Teftiş #1
Cevdet Erek: Davul
Albümü Lansmanı

Bu metni, 2017 yılının son günlerinde yazmayı planlıyordum, kısmet bugüneymiş. Kıymetli okuyucuyu ‘baştan’ uyarmak isterim: Bu kesinlikle objektif yazılmış, akademik bir inceleme yazısı değildir. Katıldığım etkinlikleri belgeleme çabası olarak adlandırabilirim. Deneyimlerimi, duyduklarımı ve sentezlediklerimi aktaracağım.

Sosyal medyanın ağababasında1 ve 2 kimlerin katıldığına bakmadan, bir mesajlaşma uygulaması üzerinden NG ile iletişime geçtim. Birkaç dakika sonra, bundan haberi olmayan, başka bir arkadaşım beni aynı etkinliğe davet etti. Organik olarak büyüyen bir seyirci grubu olmaya başladık.

Konser, yılın en uzun gecesinden bir gün sonra, 22 Aralık’ı 23’üne bağlayan gecede, İstiklal’in son alt-kültür kalelerinden Peyote Nevizade’de gerçekleşti. Beyoğlu’nun misafir nüfus yapısının3 değişmesiyle birlikte, çoğu esnafın, sanat ve eğlence mekânının kepenk kapattığını gözlemledik. Peyote direne direne kazandı. Bu duruşun baki olacağını umuyorum, tebrikler diz boyu.

*** İlk yorumum: Epey yorucu bir konserdi. ***

Konserin makro formunun, Cevdet Erek’in parça adlandırmalarından yola çıkarak, beş adet akıştan oluştuğunu dile getirebilirim.

1. akış sırasında, sahnenin karşısında bulunan koridor duvarının dibindeydim. Yaya trafiğinin bir hayli yoğun olduğu bir alandı. Buna rağmen müzik, dinleyicileri içine almayı başardı. Erek’in icrasında, ilkel bir ritmin çeşitli varyasyonları ve modülasyonları üzerinden şekillenen bir yapı mevcut.

Bir süre sonra, kendimi içeri giren kitlenin sirkülasyonuna bıraktım. Üst katlara da çıkıp farklı konumlardan dinleme fırsatı buldum. Ardından yeniden aşağı indim. Birisi buranın metrobüse benzediğine dair bir şaka yaptı. Arkadaşım ÖCÇ bu şakayı, yıldızlı bir şaka olarak değerlendirdi. Gerçekten “A” kalite bir şakaydı. Ardından itişler, kakışlar, dirsekler, tepikler.

Konserin ücretsiz olması, benim gözümde Erek’in duruşunu ve Peyote’nin tutumunu yücelten bir yaklaşım. Bu arada belirtmek gerekir, bu konser Davul albümünün lansman konseriydi. Konserin epey kalabalık olduğunu bir önceki paragraftan çıkarmak mümkün. Pek fazla tanıdık yüz vardı ve çoğu kişi birbirini direkt tanımasa da, sosyal medya gizli takiplerinden (n.d.4 stalking) birbirlerine aşina olduklarına eminim. Meslektaşım DT’nin bir süredir önümde olduğunu fark etmedim. Göz göze gelince eliyle ağzına fermuar çekti. Konserin gidişatına müdahale etmemesi çok sevindirici.

İlk akış bittiğinde biraz güzelleme yapıp, Star Wars’un son filminin pedagojik yaklaşımı üzerine ÖCÇ, ÖE, SSK, CK ve GD ile sohbet ettik.

2. akışta davulu daha yakından, sahnenin dibinden, izleme ve dinleme fırsatım oldu. Davulun sesi uzaktan mı hoş gelir, yoksa yakından da hoş geliyor mu onu merak ettim. Enstrümanı detaylıca incelediğim, küçük detayları yakalayabildiğim bir deneyim oldu. Yaklaşıldığında davulun üzerindeki zincirleri, derideki bezemeleri fark etmek mümkün. Belli ki bu kararlar, Erek’in bir günde almadığı; uzunca davulla konuşarak, onunla iletişime geçerek, onu çalarak, ona dokunarak, omzuna asarak, yeri gelince döverek şekillendirdiği bir sürece sahip gibi duruyor. Kesinlikle eğreti durmuyor. Her şey kendi içinde devridaim hâlinde.

Tıpkı tekil performansların geneli gibi, konserin akışı da döngülerden oluşuyor. Erek, her performansın sonunda “Bir yarım saat sonra, bunun aynısını çalacağım.” deyip sahneden iniyor. Dinleyicilerle buluşuyor.

Belirtmek gerekir, Erek de bir dinleyici pozisyonunda, davulu olduğu gibi körlemesine çalmıyor; onu ve kendisini adeta biraz terbiye ediyor. Çeşitli mikrofonlama tekniklerini kullanıyor ve onları vurguluyor. Yeri geldiğinde geri çekiliyor, salt davulun sesini duyuyorsunuz. Bazen hoparlörlerden gelen sesle davul birbirine karışıyor. Bu noktada Gökhan Deneç’in yaptığı tonmaysterlik çok kıymetli.

