Penny Blood
ve Penny Dreadful

“En iyi zamanlardı, en kötü zamanlardı; bilgelik çağıydı, ahmaklık çağıydı; inanç dönemiydi, kuşku dönemiydi; aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi…” —Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi

19. Yüzyıl, İngiltere

19. yüzyıl İngiltere’sinde hâsıl olan penny yayınları içerdiği illüstrasyonlarla, edebiyat ve görsel sanatları bir araya getirmesi bakımından son derece ilgi çekicidir. 19. yüzyılda İngiltere artık sanayileşmiş bir ülkedir. 18. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa devletlerinin tümü sanayileşmeyi arzular, ancak bunu yalnızca İngiltere başarabilmiştir. 1850’lerde sanayide öne çıkan şehir; daha fazla üreten, ancak bunu eski yöntemlerle gerçekleştiren Birmingham değil, üretimini belirgin bir biçimde devrimci nitelikteki yöntemlerle arttıran Manchester olur.1 Sanayileşme sonucunda yoğun bir işçi göçü yaşanmaktadır. Göçmenler kendileriyle beraber büyük şehirlerin dokusunu da değiştirirler. 1815–1860 arası dönemde, çok sayıda İtalyan, Alman, İspanyol, Fransız, Hint, Afrikalı ve Çinli göçmen Londra’ya akın eder. Britanya içinde yaşanan göçler ise, çoğunlukla kırsal alandan kente gerçekleşirken, Britanya’dan başka ülkelere gidenler de olmuştur. Bu ülkeler, o dönem İngiltere’nin kontrolü altında olan Amerika, Kanada, Güney Afrika ve Avustralya’dır. Halkın açlık, barınma, yoksulluk ve işsizlik sıkıntılarıyla karşı karşıya olması dışarıya göçün temel sebebidir. 1830 ve 1848 devrimlerinin yarattığı ekonomik ve siyasal kaos da, yer değiştirmelerde etkili olur. Bir diğer sebep ise, 1840’larda İrlanda’da yaşanan korkunç kıtlıktır. İrlandalı işçilerin geçim sıkıntısı ve açlıkla karşı karşıya kalmaları, İngiltere’ye göç etmelerine neden olmuştur.2 Bunun gibi toplumsal ve ekonomik olayların sonucunda yaklaşık bir milyon işçi İngiltere’ye göç eder.3

Böylece, 1851’de ilk kez kent nüfusu, taşra nüfusunu geçer. Yüzyılın sonuna doğru yapılan ilk toplumsal araştırmalar;4 işçi sınıfının yüzde kırkının yoksulluk sınırında ya da daha kötü koşullarda yaşadığını, bunların en yoksul durumdaki üçte ikisinin ise, yaşamlarının bir döneminde —genellikle yaşlılıkta— gerçek dilenciler hâline geldiğini ortaya koymuştur. Öte yandan, proletarya dışındakilerin kentlerin kenar mahallerine göç etmeleri, özellikle 1860’larda ve daha sonra 1890’larda hız kazanmıştır.5

Büyük Britanya’nın nüfusu (1750–1951)
ve yaş bileşimi (1821–1951),
kaynak: E. J. Hobsbawm,
Sanayi ve İmparatorluk
Kentsel ve kırsal nüfus (1801–1961)
ve Londra’nın gelişimi,
kaynak: E. J. Hobsbawm,
Sanayi ve İmparatorluk

