Tekinsiz Kent Araştırmaları
Freud’dan Sonra Tekinsizlik

Birazdan okuyacağınız metin, 2016 yılından itibaren okuduğum, izlediğim ve deneyimlediğim şeyleri bir araya getirmeye çalıştığım bir yazı dizisinin açılış bölümüdür. Akademik dilden ve rijit tez formatından özgürleştirip, “Tekinsiz Kent Araştırmaları” ismiyle tekrar ele alacağım yüksek lisans tezimi, düzenli aralıklarla –ve yeni keşifleri de ekleyerek– Manifold’da paylaşacağım. Merak ve heyecanıma iştirak ettiğiniz için şimdiden teşekkür ederim.

Tekinsizliği, başka türlü kavram/durumlar ya da İstanbul üzerinden tartışmaya açmadan önce kavramın literatürdeki yeri ve araştırma kapsamındaki hareket alanını sizlerle paylaşmak isterim.

“Kentlerle ilişkimiz rüyalarla olduğu gibidir; hayal edilebilen her şey aynı zamanda düşlenebilir, oysa en beklenmedik rüyalar bile bir arzuyu, ya da arzunun tersi, bir korkuyu gizleyen resimli bir bilmecedir. Kentleri de rüyalar gibi arzular veya korkular kurar; söylediklerinin ana hattı gizli, kuralları saçma, verdiği umutlar aldatıcı, her şey, başka bir şeyi gizliyor olsa da.”1

Italo Calvino’nun Görünmez Kentler’indeki, kentleri ve rüyaları kuran arzu ve korkulara dair merakım, Sigmund Freud’un 1919’da literatüre kazandırdığı tekinsizlik [unheimlich] kavramıyla tanışmamı sağladı. Tekinsizlik kavramını ve bu kavramın mekân deneyimindeki yerini araştırmaya başladığım çalışmamda, sıkça anksiyete, evsizlik, yabancılaşma gibi negatif alfabeyle anılan tekinsizliğin potansiyellerini deşmek ise, araştırmaya devam edebilmem için en temel motivasyon kaynağım oldu.

Edgar Allen Poe ve E.T.A. Hoffmann’ın öykülerinde kendine yer bulan tekinsizlik, ilk olarak Hoffman’ın “Der Sandmann” (1816) isimli öyküsünden yola çıkarak Ernst Jentsch tarafından 1906 yılında yayımlanan “Tekinsizin Psikolojisi”2 isimli makalede çalışılır. Jentsch tekinsizliğin entelektüel alandaki belirsizlik olduğunu ileri sürerken, Freud’a göre bu tanım yetersizdir. 1919’da yayımladığı “Das Unheimliche” isimli makalesinde tekinsizlik kavramını yine Hoffmann’ın aynı hikâyesi üzerinden tartışmaya açan Freud, çok da uzun olmayan metninde bu kavramın etimolojik sökümüyle tanıdık olanın yabancılaşması, bastırılmış olanın geri gelmesi, kaygı, ikizlik durumları, mucizevi tesadüflerin rahatsız edici tekrarları gibi pozitif ve negatif tüm yönleriyle daha katmanlı bir tartışma başlatır.3

Almancada tekinsizlik, heim/heimlich kökünden gelir ve heimlich, evi ve güvenli bir alanı tarif eder. Heimlich’in birbiriyle çelişkili olmayan iki farklı anlamı vardır; biri tanıdık, yakın ve güvenli, diğeri ise gizli, saklı tutulmak istenendir. Önüne aldığı olumsuzluk ön eki “un-” ile heimlich, unheimlich’e dönüşür ve yersizlik yurtsuzluk, evsizlik, tanıdık ile yabancı arasındaki gerilim olarak tanımlanabilir. Aslında kelime olumsuzluk eki alarak anlam kazanmış olsa da, heimlich ile unheimlich arasındaki gerilim, tekinsiz hissi var eden ilişkidir.4 Freud, tekinsiz durumları tanıdık olanın –yani evin– aniden kişiye yabancılaşması ya da kişinin yabancı bir ortamda evinden bir parça bulmasıyla açıklar.

