Yeni Dünyanın
Yeni Müziği: K-Pop

K-Pop, son yıllarda genç neslin dikkatini çeken ve kendinden bir hayli söz ettiren ‘yeni’ bir müzik türü olan Güney Kore popüler müziği. Dünyada kendine yer edinmeyi başarmış, milyonlarca kişiden oluşan bir hayran kitlesine sahip bu müziğin tarihinde geçirdiği evrimler, aldığı eleştiriler, siyasi ve sosyal platformlardaki yeri onu bildiğimiz pop müzikten ayırır. Görsel şovları ve müzikleriyle insanları eğlendiren bir tür olarak yükselişini sürdürmekte.

“Bildiğimiz pop değil, bu Güney Kore’den yeni, çağdaş ve ticari bir müzik; Facebook, Twitter ve YouTube gibi siteler sayesinde, Asya’da Amerika’da ve şimdi de Avrupa’da binlerce gencin dikkatini çeken bir tür.”1 Victoria Stewart’ın da bahsettiği gibi K-Pop, bildiğimiz pop müziğin dışında ama bir o kadar da içinde, ondan beslenerek ve kendini farklı kültürler ile harmanlayarak adeta bir evrim geçirmiş, karşımıza yepyeni bir tür olarak ortaya çıkmıştır. Bir bakıma Asya’nın geleneksel melodileri ile Batı’nın R&B, rock, jazz, hip-hop ve electro benzeri müzik türlerinin aynı potada eritilerek Kore’de özgün bir müziğin yaratılmasıdır diyebiliriz, K-Pop için.

K-Pop, Güney Kore ile özdeşleşmiş bir müzik türü, dolayısıyla Güney Kore ile Kuzey Kore’nin birbirinden ayrılma süreci bu müziğin ortaya çıkıp gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Kore Savaşı sonrası Amerikan askerleri ülke içerisinde tekrar oluşabilecek ani bir askeri veya sivil hareketlenmeye karşı hızlı müdahalede bulunabilmek için belli bir süre daha Güney Kore’de varlıklarını devam ettirmişlerdir ve bu süre içerisinde Güney Kore ile ABD arasında kültürel etkileşimler filizlenmiştir. Bu etkileşimde önemli rol oynayan United Service Organizations’ın (USO), ülkeye kendi askerlerini eğlendirebilmek için Marilyn Monroe, Nat King Cole, Louis Armstrong gibi ünlü Amerikan performans sanatçılarını göndermesiyle Güney Kore pop kültürünün Batı pop kültüründen etkilenme süreci başlamıştır.2

Marilyn Monroe sahnede,
USO organizasyonu, Kore, 1954,
kaynak: Wikimedia Commons

K-Pop’un ilk ürünleri popüler Kore müziklerinin Amerikan pop modeliyle yeniden derlenerek piyasaya sürülmesiyle oluşmaya başlamıştır. Şarkılar blues, jazz, rock ‘n’ roll gibi türlerin etkisinde revize edilmiş ve sonrasında bu tarz müzikler ülkenin benimsediği yeni bir modeli oluşturmuştur. 60’ların getirdiği The Beatles etkisi ile Add4 gibi rock gruplarının ilk örnekleri oluşmuş, rock müzik yarışmaları düzenlenmiştir. (s. 51–4) Amerika’da boy göstermiş olan ve barış, sevgi ve özgürlüğü savunan gençlik hareketi hippie akımının, 70’lerde Kore gençleri tarafından benimsenmesiyle bir gençlik kültürü akımı doğmuştur. Bu akım sadece müzik tarzı olarak değil, giyim, yaşayış ve aynı zamanda yeni ve özgür bir dünya görüşünü temsil eder. Kendi yerel kültürleriyle harmanlanmış ve Amerikan örneğinde de görüldüğü gibi uzun saçlar, kot pantolonlar ve akustik gitarlarla Güney Kore’de uzun süre etkisini göstermiştir. (s. 54–9)

Güney Kore’de 1970’leri tanımlayan
General Park Chung-hee diktatörlüğü döneminde Seul sokaklarında
saç uzunluğu kontrolü, kaynak: ROK ON!

