçası oldular. Onun küçük yaştaki karikatür merakının (kaç kez Doğan Kardeş yarışmasında birincilik aldı?), benim ona özenerek karikatürle de uğraşmakla birlikte, temel olarak resimle tutkulu boğuşmamın (geri mi kalacağım, ben de Doğan Kardeş’in resim yarışmalarında ödül alırım, ortaokulda durmadan resim birincisi olurum) bu ev iklimiyle ilgisi var, mutlaka ve mutlaka 1984’te işlenen bu seri günahla da bağlantısı…

Yayıncı arkadaşım Erhan’ın2 çıkardığı kitaplarla bir sorunu vardı: Hem kapakların bazen seri üretim sonucu olduğunu düşünüyor, hem de galiba, kapak tasarımı için daha az para ayırmayı hayal ediyordu. Ben yapmayı deneyebilir miydim?

İlk tasarladığım kitap kapağı, kendi kitaplarımdan biri içindi ve ne yazık ki gerçekleşmemişti. 13 × 18 boyutlarındaki kitabı, o zamana kadarki dergicilik deneyimim sırasında matbaaları da tanıdığım için, kitap yüksekliğini metnin eni olarak kullanarak dizdirmiştim. Çocuk Ömrümüz kitabı her şeyiyle hazırken, abs yayınevinin kurulmadan batmasıyla, proje suya düştü. Erhan’a yaptığım ilk kitap kapağı yine kendi kitabım Yürüyüşler ve Duruşlar için oldu. Bu kitapla başlayan edebiyat yayıncılığının adı Kuzey Yayıncılık idi ve yayınevinin logosunu da tasarlamam gerekiyordu. Daha önce bir iki amblem ve logo yarışmasına katılmıştım, ama uygulamam olmamıştı.

‘Kuzey’ logosu temel olarak harita bakma alışkanlığımızdaki üst-alt, kuzey-güney yönlenme yatkınlığına yaslanan sade bir tasarım oldu. İkinci karar, uygulama ile ilgiliydi ve logo, bir pul gibi kapağa yapıştırılmış duygusu yaratmalıydı; beyaz bir su ile çevrilmesinin nedeni buydu. Renk değiştirilebilirdi ama genel karar, siyah-beyaz uygulanmasıydı.3

Ali Cengizkan, Yürüyüşler ve Duruşlar, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984,
kapak tasarımı: Ali Cengizkan.
(fotoğraf: Işık Kaya)

Yürüyüşler ve Duruşlar ise bir şiir dizisinin ilk kitabı olarak belli düzeni getiriyordu. O zamana kadar Türk şiir yayıncılığında gelenekselleşmiş olan arka kapak yazısını çıkarıyor, arka kapakta da kitap adını bu kez küçük olarak gündeme getiriyordu. 1984’te matbaaların çoğu hâlâ tipo baskı yapıyordu ve bence ofsete geçiş için zaman henüz erkendi: Tipo baskının tüm olanaklarının denenmediğini düşünüyordum. Örneğin bu ilk kitapta denenen, iki renk baskı ile (hâkî zemin üstüne yeşil figür; askerlikte yazılmış olmaları şiir kitabının kapak rengini vermişti), kâğıdın renginden de yararlanarak, nasıl dört renk elde edilebileceği olmuştur.4 Daha sonraki kitaplarda da bu konu sürekli yeni denemelerle canlı tutulmaya çalışıldı.

Önemli bir sorun şuydu: Desen ve resim klişe olarak yapılıyor, yazı ise kurşun döküm hurufatla diziliyordu. Birincisinin kalınlığı az, ikincisi ise bağlanan kurşun takımı derinliğindeydi. Tümü klişe ya da tümü yazı olma durumunda iş rahatlayabilirdi ama bu da, maliyet yüksekliği nedeniyle, neredeyse olanaksızdı.5 Diğer yandan, gün boyu kurşun hurufatla yazı dizmekten kaç dizgicinin gözleri bozulmuştu, kim bilir? (Dizilen satır ya da paragraf bir komutla kalıba gönderilir, makinenin iç bölmesinde ısıyla buluşan kurşun, harfleri kalıplar ve bir buharla her satırı sunardı size… Dizgici terler, okuyarak dizmeyi sürdürür, çoğunlukla başka yönlerden keyif almaya çalışırdı. Örneğin iyi dizgici, dizdiği metni en iyi okuyandı çoğunlukla; gözle dizmek o kadar yaygınlaşmamıştı henüz.)