Makalesinde “Aşk bir ev özlemidir” [love is longing for home] diyen Freud, vajina ile ev arasında gerilimli bir analoji kurar. Ona göre nevrotik erkeğin vajinaya karşı tekinsiz bir duyumsaması vardır, çünkü aslında vajina bireyin ilk, en eski evi, geldiği yerdir. Bir vajinayla karşılaşan erkek, rüyalarında daha önce bulunduğu bir yeri gören biri gibi “Ben burayı biliyorum”, “Daha önce burada bulunmuştum” hissine kapılır.5 Anthony Vidler ev-rahim analojisi üzerinden sürrealizm ile mimarlık ilişkisini kurar. Vidler’e göre sürrealizm ve mimarlık ne Dali’nin resimlerindeki kitsch’e yaklaşan mekânsallıkta ne de Gaudi’nin art nouveau’sunda gizlidir; ev, tekinsizin yeri olarak, sürrealist çalışmalar için kusursuz bir makinedir.6 Vidler’in de yardımıyla tekinsizlik tartışmasını sürrealizm üzerinden yürütmek kendi adıma kavramın potansiyellerini keşfetmek için zengin bir hareket alanı gibi gözüküyor.

kolaj: Selin Erdemirci

Harikuladenin Tekinsizliği

Andre Breton, “İlk Sürrealist Manifesto”da düşüncenin gerçek sürecini aklın kontrolünden sıyrılmış, estetik ve ahlaki önyargılardan uzak bir şekilde tarif eder ve kişisel / toplumsal özgürleşmenin bilinçdışında yattığını öne sürer.7 Ancak Breton, çağdaşı Freud’un bilinç ve bilinçaltı çalışmalarından yola çıkarak, otomatizmi sürrealizmin temeline alırken söylemleriyle gayet ilişkili olan tekinsizlik kavramını teğet geçer. Bilinçaltının –bilinçdışının– su yüzüne çıkmasıyla ilgilenen sürrealistler Freud’un unheimlich kavramıyla tanışmıyormuş gibi davransalar da Hal Foster Compulsive Beauty isimli kitabında sürrealizm–tekinsizlik ilişkisini ortaya çıkarır. Foster, rüyadaki bilinçaltının ve onun su yüzüne çıkmasının tekinsiz bir duyumsamaya işaret ettiğini öne sürerek, sürrealistlerin sahasına tekinsizliği dahil eder.8 

Tekinsizliği sürrealizm üzerinden daha derinlemesine açabilmek için ‘harikulade’ kavramına değinmek gerekir. Breton, ilk Sürrealist Manifesto’da harikulade9 ve sıradanın diyalektiği üzerine bir tartışma başlatır ve “Harikulade olan her zaman güzeldir, harikulade olan herhangi bir şey güzeldir, aslında sadece harikulade güzeldir” diyerek, gündelik olan ile harikulade arasında muğlak bir ilişki kurar.10 Foster ise harikuladenin tekinsizin ta kendisi olduğunu öne sürer, çünkü harikulade, doğal işleyişte bir kopukluğa, akılcı nedensellikte bir kırılmaya işaret eder. Louis Aragon da harikuladenin elbette bir gerçekliğin reddedilmesinden doğduğunu ve bu reddedişten de yeni bir gerçeklik ortaya çıktığını ekler,11 dolayısıyla, harikulade sürrealistler için gerçeğin hükümsüz kılınmasıyla ilişkilenir; çünkü sürrealizme göre gerçek olan bilinçaltından gelendir ve kendi adıma (Freud ve Foster’ın da desteğini arkama alarak), bilinçaltının su yüzüne çıkmasının tam da tekinsizlik deneyiminin kendisi olduğunu söyleyebilirim. Sürrealistlerin ve ardılı çeşitli avangard toplulukların12 ‘uyanma’ olarak tarif ettiği, gösterilenin ötesindeki ‘gerçek’ olana ulaşmak için özgürleştirdikleri bilinçaltı, tekinsiz tecrübeyi tetiklemektedir. Zygmunt Bauman’a göre, modern birey metropolde hayatta kalabilmek için kente, olaylara ve insanlara mesafelenir ve yabancılaşır.13 Birey, belirli bir kayıtsızlıkla başa çıkabildiği kentteki ‘gerçek’ deneyime –erken avangard toplulukların da desteğini arkama alarak iddia edebilirim ki– gündelik ritmindeki kırılma ve kriz anlarıyla ulaşır. Bireyin gösterilenin ötesindeki ‘gerçek’ gerçekliğe uyanma / ulaşma halindeki duyumsaması ise tekinsiz bir tecrübedir. O halde tekinsizliği mistik, ruhani, endişe, kaygı ya da korku üzerinden değil, ritmin bozulduğu anlarda kişinin deneyimlediği his olarak tarif etmek mümkündür. 