Edebiyatta Yeni Bir Tür: Penny Yayınları

Yoğun işçi göçüyle kalabalıklaşan İngiltere’de, 1800’lerin ikinci çeyreğinde, bu işçilere göre kitaplar üretilmeye başlanır. Bunlar, seri üretilen ve hızlıca dağıtılan penny blood ve penny dreadful’lardır. Bu kitaplar, her hafta yayımlanan, ucuz kâğıtlara basılan ve siyah beyaz illüstrasyonları bulunan yayınlardır. Bu yayınların içeriğini sansasyonel olaylar, kriminal maceralar ve doğaüstü olaylar oluşturur. Penny blood’lara kan ve ağır dehşet sahneleri hâkimdir. O dönemde, örneğin Charles Dickens’ın romanları on iki penny’ye satılırken, penny blood’lar ve penny dreadful’lar bir penny’ye satılmıştır. Böylece, işçi sınıfı bu yayınları edinmekte sıkıntı çekmemiştir. Penny edebiyatı çoğunlukla, belli bir plana bağlı kalmadan, ya da ön çalışmaya gerek duymadan yazılan, içinde Gotik öğeleri de barındıran haftalık yayınlardan oluşmaktaydı. Kimi zaman daha önce yazılmış hikâyeler de, tekrar derlenip yeniden sunuluyordu. Ayrıca yazarlar, tarihsel doğruluğa ve devamlılığa pek aldırış etmiyorlardı. Değişik boyutlardaki kitaplar 8-16 sayfa arasında değişiyordu.

1836–1850 yılları arasında, penny blood’lardaki, cinsellik ve ağır dehşet sahneleri törpülenmeye başlamış, macera dozu artmıştır. Penny dreadful’lar böyle ortaya çıkmıştır.6 İlk başlarda korsan hikâyeleri ve highwayman denen, yoldan geçen insanları gasp eden silahlı ve atlı kişilerin öyküleri ağır basmaktayken daha sonra kriminal dedektiflik hikâyelerine odaklanılır. Haftalık olarak basılan ve gene ortalama on altı sayfadan oluşan penny dreadful’larda, her bölümünün ilk sayfasında siyah beyaz illüstrasyonlar yer alır. İllüstrasyonlar bu kitapların önemli unsurlarından biridir. Metinler illüstrasyonlarla tamamlanmış ve okuyucuların resimlerle de etkilenmesine çaba gösterilmiştir. Flanders’ın aktardığı düzenli bir penny dreadful okuyucusunun söylediğine göre: “Asılmış bir adamın gravürünü görüyorsunuz, adam bir ateşin üzerinde yanıyor. Bazıları onun ne yaptığını, kim olduğunu, yani ona dair her şeyi öğrenmezse delirebilir.”

Penny dreadful’un 19. yüzyıla ait bir yayıncılık olayı olduğunu söyleyen Judith Flanders, bu kitapçıkların, Viktorya dönemi popüler hikâyelerinin sansasyonel, resimli versiyonları olduğunu belirtir. Yazar, 1830’larda artan okuryazarlık ve gelişen teknolojiyle birlikte, çalışan sınıf için üretilen ucuz edebiyatta bir patlama yaşandığına dikkat çekmiştir. E. J. Hobsbawn’a göre; Britanya yalnız teknolojide değil, bilim ve edebiyatta da tartışmasız en hızlı gelişen ülkedir. Ancak, geç 18. yüzyıl ve erken 19. yüzyılda okuma halen üst sınıfa ait bir ayrıcalıktır. Kitaplar aşırı derecede pahalı olduğu için nüfusun büyük bir kesiminin kitap alacak parası yoktur.7

Penny yayınlarının yaygınlaşmasında bir diğer etken de, erken 19. yüzyılda, okuma ihtiyacının artmasıdır. Ayrıca, o dönemde okuma yazma bilmeyen insanların pek çoğu en az bir okuryazar kişiyle iletişim hâlindedir. Bu da, insanların bir metnin içeriğini öğrenmeleri için o metni bizzat okumalarına gerek olmadığı anlamına gelmektedir. O dönemde gazeteler, public house’larda yüksek sesle okunuyor, Charles Dickens’ın romanları evlerde anlatılıyordu.8

İngiltere’de okuma yazma bilmeyenler,
1840, kaynak: E. J. Hobsbawm,
Sanayi ve İmparatorluk
İngiltere’de yayımlanan kitap sayısı, kaynak: E. J. Hobsbawm, Sanayi ve İmparatorluk 
Temple of the Muses
[Esin Perisi Tapınağı], 1828,
kaynak: Wikimedia Commons

