2014’te Sundance Film Festivali, bağımsız hikâye anlatımının otuzuncu yıl dönümünü kutlar ve festivalin geçirdiği dönüşümü ele alan temalara ağırlık verir. Sundance Enstitüsü Başkanı ve kurucusu Robert Redford, festivalde gelinen son durumu “Değişim kaçınılmazdır ve biz ona direnmek yerine onunla birlikte yol almak istiyoruz” sözleriyle açıkladıktan sonra yaratıcı sürecin çoğu zaman göz ardı edilen yönlerinden biri olan “başarısızlık” olgusunu odağına alır. Bu bağlamda otuzuncu edisyonda “Free Fail” başlığı altında paneller, atölyeler ve özel programlar düzenlenir ve katılımcılar başarısızlığın yaratıcı süreçteki rolünü tartışır. “Free Fail” etkinlikleri arasında 1996’da Sundance Film Festivali tarafından reddedilen ve daha sonra bağımsız olarak başarıya ulaşan Wes Anderson’ın Bottle Rocket filminin gösterimi de yer alır. 2014 Sundance Film Festivali’nde ayrıca genç izleyicilere yönelik hazırlanan “Sundance Kids” bölümü tanıtılır. Bu bölüm, Utah Film Center’ın Tumbleweeds programıyla iş birliği içinde çocuklar ve gençler için bağımsız sinemayı erişilebilir ve sevilir hâle getirmek amacıyla oluşturulmuştur. 2014 yılının festival tarihindeki bir diğer önemi de bağımsız sinemanın “küçük bütçeli, dar kapsamlı hikâyeler” kalıbından çıkıp ana akım endüstriye meydan okuduğu bir yıl olmasıdır. Örneğin 2014 Sundance Film Festivali’nde önce çıkan Damien Chazelle’in Whiplash'i ve Richard Linklater’ın çekimleri on iki yıla yayılan Boyhood’u bağımsız sinemanın etki alanını genişletir. Linklater ayrıca 2013’te Before Midnight’la Before Trilogy’nin son filmini Sundance’de göstermiştir.
2014 yılında Sundance Enstitüsü, televizyon ve çevrimiçi platformlarda gösterilen dizilerin (episodic content) giderek popülerleşmesini dikkate alarak Uzun Metraj Film Laboratuvar Programı’na Episodic Story Lab’i dahil eder. Böylelikle Enstitü, dizi yazarlarının hikâyelerini ve karakterlerini birden fazla bölüm boyunca geliştirmelerini sağlayacak bir ortam sunar. İlk kez 2014 sonbaharında Utah’taki Sundance Tatil Köyü’nde düzenlenen ve yaklaşık altı gün süren atölye, uzun metraj filmler için yapılan Sundance Labs modelinin diziler için uyarlanmış hâlidir. Seçilen yazarlar kendi pilot bölüm senaryolarını geliştirir, deneyimli dizi sorumlusu (showrunner) ve yapımcılarla birebir görüşmeler yapar, senaryo ekibi (writers’ room) simülasyonları ve yazarlık (craft) atölyelerine katılır. Katılımcılar ayrıca Episodic Story Lab bittikten sonra da yıl boyunca mentorlarla çalışmaya devam edebilir. Bağımsız dizi yaratıcıları için bir “yazar geliştirme kampı” gibi çalışan Sundance Episodic Story Lab’den çıkan birçok proje daha sonra önemli dizilere dönüşmüştür. En bilinen diziler P-Valley, The Underground Railroad, Outer Range, The Bisexual olmakla birlikte, Episodic Story Lab’ın asıl etkisi birçok mezunun sevilen dizilerde yazar ve showrunner olmasıdır. Örneğin, geçmişteki bazı Episodic Story Lab katılımcıları Ms. Marvel, The Staircase, This is Us, Little America, Dave, Snowpiercer, Raised by Wolves, You’re the Worst, Better Call Saul, Silicon Valley, Fresh off the Boat, American Gods, Nancy Drew, Armor Wars, Demascus, Lioness, American Auto, One Of Us Is Lying, Sweet Tooth ve The Americans gibi dizilerde yazarlık pozisyonları elde etmişlerdir.