C.B. Macpherson,
Demokrasinin Gerçek Dünyası ve
Sadık Emrealp,
Azgelişmişlik ve Siyasal Yapılar,
Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1984, kapak tasarımı: Ali Cengizkan.
(fotoğraflar: Işık Kaya)

Demokrasinin Gerçek Dünyası kitabı ile Birey ve Toplum Yayınları’na da kapak tasarlamaya başladım. Erhan’ın üçüncü yayınevi Değişim için de logo tasarladım, ancak yayınevi toplam dört kitap çıkarabildi. Değişim logosunu hâlâ beğenmekteyim. Elle yazmak yerine Letraset’i hayli benimsemiştim artık ve bir geçişimi/değişimi anlatıyordu yayınevi logosu.6 Derken Kuzey Yayınevi’nin “Kuram-Eleştiri” dizisi, “Roman-Öykü” dizisi, “Klasikler” dizisi ve en sonunda “Tiyatro” dizisi Erhan’ın doymak bilmez yayın etkinliğinin ve benim, zaman zaman matbaa ile başlayıp matbaa ile biten günlerimin ürünü olmaya yüz tuttular.

Kadir Cangızbay, Gurvitch Sosyolojisi, Değişim Yayınları, Ankara, 1985,
kapak tasarımı: Ali Cengizkan.
(fotoğraf: Işık Kaya)
Mihail Lifşits, Marx’ın Sanat Felsefesi ve Albert Camus, Başkaldıran İnsan,
Kuzey Yayınları, Ankara, 1984,
kapak tasarımı: Ali Cengizkan.
(fotoğraflar: Işık Kaya)

Bugün geri dönüp baktığımda şu değerlendirmeleri yapabiliyorum:

El emeğini göz nurunu, yalnızca masa başında değil, baskı makinesi başında da önemsediğim ürünler oldu bunlar. Ülkemizde yeni yeni yaygınlaşmakta olan ofset basım tekniği konusunda çok az bilgimiz olduğunu, ayrıca yılların tipo tekniğinin tüm olanaklarının denenmediğini düşünüyordum, hâlâ düşünüyorum. (Makineleşmeye karşı çıkan endüstri öncesi işçileri, elindekiyle doymak bilmeyen, ama bu yeni teknolojiyi nasıl kullanacağını da anlamayan, anlayamayan yeni teknisyenler kadar cahildiler ancak, bana sorarsanız, daha fazla değil. Bugün kapak tasarımını masaüstü yayıncılığın bilgi işlem-teknolojik kolaycılığına indirgeyen, kapak tasarımını tümüyle düşünceden arındırarak onu tasarımdan uzaklaştıranlar da bu teknisyenlerin kuşağından geldiler, sanırım.)

Ali Cengizkan arşivi (fotoğraf: A.C.)
Jack London, İstiridye Korsanları ve
Boris Pasternak,
Jenya Luvers,
Kuzey Yayınları, Ankara, 1984,
kapak tasarımı: Ali Cengizkan.
(fotoğraflar: Işık Kaya)

İstiridye Korsanları, Son Yaz, Jenya Luvers, Ayrı Yol gibi kapaklar, kitap başlıklarında bile mekanik üretimin reddedildiği, bütünüyle emek-yoğun ürünler…7 (Teknedeki lüks lambasını gösteren, kırmızı ‘girilecek’ küçük klişe parçasını baskı makinesinin başında, usta ile boğuşarak, nasıl yapıştırdığımızı (“Necip Usta yine kaydı yaa, bir kez daha bassana şunu”); Pasternak dişi-erkek yazılarını yapıştırırken ustanın beni kovmak üzere olduğunu; bir ara benimle selamı kestiğini; ancak sonraları, dört beş benzeri kapak çıktıktan, vernikleri çekildikten sonra ustanın nasıl keyiflendiğini ve kapaklarımı sahiplenmeye başladığını; birlikte makine başında tartışarak ve dört elle renk kardığımızı; hepsini parça parça anımsıyorum şimdi.) Kırmızı Güller ve Şeytanlar kapaklarının patates baskısı orijinallerle çalışıldığını kim tahmin edebilir şu anda? Ve kapakların, kitapların tümü de son satırına kadar okunduktan sonra tasarlandığını, kuramsal kitaplardaki düz kapak renginin bile içerikten tortulanan duygunun sonucu olduğunu ve tartışılmaz olduğunu, kapakların her birindeki bu amatör tutkunun bir içsel macera yarattığını, profesyonel bir zamane tasarımcısına inandırmak ya da akademisyen bir grafik profesörüne aktarıp benimsetmek hiç de kolay olmasa gerek.8

