Seyyarbellek
Ütopyaların
Savaş Sanatı*
Mülksüzler Üzerinden
Bir İnceleme
“Thomas More”,
Hans Holbein, 1527,
kaynak: Wikimedia Commons

Thomas More 1516 yılında kurgusal ideal devletinin ismini ‘olmayan yer’ [outopia] ve en iyi yer [eutopia] kelimeleriyle neolojizm şeklinde türetip “Ütopya” olarak belirlerken, bunun bir edebiyat türü olarak literatüre gireceğini, başka hiçbir yerde mümkün olamayacak kadar iyi bir yaşamın sürdürülebileceği bir alanın1 kurgusu üzerine bu kadar düşünüleceğini, bu kadar üretim yapabileceğini tahmin etmiş midir? Üstelik gündelik hayat pratiklerinin değişimi, Yeni Dünya’nın keşfi, sanayi devrimi, endüstrileşme ve daha sonra da kapitalizmle birlikte bir metabolizma gibi sürekli genişleyip üreyerek yoluna devam etmesi de başka bir şaşkınlık konusu olabilirdi kendisi için. Kısacası düşünce tarihinin tüm aşamalarında hiç zorlanmadan köşe tutarken, her seferinde yeniden yazarın da öngöremeyeceği bir şekilde farklı anlamlar kazanmayı başarmıştır bu kelime. Ancak bu değişim sürecinde sabit kalan tek mesnedi, iskeletini kurarken başlattığı meydan okuma, başkaldırı ve savaş olmuştur. (More’un hayat duruşu düşünüldüğünde bu meydan okuma ve savaş ne kadar da eğreti kalıyor.) 

Bu “imkânsız en iyi yerin hayali” sıradan bir hayal unsuru olmaktan ziyade ideal yer ve toplum tezahürlerinin uygulanabilirliğinden önce gelecekle ilişki kurmaktadır ki bu ilişkiyi kurarken kendi zamanını ve mekânını oluşturarak bir başkaldırı eyleminde bulunur. Bu zamansal ve mekânsal başkaldırı ütopyanın hiçbir yerde olmadığının, fakat tarihsel ve kavramsal olarak da herhangi bir yerde de bulunmadığının kanıtıdır.2

Başlattığı başkaldırı durumunda bir de ötekinin keşfi mevcuttur ki hiçbir yerde bulunmayan bu öteki zaman ve öteki mekân bir nevi şimdide ikamet edene karşı meydan okumaktadır. “Bulunduğun zamandan, mekândan daha iyisi var, şimdi inandıklarından daha yücesi olduğu gibi.” (Ya da tam tersi.) Bu meydan okuma ütopya kavramını merkeze alarak kurgulanan metinlerin iskeletini oluştururken irili ufaklı farklı cephelerde savaş başlatır. Bu noktada belli sorular belirmektedir:
• Ütopya metinleri iskeletlerini oluştururken neden bir savaş başlatma gereksinimi duyar?
• Düşmanları kimlerdir/nelerdir?

Başlangıç olarak, ütopya metinlerinin zihinsel iskeletlerini kurarken bir savaşa ihtiyaç duyma nedeninin, temeldeki ütopyanın anlamında yattığı varsayımını atabiliriz ortaya: Olamayan bir yerin tezahür eden en iyi yer olma iddiası. Ütopya bize var olmayan bir toplum anlatır ve her nasılsa biz de var olmadığını bile bile ona koşulsuz inanıyormuş gibi yaparız.3 İşte bu “-mış gibi yapma” eylemi bir kopuşa neden olur; daha iyi bir yere (ya da tam tersi daha kötü bir yere) doğru yolculuğa çıkarken genelgeçer kabul edilen hakikatten kopuş. Bu kopuş sıradan kelimeleri bir araya getirerek oluşamayacak kadar güçlü bir bağa ihtiyaç duymaktadır: Taktiksel bir saldırıyla okuyucunun zihninin ele geçirilmesi. 