Penny yayınlarının, yayıncılığa yeni bir soluk getirmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir. Penny blood’lar şaşırtıcı derecede başarı kazanmış ve yeni bir okur kitlesi yaratmıştır; bu da işçi sınıfıdır. 1830–1850 arası dönemde penny hikâyelerinin yüze yakın yayıncısı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, çok sayıda mecmua da bu yeni türü benimsemiştir. Başlangıçta, penny blood’lar geç 18. yüzyılın sevilen hikâyelerini kopyalamışlardır: Gözden düşmüş soylular, tehlikeli baronetler, zehir çalışmalarıyla kafayı bozmuş leydiler, çingeneler, eşkıyalar, maskeli adamlar, hançerli kadınlar, kaçırılan çocuklar, kumarbazlar, zamparalar…

Penny’ler ve İntihal

İngiliz edebiyatında henüz telif yasalarının olmayışından yararlanan penny yazarlarının yoğun olarak intihal yaptıkları görülmektedir. Örneğin önemli penny yazarlarından biri olan Thomas Peckett Prest, Charles Dickens’ın Mister Pickwick’in Serüvenleri [The Pickwick Papers] kitabını çalarak, The Penny Pickwick’i (1836–1838) yayımlamıştır. Penny blood’ların sıçraması buna bağlanır. Charles Dickens’ın, American Notes for General Circulation (1842) ve Oliver Twist de dahil olmak üzere, neredeyse bütün eserleri çalınmıştır. Dönem içerisinde ilgi gören Eugène Sue’un Les Mystères de Paris (1842–1843) isimli eseri de penny yazarları için bir intihal kaynağı olmuştur. Ünlü yazar Alexandre Dumas’nın Üç Silahşörler (1844) ve Monte Cristo (1844–1845) gibi eserleri de, daha İngilizcesi yayımlanmadan önce, intihal edilerek penny formatında yayımlanmıştır. Ayrıca Fransız tiyatrosunun İngiliz tiyatrosu üzerinde etkili olması da, penny için bir kaynak oluşturmuştur.

Öne Çıkan Penny Örnekleri

Lives of the Most Notorious Highwaymen, Thomas Peckett Prest, 1836,
kaynak: British Library
Gentleman Jack,
James Malcolm Rymer, 1852,
kaynak: British Library

Judith Flanders’a göre, ilk penny blood 1836 yılında 60 sayı yayımlanan ve tam adı the History and Lives of the Most Notorious Highwaymen, Footpads, Murderers, Brigands, Pickpockets, Thieves, Banditti and Robbers of Every Description olan yayındır.9 Eşkıyalık ve haydut hikâyelerinden oluşur. Daha sonra yayımlanan Gentleman Jack ise, 205 sayı boyunca 4 yıl sürmüştür. 1852’de James Malcolm Rymer tarafından yayımlanan bu dizi olağanüstü bir başarı yakalamış ve Doğu Londra sahnelerinde oynanmıştır.

En büyük başarıyı elde eden kitap, 1844’te G. W. M. Reynolds’un yazmaya başladığı, 1846’dan itibaren farklı yazarların sürdürdüğü Mysteries of London olmuştur. 12 yıl boyunca 624 sayı yayımlanmıştır. Highwaymen ile kıyaslandığında Mysteries of London okuyucu kitlesinin yaşamına daha yakındır. Fakir semtlerin, kenar mahallelerin, varoşların dünyasını anlatır.

The Mysteries of London,
Thomas Miller, üçüncü seri, 1849,
kaynak: British Library