Ali Cengizkan arşivi (fotoğraflar: A.C.)
John Whiting, Şeytanlar ve
Jean Paul Sartre,
Sinekler,
Kuzey Yayınları, Ankara, 1985,
kapak tasarımı: Ali Cengizkan.
(fotoğraflar: Işık Kaya)

Kuşkusuz, ofset baskı için tasarlanan kapaklar da oldu;9 çok fazla benimsenmeden… Bugün baktığımda, kapakların son ikisi hariç, kitap boyutunda kesilmeleri, profesyonellerin gözünde affedilmez bir cahillik, biliyorum; ama bence çok güzel, çünkü matbaadan alınan kapakların hemen beklenen boyutta kesilip katlandığını, bitmiş kitabın daha kitap ele gelmeden düşlendiğini gösteriyor bana: Buğusu üzerinde bir amatörlük ve aşk…

Kitap kapağı tasarımı konusu, gerçek bir sanat alanı olarak karşımızda duruyor: Tekniğin olanaklarıyla düşüncenin olanaklarının uzlaşması hangi kesitte gerçekçidir? Burada konu abartılı biçimde şu yöne çekilmiştir: Kitap kapağı, tasarlanmış bir sanat ürününün çoğaltılmasından oluşmaz yalnızca; onu çoğaltan yöntemin ve araçların da büyük bir önemi vardır. İlk basılan ‘sarı’ ile yüz elli kopya sonraki ‘sarı’ aynı değildir… Bu bilgiyi ‘biliyorsanız’ tasarım alanına çekebilirsiniz. Klişelerin daha fazla iz yapmak üzere derinliklerinin artırılması, size bambaşka ve üç boyutlu bir figür verecektir… Baskı sırasında gündeme gelen bir kayma, kapak için değil ama, daha sonraki üretimler için akla yeni bir şey getirebilir…10

Yurdumuzda özellikle son on yıldır bu konuda büyük ilerlemeler sağlandığı söylenmelidir, ancak yine de yapıtın ‘biricikliğini’ ve ‘buradalığını’ sağlayan şey yalnızca onun düşünsel olgunluğu değil, onun biçimsel boyutunun düşünselliğinin olgunluğudur: Sentaksın semantiği…

Matbaa mürekkebi hâlâ aynı mürekkeptir ve onu koklamadan, baskı kalıbını görüp elle tutamadan, onlarla ‘birlikte iş yapmanın’ derinlemesine anlaşılabileceği sanılmamalıdır. Kapak tasarımcılığı ile mimarlığın temas noktasını tam da burada, bu ‘yapma bilgisi’ ve ‘yapma duygusunda’ aramak gerekir.

Şimdi düşündükçe bu günahımın hiç de masum olmadığını görüyorum: Ev ortamının suça hazırlayan boyutları; okul ortamının yüce gönüllü ve şans-rastlantı zenginlikleri… (Paul McMillen Türkiye’ye yeni gelmişti daha, onu anlatmadım, küçük bir günah daha: ODTÜ’de 1979’da öğrencisi olarak ders içinde ona tasarladığım Nazım Hikmet kitabı için yaptığım linol baskılardan ikisini 1994’te gerçekleştirdiğim küçük kitaplarda [Orman ve Bahçe ile Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak] kullandım bile); Bağımlı Şiir kitabına kapak hazırlarken neler olmuştu neler? (Onun için de bir diğer yazı yazılmalı ve okunmalı…)

Masumluğun oldukça ötesinde, taammüden (tasarlanarak) işlenmiş bir seri günah bu…

15 Nisan 1997–10 Şubat 1998; Ankara11

Carl Wagner, Doğabilimsel ve
Teknik Araştırma Yöntemleri,
Değişim Yayınları, Ankara, 1984,
kapak tasarımı: Ali Cengizkan.
(fotoğraflar: Işık Kaya)
Ali Cengizkan arşivi (fotoğraflar: A.C.)