Peki, ütopyanın düşmanları kimler/nelerdir? Önceki paragrafta bahsedilen ilişki zaman düzleminde ele alınırsa, şimdiye karşı bir savaş açtığı söylenebilir. Şimdinin barındırdığı tüm her şey… Şimdinin mekânı, şimdinin toplumsal düşüncesi, şimdinin bedeni…

Bir diğer soru: Ütopya bu düşmanlarla neden savaşıyor? Bu noktada yine konumlandığı yere bakmamız lazım gelir. Bir ütopyanın değeri, şimdiki zamandaki uygulanabilir değeri değil, olası bir gelecekle olan ilişkisindedir.4 Uygulanabilir faydası, arzusuyla bizi mıknatıs gibi çeken toplumsal durumu betimlemek üzere şimdiki gerçekliğin üzerinden atlamaktadır. Kısacası var olmayan ve her zaman gizli kalacak mükemmel gerçeği ve ahlakı aramakta olan bizleri hiçbir yerdeliğiyle kışkırtmasıdır. Anlatısındaki görünen amacından çok şimdinin mevcut yapısını bozabilecek potansiyeli barındıran mesajı iletmenin aracı olması da yine savaşın nedenleri arasında gösterilebilir.5

Bunları aklımın bir köşesinde tutmaya çalışırken aslında Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler’inin benim hayatımda ve mütevazı Ursula K. Le Guin Severler Cemaatini’nin hayatında bu kadar etkili bir yere sahip olmasının, Le Guin’in bu savaş oyununun taktiklerini amansızca kullanmasından kaynaklı olduğunu biraz geç de olsa anladım. Bu taktikler karşısında savunmasız bırakılıyorduk. Elimizde ona karşı koyabileceğimiz bir silahımız yoktu. Durum çözümlemesi yapmaya çalışmaktan başka bir çaremiz yokmuş gibi hissediyorduk. Bu konuyu kendi kendimize çözebilecek kadar yetenekli de değildik. Kadere bak ki, Sun Zi’nin Savaş Sanatı6 öğretilerinin hayatıma girdiği dönemde şans eseri yine Ursula K. Le Guin okuyordum (istisnasız her ayın yaklaşık yirmi gününe denk gelir) ki bu çaprazlama belli noktalarda bu savaş cephesindeki durumumuzu anlamlandırmama yardım etti. 

Mülksüzler’in yıllar içerisindeki
kapak tasarımları
(fold içinde de yer alan
Metis edisyonu kapak illüstrasyonu
Deniz Bilgin’e ait.) 

Anarşist ve ikircikli bir ütopya olan Mülksüzler, anlatısının temelini oluşturan karşılıklı dünyalarda aslında sürekli bir başkaldırı ve savaşı barındırır. Birbirlerinin hem dünyası hem uydusu olan Anarres ve Urras gezegenleri metnin strüktürü içerisinde zıtlıklarıyla, okuyanı sürekli olarak zihinsel bir savaş durumuna sokmaktadır. Odocu (anarşist düzen) bir toplum olan Anarres aslında Urras’ın kapitalizm üzerinden bir eleştirisiyken, Urras da Anarres’in gelişme göstermeksizin kendi içine kapalı toplumunun oluşturduğu bürokrasi ve gizli teokrasinin bir yansımasıdır. Bu birbirlerinin yansıması olma durumu, okuru soktuğu “-mış gibi olma” hâlinin gelişmesinde ve zihinsel savaşında 1970’ler dünyasıyla birlikte gelecek yüzyılların bir okumasını yaparak taktikler geliştirmiştir.

Mülksüzler’de adı geçen gezegenler

Hesaplama:

Sun Zi savaşta başarının sırrının en başta koşulların iyi değerlendirilmesi olduğunu belirtir. Bu nedenle yol, gök, yer, kural gibi maddelere dayanan bir hesaplama taktiği önermiştir. Bu maddelere göre Mülksüzler’i ele aldığımızda şunları söyleyebiliriz:

Yol: Uyum etmeni. İkircikli yapısıyla Mülksüzler aslında çift taraflı bir yol sunmaktadır. Anarres’in Odocu yani anarşist ütopyası ile Urras’ın kısmen Dünya’yla benzer yapısının, birbirlerinin eleştirisi bakımından ne kadar uyumsuz bir uyum barındırdıklarını gösterir ve çift taraflı bir okuma sağlar.