2015 yılında yönetmen Sean Baker’ın tamamını iPhone 5s telefon kamerasıyla çektiği filmi Tangerine, Sundance’in (düşük bütçeli ve yenilikçi filmlere odaklanan) NEXT bölümünde prömiyerini yapar ve festivalin en çok konuşulan bağımsız yapımı olur. Los Angeles’ın marjinal topluluklarını odağına alan Tangerine, Sundance tarihindeki dijital sinema ve mobil film yapımı açısından dönüm noktalarından biri olarak gösterilir. Zira düşük bütçeli bağımsız üretimin teknik sınırları ve dijital teknolojilerin bağımsız film üretiminde yarattığı yeni olanakları tartışmaya açmıştır. Tangerine bağımsız sinema eleştirmenleri tarafından yılın en yaratıcı bağımsız yapımı olarak gösterilir ve birçok bağımsız film yapımcısına ilham verir. Festivalin bağımsız sinemayı destekleme vizyonu, genç yetenekler için özel programlarla da sürdürülür. 2015’te Enstitü 18–25 yaş arasındaki gençlere özel olarak “Ignite Fellows” programını başlatır. Program, Sundance’in uzun yıllardır yürüttüğü laboratuvar (Labs) ve mentorluk geleneğinin genç yaş grubuna uyarlanmış versiyonu olarak düşünülebilir. 2010’ların ortasında yapılandırılan ve 2015’te aktif olarak duyurulan programın amacı kariyerinin başındaki yeni kuşak bağımsız sinemacıları erken yaşta desteklemek, onları Sundance topluluğuna dahil etmek ve profesyonel film dünyasına geçişlerini kolaylaştırmaktır. Ignite Fellows’a seçilen genç katılımcılar endüstri panellerine ve özel oturumlara katılır, deneyimli yönetmenler, yapımcılar ve sektör profesyonelleriyle mentorluk görüşmeleri yapar ve kendi projeleri üzerine geri bildirim alırlar. 2015’te ayrıca Sundance, yıl boyu devam eden sanat ve yaratıcı gelişim programlarına “Art of Film Weekend” adını verdiği bir etkinliği ekler. İlk edisyonu Haziran 2015’te Los Angeles’ta gerçekleşen Art of Film Weekend kapsamında yönetmenler, yazarlar, görüntü yönetmenleri, kurgu uzmanları, ses tasarımcıları, besteciler ve film yapımcıları çeşitli atölyelerde bir araya gelir. Böylece hevesli film yapımcıları ve sinema meraklıları yaratıcı sürecin birçok aşamasını yakından tanıma fırsatı bulur. Ancak Sundance’in etkisini Utah’taki festival döneminin ötesine taşıyan bu özel hafta sonu etkinliği sadece iki yıl devam eder.
