Jeff Talks Peş Peşe
Üç Parça

“Üç Parça” atölyesi fotografik anlatım üzerine bir denemeydi: Andan ziyade sürece, hareketten ziyade durağanlığa, estetik tatmin ve beğeni arayışından ziyade anlatının kendisine odaklanmayı amaçlayan bir çalışma… Atölye, verili kısa süre içinde bir anlayış —bir bakış açısı— oluşturmayı amaçlıyordu.

fotoğraf: Orhan Kolukısa

Oruç Aruoba, Matsuo Başo’nun haikularını derlediği Kelebek Düşleri kitabının önsözünde haikuyu “ölümün kesin ve saçma gerçekliğinin anlamına, gerçek ve somut yaşamın anlamı içinde yer bulma çabasının bir yazınsal biçimi” olarak açıklamış. Ben burada insanın bakışıyla paramparça olan karmakarışık bir evrende söz yoluyla bir yapı kurarak parçalardan bütünsel bir anlatı; uçucu ve anlık bir düzen oluşturma eylemi görüyorum. Üç parça atölyesi fikri işte buradan; aslında bizim bakışımızla tetiklenen bir kazanın parçaladığı bir bütünün, asla eski hâline dönemeyecek kadar kırık, ama birliktelikleri zihnimizde kurduğu bağlarla okunabilir olan görüntülerini arama çalışması olarak çıktı.

Bu düşüncelerle, 14 Ağustos sabahı Jeff Talks Peş Peşe kapsamında, Salt Beyoğlu’nda on katılımcı ile bu arayışı denemek için bir araya geldik.

Atölyenin kavramsal altyapısını oluşturmak için, Wim Wenders’in Alis Kentlerde filminden bazı sahnelerin ve Stephen Shore’un Uncommon Places serisinden bazı fotoğrafların okumalarını yaptık. Fotoğrafı kayıt ve aktarım aracı yerine; bakma, keşfetme ve yeni yapılar kurma aracı olarak kullanmanın olasılığını bu örneklerle tartıştık.

Ardından haiku formunu, dört büyük ustanın haikularından örneklerle inceledik. Matsuo Başo, Yosa Buson, Masaoka Şiki ve tabii ki Kobayaşi Issa’nın haikularındaki görselliği değerlendirdik.

“Üç Parça”, 14.08.2018, SALT Galata,
fotoğraf: Mustafa Hazneci

Haiku formundan ve Gropius’un “kısıtlamalar yaratıcı zihinleri keşfe yönlendirir” sözünden ilhamla, katılımcıları dijital fotoğrafın sınırsız kopyalar evreninden çıkarmak ve deklanşöre basmadan önce konuya birkaç kez daha bakmalarını sağlamak amacıyla bazı sınırlar belirledik. Her katılımcı şehir içinde tek başına hareket edecek, iki saat içinde sadece dokuz fotoğraf çekecek ve bunların içinden anlamsal bütünlüğü olan üç fotoğraf ayıracaktı.

Çoğu katılımcının değişken odaklı objektifler kullandığını, bu durumun konuya yaklaşmak ve bakış açısı değiştirmek konusunda belirli bir tembelliğe yol açtığını daha önceki atölyelerde gözlemlediğim için, bu sefer her katılımcının ekipmanına göre, ona özel bir sabit odak belirlemeyi kararlaştırdık. Katılımcıların nitel sınırlamalara kolay adapte olurken, nicel sınırlamalara uymakta zorlandıklarını gözlemledim.

İki saatin ardından Salt Beyoğlu binasında yeniden bir araya geldik. Katılımcılar sırayla işlerini ve amaçladıkları anlatıları sundu. Tüm katılımcıların dahil olduğu bir oturumda bu anlatıları oluşturacak parçaları aradık. Bu aşamada, atölye dışından Salt Beyoğlu ziyaretçileri de bize izleyici olarak katıldı.

fotoğraf: Mustafa Hazneci

Her katılımcının atölyenin kavramsal zeminini kendisine göre yorumladığını ve özgün bakışlar geliştirdiğini gözlemledik. Başlangıçta, içinde bulunduğumuz çevreden ve dar zamandan dolayı ortaya çıkacak temaların kısıtlı kalacağından endişelenmiştik, fakat sonuçta konuların yapılı çevre içinde insan hareketleri ve etkileşimlerinden, durağan nesnelerin yaşamları, rastlantısal geometrik formlar ve soyut lekelere kadar geniş bir alana dağıldığını gördük.

Her katılımcının ‘üç parça’sını basıp sergi düzenini kararlaştırdıktan ve maketini hazırladıktan sonra atölyeyi sonlandırdık.

“Üç Parça” atölyesinin her deneyimle yeniden değerlendirdiğim, katılımcılar ve işlerinden öğrendiklerimle yeniden biçimlendirdiğim bir çalışma olmaya devam edeceğini düşünüyorum.

Berka Beste Kopuz

*

Ender Can

*

Büşra Gürdağ

*

Elif Soylu

*

Özlem Ergen

*

Öykü Atan

*

Handan Akyürek

*

Arek Qadrra

*

Merve Nur Ocaklı

atölye çalışması, fotoğraf, Jeff Talks Peş Peşe, Orhan Kolukısa, Salt