Amatör Halk Konseri Okumaları

Halk konserleriyle ilişkim hep gizemli olmuştur. Birbirimizin ne o kadar içindeyizdir ne de tamamen dışında. Efsunlu bir ilişkimiz olduğunu iddia etsem çok yanılmış olmam sanırım. Bu ilişkiyi, Bitezli Halil’in macerasının anlatıldığı ve imkânsızlıklar nedeniyle uzun bir süre de anlatılmaya devam edileceğini düşündüğüm “Çökertme” adlı türküyü icra eden bir sanatçının konserine otuzuncu defa denk geldiğimde fark ettim; fakat bahsedeceğim halk konseri bundan tamamen farklı. Kendisiyle tanışmam bir gece ansızın arkadaşımın vasıtasıyla oldu. Beni bu konserin videosunu izlemeye layık gören arkadaşım sayesinde küçük bir yolculuğa çıktım. Bu yolculukta sanat-sanatçı-halk üçgeninin etrafında küçük notlar alabildim. Bu notların yanında beni asıl cezbeden ise bir halk konserinin derinliği ve süslü kelimelerin anlatamadığı reaksiyonlar ve duruşlardı.

Videomuz halkın çok sevilen, sevilmese bile en azından adı çeşitli çevrelerce bilinen sanatçısı Ferdi Tayfur’un 2006 yılında Bayrampaşa’da icra ettiği konsere ev sahipliği yapıyor. Videonun başında Ferdi Tayfur halka şarkılarını beraberce okumayı teklif etmektedir. Sergilediği imaj ise belli bir kategoriye uymamaktadır. Biraz merkezdir, dönüşen şehirdir, biraz da o şehri dönüştüren çevredir. İlginç bir anekdot olarak, Türkiye televizyon çalışmaları literatüründen tanıdığım Orhan Tekelioğlu’nun da aynı dönemde yayımlanan pek çok dizide karakterlerin şehir-taşra füzyonu, habitus çatışmaları gibi konulara değindiğini belirtebilirim. Ferdi Tayfur elektrogitarı, elinde tuttuğu ve halkla nasıl bir ilişkisi olacağını bilmediğimiz kitabı, kot pantolonu ve siyah fötr şapkasıyla arz-ı endam etmektedir. Kitabın gizemi, kamerasını adeta bir Fransız Yeni Dalga görüntü yönetmeni özgürlüğünde ve seçiciliğinde kullanan kameramanımız tarafından açıklığa kavuşur. Kitap Ferdi Tayfur’undur ve bir ihtimal onun tarafından halka tanıtılmak istenmektedir.

Halk ile Ferdi Tayfur arasında ilk diyalog, halkın Ferdi Tayfur’un sesini duyamadığından yakınmasıyla başlar. Ferdi Tayfur ise bunun kendi kaderiyle bağlantılı olabileceğini halka bildirir. Halk bu ifadeye susarak karşılık verir. Ferdi Tayfur bir adım daha giderek Amerika’yı ve modern teknolojiyi işin içine sokar. Modern teknolojiyi ve ilerlemeyi sorgulamasıyla Walter Benjamin’e ve Frankfurt Okulu düşünürlerine selamını çakmıştır. Benjamin’e göre tarihin ilerleyişi ve moderne ulaşma çabası bir mittir ve ideolojiktir (1969, s. 255-256).* Özellikle tarih ilerleyişinin bize daha iyiyi getireceği miti ise Gramscici bir hegemonyaya işaret edebilir. Sonuçta modern diye ifade edilen gitar –Ferdi Tayfur’un deyişiyle– istenen sesi vermemektedir ve sorgulanmayı hak etmektedir. Halk bu sorgulamaya alkışlarla karşılık verir. Devamında Ferdi Tayfur gitarıyla karışık tınılar çalmakta ve aralarda adeta bir Rock yıldızı edasıyla alkış beklemektedir. Bu sahne bir duraklamayla sonlanır. Bütün bir organizasyon, pazarlama, menajerlik ve güvenlik ekibinin emeklerini görmezden gelen Ferdi Tayfur organizasyonun tümünü kendisinin yaptığını iddia eder. Özellikle izleyicileri de evinden getirip o alanda toplanmalarını sağladığını iddia etmesi kayda değerdir. O tektir ve herhangi bir üçüncü partiden yardım almamaktadır; fakat yine de takım çalışmasına inanmaktadır, bu konser için yardım aldığını belirtir, lakin bu yardımın eksik ve tecrübeden uzak olduğunu pişmanlıkla paylaşır. Özellikle isteklerine karşılık veremeyen yardımcısının taklidini yaptığı sahne halkı güldürür. Kameramanımız halkın Ferdi Tayfur’un şakasına tepkisini bir kadına zoom yaparak biz seyircilere gösterir. Kadının neden seçildiği ve bu seçimin şakanın güldürü değerine katkısı belli değildir. Kadın soluk bir yüze sahiptir ve meraklı gözlerle Ferdi Tayfur’u incelemektedir. Sözünü ettiğimiz şakaya karşı ise kayıtsızdır.