2016 yılında Sundance Enstitüsü, Uzun Metraj Film Programı (Feature Film Program) bünyesinde “FilmTwo Initiative” adlı yeni bir programı başlatır. Bu program, ikinci uzun metraj filmini çekmeye çalışan yönetmenlere yönelik özel bir destek programıdır. İkinci film, çoğu yönetmen için hem yaratıcı hem de finansal açıdan zorlu bir dönemeç olarak görüldüğünden, FilmTwo Initiative bağımsız film yapımcılarının ikinci uzun metraj filmlerini geliştirirken karşılaştıkları yaratıcı, finansal ve endüstriyel zorluklar konusunda destek vermeyi amaçlar. Bu program sayesinde birçok film hem eleştirmenler hem de ödül jürileri tarafından fark edilmiş ve bağımsız sinemada sürdürülebilir bir kariyer için köprü işlevi görmüştür. Birkaç örnek vermek gerekirse Chloé Zhao’nun The Rider (2017), Jonas Carpignano’nun A Ciambra (2017), Marielle Heller’ın Can You Ever Forgive Me? (2018), Andrew Ahn’ın Driveways (2019), Lulu Wang’ın The Farewell (2019) filmleri Sundance Enstitüsü’nün FilmTwo Initiative programı kapsamında desteklenmiştir. Chloé Zhao örneğini biraz daha açacak olursak Zhao’nun, çalışmalarına 2012’de başladığı ilk uzun metraj projesi Songs My Brothers Taught Me, Sundance Enstitüsü’nün senaryo, yönetmenlik ve yapım lab’lerinde geliştirilir ve tüm süreç sonunda film prömiyerini 2015 Sundance Film Festivali’nde yapar. Zhao, lab sürecinde kurduğu dostlukların kalıcılığını, birlikte geçirilen zamanın yarattığı güçlü bağ sayesinde sektörde hâlâ kolaylıkla iletişim kurabildiği bir çevre edindiğini ifade eder.
2016’da ayrıca Sundance’de, geleneksel hikâye anlatım biçimlerini genişletmek için yeni medya teknolojisini kullanan filmleri, sanatçıları ve enstalasyonları destekleyen New Frontier programının onuncu yıl dönümü kutlanır. Sundance Enstitüsü Başkanı ve Kurucusu Robert Redford’a göre “New Frontier, Sundance’in özünü, filmin sürekli gelişen doğasını, her türlü risk ve yeniliği kucaklayan bir program”dır. New Frontier’in onuncu yıldönümü yeni medya teknolojileriyle hikâye anlatımının sınırlarını zorlayan otuzdan fazla VR eser sunumu, on bir interaktif medya enstalasyonu, üç uzun metraj film gösterimi ve bir canlı performansla kutlanır. Tüm sinematik eserler, sanal gerçeklik enstalasyonları, Park City’de birden fazla mekâna yayılan ve 10.000 metrekareyi aşan bir sergi alanında gösterilir. Fiziksel sergiye ek olarak, dünyanın her yerinden izleyiciler mobil VR gözlükleriyle yirmiden fazla sanal gerçeklik eserini deneyimleme imkânına sahip olur. Ayrıca Nisan 2016’da, küratör Shari Frilot ile Modern Sanat Müzesi Film başküratörü Celeste Bartos Rajendra Roy tarafından MoMA'da gerçekleştirilen Slithering Screens sergisinde, geçmiş on New Frontier sergisinden derlenen film seçkileri gösterilir. Haziran ayında ise Minneapolis’teki Walker Sanat Merkezi ve Northern Spark’la birlikte VR odaklı bir kutlama düzenlenir. 2016 yılının bir diğer önemli gelişmesi de Sundance Enstitüsü’nün, geleneksel olarak Utah’da yapılan Tiyatro Atölyesi’ni (Theatre Lab) geçici olarak Fas’a taşıyarak Amerikalı ve MENA bölgesinden (Middle East and North Africa) tiyatro sanatçılarını bir araya getirmesi olur. 2017’de ise MENA bölgesi oyun yazarlarına yönelik tiyatro geliştirme fırsatları sunan on bir günlük bir sanatçı konaklama (residency) programı başlatılır; bu program özellikle bölge sanatçılarının Arapça eserler üzerine çalışmasını desteklemeyi amaçlar.