Gök: Mülksüzler’in anlatı ortamı karşılıklı olarak sıçrama hâlinde sunulmuştur; Anarres’te yaşanan zorlukların Urras’taki bolluk karşılığı ya da Urras’taki mülkiyet kavramının doğurduğu sonuçların Anarres’teki çözümü gibi. Bu da savaş ortamının geçmişteki ve şimdiki yansımalarını açıklar.

Yer: Ortam. Mülksüzler’in başkaldırı ortamı yine diğer maddelerde olduğu gibi çift taraflıdır. Ama bu sefer karşılıklı etkileşimden çok, Anarres ve Urras kendi içlerinde oluşturdukları ortamla birlikte değerlendirilmelidir. Anarres bir duvar imgesiyle tüm evrene kapalı bir toplumdur ve ilerleyen safhalarda toplum içerisinde bürokrasi baş göstermiştir. Urras ise kendi kapitalist dünyasında oluşturduğu “devlet” anlayışı içerisinde sürekli fiziksel bir savaş hâlindedir. Bu imgeler, ütopyanın savaş açtığı “şimdi” ortamını kendi içerisinde daha küçük cephelerde değerlendirme olasılığı vermektedir.

Kural: Örgütlenme biçimi. Bu madde zihinsel başkaldırı ve savaş alanı olarak değerlendirdiğimiz Mülksüzler metninin en önemli taktiklerinden biridir. Yine ikircikli bir şekilde örgütlenme örneklerini “şimdi”ye sunmaktadır.

“Yemle kandır, kargaşa çıkart ve ele geçir, dirençliyse ona göre hazırlan, güçlüyse ondan sakın, sinirliyse onu kızdır, tevazu göster ki gerçek sanıp mağrurlaşsın, dinleniyorsa rahatsız et, aralarında birlik varsa ayır, ona hazırlanma fırsatı vermeden saldır, beklenmediği anda ortaya çık. Bunlar savaş erbabının başarı sırlarıdır, önceden kestirilemez.”7

Savaş:

“Savaş gücünü ülkesinden, yiyecek ikmalini düşmandan sağlar.”8

Ütopya, kurduğu ideal toplumun gücünü karşıt olduğu düzenin eksikleriyle sağlar. Mülksüzler’de ise bu durum çift taraflı sağlanmıştır. Hem savaş açtığı şimdinin eksikleriyle beslenir hem de Urras gezegeni Anarres’ten, Anarres de Urras’ın eksiklerinden ikmalini sağlar.

Taktik Saldırı:

“Karşısındakini ve kendini bilen hiçbir savaşta tehlikeye düşmez; karşısındakini bilmeyen, sadece kendini bilen bir kazanır bir kaybeder; karşısındakini de kendini de bilmeyen her savaşta mutlaka tehlikeye düşer.”9

Yazar eleştirdiği toplumu bildiği kadar kendi oluşturduğu toplumun eksiklerini ve kazançlarını da hesaplar. Ancak ilk çağlarda yazılan ütopyalar genelde kapalı hâldedir. Eksiklikleri görülmez, kendiliğinden işleyen yapıları herhangi bir geri dönüşüme izin vermeden ilerler. “Ya olmasaydı?” denen yerde cevap bulunmaz.

Mülksüzler’de ise karşısındakini ve kendini tanıma yolu çift taraflı oturtulmuştur. Anarres’teki toplumun işleyişi ilerleyen safhalarda bürokratik bir dönüşüm süreci geçirir. Urras’ta ise bu taktikler ülkelerin özellikleriyle yansıtılmıştır. Ülkeler kendi aralarında sürekli bir gerilim içerisindedir ve bu aslında yazarın okurun zihninde oluşturduğu savaşın kendi safhasına çekme yönünü açık tutar.

Duruş:

“Eskilerin iyi savaşçıları önce yenilmezliği sağlar, ondan sonra düşmanın yenilebilirliğine bakarlardı. Baş edilmezlik kendimize, baş edilebilirlik düşmana bağlıdır. Bu nedenle iyi bir savaşçı yenilgiye uğratılmayacağı koşulları yaratabilir ama düşmanı yenilgiye uğratabilecek koşulları yaratamaz. Onun için zafer önceden görülebilir ama yaratılmaz.”10

Taktik, oluşturulan toplumun bir metabolizma gibi yeniden kendini oluşturabilecek varyasyonlara sahip olmasıyla geliştirilebilir. Sabit bir zamanda, donmuş bir mekânda bunu gerçekleştirmek imkânsızdır. Şimdide ikamet eden okuyucunun zihni durağan değildir. Sürekli dışarıdan gelecek uyarılara açıktır. Bu durumda sabit bir zamanda ve donmuş bir mekânda bu taktiğin işlemesi beklenemez.

