Mayıs
Deniz Başar’ın Onagöre’den çıkan ilk şiir kitabı Tsunami’yle bir bahar akşamı tanıştım. Belki baharımsı da diyebiliriz. Emin olamıyorum çünkü, baharda mıydık, yoksa hava daha çok kışa ya da daha çok yaza mı yakındı? Mevsimlerin muğlaklaştığı zamanlardayız.
Eskiden mayısları sevmezdim ben. Yazdan önceki sıkıcı uzatmalar derdim kendi kendime. Gerçi yazı da pek sevmem. Ancak istediğim bir boşluk olmalı o zamanlar. Yani okulumun olduğu zamanlar. Artık yaz olmasının pek bir manası yok. Yani dokuz-altı çalışmaya başladığımdan beri. Ama şimdi mayısları seviyorum. Zamanın bu kadar hızla aktığı günlerde mayıs geçişte kalmak gibi.
Tsunami
Tsunami’yle tanışmam öyle büyülü bir an, tesadüfi bir karşılaşma değil. Bile isteye gittiğim mahallemin kitapçısı olarak gördüğüm Frankeştayn’daki bir buluşmada dinledim “Helak”la başlayan, “Bitmeyen Şiir”le son bulan bu kitaptaki bazı şiirleri. Bilenler bilir, kalabalık etkinliklerden oldum olası kaçmışımdır, çünkü kendime kalabalıklarda yer bulamam. Belki de bu kitabın büyüsü bundandır: Kendime rağmen orada olmak istemem. Şimdi belki biraz ayıplarsınız beni; etkinliğe giderken ne yazar ne de yazdıkları hakkında bir fikrim vardı. Cebimde ise Onagöre, Frankeştayn Kitabevi ve şiir vardı. Bunlara güvenerek orada olmak istedim. Herkesi kucaklayan bir akşam oldu diyebilirim. Böyle olunca ben de kalabalığın endişesini bir kenara bırakıp şiirlere kendimi kaptırabildim. Hâlâ bazı şiirleri orada okuyanların sesiyle, tonuyla, ritmiyle okuyorum.
Tsunami’deki şiirler tek bir sesten yazılmış gibi. Ve bu ses sanki bir yolcuğa çıkarıyor bizi, çocukluğundan yakın geçmişine doğru. Bu sesin bir derdi var ya da dertleri. Sınırlarla, cinsiyetlerle, eşitsizliklerle, inançlarla, örflerle, âdetlerle. Ve bu ses kesinlikle sözünü sakınmıyor.
Zaman zaman çocukluğunu alıyor karşısına ve şöyle diyor ona: “Evladım, hayal ettiğin gibi olmadı hiçbir şey (…)”.1 Sonra konu ergenliğe geliyor:
Hiç utanmıyorum hâlâ bak
Şiirde en büyük küfür
sayılan bu kelimeyi kullanırken:
Ergen.2
Oradan da şiir yazdığı zamanlara. Deniz Başar’ın dizelerinde, şiirlerini nasıl yazdığının ipuçlarına rastlamak mümkün. Ya da şöyle demek daha doğru olacak, dizeleri okurken sanki Deniz Başar’ın şiir yazdığı anlara ışınlanıyoruz. Kaleminden çıkan her bir kelimeye ve kendi şiiri hakkındaki düşüncelerine biz de tanıklık ediyoruz:
Şiirlerim de hiç meyhanede okunacak denli içli
değil zaten
Meyhane şiiri çay gibi rakı gibi iyi demlenmiş olmalı
Benimkisi hep kaçta göçte sürgünde
Hiçbir şey demlenmiyor yoldayken haliyle
Sallama çay gibi azıcık eksik tatsız çokça yamuk
Bir şeylere ters düşüyor demlenmenin ruh haline demek
şiirimde
Herkes kendi meşrebince zamanına yenik düşer
Benimkisi de yol yorgunu dil yorgunu kavga eskisi3
(İstanbul: Onagöre, 2025)
Elek
Kitap ele avuca sığan boyuyla hemencecik içine alıveriyor sizi. Ve bazen sesler karışmaya başlıyor. Ses, zaman zaman kendi sesim oluveriyor.
Ayşe teyze beni yakalarsa
Popoma vurup eve götürecek
Anneme kızacak
Bu kızı böyle salmayın artık
Diye söylenecek4
Ah o Ayşe teyzeler! Sürekli izler, sürekli konuşurlar! Başınızın etini yerler. Belki önce büyük büyük annenizin, sonra büyük annenizin, sonra anneannenizin, sonra annenizin, sonra sizin. Ve tüm o sesler –nesiller boyu biriken– alt üst oluyor, karıştıkça karışıyor. Siz izin verdikçe ve sustukça, karışıyor da karışıyor. Her şeyi sürekli en çok bilen, susmayan, sürekli çığlık atan, sürekli acelesi olan, koşan, yaramaz bir çocuk gibi ısrar etmekte bıkmayan, kimi sürekli kavga eden, kimi kıyıda köşede kalmış bir mıymıy, kimi yüreklendiren, kimi eleştiren. Şimdi elimde bir elek olsa, üstüme karabasan gibi çöken, en çok da beni susturan, görmezden gelen sesleri ayıklayabilsem.
Eylül
Bu yazı yayımlanırken yine bir geçiş mevsiminde olacağız: Eylül. Biliyorum içimde bir coşku olacak. İlk ayazı ve ilk karı beklemenin heyecanı. “Beklemede olmanın da kıymeti var” diyorum kendi kendime. Çünkü “o da gelsin”den “bu da geçsin”e kaptırınca insan kendini o da geliyor ve bu da geçiyor.
{fotoğraflar: Dilara Ulu}1. Deniz Başar, Tsunami (İstanbul: Onagöre, 2025), 19.
2. Age, 15.
3. Age, 61.
4. Age, 24.