80’lerde, folk ezgilerin şiirlerden alınmış sözlerle birleştiği baladlar popülerdi. (s. 60–2) 90’lar K-Pop kültürü için adeta yeni bir çağın başlangıcıdır. Bu zamana kadar kendini sadece müzik alanında geliştiren K-Pop, bu dönemde bir kademe daha atlayarak müziğin yanında sahne şovları ve kendine has dans koreografileriyle bu döneme damgasını vurmuştur. Dünyaya yayılan hip-hop ve beatbox dalgası kendini Güney Kore’de de gösterir. Türün en önemli temsilcileri, MBC isimli bir Güney Kore kanalının düzenlediği yetenek yarışmasında sonuncu olan Seo Taiji & Boys’tur. İlginç bir şekilde, sonuncu olmalarına rağmen kitleler tarafından benimsenen bu yeni grup K-Pop tarihinde bir dönüm noktasına imza atmıştır. (s. 63–6)

Yeni devrin kurucuları: Seo Taiji & Boys, kaynak: moonROK

2000’li yıllar K-Pop’un Doğu Asya müzik listelerine egemen olduğu, sanatçıların farklı dillerde albümler çıkartarak çeşitli kültürlerle daha yakın bir imaj çizdikleri yıllardır. Örneğin BoA adlı sanatçının Listen to My Heart albümü Japonya listelerinde birinci sıraya yükselmiştir. (s. 76)

Teknolojinin gelişmesi ve internetin hayatımıza girmesiyle tüm dünyayı yavaş yavaş etkisi altına almaya başlayan sosyal medya, K-Pop’un kendini tüm dünyaya tanıtması için çok büyük bir imkân doğurdu. 21. yüzyılda farklı ülkelerde Güney Kore kültürünün popülerleşmesi Hallyu [Korean Wave] olarak adlandırılır. Artık daha büyük kitlelere seslenen ve insanların kolaylıkla ulaşabildiği popüler bir kültür hâline gelen Kore dalgası, dünya çapında kendine ait bir hayran grubu oluşturmuştur. Bunun en büyük örneği 2012 yılına damgasını vuran, bütün dünya müzik listelerinde haftalarca başı çeken, dansı ve müziğiyle piyasaları altüst eden, tam anlamıyla tüm dünyaya K-Pop’u duyurmayı başaran ve YouTube’da bir milyar görüntülenmeye ulaşan ilk video klip olan PSY’ın efsanevi şarkısı “Gangnam Style”dır. Şu anki güncel YouTube verilerine göre görüntülenme sayısı 2.8 milyara ulaşmıştır.

PSY’ın akıllara kazınan şarkısı
“Gangnam Style”ın sahnedeki performanslarından biri, Seul (CC BY 2.0), kaynak: Korea.net /
Korean Culture and Information Service

Ardı ardına gelen sayısız başarılar Güney Kore hükümetinin K-Pop’u sadece bir müzik türü olarak değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel bir öğe olarak ele almasına, bu sebeple eğlence ve kültür bakanlığına büyük yatırımlar yapmasına sebep olmuştur. K-Pop eğlenceden ibaret değil, ülke için bir gelir ve reklam kaynağı olmuştur.3

K-Pop dünyaya açıldıkça İngilizce kelimeler şarkılarda çoğalmış ve hatta bazı şarkılar tamamen İngilizce yazılmaya başlanmıştır. Kimileri bu durumun K-Pop için evrensel bir tür olma şansı doğurduğunu savunurken kimileri de kültürlerini unutmalarından ve dillerinin yozlaşmasından korktuğu için buna karşı çıkmıştır.4

90’ların sonuna kadar Güney Kore’de müzik alanında çalışabilecek profesyoneller çok azdı. Amerika’da öğrenim görmüş Lee Soo-Man bu durumu ‘yeteneği klonlayarak’ değiştirmiş, SM Entertainment adlı eğlence şirketini kurarak sanatçı yetiştirme işini endüstrileştirmiştir. Lee Soo-Man’ın bu hareketiyle JYP Entertainment gibi farklı eğlence şirketleri kurulmuş, kurulan bu eğlence şirketleri aynı yöntemi benimseyerek günümüzdeki ‘idol fabrikaları’nın kökenini oluşturmuştur.

Gittikçe ön plana çıkan eğlence şirketleri, günümüze kadar olan süreçte etkisini giderek artırmıştır. Bu şirketlerin amacı piyasaya sürdükleri sanatçıların temsilciliğini yapmak, bir bakıma menajerlik görevlerini üstlenmektir; sanatçıların müzik, dans, şan gibi eğitimlerini, pazarlama stratejilerini, toplumsal ilişkilerini, finansal durumlarını, sosyal medya aktivitelerini yönetir ve yönlendirirler. Günümüzdeki en tanınmış Güney Kore eğlence şirketleri BIG 3 [üç büyükler] olarak adlandırılan SM Entertainment, YG Entertainment ve JYP Entertainment olarak bilinir.