Ferdi Tayfur, Bayrampaşa, 2006,
videodan ekran görüntüleri

Konserin ilerleyen bölümlerinde Ferdi Tayfur gitarının sesinin halka ulaşmadığından tekrar yakınır ve kendini adeta bir komplo ve tuzağın içinde bulduğunu belirtir. Seyirci bu tuzağı bozmak adına “Yeniden gelirsin Baba” gibi bir rasyonel teklif sunar. Ferdi Tayfur bu teklife karşılık vermez ve tuzağın faillerini parmakla gösterir. O hem tektir hem de kendisine oynanan oyuna hâkimdir. Kameraman ise hedef tahtasına büyük oyunun bir parçası olarak arka sıralardaki kemancıyı oturtur. Kameramanın özgür iradesi vardır ve o da anladığımız kadarıyla oyuna hâkimdir.

Ferdi Tayfur’un şarkıya girmesiyle işler karışır ve halk olaya müdahil olur. Kimileri ellerini sağa sola hareket ettirerek şarkıyı beğendiklerini ve ona katılmaktan gayet memnun olduklarını ifade ederken, kimileri iki elini havaya uzatarak Ferdi Tayfur’a hayranlıklarını belirtir. Benim dikkatimi çeken, arka sıralardan elleriyle ‘beş’ işareti yapanlar. Bu kişilerin neden beş işareti yaptığını ve nasıl bir karşılık almak istediklerini, üzerine önemli bir vakit harcamama rağmen henüz idrak edemedim. Gelecek araştırmacılar bu konu üzerine düşünebilir. Konserin ilerleyen noktalarında güvenlik güçleri Ferdi Tayfur’a bakması için bir bebek yanaştırır. Bebek meraklı gözlerle Ferdi Tayfur’a bakar, güvenlik güçleri de Kant’ın ödev ahlakına uygun bir duruş sergiledikleri ve boyu ve hareket kabiliyeti kısıtlı olan bebeği ona yaklaştırdıkları için gayet memnundur. Bebek ise herhangi bir memnuniyet ifadesi göstermemektedir.

Şarkının bitimine yakın Ferdi Tayfur şarkısına iyi eşlik ettiğini düşündüğü müzisyenleri parmakla gösterir. Onlar için alkış talep eder ve karşılığını alır. Bu seferki parmak göstermenin amacı kötünün ortaya çıkması değil iyinin yüceltilmesidir. Şarkının bitiminde kameraman tekrar sanatçı iradesini kullanarak halkı kadrajın içine sokar. Gözlemleyebildiğim kadarıyla bebek yerine dönmüştür ve ona ayrılan özel konum pekâlâ sonlanmıştır. Ön sıralarda genç bireyler fazlaca konuşlanmıştır. Bunu, bu gençlerde var olan ama bebekte ve halkın diğer kısmında bulunmayan, hareket ve hız kabiliyetlerinin fazlalığına bağlayabilirim. Son olarak şarkının bitiminde coşkulu bir kalabalık el çırpar, ayağa kalkar ve Ferdi Tayfur’a sevgilerini belirtir.

Bu halk konserinden pekâlâ çıkarılabilecek dersler olabileceğini düşünüyorum. Özellikle sanatçı imajı ve bu imajın dayanılmaz cazibesi soru işaretleri doğuruyor kafamda. Ferdi Tayfur’un bütün emeği kendinde toplaması ve sonra da dağıtması farklı okumalara yol açabilir. Şehir çalışmaları literatürü de bu videodan şehrin kültür kodlarını ve bu kodların şehrin göç tarihiyle esrarengiz bağını inceleyerek nasibini alabilir. Ben ise tekrardan neden kalabalıktaki bazı kimselerin Ferdi Tayfur’a “beş” işareti yaptığını düşüneceğim.

* Benjamin, Walter. (1969). Illuminations (Vol. 241, No. 2). Random House Digital, Inc. 

Can Yamanoğlu, Ferdi Tayfur, konser, popüler kültür