“Hiçbir Üstâd Böyle Kâr Etmemişdir”
Osmanlı İnşaat Teknolojisi Tarihi

Gülsün Tanyeli’nin Evliya Çelebi’ye atıfla adlandırdığı “Hiçbir Üstâd Böyle Kâr Etmemişdir” Osmanlı İnşaat Teknolojisi Tarihi başlıklı kitabı, 2017 yılının son günlerinde basıldı. Gülsün Tanyeli’nin eseri, Akın Nalça Kitapları serisinin 14. kitabı olarak yayımlandı. Tasarımı Bülent Erkmen tarafından yapılan kitap, 19 × 23 cm boyutlarında, 290 sayfa ve 133 görsel içeriyor. Yapımı BEK Tasarım ve Danışmalık Ltd., İstanbul’daki basımı ise Mas Matbaacılık tarafından gerçekleştirildi.

Onun çalışmalarını bilen ve izleyen herkes, Gülsün’ün Osmanlı inşaat teknolojisi alanında 30 yılı aşkın teori ve pratiğe yönelik birikimini, böyle bir yayınla akademik ortamla paylaşmasını bekliyor ve hatta bunun için ona baskı yapıyordu. Bu kişilerden biri olarak ben de, Osmanlı mimari mirasının çok az çalışılmış ve yorumlanmış, inşa geleneği ve teknoloji tarihine odaklanan bu kitabın çok önemli bir boşluğu dolduracağını; çizdiği çerçeve ile de yeni bir çalışma alanı tanımlayacağını düşünüyorum.

İnşaat teknolojisi inşa etme / yapı yapmayı sağlayan ‘bilgi’ ile birlikte, bu faaliyetin gerçekleştirilmesinde kullanılan ‘araç/gereçler’ bütününden oluşur. Bir yapının tarihi, mimari özellikleri ve bağlamı, o yapıyı tanımlamanın araçları olsalar da, yapıları anlamanın yolu onların inşa teknolojilerini ve bu teknolojinin zaman için nasıl ve hangi gelenekle evrilerek geliştiğini anlamaktan geçiyor. Bu olmadan da yapıları fiziksel nitelikleriyle tanımlayıp, yorumlayabilir ve hatta farklı şekillerde anlamlandırabiliriz. Ancak yapıları teknolojik özellikleriyle birlikte tanımladığımızda, karşımıza bambaşka, karmaşık ancak çoğunlukla rasyoneli arayan geleneksel bilgiye dayalı bir düzen, bir inşa kültürü çıkıyor.

Gülsün Tanyeli’nin kitabı da işte tam da bu nedenle Osmanlı inşaat teknolojisiyle ilgili bugüne kadar yapılan sınırlı sayıdaki çalışmadan farklılaşıyor. Çünkü bu eserde Osmanlı dönemi inşaat teknolojisi bir süreç olarak ele alınıp, yapılardan gelen somut veriler konuya ilişkin özgün birincil arşiv kaynaklarından gelen bilgilerle ilişkilendirilerek, her adımda belgelere ve yere/yapılara dair örneklerle okuyucuya aktarılarak, yorumlanıyor. Bu yaklaşım kitabı daha önceki tekil çalışmalardan farklılaştırarak, bir yandan yazarın Osmanlı inşaat teknolojisine bir bütün olarak bakmasını olanaklı kılarken; diğer yandan da söz konusu teknolojinin 15. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan zaman dilimi içindeki değişiminin / evriminin açıklanmasını sağlıyor.

Bu çerçevede toplamda dört bölümde ele alınan kitabın girişinde Osmanlı mimarlığı üzerinde yapılan çalışmaların geniş kapsamına rağmen, Osmanlı inşaat teknolojisi ve teknoloji tarihi özelindeki çalışmaların sınırlılığına değinilerek; Avrupa’nın mimarlık araştırmalarına altlık oluşturan birikim ve deneyim alanyazındaki kaynaklarla değerlendirilir.