Eğlence dünyasına giriş yapabilmek için şirketlerin her sene belirli zamanlarda düzenlediği yetenek yarışmalarına katılmak ve bu yarışmalarda jürinin beğenisini toplamak gerekir. Yarışmacılar yeteneklerini başarılı bir şekilde sergiledikleri takdirde jürinin de onayıyla yarışmasına katıldıkları eğlence şirketinin stajyeri, kendi tanımları ile trainee, olmaya hak kazanırlar.

Eğlence şirketlerinin stajyerlere imzalamaları için sunduğu kontratın içerdiği şartlar, hem Güney Kore hükümeti hem de diğer dünya devletleri tarafından büyük tepki toplamıştır. Bunun sebebi, bu kontratların stajyerlerin ve sanatçıların ağır şartlar altında çalıştırılmasına neden olan maddeler içermesidir. BBC bu kontratları “kölelik kontratları” olarak nitelemiştir. Herhangi bir yaş sınırı olmayan stajyerlikte; genç yaştaki stajyerlerin eğitimlere, sanatçıların da performanslarına çoğu zaman uykusuz ve yorgun olarak katılmaları hem sağlık sorunlarına hem de aldıkları eğitimin verimsizleşmesine neden olmuştur. Bu nedenle, Fair Trade Commission [Adil Ticaret Komisyonu] daha önce yapılmış ve bundan sonra yapılacak olan bütün kontratlara yeni bir düzenleme getirmiştir.

Trainee sistemi, SM Entertainment’ın kurucusu olan Lee Soo-Man tarafından oluşturulmuş ve diğer şirketler tarafından da benimsenmiştir. Stajyerlerin çok yoğun bir eğitim sürecinden geçtiği, stajın ne zaman sona ereceğinin belli olmadığı, seneler süren veya kısa bir sürede sonlanan bu eğitimler türünün ilk örneğidir. The Verge bu sistemi “ekstrem sanatçı yönetim sistemi” olarak yorumlamıştır. Bu eğitimlerin önde gelenleri; şan dersleri, konserlerde ve video kliplerde ön plana çıkan görselliği arttırabilmek için geliştirilen dans dersleri ve spor eğitimleri, farklı ülkelerin müzik listelerinde onlara hitap edebilmek için İngilizce, Mandarin ve Japonca gibi yabancı dil eğitimleridir. Bu eğitimleri yeterli ve verimli bir şekilde tamamladığı düşünülen stajyerler, şirket tarafından verilen kararla piyasaya çıkış yapabilmeye hak kazanırlar.

Trainee eğitimi,
kaynak: Scribere Jatinangor

Çıkış yapan sanatçılar tanıtımlar, reklamlar, yarışmalar ve etkinliklere katılırlar. Bu tanıtımlar, daha geniş bir kitleye ulaşabilmek amacıyla genel olarak sosyal medya üzerinden yayınlanan video klipler ve reklamlardır. Her grubun ve sanatçının çıkış sürecinde ve sonrasında hazırladıkları şovlar için seçtikleri belli başlı konseptler vardır. Bu konseptler; “öğrenciler”, “şirin kızlar”, “asi erkekler”, “savaş” gibi temalar içerir. Her albümün, seçilen konsepti tanıtan bir ana şarkısı ve videosu vardır. Şarkının sözleri, videoda kullanılan kostümler ve dekorasyon, hazırlanan koreografi ve dans şovları bu temayı bir bütün olarak ele alır.

EXO grubunun Ex'Act (2106) albümü için konsept afişi, kaynak: Last.fm
“Monster”, Ex'Act, EXO, 2016

Başarılı bir çıkışın ardından adından söz ettiren gruplar ve sanatçılar popülaritelerini artırmak ve kariyerlerinde yükselişe devam etmek için çalışmalarını hızlandırırlar. Her sene üç ila dört şarkıdan oluşan bir mini album ve sekiz ila on şarkıdan oluşan bir full album piyasaya sürerler. Hayran kitleleri büyüdükçe, konserlerini stadyum ve büyük konser mekânlarında vermeye başlarlar. Şirketler, bu büyümeyle doğru orantılı artan hayran sayısını kazanca çevirme fırsatı yakalar. Bunu da fanbase’ler, yani resmi hayran grupları kurarak, hayranları bir çatı altında toplayarak yaparlar. Aslında fanbase’lerin amacı bir araya getirdikleri hayran kitlelerini şirketlerin düzenledikleri hayran etkinlikleriyle tüketime yönlendirmektir. Tüketimden kasıt, şirketlerin yarattığı müzik gruplarını temsil eden hediyelik eşyalar, kıyafetler, imzalı fotoğraflar ve lightstick adı verilen —konserlerde hayranların ellerinde sıkça rastlanan— logolu ve ışıklı çubukları bu etkinliklerde ve kurumsal satış noktalarında satmalarıdır. Bu ürünlerin rağbet görmesi için, şirketler akıllara durgunluk veren satış stratejileri geliştirmişlerdir.