1. Örneğin öğrencileri olan Mustafa Ayaz’dan Kayıhan Keskinok’a, Zafer Gençaydın’dan Remzi Savaş’a, Osman Bolulu’dan Ümit Sarıaslan’a…

2. Sevgili Erhan Göksel’i 2010’da kaybettik. Ölümü hakkındaki şaibe, tartışma ve gerçekler, onun ‘her türlü yayın ve kamuoyu çalışması alanında’ ne denli değerli olduğu olgusunu değiştirmiyor.

3. İlerleyen zamanlarda fiyatı basılı olarak girme zorunluluğu getirilince, beyaz zemin kare dışına taşarak artırıldı ve bu ‘pul tasarımı’ yaralandı.

4. Malzemeye el dokundurmayan ‘yayıncı’ ve ‘yayınevi sahipleri’, böyle durumlarda hep ‘sihir’ yaptığınızı sanırlar.

5. Sonraki aşamalarda bilgisayar ortamının yaygınlaşması ile, Word’de dizilen yazının klişesinin alınması ‘lüksüne’ de kavuşmuştum.

6. Letraset ve benzerleri, çok değerliydi: Kimi zaman ikinci kez kullanmak için bir harf bulunamazdı. Set yeniden satın alınır ya da kullanılmış olan üzerinden harf kesilip konulurdu.

7. Buradaki yazıların fontlarını babamın kütüphanesindeki basılı yazı kitaplarından elle uyarlamıştım.

8. Bugün Doğabilimsel ve Teknik Araştırma Yöntemleri kitabına kapak yaparken kullandığım malzemeye tekrar bakarken şunları anımsıyorum: Kitabı okuduktan sonra, bir Leonardo desenleri kullanma tutkusu yerleşmiş; sonra epey bir malzeme arayıp fotokopi ile çoğaltıp, ‘doğal’ ve ‘teknik’ parçaları koparıp, fotokopi ile elde ölçeklendirip, birer kapak çerçevesi vermişim. Esen, espriyle, “kolaj, diyoruz bu tekniğe” diyor. Kolajı mimari tasarımdan ben de biliyorum ama, burada yaparken, kolaj tekniği kullandığımı bilmiyorum.

9. 1984–1985 tarihleri büyük ölçüde, özellikle Ankara matbaalarında, ofset basımın yaygınlaşmasını mimliyor. Ancak ofset baskı, tipo baskıyı kovmak zorunda değilken, gelişmeler o yönde oldu: Kenar köşe mahalle matbaaları dışında kısa zaman sonra tipo baskı teknolojisi makineleri ve ustaları, kalmayacaktı.

10. Bütün bunların 1998’te birincil ve özgün söz olarak anlamı vardı, ancak ne yazık ki yazının hedef aldığı sergi ve kapak katılımı yapılamadı; şu anda 2018’de ‘tarih’in parçası gibi duruyorlar, çünkü artık geniş kesimlerce anlaşılıyorlar.

11. Yazı, kitap kapakları ile bir sergi katılımı için hazırlanmıştı; ancak bugüne kadar gün yüzüne çıkmadı. İlk kez Manifold’da yer almasını sağlayan sevgili Esen ve Bülent’e çok teşekkür ediyorum. Dipnot ekleme dışında yazıya hemen hiç dokunmadım.

