Tasarım Bienali Seyir Defteri
Peirce Göstergebilimi
4. İstanbul
Tasarım Bienali’ni
Daha İyi Anlamama
Nasıl Aracı Oldu?

Bir itirafla başlamam lazım. Üç aydır 4. İstanbul Tasarım Bienali’nin editoryal koordinatörü olarak çalışıyorum, ancak bu yılın temasını henüz tam da anladığımı söyleyemem. Okullar Okulu adını taşıyan 4. İstanbul Tasarım Bienali, “okullar” adıyla sunulan eğitim modellerinden oluşan sergileri ve bu okulların teorik çerçevesi “öğrenici” olarak oturtulmuş katılımcılarıyla tasarım eğitiminin geleneksel yöntemlerini sorgulamayı hedefliyor. Öğrenicilerden projelere etkin şekilde katılmaları bekleniyor. Dolayısıyla geleneksel anlamda son ürünü ortaya çıkaran tasarımcıdan da, sergiyi ziyaret edecek seyirciden de farklı bir konumdalar. Bu durumda insanın aklına birkaç soru geliyor. Yaratarak öğrenilebilir mi? Bir başkasının yarattığı bir şeyden ne öğrenilebilir? Bir yaratıcı, bir öğreniciden ne öğrenebilir? Son günlerde bu soruları ve genel anlamda temayı yavaş yavaş anlamaya başladığımı hissediyorum. Buna da popüler bir görsel ve eleştirel teori, göstergebilim aracı oldu.

Tartışmayı başlatmak için aşağı yukarı aynı dönemde dünyanın iki farklı noktasında sundukları teorik katkılarla alanın önde gelen isimleri olmayı başaran Ferdinand de Saussure ve Charles Sanders Peirce’a başvuralım.1 Saussure ‘gösteren’in ‘gösterilen’e referansta bulunduğu, bağlama göre değişme potansiyeli taşıyan anlamın gelişigüzelliğini vurgulayan bir ikili yaklaşım sunuyor. Peirce bunları ‘nesne’ ve ‘representamen’2 olarak adlandırırken denkleme bir de üçüncü bir katmanı, göstergenin okur ya da seyircinin zihnindeki çevirisini ifade eden ‘yorumlayan’ı [interpretant] katıyor. 2017’de yayımlanan “The semiotics of landscape design communication: towards a critical visual research approach in landscape architecture” [Peyzaj tasarımı iletişiminin göstergebilimi: peyzaj mimarisinde eleştirel bir görsel araştırma yaklaşımına doğru] başlıklı makalelerinde Raaphorst, Duchhart, van der Knaap, Roeleveld ve van den Brink, peyzaj mimarisi örneği üzerinden tasarımda etkili olan sürecin ve anlamlandırılma biçiminin açıklanması için olası bir yol olarak bu teorilere başvuruyor. Makale, Peirce göstergebiliminin, ‘yananlam’ [connotation] kavramını sunmasıyla farklı açıklamalara olanak sağladığını, alanın geleneksel yaklaşımlardan uzaklaşmasına aracı olduğunu iddia ediyor. Peyzaj temsiline dair yaptıkları tanım da hayli kapsayıcı, resimden edebi düzyazıya, kültürlü bir çevreye kadar uzanıyor.

Tasarım ve görsel araştırmalar arasında gerçekten de anlamı kovalamak ve şekillendirmenin yanı sıra anlamın ve kimliğin nasıl yansıtıldığının açıklanması için kullanılabilecek bir ilişki var gibi görünüyor. Eğer bir göstergenin anlamı, Derrida’nın différance kavramının vurguladığı gibi bir diğer anlamdan etkilenene kadar erteleniyorsa, tasarım süreci herhangi bir sorunun cevabından ziyade doğrudan bir soru gibi görülebilir. Yaratıcı süreç de belki bilgi yaratmak ya da mutlak hakikati yansıtacak bir iddiada bulunmakla değil, bilgiyle hakikat arasındaki ilişkinin süreç boyunca nasıl kurulduğunu öğrenmekle ilgilidir.

“Eğer peyzaj planlaması ve tasarım sürecini bir gösterge sistemi olarak düşünürsek, bir imgenin anlamının yaratılması zamanda belirli bir anda değil, daha ziyade o zamanın içindeki bir ‘aracılık süreci’ sırasında gerçekleşir. Bu imgelerin yorumları da değişen bağlamdan etkilenerek değişecektir. Sonuç olarak imgeler, tasarım sürecinin farklı aşamalarında, farklı sosyal gruplar içerisinde birçok sosyopolitik rol edinir. […] Sosyal göstergebilim, böylelikle peyzaj tasarımı simulakrumunun devinimi esnasındaki farklı aşamaları yorumlayarak görsel söylem analizini tamamlar.” (Raaphorst vd., 2017, s. 129)

Peirce’ın terminolojisini kullanan Raaphorst vd., tasarımcının zihninde hayal edilen tasarımdan ‘nesne’, onun görsel temsilinden ‘representamen’, sürecin farklı katılımcılarının tasarıma kendi açıklamalarını getirmelerinden ise ‘yorumlayan’ olarak bahsediyor. Buna ek olarak Gillian Rose’un ortaya attığı üç anlam alanına, üretim, imge ve seyir alanına değiniyorlar. Bir öğrenicinin yerini tespit etmeye çalıştığımızda ise bu yaklaşım fazla geleneksel kalıyor. Rose, yaratıcı ve imgenin yanı sıra yalnızca seyirciden bahsederken Raaphorst vd.’nin getirdiği ayrım, Peirce’ın terminolojisine değinse de tasarımcı ve seyirci dışında bir aktör tahayyül edilmediği için daha çok Saussurecü bir yaklaşımı andırıyor. Tasarım hayal ediliyor (gösteren) ve yaratılıyor (gösterilen). Seyircinin zihnindeki çeviri bir ‘yorumlayan’ örneği teşkil etse de Peirce’ın terminolojisine yalnızca ürün ortaya çıktıktan sonra başvuruluyor. Böylelikle öğrenicinin oyun alanı göz ardı ediliyor.