Bir sonraki performansı üst kattan izledim. İzlemeden hemen önce NG, AT, bir diğer AT ve MT sohbet ettim. OC, ÜÜ ile de uzun uzadıya konuştuk. Kompozisyonun primitif ve direkt fakat bir o kadar da bize aşina ve yakın olduğu konusunda hemfikirdik. Temel içgüdülerimizi gıdıklıyor.

Davulun garip bir birleştirici gücü var diyebilirim. Bazı performatif hareketlerde, kitle benzer tepkiler verdi ya da verilen tepkileri hep birlikte karşıladı. Seyircinin tepkisine göre, Erek de karşı tepki veriyordu. Bu yine onun, performansı şekillendirişiyle alakalı bir durum. Taşkınlık olarak niteleyeceğim sataşmalara davuluyla, davulun da yetmediği yerde vokalle karşılık verdi.

Yine bahsetmeden geçmemek gerekir: Davulcunun kullandığı tek enstrüman davul değil. Bilinci biraz salıp, serbest figürler sergilemesi icraya renk katan diğer bir unsur. Erek’in davul üzerine eklemeler yaptığı, ağzıyla çıkardığı sesler müzikal katmanı derinleştiriyor. Dinleyicilerin ses dünyalarında yarılmalara, yeni boyutların açılmasına sebep oluyor.

Ağzıyla davulun üzerine yaptığı çeşitli eklemeler detaylandırılabilir. Sesle haşir neşir olanların aşina olduğu işitsel spektruma ait tüm frekansların püskürtülmesine şahit olduk. Ayrıca Erek, “çık çıkı çık çıkı” gibi kültürel kodlarımızda yer alan ritmik örüntüleri de vurguluyordu. Bu yaklaşımın beni keyiflendirdiğini saklayamayacağım.

Her performansın başlangıcı ‘eski kafa’5 bir çanla bildiriliyordu. Bu vurmalı çalgının, Hababam Sınıfı’ndaki Hafize Ana imgesi üzerine bambaşka bir anlam katmanı yüklemesi oldukça havalıydı. Gözünüzü metinden uzaklaştırıp bir süreliğine hayal edin: Lacivert bir tutamaç ve pirinç alaşım bir çanak. Peyote’nin konser başlama ritüeli olarak kullanması ümidiyle…

Davul çalınırken kullanılan sopa ve çubuklara, ve diğer araçlara da değineceğim. Ana unsur olarak, stat kültüründe mevcut olan tokmaklardan kullanıyordu. Çoğu zaman sağ elinde daha pes tonları ortaya çıkaran kütleli bir tokmak, sol elinde de daha tiz sesleri çıkaran çubuklar.6 Bu çubuklar sanıyorum ki ahşap ve plastikten mamul ürünler.

Sanatçı —çatıdan sızan— yerdeki su birikintisini bir grafik eleman gibi kullanıyor. Sularla savaşmak, birikintiyi yok etmek yerine; ayak izleriyle, sahne üzerinde çeşitli lekeler bırakıyordu. Erek’in gözlem kabiliyeti, yakın çevresine adaptasyonunda olumlu bir rol oynuyor.

2. katta Davul albümünün plakları satılıyordu ve gerçekleştirilen performans plaktan sadece bir eser. Konseri çok parlak bir fikirle kurgulamış. Albümün tamamı Bandcamp’te açık kaynak olarak paylaşılmasına rağmen (yine ücretsiz bir konserde) bir fragman sunması sanatçının nüktedan yapısını ortaya koyuyor.

Son olacağını düşündüğüm, 4. performansı sahne katında izledim. Arka taraflarda, kepengin altındaydım bu sefer. Dinleyiciler performansa iyice alışmıştı ve hatta —inanmazsınız— birkaç kişi kabile danslarına benzer figürler sergiledi. Yine de çok ürkek ve çekingen tavırlar bakiydi. Aklımda bir soru var: Neden göbek atmaya bu kadar çekiniyoruz? Davulu gece kulübünde dinlemek komik/gülünç değil de, göbek atmak mı? Neyse sustum…

Herhangi bir müziği kategorize etmek ve onu bir janra sıkıştırmak artık hoşuma gitmiyor. Öte yandan, bu müzik tekno7 (ve çokça folk) kültürünü anımsatıyor. Gerek bu performansın icra edildiği alanın bir gece mekânı olması ve bu tür müziklere ev sahipliği yapması, gerekse davulun tekrarlı (repetitif) ve girift (iç içe geçmiş) ritimleri sebebiyle…

4. performans diğerlerine göre çok daha kirli ve ham sayılabilir. Çok daha fazla ‘cozz’layan çubuk, çok daha sert çalınan, adeta dövülen bir davul mevcuttu. Tabii bu performansın artık olgunlaşmasıyla da alakalı olabilir. Erek, performansın genelinde son ATP’lerini8 harcıyor gibi yorumlanabilir.

*** Konser sona erdi, seyircileri selamladı. ***

Derken, bir seyirci sordu: “Bir kere daha çalacak mısınız?”

