Kendine Benzeyen Mimarlık, Gerçeğin Sınırındaki Hayal
Nejat Ersin’in Cinnah 19’u

0. Giriş

0.1

Bu metin, Cinnah 19 aracılığıyla, 50’lerin Ankara’sına ve Türkiye’deki modern mimarlığın yaratmış olduğu potansiyele bir kez daha değinme niyetindedir. İmgesine, kavramına ve bağlamına uyumlu bir mimarlık, üzerinde bir miktar daha durulmasını hak ediyor olsa gerek.

0.2

Türkiye’deki modern mimarlık hakkında konuşulması gereken bir şeyler hâlâ varsa, bunun en önemli imkân sağlayıcılarından biri de Nejat Ersin ve onun Cinnah 19’udur. Dönemin toplumsal algısı, imar kanunları, disiplinlerarası çalışma imkânları, mimari deneysellik olanakları, gündelik hayat alışkanlıkları, malzeme standartları ve sanayileşme düzeyi üzerine çokça düşünmüş ve tutarlı bir tavır sergilemiş olan Nejat Ersin ve söz konusu yapısı Cinnah 19’u birkaç başlık üzerinden tartışmayı uygun gördüm.

1. İmge ve işlev arasındaki uyum

Cinnah 19, bulunduğu arsa içerisinde dikdörtgen bir lekeye sahip; topoğrafyanın yapıyı şekillendirmesine izin vermemek için topraktan bir miktar yükseltilmiş; on beş dubleks, iki tek katlı daireden oluşan; bahçe, dinlenme alanları, teras, depo ve hizmetli alanları, yüzme havuzu, barbekü alanı gibi dönemin sosyal yaşantısına ve sosyolojik kırılganlığına temas eden işlevlere sahip beş katlı bir yapıdır. Yapının detayları hakkında daha fazla konuşmak yerine, tüm bu işlevlerin modern mimarlık referansları ve birtakım imge akılda tutularak nasıl uygulandığı ve bulunduğu bağlama uyumlu kılındığı tartışılabilir. Bu başarıya nasıl ulaşıldığı birkaç alt başlık altında incelenebilir.

1.1. Ölçek

Türkiye şehirlerinde her parsel için aşağı yukarı aynı olan imar kuralları Nejat Ersin’e bir ‘ölçek’ avantajı sağlamış olabilir. Cinnah 19’un referansı olduğu söylenebilecek Le Corbusier’in Unité d’Habitation yapısı insanüstü bir ölçek ve bu ölçeğin getirdiği tekrarın sıkıcılığına sahip. Ölçek ve tekrar bir noktadan sonra Le Corbusier’nin konut kavramını verimsizleştiriyor olabilir. Yapı, modern mimarlığın toplum yaşantısına egemen olma isteğini ve buna bağlı olarak bu ölçekte bir yapı ile toplumun birçok ihtiyacını aynı yapı içerisinde sağlamayı amaçladığını gösteriyor. Oysa, Nejat Ersin’in böyle bir amacı yok. Daha çok dubleks birimlerde kurguladığı yaşam ile bireylere —onları tamamen izole etmeden— tikel bir dünya sunduğu ve sonrasında —eğer mümkünse onların bir ‘üst katmana’ geçmesini sağlayacak— sosyal yaşamlarını pekiştirici tutarlı dokunuşlar yaptığı söylenebilir. Bu iki örnek karşılaştırıldığında, Nejat Ersin’in başarısında ölçeğin ve kurgulanan toplumsal ve gündelik yaşantının önemli bir payı olduğunu anlaşılıyor.

Cinnah 19 ve Unité d’Habitation,
kaynak: ArchDaily

1.2. Tekrar

Ali Cengizkan Cinnah 19 hakkında yazdığı “Ütopik mi, Gerçek Modern mi?” isimli metninde şöyle diyor:

“Bu zenginlik, apartman bloğu şemasının bir kalıp hâline gelmediği, dolayısıyla hâlâ bir seçenek tip olarak durduğu dönemde gerçekleşebilmişti.”

Kişisel fikrim ve Ali Cengizkan’dan aldığım bu referanstan hareketle, bu yapının Türkiye’de tek ve deneysel oluşu, herhangi başka bir yerde tekrarlama ve sistematikleştirme çabasının olmayışı yapıyı başarılı kılan bir başka etkendir. Yine Le Corbusier’nin yapısından örnek verilecek olursa, Le Corbusier’nin amaçlarından bir diğeri ise makineleşmiş bir yapı düzeni oluşturmak ve bunu büyük ölçeklere uyarlayabilmekti. Hatta Ville Radieuse, Unité d’Habitation benzeri makineleşmiş birçok yapının toplumu şekillendirmeye çalıştığı bir yapılar bütünü olarak görülebilir. Nejat Ersin’in Cinnah 19’u ise, bulunduğu bağlam ve yerde, Cinnah Caddesi üzerinde anlam kazanır. Çoğaltılması ve kopyalanıp başka coğrafyalarda tekrar edilmesi gibi bir derdi yoktur ve olmamıştır da. Böylelikle kalıplaşmamış, tipolojikleşmemiş, tek ve değerli olarak kalabilmiştir.