Bağımsız sinemada “kendi dağıtımını yapma” (self-distribution) anlayışını 2011’den beri Sundance bünyesinde devam ettiren Artist Services –bu yazı dizisinin üçüncü bölümünde Artist Services destek programına ayrıntılı olarak değinilmişti– 2017’de yeniden yapılandırılır, daha kapsamlı bir dağıtım laboratuvarı modeli hâlini alır. “Yaratıcı Dağıtım Stratejileri” (“Creative Distribution Initiative”) adı verilen model; dağıtım stratejisi eğitimi, finansal planlama rehberliği, pazarlama danışmanlığı ve çeşitli hibelerle genişletilir. Böylece Netflix’in yükseldiği bir dönemde Artist Services bağımsız sinemacılar ve festival çıkışlı filmler için platform erişimi konusunda çok önemli bir destek mekanizması hâlini alır. 2017 Festivali ayrıca çevre korumacılığı konusunu ön plana çıkarır ve bu konuda on dört film ve sanal gerçeklik deneyimi sunar. Aynı yıl festival, uzun süre devam eden yoğun kar yağışı, üç sinema salonundaki gösterimlerin ertelenmesine neden olan elektrik kesintisi ve bilet satışlarını durduran siber saldırı gibi olaylarla karşı karşıya kalsa da, bu olumsuzluklar festivalin planlandığı gibi gerçekleşmesini engelleyemez. Son olarak 2017 Sundance Film Festivali sırasında Park City’de düzenlenen Women’s March On Main yürüyüşünde Dolores Huerta, Chelsea Handler ve Jessica Williams gibi isimler konuşmalar yapar ve festival katılımcıları da kadın hareketiyle dayanışma göstermek üzere yürüyüşe katılır. 21 Ocak günü yaklaşık 8.000 kişi Ana Cadde’de toplanır ve yürüyüşün ardından kısa bir miting düzenlenir.
2018 yılında NEXT bölümü “biçimsel yenilik” (“formal innovation”) vurgusuyla deneysel filmleri öne çıkarır ve NEXT ödüllerine NEXT Innovator Award’ı ekler. Ödülün sponsorluğunu Adobe üstlenir. Yarışmanın ilk yılı ödül, Night Comes On (Jordana Spiro) ve We the Animals (Jeremiah Zagar) filmleri arasında paylaşılır. 2018’de Enstitü ayrıca dizilere artan talebi göz önünde bulundurarak festivale “Indie Episodic” adlı yeni bir bölüm ekler. Sundance Film Festivali Programlama Direktörü Trevor Groth, “Diziler, günümüzde hikâye anlatımının en hızlı gelişen alanlarından biri ve bu alanda daha fazla yaratıcılığı teşvik etmeyi amaçlıyoruz” diyerek bağımsız hikâye anlatımının gelişen episodik formatını desteklediklerini beyan eder. Yine 2018’de sürekli büyüyen festivalin ihtiyaçlarını karşılamak ve Park City’de daha fazla gösterim yapabilmek için Sundance Enstitüsü, eskiden bir spor mağazası (Sport Authority) olan binayı satın alır ve burayı 500 kişilik sinema salonuna dönüştürür. The Ray Theatre (kısaca The Ray) geniş kapasitesi ve yüksek kaliteli ses ve görüntü sistemleriyle festivalin ana gösterim mekânlarından biri hâline gelir. Salonun alt katı, festivalin New Frontier bölümüne ayrılır; kırk koltuklu mobil VR sinemasında her yıl yenilikçi içerikleri, VR/AR deneysel gösterimleri takip etmek mümkün olur. 2018’de ayrıca ilk kez “Festival Favorisi” ödülü verilir. Ödül tüm festival gösterimlerinden gelen izleyici oylarıyla belirlenir ve 2018’in ödülü bir çocuk belgeseli olan Science Fair’a verilir.