Highwayman hikâyelerinin, yani eşkıyalık ve haydut hikâyelerinin modası geçtikten sonra, penny blood’lar gerçek kriminal hikâyelerle ve özellikle de cinayet hikâyeleriyle daha başarılı olmaya başlar. Eğer yazıldığı dönem içerisinde güncel bir suç işlenmemişse, suçları penny blood’lar yaratır. Böylece okuru, gerçek ile kurmaca arasında tereddütte bırakan bir teknik uygulanmıştır.10 Bu tür hikâyelerin en başarılısı Sweeney Todd’dur; diğer başlığıyla The Demon Barber. 1846’da, müellifi genellikle James Malcolm Rymer olarak gösterilmekle birlikte, olasılıkla farklı bölümleri farklı yazarlar tarafından yazılmış ve 92 hafta yayımlanmıştır. Edward Lloyd’un The People’s Periodical’ında 18 bölüm olarak tefrika edilmiştir.11 Sweeney Todd adındaki katil berber, komşusu Mrs. Lovett’in kıymalı turta pişirebilmesi için müşterilerini öldürmeye başlar; Mrs. Lovett ise, bu cesetlerin etinden yapılan turtaları bir güzel satar! Bunun yamyamlık ve turta yapımından bahseden 15. yüzyıldaki bir Fransız hikâyesine dayandığına inanılmaktadır; hikâyede berber Barnabê Cabard ve suç ortağı turtacı Pierre Miquelon yer almaktadır. Bu hikâyeler, Londra’da insan etiyle turta yapıldığına ilişkin efsanelerle birlikte yayılır. Charles Dickens, yamyamlarla pastacılar arasındaki işbirliğine birçok şehir efsanesinde rastlandığını söyler. J. Malcolm Rymer, Sweeney Todd’u, Fransız edebiyatından aktardığı pasajlardan, yamyamlık hikâyelerinden ve eski The Dog of Montargis12 melodramından yararlanarak yaratmıştır. 1878’de Charles Fox, Sweeney Todd’u The Demon Barber of Fleet Street başlığında 12’şer sayfalık 48 sayı hâlinde yeniden yayımlamıştır. Bu yayının illüstrasyonlarının ise Harry Maguire tarafından yapılmış olduğu düşünülmektedir.

Sweeney Todd,
The People’s Periodical, 1847,
kaynak: Yesterday’s Papers
The String of Pearls;
or, the Barber of Fleet Street,
James Malcolm Rymer,
yaklaşık 1850,
kaynak: British Library
The String of Pearls;
or, the Barber of Fleet Street,
James Malcolm Rymer,
yaklaşık 1850,
kaynak: British Library

Penny dreadful’lar geniş bir okuyucu kitlesine sahip olmuşlardır. Ancak 1860’lar itibariyle bu yayınların hitap ettiği kitle daralmış ve hedef kitlesi daha ziyade çocuklar olmuştur. The Wild Boys of London (1864–1866), The Poor Boys of London (yak. 1866), The Work Girls of London (1865) gibi sayısız kitap çıkmıştır. Okuyucu kitlesi olarak çocukların hedef alınması penny dreadful’lar üzerinde bir takım olumsuz eleştirileri de beraberinde getirmiştir. Bu yayınların insanların bilincini manipüle ettiği ve suça teşvik ettiği ileri sürülmüştür. 1890’ların ortalarında yayıncı Alfred Harmsworth, penny dreadful’ların kötü etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla half-penny dreadful’ları çıkarmış ve bunları ironik olarak yarım penny’ye satmıştır. İngiliz yazar A.A. Milne, Harmsworth’ün yayımladığı half-penny’lerin, penny dreadful’ları sekteye uğrattığını ve giderek onu öldürdüğünü söylemiştir.

Penny’lerin Sonu ve Günümüzdeki Etkisi

Penny dreadful’ların yayın hayatı, 1800’lerin sonunda bitmiştir. Bunda hem süregelen eleştiriler hem de bu dönemde yaşanan kriminal vakalar rol oynamıştır. Gerçekten de, 19. yüzyılın son çeyreğinde suç oranlarındaki artış dikkat çekicidir. İngiltere’nin Londra gibi büyük şehirlerinde, 19. yüzyılın ortalarından itibaren artan göçün etkisiyle orta hâlli bölgeler dahi fakirleşmeye başlamış ve suç oranlarında ciddi bir artış yaşanır. Londra’nın East End bölgesi bunlardan biridir. Buralarda fuhuş, cinayet ve hırsızlık kol gezmektedir. Özellikle, yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan Jack the Ripper olayı, suçun ve vahşetin geldiği boyutları ortaya koyar. Bu dönemde, Londra’nın East End bölgesinde on bir cinayet işlenmiştir ve Jack the Ripper’ın, bu on bir cinayetin beşinde doğrudan sorumlu olduğu düşünülmektedir. Jack the Ripper vakasının da, penny türünün sonunun gelmesinde önemli bir payı olmalıdır. Öte yandan, Thomas De Quincey’in Bir Afyon Tiryakisinin İtirafları kitabında belirttiği üzere, afyon kullanımı 19. yüzyıl İngiltere’sinde hayli yaygındır. Fabrikalarda çalışan işçilerin yevmiyeleri, bira, viski gibi içkileri almalarına yetmediği için sıklıkla afyon kullanmışlardır.13 Suç oranlarının artışında bu durumun payı yadsınamaz.

