Kapadokya, 2019,
fotoğraf:
Ezgi Çiftci, Ceren Hamiloğlu
Branda

Branda, fonksiyonelliği ön plana alınarak tasarlanmış, birçok amaçla kullanılan çoğunlukla akrilik ve polyester malzemeden üretilen bir tür kumaş. Normal şartlar altında, estetik bir dert edinmeden, hava koşullarından korunma amacıyla denizcilikte ve lojistik sektörde kullanılan branda, Nisan 2019’da bir çalıştay* sebebiyle Kapadokya’da bulunduğumuz süre boyunca sıklıkla kullanıldığı gözlemlenebilen ve bu kullanımın ne anlama gelebileceğine dair düşündüren bir malzeme.

Bölgedeki kullanımının da gösterdiği gibi, branda hayli pratik ve işlevsel bir malzeme. Kapadokya’da teknik ekipmanın korunmasında ya da hava koşullarının yaratabileceği olumsuz etkilere karşı çatılarda kullanılıyor. Hiçbir estetik kaygı gütmeden, spesifik bir amaca hizmet etmek üzere, kolay erişilebilen, ucuz, esnek, dayanıklı ve kullanışlı bir malzeme olması sebebiyle olsa gerek, Kapadokya’da gezdiğimiz hemen her yerde bu malzemeye rastladık. Tam da bu sebeple branda, Kapadokya’nın ‘doğa’sından olmayıp, Kapadokya’yı yansıtan öğelerden biri.

Brandanın bu bölgede bu kadar dikkat çekici olmasının en önemli sebebi renk, doku ve malzeme olarak bulunduğu bağlam içerisinde çok kolay seçilebiliyor oluşu. Aslında mavi, kırmızı, sarı ve beyaz olmak üzere temel birkaç renkte ve farklı dokularda bulunabilmesine rağmen Kapadokya’da kullanılanların hepsi plastik ve mavi renkte. Böylece toprak tonlarının ve organik formların hâkim olduğu bu coğrafyada daha da fark edilir hâle geliyor. Yarattığı bu görsel tezat aslında Kapadokya’nın barındırdığı birçok çelişkili ya da yan yana durumun sembolik bir ifadesi gibi.

Çalıştay boyunca sürekli üzerinde durulmasının yanında, kişisel gözlemlerden de kolayca edinilebilecek bir izlenimle Kapadokya, turizm sektörünün yön verdiği, domestik hayatın çok gerilediği, konut olarak kullanımın azalmasıyla bakımının, korunmasının ve sürdürülmesinin hassas hâle geldiği bir bölge. Brandanın kullanımı ise, az da olsa devam etmekte olan konut yaşantısının ve gündelik hayatın bir imleyicisi olarak, turistik amaçlı yapıların steril ve tasarlanmış görüntüsüne karşı, kalıcı yaşantının ve ticari olmayan etkinliklerin gerçekleştiği mekânları işaretliyor. Bu anlamda, yerine özgü ve orada yaşayanların bıraktıkları izleri yansıtıyor.

Bu durum, çalıştayın ana konularından biri olan koruma ve yenileme pratikleri bağlamında da düşündürücü: Kapadokya’nın yerel mimari dokusu söz konusu olduğunda branda gibi bir malzemenin önemi nedir? Gündelik hayat ve koruma pratiği arasında nasıl bir ilişki var? Ucuz, yeni ve eklentinin bir temsili olarak branda gibi malzemeler, ekler veya müdahaleler koruma yaklaşımı içerisinde nasıl ele alınabilir? Branda gündelik hayat pratikleri dışında güçlü bir estetik öğe olarak korumaya değer bir katman olabilir mi?

Branda, malzeme, renk ve tarihsel anlamda, doğrudan bağlamı içinden doğan bir şey değil gibi gözükse de, biz onu tam da bağlamına dair birçok ipucu veren bir şey olarak görmeyi seçtik. Branda, turistik olanın yanında yereli, tarihsel, eski ve değerli olanın yanında geçici ve ucuz olanı, arazide yapılan büyük ölçekli ticari müdahalelerin yanında küçük ölçekli kullanıcı müdahalelerini, turizmin geçiciliği yanında hâlâ devam eden gündelik hayatı okumak için kullanılabilecek bir kavramsal araç potansiyeli taşıyordu.

{fotoğraflar: Kapadokya, 2019, Ezgi Çiftci, Ceren Hamiloğlu}

* Bu proje, 6–12 Nisan tarihleri arasında École Nationale Supérieure d'Architecture (Lyon), Università degli Studi della Basilicata (Matera), Kapadokya Üniversitesi ve Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nin ortak düzenlediği “Kapadokya’da Koruma ve Vernaküler Mimarlık” çalıştayı için üretilmiştir.

atölye çalışması, branda, Ceren Hamiloğlu, Ezgi Çiftci