EXO konserinde lightstick’ler
Grup üyelerinin imzaladığı tişörtler, kaynak: Carousell

Şirketin düzenlediği etkinliklerin dışında, hayran kitleleri kendi aralarında da etkinlikler düzenler. Bu etkinlikler sevdikleri grubun en beğendikleri üyesinin, bias’larının, doğum gününü kutlamak gibi ilginç örnekler içerir. Doğum günü kutlamalarında bir hafta önceden otobüsler, tren istasyonları, billboardlar, dev ekranlar —ülke gözetmeksizin— sanatçının resimleriyle donatılır. Onlar için pahalı hediyeler alır ve menajerleri aracılığıyla sanatçıya iletirler. Bunun dışında, yardıma ihtiyacı olan insanlar için sanatçılar adına pirinç dağıtma, derneklere bağışta bulunma gibi hayır işlerinde bulunurlar. Fakat bazı sınır tanımayan hayranlar, hayranlıktan öte duruma geçer ve sasaeng fan olarak adlandırılırlar: Bu obsesif hayranlar, sanatçıların özel hayatına müdahalede bulunur.

6 Mayıs 2015, Byun Baek Hyun'un
23. yaş günü kutlamalarında
fan birliğinin otobüsü Konkuk Üniversitesi’nde,
kaynak: Just Me Wandering Around

Günümüzün önemli fenomenlerinden biri olan K-Pop’un ilk adımları Kore Savaşı ile atılmış ve zaman içinde farklı kültürlerin ve değerlerin etkisiyle yoğrularak Güney Kore’nin popüler müziği kendi özgün tarzını oluşturmuş ve bunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. Bu müzik piyasasının temel yapı taşı, eğlence şirketi adında seri sanatçı üretim merkezleridir. Bu şirketlerin katı kurallar çerçevesinde birbirinin aynı yeteneklere sahip sanatçılar yetiştirmesi, onları tam anlamıyla köle gibi pazarlayarak piyasaya sürmesi ve onlar üzerinden büyük kâr sağlamaları K-Pop’un acı gerçeğidir. Sanatçıların yaşam koşullarının kötülüğü ve imzalanan kontratların acımasız koşulları, her ne kadar sanatçıyı korumaya yönelik yasalar ile kontrol altında tutulsa da hâlâ üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Öte yandan, bu zorlu çalışma düzeni K-Pop’un diğer müzik türlerinden ayrışmasını sağlayan önemli bir faktör olduğundan sistemin tamamen terk edilmesi mümkün gözükmemektedir. Üzerinden kâr edilenler sadece sanatçılar değil, aynı zamanda onları örnek alan ve destekleyen hayran kitleleridir. Şirketlerin gelir kaynağının büyük bölümünü oluşturan unsurlardan biri de hayranların önlenemeyen tüketim çılgınlığıdır. Şirketlerin ilginç satış stratejileri geliştirerek onları sürekli satın almaya yönlendirmesi ve her konuda onları manipüle edebilmesi durumun ürkütücü bir boyuta geldiğinin kanıtıdır. Yönlendirildiğinin farkında olmayan bu gençler sistemin kölesi oldukları izlenimini uyandırsalar da, esas yönlendirmenin farkında olup da onu kabullenenler geleceğin kimlerin elinde olduğunu bize sorgulatıyor.

1. Victoria Stewart, “London is Going K-Pop Crazy”, London Evening Standard, 3 Ekim 2011.

2. Yoon-mi Kim & Haeoe Hongbowŏn, K-POP A New Force in Pop Music, Korean Culture and Information Service South Korea, 2011., s. 49–50. Bundan sonra parantez içindeki sayfa numaraları bu kitaba aittir.

3. Shim Doobo, “Hybridity and the Rise of Korean Popular Culture in Asia”, Media, Culture & Society, vol. 28 (1), 2006, s. 35.

4. Dal Yong Jin & Woongjae Ryoo, “Critical Interpretation of Hybrid K-Pop; The Global-Local Paradigm of English Mixing in Lyrics”, Popular Music and Society, vol. 37 (2), 2012, s. 119

Bu metin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, History of Urban Image dersi kapsamında üretilmiştir.

Ali Kayışlı, K-Pop, Kore (Kuzey ve/veya Güney), müzik, popüler kültür, Şeyma Nur Özkan