Nejat Ersin, Cinnah 19 şantiyesinde (muhtemelen 50’lerin sonunda)
ve terasta, Beste Özen arşivi,
kaynak:
Serbest Mimar, Ağustos 2010

2. Standarttan sıyrılış

Cinnah 19, bir modern mimarlık örneği ve modern mimarlıktaki modülerleşme, tek tip malzeme kullanımı, birbirini tekrar eden mimari elemanlar gibi özelliklerin birçoğunu bünyesinde bulundurmaktadır. Ama yine de tüm bu özellikleri yorumlayarak ve öznelleştirerek içine almıştır. Örneğin, yapının Le Corbusier’nin yükseltilmiş sokaklarını andıran koridorlarına bakan cephesinde tuğlalarla anlamlı bir örüntü oluşturulmuş, yapının çevresiyle kurmaya ihtiyacı olan yarı saydam bağ hem fiziksel hem de kavramsal olarak kurulmuştur. Aynı koridorların yer döşemelerinde de koyu bir tona gidilmiş ve seramiklerde yapıyı kişiselleştiren desenler kullanılmıştır. Böylece küçük dokunuşlarla yapı ve oluşturulan ara mekânlar anlamlandırılmıştır. Özetle, yapıda malzeme kullanımları bile, yapının modern mimarlığın standardizasyon anlayışından sıyrılışına örnek olabilir.

3. Ortak sosyal alanlarda deneysellik

Bir diğer önemli husus ise ortak sosyal alanlardaki dengedir. Ne Le Corbusier gibi kullanıcıdan bütün sosyal ihtiyaçlarını yapı içerisinde karşılaması beklenir, ne de sadece tikel yaşama hizmet eder. Koridorlara bakan cephesinde yaşam alanları arasında dengeli bir ilişki kurar ve mimari elemanlar ile kullanıcıları terasa davet ederek terastaki sosyal yaşantıyı vurgular. Aynı zamanda dublekslerin içindeki açık mekânlar da bu sosyalleşme fikrine uygun olarak tasarlanmıştır. Bu açıdan sosyal mekânlar hem dönemin sosyolojik kırılganlığını gözetir, hem de bu kırılganlığa uygun bir çözüm sunar.

Cinnah 19, Nejat Ersin,
kaynak: Arkitektuel,
© Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi

4. Tek olma, kendine benzeme

Sıraladığım tüm bu nedenlerden dolayı, Cinnah 19 bulunduğu bağlamda tektir ve ancak ve ancak kendisi ile benzeşebilir. Her ne kadar Le Corbusier’den, Oscar Niemeyer’den, Lúcio Costa’dan, Durell Stone’dan referans almış olsa ve nesnenin kendisi ilk bakışta onlara benzese dahi, Cinnah 19 günümüze kadar anıtsallaşma tehlikesini atlatarak, her günün toplumsallığına bir şekilde uyum sağlayarak, herhangi bir kalıp yargıya uymayarak, kısacası tüm bu nedenlerle, hâlâ tektir. O dönemde anlamlı olan bazı işlevleri şimdilerde anlamını yitirmiş olsa ya da manzara için yapılmış mekânlar yüksek yapıları izliyor da olsa anıtsallaşmaya direnen Cinnah 19, Manfredo Tafuri’nin deyimiyle “tüm bu mimari disiplin kendi kendini yok etmediği” için günümüzde de değerli kalmaya ve anılmayı hak etmeye devam edecek!

5. Gerçeğin sınırında

Şimdiye kadar bahsettiğim ve projede tutarlı olan birçok işlev kullanıcıya ideal bir yaşam kurmaya yeterli olmuş mudur? Bu sorunun cevabını vermeye çalışırken hâlâ kendi kendime tereddüde düşüyorum. Her ne kadar yapı hem sosyolojik olarak topluma hem Türkiye modern mimarlığına bir çeşit hayal-mekân sunmuş olsa da, hâlâ gerçeğin sınırında bir mimarlığı betimliyor olsa gerek. Başka birçok kaynakta da değinildiği gibi, Cinnah 19 dönemi içerisinde çok başarılı olmuş ve birçok mimari başyapıtın inşa edildikten sonra ulaşamadığı kullanım verimliliğine ulaşabilmiştir. Bu bir mimarın hayali olsa da, zamanla gerçeğin sınırına yaklaşır ve zaman ilerledikçe bu ütopik durum gerçeğin, toplumun ve bağlamın kendi kendini yok etme alışkanlığına yenilir mi / yenilmiş midir? Bence henüz yok olmamış olsa da, bu sosyolojik ve politik koşullarda yok oluş olasıdır.

Cinnah 19, Nejat Ersin,
kaynak: Arkitektuel
Kaynakça:
Cengizkan, Ali. 2002. “‘Cinnah 19’: Utopik mi Gerçek Modern mi?”. Mimarlık. sayı 304, s. 18–21.
Aslan, Jeyan İdil. “Cinnah 19”.
Yıldız, Leyla. “Cinnah 19: A Modern Apartment”.
Le Corbusier & Pierre Jeanneret. 1951. “Yeni Mimarinin Beş Noktası”, çev. Sedat Gürel, Mimarlık, yıl: 8, sayı: 5-6, s. 11–13.
Le Corbusier. (1927, 1974). Towards a New Architecture. çev. Frederick Etchells. The Architectural Press, London.

Merve Akdoğan, mimarlık, Nejat Ersin