Mülksüzler’de ise birbirlerinin uydusu olan iki gezegenin donmuş bir zamandan ziyade sürekli birbiriyle ilişkili bir zaman içerisinde yaşadığı, mekânların ise devingen olduğu görülebilir. Donmuş bir mekân olan ve bunu çevresine ördüğü duvarla sağlayan Anarres’in döngüsel zamanının bu duvarı yıktığı görülmektedir. Bu da yine Ursula K. Le Guin’in açtığı savaş cephelerinden biridir. Donmuş gibi yapan mekân, yine donmuş gibi yapan zamanla yıkılmaktadır; çünkü ana karakter Shevek de zihinsel bir çekişmeye ve savaşa girmektedir.

Mülksüzler’de zamansal sıçramalar
(ders kapsamında üretilmiştir)

Güç:

“Kargaşa düzenden doğar, korku cesaretten doğar, zayıflık güçten doğar.”11

Her durum kendi zıddına gebedir. Eğer bir ütopya kendi distopyasının doğumuna olanak sağlamıyorsa zihinsel iskeletini kurarken açtığı savaşta tekrara ve yenilgiye düşecektir. Bu durum ütopyanın uygulanabilirliğinden çok gelecekle kurduğu ilişki bakımından önemlidir. Bu ilişki önceden de belirtilmiş olan ütopyanın zaman içerisinde kapalı bir toplum önerisini yenmesini sağlar.

Mülksüzler’de ise bu zıddına gebe olma durumu Urras ve Anarres arasında mevcuttur. Bu ilk başta gezegenlerin evrendeki mekânsal konumu bakımından sağlanmıştır. (İkisi birbirinin uydusudur.) Ayrıca örgütlenme biçimi olarak da bu zıtlıklar hem metnin kendi içerisinde hem de “şimdi” ile kurduğu zihinsel savaş içerisinde mevcuttur. Sade bir güzellemeden çok, sürekli kendi içerisinde çelişkiler üretmektedir. Bu çelişkiler “-mış gibi yapma” durumunu ileri safhaya taşıyabilmektedir.

“Olmayan en iyi yer” ideasının umut dolu bir anlatımdan ziyade eleştirel işleviyle kendini var edebildiği sürece, biz “-mış gibi” yapabiliyoruz sanırım. Aslında bir ütopyadaki mutluluğu, düzeni çok iyi hayal edebilirken, aksini yani mutsuzluğu, karmaşayı hayalden öte sadece hissedebiliyoruz. Bu hisle birlikte Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler’i farkında olalım ya da olmayalım hepimize irili ufaklı birçok savaş cephesi açmıştır ve her defasında da açacaktır. Aslında “şimdi”de o kadar büyük bir krizdeyiz ki belki de bu küçük cephelerdeki savaşlar bizi canlı tutmaktadır. Kim bilir?

* Bu metin İstanbul Teknik Üniversitesi Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı’nda moderatörlüğünü Aslıhan Şenel ve Nizam Onur Sönmez’in yaptığı “Mimarlık ve Ütopya Dersi” kapsamında yazılmıştır.

1. Krishan Kumar, Ütopyacılık, çev. Ali Somel (Ankara: İmge Kitabevi Yayınları, 2005).

2. Age.

3. Fatima Vieira, “Ütopya Kavramı”, Ütopya Edebiyatı, haz. Gregory Claeys, çev. Zeynep Demirsü, Damla Göl (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2011)

4. Kumar, age.

5. Vieira, agm.

6. Sun Zi, Savaş Sanatı, çev. Pulat Otkan, Giray Fidan (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014).

7. Sun Zi, age, s. 2.

8. Age, s. 6.

9. Age, s. 8-9.

10. Sun Zi, age, s. 11.

11. Age, s. 14.

Mülksüzler, Selcen Yeniçeri, Ursula K. Le Guin, ütopya