* 1980–1997 arasında kapağı Ali Cengizkan tarafından tasarlanmış kitaplar:
1. Veysel Öngören, Koca Ülke, Yenigün Yayınları, Ankara, 1980.
2. Ali Cengizkan, Yürüyüşler ve Duruşlar, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
3. C.B. Macpherson, Demokrasinin Gerçek Dünyası, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1984.
4. Sadık Emrealp, Azgelişmişlik ve Siyasal Yapılar, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1984.
5. Carl Wagner, Doğabilimsel ve Teknik Araştırma Yöntemleri, Değişim Yayınları, Ankara, 1984.
6. J.C. Carloni - J.C. Filloux, Eleştiri Kuramları, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
7. Pierre Guiraud, Anlambilim, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
8. Mihail Lifşits, Marx’ın Sanat Felsefesi, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
9. Jack London, İstiridye Korsanları, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
10. Boris Pasternak, Son Yaz, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
11. Boris Pasternak, Jenya Luvers, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
12. Saltıkov Şçedrin, Golovlev Ailesi, Kuzey Yayınları, 1984.
13. Andre Gide, Ayrı Yol, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
14. Erik H. Erikson, İnsanın Sekiz Çağı, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1984.
15. Arthur Koestler, Spartacus, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
16. K.C. Wheare, Modern Anayasalar, Değişim Yayınları, Ankara, 1984.
17. Gerekçeli Anayasa, Değişim Yayınları, Ankara, 1984.
18. Jean Anouilh, Beckett, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
19. Erskine Caldwell, Tepedeki Ev, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
20. Octavio Paz, Kartal mı, Güneş mi?, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
21. Alphonse Daudet, Sapho, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
22. Andre Gide, Kadınlar Okulu, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
23. Lev Tolstoy, Savaş ve Barış, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
24. Edgar Morin, Kaybolmuş Paradigma: İnsan Doğası, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1984.
25. Albert Camus, Başkaldıran İnsan, Kuzey Yayınları, Ankara, 1984.
26. Curzio Malaparte, Kaputt, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
27. Curzio Malaparte, Volga Avrupa’dan Doğar, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
28. Joan Baez, Gündoğumu, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
29. Jean Paul Sartre, Sinekler, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
30. Jacques Texier, Gramsci ve Felsefe, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
31. Maksim Gorki, Soytarı, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
32. Jack London, Yanan Gün, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
33. Anton Çehov, Altı Numaralı Koğuş, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
34. Mihail Zoşçenko, Çarın Çizmeleri, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
35. Yevgeni Yevtuşenko, Zima Kavşağı, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
36. Kadir Cangızbay, Gurvitch Sosyolojisi, Değişim Yayınları, Ankara, 1985.
37. Özdemir İnce, Eski Şiirler, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
38. Turgenyev, Duman, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
39. Kemali Saybaşılı, Siyaset Biliminde Temel Yaklaşımlar, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
40. Türkkaya Ataöv, İkinci Dünya Savaşı, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
41. Sean O’Casey, Kırmızı Güller, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
42. John Whiting, Şeytanlar, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
43. Arnold Wesker, Kökler, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
44. S.I. Aralov, Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara 1985.
45. Ernst Fischer, Sanatın Gerekliliği, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
46. Nicolas Guillen, Adam Eden Sözler, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
47. Nükhet Turgut, Siyasal Muhalefet, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
48. Alaeddin Şenel, İlkel Topluluktan Uygar Topluma, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
49. Ed., Siyonizm ve Irkçılık, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
50. Herbert Heaton, Avrupa İktisat Tarihi I, Teori yayınları, Ankara, 1985.
51. Yavuz Sabuncu, Sosyalist Ülkelerde Yönetime Katılma, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
52. Herbert Heaton, Avrupa İktisat Tarihi II, Teori Yayınları, Ankara, 1985.
53. Andre Martinet, İşlevsel Genel Dilbilim, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
54. Ferdinand de Saussure, Genel Dilbilim, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
55. Suret-Canale vd., İlk Sınıflı Toplumlar, Asyagil Üretim Tarzı ve Doğu Despotizmi, Birey ve Toplum Yayınları, Ankara, 1985.
56. B.D. Wolfe, Devrimi Yapan Üç Adam 1, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
57. B.D. Wolfe, Devrimi Yapan Üç Adam 2, Kuzey Yayınları, Ankara, 1985.
58. Ali Cengizkan, Ankara Ankara Güzel Ankara, Kalem Yayınları, Ankara, 1987.
59. Ed., Yaşar Kemal Günleri, Edebiyatçılar Derneği Yayınları, Ankara, 1993.
60. Ali Cengizkan, Senlere / Çocuk Ömrümüz, Ümit Yayınları, Ankara, 1993.
61. Ali Cengizkan, Yunan Dosyası / Yürüyüşler ve Duruşlar, Ümit Yayınları, Ankara, 1994.
62. Ali Cengizkan, Bağımlı Şiir / Ankara Ankara Güzel Ankara, Ümit Yayınları, Ankara, 1994.
63. Ali Cengizkan, Sürek Avında Dünya, Ümit Yayınları, Ankara, 1994.
64. Ali Cengizkan, (ed.) Sanatçı Tanıklığı / Artists on the City, Edebiyatçılar Derneği Yayınları, Ankara, 1996.
65. Pertev Naili Boratav, Nasreddin Hoca, Edebiyatçılar Derneği Yayınları, Ankara, 1996.
66. Ali Cengizkan, Öğle Suyu, METUPress, Ankara, 1997.
67. Hüseyin Atabaş ve Ali Cengizkan (ed.), Ankara Rüzgarı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1998. 

Ali Cengizkan, grafik tasarım, kitap kapağı, matbaacılık, yayıncılık