Yeni AKM:
İmgelerle Tahayyül

Yeni AKM (Atatürk Kültür Merkezi) binasının tasarımının duyurulmasıyla birlikte bir dolu imge üretildi. Yukarıdaki, binanın dış cephesine müdahale edilen görseli gördüğümden beri düşünüyorum. İmgenin yeniden üretimi. İmgelerle düşünme. Zamansallık. Hafıza. “AKM’yi nasıl hatırlayacağız?” sorusuyla birlikte geliyor, “Yeni AKM’yi nasıl yaşayacağız?” sorusu. Şüphesiz, hazırlanan görsel doğrudan beli bir zaman aralığına götürüyor bizi: 2013 Haziran ve Gezi Parkı işgal hareketi. O dönemde AKM’nin dış cephesi, hareketin kendisini ifade ettiği bir ekrana dönüşüyor. “Boyun Eğme” açılıyor önce. Sonra kanallar çoğalıyor. Flamalar, bayraklar, sloganlar… Günlerce sosyal medyada dolaşan milyonlarca fikir fiziksel alana, kentin merkezine, taşınıyor. Hareketin süreceği zamanla eş orantılı bu ekranların da açık kalma süresi. Uzun sürmüyor. Birkaç gün sonra devlet müdahalesi geliyor ve tek kanala dönülüyor. Türkiye Cumhuriyeti bayrağı ve Mustafa Kemal Atatürk posteri asılıyor. Kültür sanat yapılarının sadece uyguladıkları politikalarla değil, fiziki varoluşlarıyla da devletin ideolojik aygıtları olabildiğini görüyoruz. Aslında yeni AKM binasının dış cephe tasarımı da doğrudan bunu söylüyor bize. Devletin, vatandaşla, kentin merkezinde iletişime geçebileceği bir ekranı oluyor artık.

“Bugün her yer ekran.” Yıllardır söyleniyor. Cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar, reklam panoları, skor tabelaları, yazarkasalar, POS cihazları… Bir yandan da mahkeme salonları. Hem SEGBIS’le bağlanan sanıklar ve tanıklar hem de mahkeme heyetine sunulan MOBESE kayıtları. Çok uzun zamandır biliyoruz izlendiğimizi. Özellikle kamusal alanda kayıt altına alıyor devlet hareketlerimizi. Bazen, mesela bir trafik kazasında, hukuki delil olarak kullanılıyor MOBESE görüntüleri. Bazen de sunulmuyor, faili meçhul kalıyor cinayetler. Sonuç ne olursa olsun, hukuki mücadele hem durağan hem de hareketli imgeler üzerinden yürütülüyor. Bakıldığında, savcının iddianamesi de avukatın savunması da imge okumaya dayalı. Dolayısıyla, herhangi bir disiplinle ilişkilendirilebilecek bilimsel ya da sanatsal alandan çıkıyor imgelerle düşünme. Sosyal medya platformlarının news feed tasarımlarıyla gündelik hayatımızın doğal akışına katılıyor bir yandan: Infinite scroll down ile alt alta sıralanmış sonsuz bir görsel anlatım. Reklamlar, duyurular, anlar, hatıralar… Duygular sosyolojisinin her daim güncel araştırma alanı olması tesadüf değil. Sosyal bilim dertli. “Ne ifade ediyor bu imgeler bize?”

“Egemen istisnayı belirleyendir” diyor Carl Schmitt. Aylarca halkın erişimine kapalı tutulmuş bir yapının, toplumsal işgal hareketi sırasında, direnişin ana ekranına dönüştürülmesinden bahsediyor olabilir. Ya da devletin kültürel hafızasını temsil eden mimari bir yapının ve aynı zamanda toplumsal mücadelelerin kentsel alanını içeren bölgenin, OHAL döneminde, yeniden üretilmesinden söz ediyor olabilir. Yukarıdaki, bahsi geçen AKM kolajı ne anlatıyor o zaman bize? Hangi zamandan bildiriyor? Hafızamızda hangi duyguyu harekete geçiriyor? Ya da bu istisnaların birleşiminden nasıl bir olağan hâl kalıyor bize, gelecek tahayyülüne?

AKM, ekran, Elif Çiğdem Artan, Gezi, hafıza, imge, mimarlık