2019’da Kim Yutani’nin yeni programlama direktörü olarak göreve başlamasıyla birlikte, 2019 Festivali, Enstitü’nün kapsayıcılık taahhüdünü daha da güçlendirdiği bir yıl olur. Festivale seçilen 112 uzun metrajlı filmin yaklaşık %40’ı kadın yönetmen, %36’sı azınlık gruplardan gelen yönetmenler ve %13’ü LGBTQIA+ bireyler tarafından yönetilmiştir. Üstelik o yıl, dört ana yarışma kategorisindeki tüm Büyük Jüri Ödülü (Grand Jury Prize) kazanan filmler ya kadınlar tarafından yönetilmiş ya da bir kadın yönetmen ortaklığında (co-director) çekilmiştir. Örneğin Amerikan hapishane sistemindeki ölüm cezası ve insan hakları temalarını işleyen Clemency filminin yönetmeni Chinonye Chukwu, ABD Dramatik Yarışması’nda, Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan ilk siyahi kadındır. Dünya Sineması Büyük Jüri Ödülü’nün sahibi ise The Souvenir’in yönetmeni Joanna Hogg olur. Kadınların ortak yönetmen olduğu iki filmden ilki olan Nanfu Wang’ın One Child Nation’ı ABD Belgesel Büyük Jüri Ödülü alır. Diğeri ise Tamara Kotevska’nın Türkiye’de de gösterime giren ve çok sevilen filmi Honeyland olur. Makedonya’da yaşayan Hatidze Muratova isimli bir kadın arıcının doğayla uyum içinde sürdürmeye çalıştığı geleneksel arıcılığı anlatan Honeyland, Sundance’de Dünya Sineması Belgesel Büyük Jüri Ödülü, Değişim için Jüri Özel Ödülü ve Görüntü Yönetimi için Jüri Özel Ödülü olmak üzere üç ayrı jüri ödülü kazanır. 2019 belgeselleri arasında büyük yankı uyandıran bir diğer belgesel de Ay’a iniş görevine ait daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleri içeren ve belgesel bölümünde Özel Jüri Ödülü’nü kazanan APOLLO 11’dır. Yönetmen Todd Douglas Miller, NASA arşivlerinden 70 mm film formatında ve yüksek çözünürlükte görüntüler kullanmıştır. Ayrıca izleyici oylarıyla belirlenen Festival Favorisi Ödülü, Rachel Lears’in 2018 Amerikan ara seçimlerinde yarışan dört kadın politikacının kampanyalarını takip ettiği ve adaylar arasında ABD tarihinin en genç kadın Kongre Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in de yer aldığı filmi Knock Down the House’un olur.
2019 yılında, Sundance Enstitüsü bağımsız sinemacıların dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar eğitim alabilmeleri, birbirleriyle bağlantı kurabilmeleri ve projelerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla “Sundance Collab” (“Sundance Co//ab”) adlı bir dijital platform tasarlar. Sundance’in klasik “lab” (“atölye”) modelinin dijital versiyonu olan Sundance Collab; film, dizi ve belgesel üretmek isteyenler için dersler, masterclass’lar düzenlerken; mentorluk, proje geliştirme araçları, topluluk forumları ve networking imkânı da sunar. Klasik Sundance lab’ler çok seçici ve fiziksel katılım gerektirirken Collab’ler herkese açık ve online’dır. Utah’taki fiziksel atölyelere seçilme şansı bulamayan veya seçilse de gidemeyen binlerce kişiye ulaşmak ve küresel ölçekte bir topluluk oluşturmak temel amaçtır. Ayrıca klasik Sundance lab’ler belirli zamanlarda düzenlenip proje bazlı destek sunarken, Sundance Collab’ler sürekli erişilebilen bir online öğrenme ve kariyer platformudur. Sundance Collab’in 2019 sonu itibarıyla hayata geçmesi, pandemi döneminde bağımsız sinemacıların çevrimiçi ortamda bir arada kalabilmesi için kritik bir altyapı sağlamıştır. Bugün Sundance Collab sık aralıklarla düzenlenen ücretli/ücretsiz seminerleri ve kariyer gelişimi odaklı yapısıyla Sundance’in ana programlarından biri hâline gelmiş durumda.
bağımsız film, dijital sinema, film, film festivali, sanal gerçeklik, sinema, Sundance Film Festivali, Süheyla Tolunay İşlek, VR