“Kraliçe Viktorya’nın dönemine vardığımızda korku ve dehşet dolu gotik ya da postgotik öykülerin, ucuz yayınlardan kurtulup, ilk kez Sherlock Kipling’e de sayfalarını açan Pall Mall Magazine, H. G. Wells’ı yayımlayan Pearson’s Magazine ve hortlak, hayalet öykülerine geniş yer ayıran Chapman’s Magazine gibi lüks baskılı ve bol resimli dergilere geçmiş olduklarını görürüz.”14 Penny yayınları 19. yüzyılın sonunda bitmiş olmasına rağmen, ilerde yayımlanacak polisiye romanları beslemeyi sürdürür. Bunun en önemli örneği herhalde polisiye edebiyatın babalarından Arthur Conan Doyle’dur.15

Öte yandan penny yayınlarının yarattığı kahramanların etkileri sadece edebiyatla sınırlı kalmaz, 20. ve 21. yüzyılda beyazperdeye de aktarılır. Tim Burton tarafından çekilen Sweeney Todd (2007), Pandora ve Uçan Hollandalı (1951), Ned Kelly (2003), Dick Turpin (TV dizisi, 1979–1982) belli başlı örnekler arasında yer alır.16 En yakınlardaki örnek ise Penny Dreadful dizisidir. 2014’te gösterime başlayan dizi, üç sezon yayın hayatına devam etmiştir. Dizinin içerisinde birçok kahramanı bir arada görürüz: Dr. Frankenstein ve yaratığı, Dorian Gray, Dracula, Jack the Ripper, Kurt Adam bunlardan bazılarıdır.

Sweeney Todd:
The Demon Barber of Fleet Street,
Tim Burton, 2007,
kaynak: IMDb
Katkılarından dolayı sevgili hocam Ali Artun’a ve Gerisi Hikâye’den Galip Dursun’a çok teşekkür ederim.

1. E. J. Hobsbawn, Sanayi ve İmparatorluk, çev. Abdullah Ersoy, Dost, Ankara, 2013, s. 32.

2. O dönem yerel toprak sahiplerinin çoğu, işçilere göç etmeleri için ödeme yapmıştır. Bunun temel nedeni; bu ödemenin, o dönem verilen ‘yoksulluk maaşı’ndan çok daha düşük olmasıdır.

3. 1750’lere kadar çok yavaş bir artış gösteren nüfus, Sanayi Devrimi’nde kentlerde hızla artmıştır. 1750’lerde yaklaşık 6,5 milyon olan İngiltere ile Galler’in nüfusu, 1801’de 9 milyona ve 1841’de 16 milyona ulaşan bir nüfus patlaması yaşamıştır. 1880’lerde ise, sadece Londra’nın nüfusu 6 milyon civarındadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. E. J. Hobsbawn, Sanayi ve İmparatorluk; A Population History of London.

4. Londra’da Charles Booth ve York’ta Seebohm Rowntree tarafından yapılmıştır.

5. E. J. Hobsbawn, Sanayi ve İmparatorluk, s. 145–148.

6. Penny yayınları üzerine çalışmalar yapan İngiliz yazar Judith Flanders da, penny dreadful’ların orijinal isminin penny blood olduğunu, 1860’larla birlikte penny blood’ların yerini penny dreadful’lara bıraktığını ve bu adın ‘macera öyküleri’ için kullanıldığını söyler.

