Burckhardt’ın öğrencileriyle
yaptığı çalışmalardan fotoğraflar;
Warum ist Landschaft schön?
adlı kitaptan,
fotoğraf: Fazıl Akın
Görünmeyen Şeylerin Tasarımı
Lucius Burckhardt’ı Hatırlamak

Lucius Burckhardt’ın, Tasarım Görünmez ya da Görünmeyen Tasarım [Design ist unsichtbar] diye çevrilebilen 2012 tarihli bir kitabı var. Burckhardt, Annemarie Burckhardt’la birlikte geliştirdikleri ‘Gezinti Bilimi’ [Alm.: Promenadologie ya da Spaziergangswissenschaft; İng.: Strollology ya da Promenadology] ile daha çok bilinen bir tasarım eğitmeni. ‘Gezinti Bilimi’ kendi başına başka bir yazının konusu. Kitap, Tasarım Görünmezdir [Design is Invisible] adıyla 2017 yılında Birkhäuser tarafından İngilizce olarak da yayımlandı. Tabii beş yıllık bir gecikme ile Anglosakson literatüre girmesi biraz talihsiz; kitaptaki metinlerin çoğunun 80’ler ve 90’larda yazılmış olması da tasarım araştırmalarının fazlasıyla İngilizce kaynaklara dayanıyor olma problemini tekrar gündeme getiriyor.

‘Hizmet tasarımı’, ‘deneyim için tasarım’ benzeri kavramların henüz tasarım araştırmalarında kendilerine yer bulmasından önce, Burckhardt görünmeyen şeylerin tasarlanmasından bahsetmeye başlamıştır. Örneklerinin sıradanlığından ya da dilinin gündelik olmasından mıdır bilemiyorum, öğrencilerin çok kolay kavrayabildikleri ve ilgilerini çeken bir kitap ya da kavram olarak öne sürebilirim görünmeyen şeylerin tasarımını. Kendi açımdan en çarpıcı bulduğum örneği sona saklayarak, Burckhardt’ın önermelerinden birkaçına burada değinmek isterim.

Gecenin tasarlandığından bahseder mesela Buckhardt; en azından şehirlerin elektrikle buluşmasından sonra geceyi artık tasarlanmış bir kavram olarak görmeye başlayabileceğimizi yazar. Ve bu tasarlamanın en önemli ayağının da hareket etme şeklimiz olduğunu söyler. Eğer hızla hareket eden kişiler olmasa belki tüm sokakların kendimizi güvende hissettirebileceğini ve toplu taşımanın sabaha kadar devam etmesi durumunda da insanların geceyi daha fazla kullanabileceğini iddia eder. Üstte de bahsettiğim gibi, örnekleri hep gündelik hayattan ve hemen kendi dünyamızla ilişki kurabiliyoruz. Bu basitlik ile iletmek istediği konuları rahatça —belki teoriyi çok sevmeyen kişilere de— aktarabiliyor Lucius Burckhardt. Görünmeyen şeylerin tasarlanmasına dair başka bir örneği iş hayatından yola çıkarak verir; hastalanmanın da tasarlandığını söyler. Diyelim ki iştesiniz ve kendinizi iyi hissetmiyorsunuz ya gidip rapor almanız gerekir ya da çalışmaya devam etmeniz gerekir. Rapor almak demek sizin ‘hastalık’ sistemine dahil olmanız demek; hastaneye gitmek-randevu almak-doktor ile görüşmek ve raporunuzun yazılmasını beklemek gibi.

Derslerimde kullandığım ve öğrencileri de en etkileyen örnek de tam burada başlıyor: “İyi bir hastane nasıl tasarlanır?” diye sorar Burckhardt. Geniş koridorlar ve beyaz duvarlar iyi bir hastane oluşturur mu, yoksa daha insani bir hasta kavramı mı bu işi daha iyi görür diye dert edinir. Eskiden hasta olunca yanımızda olan komşu, tanıdık veya dini işlerle ilgili kişilerin yerini günümüz hastalık sisteminde hemşirelerin aldığından bahseder. Belki kişinin hayatındaki en zor şey olarak görebileceğimiz sevdiği birisini kaybetmesinin de hastane koridorları veya hastane tuvaletinde gerçekleşmesini aslında hastalık sisteminin iyi tasarlanmamış ve insan onuruna uygun olmamasına bağlar.

Kolay anlaşılan ve akademik olmayan bir dille kendisini ifade eden Lucius Burckhardt’ın çalışmalarını okuma listelerimize eklemekte bence sakınca yok. Belki benim güçlü bulduğum yönleri, yazılarının uluslararası tasarım literatüründe çok fazla tanınmamasına da sebep olmuş olabilir. İnsan eğitmenin daha önemli olduğunu düşündüğünü, öğrencileri ile hep göz hizasında bir ilişkisinin olduğunu, derslerinde birlikte üretme kavramının hâkim olduğunu çalışmalarında görmek çok mümkün. Böyle bir durumda da dergilere makale yazmak, konferanslarda bildiri sunmak gibi işlere çok da vakit ayırmadığı görülüyor. Okuduğum kitaplarını da zaten eski bir öğrencisi Martin Schmitz ile Markus Ritter derlemiş. Bu da aslında bir bakıma Lucius Burckhardt’ın kendine çizdiği yola çok uygun olmuş. Martin Schmitz Verlag tarafından yayımlanan derlemelerde öğrencileri ve ailesiyle birlikte çekilmiş fotoğraflarına da yer verilmesi okuyanın kendi hocasıymış gibi görmesine olanak veriyor Burckhardt’ı.

_
Lucius Burckhardt, Design ist Unsichtbar: Entwurf, Gesellschaft und Pädagogik, Silvan Blumenthal & Martin Schmitz (ed.), Berlin: Martin Schmitz Verlag, 2012.
Lucius Burckhardt, Design is Invisible: Planning, Education and Society, Silvan Blumenthal & Martin Schmitz (eds.), Basel: Birkhäuser, 2017.
Lucius Burckhardt, Warum ist Landschaft schön? Die Spaziergangswissenschaft, Markus Ritter & Martin Schmitz (ed.), Berlin: Martin Schmitz Verlag, 2006.

Fazıl Akın, kitap, Lucius Burckhardt, tasarım