Eğer üretim bir süreç olarak ele alınırsa öğrenici, hem görsel imgenin yaratılma sürecini temsil eden bir ‘representamen’ hem de tasarımı çözümleyecek bir katılımcı olarak ‘yorumlayan’ işlevi görebilir. Bu tür birbiri içine geçen yaklaşımlar, güncel tasarım eğitimi ve uygulaması için daha kapsayıcı yöntemlere erişmemizi sağlayabilir. Yukarıda bahsedildiği gibi ‘yananlam’, kavramların kitabi tanımlarından uzak bir düşünce sahasına imkân tanıyor. Dolayısıyla tasarımın sonunda ortaya çıkan ürün, bilginin kendisinden ziyade bilgiye giden yoldaki sürece işaret eden bir basamak olarak görülebilir.

Biraz daha açıklamak için Baudrillard’ın alana kattıklarına bakalım. Baudrillard tasarım etrafındaki tartışmanın nasıl kurulduğuna odaklanırken fiziksel gerçeklikten hareket eden mimariyle görsel temsiller üzerinden tartışılan tasarımlar arasındaki çelişkiye parmak basıyor. İmgelemin sosyopolitik statüsünden bahseden Raaphorst vd., sözü dünyayı olduğu gibi temsil ettiği varsayılsa da gerçekliği bozmak üzere kullanılabilen haritalara getiriyor. Okullar Okulu’nun orijinal temalarından biri de “Haritalar ve Ölçüler”di, tema metnindeki açıklaması da Baudrillard’a doğrudan referansla başlıyordu: “Dijital teknolojilerin yarattığı hipergerçekçilik her yere nüfuz eder hâle geldi. Yine de artık haritanın arazi demek olmadığının her zamankinden daha fazla farkındayız.” Son aşamasında tasarım, karşımıza yalnızca bir temsil olarak çıkıyor ve gerçekliğe referans vermiyor. Seyircilerin zihinleri de tartışmanın içine dahil edildiğinde yorumlama sonucu ortaya bir katman daha çıkıyor, tasarım ise böyle adlandırabileceğimiz bir şeyin varlığı kesin olmasa da gerçeklikten daha da uzaklaşıyor. Okullar Okulu’nun öğrenicileri, “öğrenmekten öğrenmek” için orada, bu da süreçten öğrenmeye karşılık geliyor. Tasarım bu açıdan gerçekliği (yeniden) üretmektense öğrenmeyi çağrıştırıyor.

Bugün gelinen noktada halen temayı ve tasarlanacak işleri tam anlamıyla kavradığımı söyleyemem. Yine de önemli olanın sürecin kendisi olduğunu (öğrenmekten) öğrendiğimi düşünüyorum. 4. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında sergilenecek işlerin neredeyse hiçbiri henüz tamamlanmış değil, çünkü tasarlama (öğrenme) süreci önümüzdeki aylarda devam edecek. Geleneksel bir bienalin Saussurecü yaklaşımı benimsediğini söylemek mümkün, nesne tasarımcının zihninde hayal ediliyor (gösteren) ve bir ürün biçiminde temsil ediliyor (gösterilen). 4. İstanbul Tasarım Bienali sürecinde etkin olan öğreniciler ise şimdilik görebildiğim kadarıyla yalnızca Peirce’a başvurarak yapılacak bir analizle doldurulabilecek bir boşluğa işaret ediyor. Sürekli ertelenen anlama sürecimden bahsederken başvurmak isteyeceğim bir diğer kavram ise Derrida’nın différance’ı, çünkü böylelikle tasarım sürecini bir bilgi üretimindense öğrenme yöntemi olarak görmek kolaylaşacak, ayrıca konuyu anlamamakla ilgili kendimi daha iyi hissedeceğim.

1. Saussure’ün ortaya attığı terim semiology, Peirce’ınki ise semiotics. Türkçede semiyoloji ve semiyotik gibi karşılıkları da mevcut, ancak göstergebilim sözcüğü yaygın olarak ikisini de kapsayacak şekilde kullanılıyor.

2. “Charles Sanders Peirce’ın Gösterge Kavramı” başlıklı makalesinde Utku Özmakas, “representamen” sözcüğü için temsil, simge, ya da yerini tutma gibi karşılıkların kullanılabileceğini belirtirken terimin Kant’ın Vorstellung kavramıyla eşdeğer bir kullanımı olduğunu vurguluyor.

Can Koçak, Charles Sanders Peirce, göstergebilim, İstanbul Tasarım Bienali, Tasarım Bienali Seyir Defteri, tasarım eğitimi