7. Dönemin Londra’sının en ünlü ve saygın kitabevlerinden biri Temple of the Muses adını taşıyordu. 1778 yılında James Lackington tarafından kurulmuştu. Daha sonra, Lackington tarafından Jones & Co.’ya satılan bu mekân, 1841’de çıkan yangında yok olana kadar, üst sınıftan bireylerin son çıkan yayınları okumaları ve araştırma yapmaları için âdeta bir mabet havasındaydı. Ayrıntılı bilgi için bkz. Charlotte Barrett, Victorian Publishing History.

8. Charlotte Barrett, a.g.y.

9. Highwayman, yolcuların önünü kesip onları soyan, at üstündeki silahlı kişiler için kullanılır. Footpad ise, highwayman’den farklı olarak at kullanmaz; yayadır.

10. Bu tekniği kullananlardan biri de, penny yazarlarının etkilendiği Edgar Allan Poe’dur. Poe, kimi öykülerini yaşanmış bir olay gibi kurgulamıştır. Bu tarz bir öykü kurgusu, okuyucunun gerçeklik ile kurmaca arasında kalmasına yol açarak öykünün etkisini arttırır. Edgar Allan Poe “Diri Diri Gömülme Öyküsü”ne şu satırlarla başlar: “Lizbon depreminin, Londra veba salgınının, Bartholomew katliamının veya Kalküta’da Kara Delik’te havasızlıktan boğularak ölen yüz yirmi üç mahkûmun hikâyesini okurken ‘acıyla karışık bir zevk’le heyecandan titreriz. Ama bu anlatılarda bizi heyecanlandıran onların birer gerçeklik —tarihi birer gerçeklik— olmasıdır. Kurmaca olarak onları iğrenç bulurduk.” Bu girizgâhtan sonra, Baltimore kentinde diri diri gömülmüş bir kadının hikâyesinden bahsederek öyküye devam eder. Poe’nun yaşadığı dönemde diri diri gömülme olayları yaygındır. Dolayısıyla okuyucu, okuduğu şeyin gerçek mi yoksa kurmaca mı olduğunun farkına kolaylıkla varamaz. Bir başka örnek ise Poe’nun “Marie Rogêt’nin Esrarı” öyküsüdür. 1841 yılında Hudson nehrinin yüzeyinde cesedi bulunan Mary Cecilia Rogers adlı kızın cinayetinden etkilenerek yazmıştır. Bu öyküde de gerçeklik ve kurmaca iç içedir: “‘Marie Rogêt’nin Esrarı’ öyküsü, gerçek cinayetin neredeyse bire bir aynısıdır.” Edgar Allan Poe, Bütün Öyküleri/Cilt 1, çev. Hasan Fehmi Nemli, İletişim, İstanbul, 2016.

11. 21 Kasım 1846–20 Mart 1847 arası yayımlanmıştır.

12. 1814’te Gilbert Pixerecourt tarafından yazılmıştır.

13. Thomas De Quincey, Bir Afyon Tiryakisinin Notları, çev. Batu Boran, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2013, s. 5. De Quincey, Manchester’da bazı pamuk fabrikalarında çalışan işçiler için, cumartesi günleri şehirdeki eczacıların akşamleyin yağacak talebi karşılamak için tezgâhlarını erkenden bir, iki veya üç afyon zerresinden oluşan haplarla doldurduğunu söyler.

14. Giovanni Scognamillo, Korkunun ve Dehşetin Kapıları, Bilge Karınca, İstanbul, 2014, s. 44. (editörün notu: Alıntı içindeki “Sherlock Kipling” ifadesi kaynak kitapta da bu şekilde yazılmıştır.)

15. Polisiye türünün, dedektiflik hikâyelerinin başlangıcı Edgar Allan Poe’nun “Morgue Sokağı Cinayeti” sayılır.

16. Dick Turpin’e kaynak olan penny, Black Bess or The Knight of The Road’dur. Dick Turpin televizyon dizisi olarak (1979–1982) 4 sezon devam etmiştir. Dick Turpin’in 1925 yılında çekilen ilk sinema versiyonunun yönetmeni ise John G. Blystone’dur. Bu filmlerin sayısını artırmak mümkün.

cinayet, kent, korku, penny blood, penny dreadful, şehir, Uras Kızıl, yayıncılık