Erek çekinmeden geri dönüp yeniden çalmaya başladı. Bis (encore, tekrar) mahiyetinde kısa bir kuple çalacağını sandım. Yanılmışım. En az diğerleri kadar uzun süren bir akışa dönüştü. Bu sefer daha da agresif bir şekilde çalınan; Gökhan Deneç’in aralara püskürttüğü havai (airy), üflemeli seslerle beslenen bir performans oldu.

İnternet jargonunda, “henüz final formuma erişmiş değilim”9 denilen hadise gerçekleşiyordu. Aynı eser her seferinde farklı bir düzlemde evrilerek, biz izleyicilere, sunuldu. En son performansta —itiraf ediyorum: uzundur beklediğim— Erek’in seyircilerin arasına karışıp; ortada çalma durumu söz konusu oldu. Ve konser sona erdi. Sonuna kadar beklediğime değdi. Mutluyum.

*** Bu sefer konser gerçekten sona erdi, seyircileri
yeniden selamladı. ***

Şimdilik bu kadar. “Beni özleyin anacığım, baay.”

MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMWNWMMMMMMMMWWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMWWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMNK0kxxkO0KNMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMN0dc,.......',:dkKNMMMMMMMMMMMWWMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMNOl,,,;clodxkkdl:,';dXMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMXxONWWWMWNOdol;.'clcclooddddool:;cllk0KXNWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMNOxc.:xccOk,     ..ckOOxl::cccldOOkOx,....c0XWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMWX0c.c; ':...     ...:dxxl;'....,cxkOOc',.  ..cKWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMNo;c,..  ..       .....;:;'.  .,,;cc;,,''.    :XWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMNd'.          .,,,;,.    ..  ...    .,'.   .;0WMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMWk.          ;0XKXk:.....'.',,''...;dxl;.,dXWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMWo.        .oXWMMXo..':;....';c,.'l0N0l;;xNMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMNl       .cKWMMMMKc..,,.'''';;..cKWXkc,,oNMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMNc      ,x0NWWWMMMNd,...  ..',,cKMW0l;,,:kWMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMW0c.     .loxXWWWMMMMW0o:cloooooclKMNx:,,;,;ldk0XWMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMWk;.....,'...lXNWMMMMMMNxcoxxdol:,;xNWkc;,;::'....:OWMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMXo,'''',;;...,oO0XWNWWN0xl;,,'''''..,lOkc;;;:::,..  'dXMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMN0x;.'''',;;..'lodkxkkdxkl;,'''........',co:;:::c:;,''...;kWMMMMMMMMMMMMMM
MMMMW0c,'..'',,;;::,,dO0NNNX0kdc'............,;:loolldxoc;,,'.'',oXMMMMMMMMMMMMM
MMMNd,''''''',;cocdkll0WWWWWNKxo:'...........,:ldOkoodl;,';;..'',,cKMMMMMMMMMMMM
MMWx'.'''.'',;:ll:ckxloOKkddl:;;,'''..........'',,,'''....:c..'',;,lXMMMMMMMMMMM
MM0:,'..''',,:cc;;cxxlcldxl;,'''''''''...................'oo'.',,;,,xWMMMMMMMMMM
MWk:;,'',,;;;,:o:,lOkoocclc;;,''....''''''...............'ox;',,,,,'cXMMMMMMMMMM
MWOl:;,,,,,'';ldookXOxx:,c:,,,,,'....''''''.............',dXo',,,,,';OMMMMMMMMMM
MMWXOdlloodxkO0KK0XNkkk:',:,.''',,'...'''''''...........';kNo,;;;;;,'oNMMMMMMMMM
MMMMMWWWWMMMMMMMMWMXxxx:',;;,''',,,,''..''''''''''...'.',:OO:;:c::;,,;kWMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMOccl;',,;;,,,,,,;;,''''''',,''''''',,;lxl;::c::;,,'lXMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMKl,;c:,,,;;,'',,,,;;;'''''',,,,,,;;::ccxOo:,'''''''',kMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMNx;,;cc,',,;,'',,,,,;;;,,,,,,,,,;;::lodOXXOoc:cl:;,''.lNMMMMMMM

1. Artık eskidi, şimdilerde emekliler ve kendini emekli hissedenler tarafından ağlama duvarı olarak kullanılıyor.

2. Ayrıca serbest ifade özgürlüğüne karşı sansürü ve meme ucuna olan hassasiyetiyle de biliniyor.

3. Terör saldırıları, kent politikaları, kültürel müdahaleler, medikal turizm vesaire.

4. Nam-ı diğer [aka (also known as)].

5. Old school.

6. Anadolu’da “çıbık” olarak adlandırılıyormuş.

7. Türkiye’de teknonun ilerici örneklerine ana sahnelerde rastlamamak şaşırtıcı. Bilen varsa ses etsin, dinlemek isterim. Buna rağmen, bazı oluşumların aktif olarak denediği şeyleri görmek heyecan verici.

8. Adenozin trifosfat.

9. This is not even my final form.

{fold içindeki imge: Görkem Özdemir’in Cevdet Erek performans fotoğrafından ayrıntı, Aralık 2017, Peyote, İstanbul}

Cevdet Erek, Davul, Görkem Özdemir, müzik, performans, Teftiş