Bu dizinin devamında, Calvino’nun kentlerini kuran arzu ve korkularını, tekinsiz tecrübenin huzursuz ancak kışkırtıcı kollarında ve yanıma 20. yüzyılın başından çağırdığım hayaletleri de alarak İstanbul’da arayacağım. Bir sonraki yazıya kadar gündelik hayatınızda yakalayabildiğiniz tuhaf-tekinsiz anların tadını çıkarabilmeniz dileğiyle, hoşçakalın.

Not: Bu araştırmanın –kişisel heyecanımı da koruyarak– bir akademik metne dönüşmesini mümkün kılan sevgili İpek Akpınar, Ayşe Şentürer ve Erdem Ceylan’a; çalışmayı teslim ettikten sonra yeniden dönüp bakmam ve meraklarımın peşinden gitmem için beni yüreklendiren sevgili Pelin Derviş’e tekrar ve tekrar teşekkür ederim.

1. I. Calvino, Görünmez Kentler, çev. I. Saatçıoğlu, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2011.

2. Orijinal ismi Zur Psychologie des Unheimlichen; İngilizce On The Psychology of The Uncanny.

3. S. Freud, The Uncanny, Londra: Penguin Books, 2003, s. 125.

4. Age, s. 132.

5. Age, s. 151.

6. A. Vidler, Fantezi, “Tekinsizlik ve Sürrealist Mimarlık Kuramları”, der. N. Altınyıldız Artun içinde, Sürrealizm/Mimarlık: Mekân Sanatı, İstanbul: İletişim Yayınları, 2014, s. 101-124.

7. A. Breton, Sürrealist Manifestolar, İstanbul: Altıkırkbeş Yayınları, 2009.

8. H. Foster, Compulsive Beauty. Boston: The MIT Press, 1993.

9. Burada bahsi geçen ‘harikulade’ yani marvelous; Sürrealist Manifesto’nun Altıkırkbeş Yayınları’ndan olan baskısında Yeşim Seber Kafa, Artemis Günebakanlı ve Ayşe Güngör’ün çevirisinde ‘olağanüstü’ olarak, Nur Altınyıldız Artun’un derlediği ve İletişim Yayınları’ndan çıkan Sürrealizm/Mimarlık isimli kitapta ‘harikulade’ olarak Türkçeleştirilmiştir.

10. Breton, age.

11. Foster, age.

12. Harfçi Enternasyonal ve Durumcu Enternasyonal’in durum, saptırma [détournement], sürüklenme [dérive] gibi taktikleriyle.

13. Z. Bauman, Modernity and Ambivalence, Cambridge: Polity Press, 1993.

Andre Breton, harikulade, Italo Calvino, kent, Selin Erdemirci, Sigmund Freud, sürrealizm, şehir, Tekinsiz Kent Araştırmaları, tekinsizlik