Kitabın ilk bölümü Osmanlı’da anıtsal kâgir inşaat teknolojisini aşamalara ayırarak, bir inşa süreci olarak aktarır. Bölümün girişinde, inşaat sorumlusu mimarın arşından havai teraziye farklı ölçü aletlerini kullanarak arazi ölçümünü nasıl gerçekleştirdiğinden başlayarak, proje (kârname) oluşturulması ve malzeme teminine kadar devam eden inşaat öncesi hazırlık ve süreçleri ayrıntılı olarak tanımlanır. Osmanlı sultanları ile haneden ailesi mensupları ya da üst düzey devlet erkânınca yaptırılan kâgir inşaatta kullanılan taş, mermer, küfeki ve od taşı olarak bilinen farklı malzemelerle birlikte, hayli ayrıntılı şekilde devşirme [spolia] malzemenin ve demirin kullanımı, Osmanlı coğrafyasındaki kaynaklardan teminiyle birlikte tanımlanır. Daha sonra ise bir kagir yapının inşa süreci, temellerden başlayarak, üst yapı ve örtü sistemleri düzeninde kullanılan inşa teknikleri ile birlikte aktarılır. Böylece okuyucunun Osmanlı kâgir geleneğinin en çarpıcı elemanlarının yapısal işlevleri ile birlikte cephelerde okunanın arkasında saklı teknolojiyi anlamasını sağlar.

Demirin yapı teknolojisinde ayırt edici rolü gözetilerek yapılan değerlendirme, kitabın ikinci bölümünde yer alır. Temel olarak dört alt kısımda tanımlanan Osmanlı inşaat teknolojisinin değişim evreleri —1440’den başlayarak 1850 yılına uzanan tarihsel bir perspektifte edinilen deneyimlerle nasıl evrildiği, olgunlaştığı ve daha sonra durağanlaştığı— örneklerle anlatılır.

Kitabın üçüncü ve son bölümünde Tanyeli Osmanlı mimarlığında kullanılan teknik ve pratiklerin özünde tek bir kökene bağlanamayacak bir çeşitliliğe sahip olduğunu, dolayısıyla “çoğulcu bir açıklama” çerçevesiyle değerlendirilebileceğini ifade ederek, antikiteden bu yana devam eden süreklilikler ve süreksizliklere dayanarak ortaklıkları ve farklılıkları ortaya koyuyor. Bunu yaparken de yazar, araştırılması gereken pek çok konuya ve belirsizliğe dikkat çekerek, saptadığı tüm teknolojik özellikleri Osmanlı coğrafyasındaki eski ve çağdaş kültürlerle ilişkilerini irdeleyerek, değerlendirmelerini ortaya koyuyor.

Bu kapsamı ile Gülsün Tanyeli’nin bu kitabı Osmanlı mimari mirasının çok az çalışılmış ve bütünleşik bir bakışla yorumlanmamış kâgir yapı geleneği ve inşaat teknolojisine ilişkin derinlemesine bilgiler vererek, bu yapıları yapısal elemanlarının işlevsel özellikleri, malzemeleri ve tarihsel dönemlere özgü yapma biçimleriyle birlikte anlamamızı sağlarken, onları adeta teknolojik olarak yeniden kurabilmenin de yolunu çiziyor. Öte yandan inşa sürecine yönelik bilimsel bilgiye dayalı ayrıntılara ilişkin yorum ve değerlendirmeleriyle, inşaat teknolojisinin tarihsel evriminin anlaşılmasını ve buna ilişkin soru ve sorunların kavranmasını sağlıyor.

Kitabın tanımladığı soru ve sorunlarla birlikte, arşiv belgeleri ve özgünlüğünü koruyan kültür mirası yapıları anlamaya yönelik Tanyeli’nin geliştirdiği ve örneklediği bütünleşik bakma biçiminin, farklı dönemlere özgü geleneksel inşaat teknolojileri odaklı araştırma alanının geliştirilmesine yönelik çalışmalara model olacağını düşünüyorum. Bu bilgi derinliği ve kapsamıyla Tanyeli’nin bu sıradışı kitabı hiç kuşkusuz, Osmanlı’nın yayıldığı coğrafyada yer alan Osmanlı mimari mirasının daha iyi anlaşılarak, korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılabilecek en temel başvuru kaynağı olacaktır.

{fotoğraflar: Manifold}

Gülsün Tanyeli, kitap, koruma, mimarlık tarihi, Neriman Şahin Güçhan, Osmanlı İnşaat Teknolojisi Tarihi, Osmanlı mimarlığı