PLAYLIST:
Muayyen Bir San Diego

San Diego ABD’nin Kaliforniya eyaletinde, Meksika sınırında büyükçe bir kent. Hiç gitmedik, şehre ilişkin özel bir bilgimiz de yok. Seattle’la da böyle, muayyen bir kanaldan, müzik üzerinden tanışmıştık. Ne var ki, Seattle’la daha sonra yakından tanıştık; birkaç kez kendisiyle görüştük. Pasifik kıyısındaki bu iki liman kenti birbirleriyle karşılaştırıldığında, ilginç bir simetri/asimetri ilişkisi tanımlıyorlar. Seattle 1960’lardan başlayarak yetiştirdiği önemli müzisyenlerle daha ilk gençliğimizde radarımıza girmişti, ama asıl 1990’larda, bir anlamda kendimizi ifade edebildiğimiz ya da her ne oluyorsak onu olmamıza malzeme sağlayan bir müzik üretiminin ortaya çıktığı şehirlerden biri, belki de birincisiydi. San Diego da müzik üretimi açısından zengin. Sözgelimi, hem Manifold’u Manifold yapan hem de söz konusu 1990’lar müziğine 1960’ların sonundan itibaren malzeme taşıyan Frank Zappa ya da Tom Waits gibi isimler ilk gençliklerinin önemli bir bölümünü burada geçirmişlerdi. 1990’larda da San Diego önemli bir müzik üretim merkezi olmuş, bugün de olduğu gibi. Ama simetri burada bitiyor; bütün bu müzik üretimine ve bu üretime olan ilgimize karşın, San Diego radarımıza daha geç girdi.

Asimetri ise şöyle bir şey: Seattle, zenginlik ortalaması yüksek, varlıklı; genel olarak iyi eğitimli; müze, üniversite, kitaplık, müzik radyosu ve yayınları benzeri kurumları güçlü; ABD’nin en çok kitap okuyan; farklılıklara açık, tahammüllü; kısacası Amerika’nın en ‘liberal’ şehirlerinden biri. Bütün bunlara 200 km kuzeyde, sınırda yer alan Vancouver’ı ve Kanada etkisini ekleyin: Seattle ABD’nin en ‘beyaz’ kentlerinden biri. Bununla anlatılmaya çalışılan Seattle’da ne sadece beyaz tenlilerin yaşadığı ne de WASP [white Anglo-Saxon protestant] ideolojisinin egemen olduğu. Tersine, —Pasifik ticareti bağlantılı bütün şehirlerde olduğu gibi— başta Asyalılar olmak üzere, şehrin demografik yapısı pek çok Amerikan kentinden daha karmaşık bir görüntü veriyor. Söz konusu olan daha çok, tüm bu karmaşıklığın bir tür ‘beyaz liberal değerler sistemi’ tarafından soğurulduğu. Kuşkusuz bu soğurulmanın olumlu bulunulabilecek tarafları çok; Seattle ABD’de huzurlu, konforlu, keyifli yaşamanın yerlerinden biri. Ama bu aynı zamanda, merkezkaç eğilimlerin evcilleştirilmesi de demek: 13 yaşında bir genç, müzikle ilgilenmeye niyetlendiğinde, arkadaşlarıyla işgal ettikleri boş bir depoda, oradan buradan buldukları enstrümanlarla, akıllarına estiği gibi değil, okulunun onlara tahsis ettiği salonda, okulun ‘satın aldığı’ muhtemelen yüksek kaliteli enstrümanlarla, eski bir punk olan müzik öğretmeninin gözetiminde müzik yapıyor. Ya da şöyle de sorulabilir: Grunge eskisi bir ebeveyn çocuklarıyla birlikte, Museum of Pop Culture’ı ziyaret ederek, onları merkeze mi çeker yoksa onların merkezkaç eğilimlerini mi besler? (Kurumun eski adı Music Experience Project’di ve bu kurumdu aklımızda olan. Ne var ki, yazarken fark ettik ki, adı değişmiş. Bu değişim de bir şeyler anlatıyor herhalde.) Kuşkusuz böyle bir altyapıyla Seattle ‘iyi’ müzik üretmeye hâlâ devam ediyor. Ama bu yapı, üretimi hızla büyük sermayenin alanına da servis ediyor, onu ‘yaratıcı’ endüstrileştiriyordu; 1990’lardan bu yana Seattle’da üretilen müzik büyük şirketlerin dağıtım ağına kolaylıkla girdi. Bir yandan, 1990’ların her anlamda yoksul ortamında CD’ler vasıtasıyla bu üretime bizim ulaşmamızı sağlayan buydu. Diğer yandan ise, bu dolaşıma girmenin dayattığı ‘şeyleşme’ aynı müzisyenlerin, en azından bazılarının, hayatlarını yaşanmaz kıldı.

1990’larda müzik endüstrisi Seattle ‘patlamasından’ beslenirken, her zaman olduğu gibi next big thing’i, sonraki Seattle’ı arıyordu; epey bir süre San Diego’nun ikinci Seattle olması beklendi, ama olmadı. Dolayısıyla CD’ler büyük şirketlerin dolaşım ağına girmedi ve bizim 1990’lar radarımızın dışında kaldı; ancak bir 10-15 yıl sonra internetin yeniden formatladığı kanallardan San Diego üretiminin farkına varabildik. San Diego’nun ikinci Seattle olmamasının nedeninin kabaca, yukarıdaki anlamda yeterince ‘beyaz’ olmaması olduğu söylenebilir. Şehrin kültürel altyapısının, müzik üretimini Seattle’daki kadar desteklemediği açık. Ne Seattle’daki kurumsal zenginlik var ne de gerçek maddi zenginlik. Şehir, hayatında dün de bugün de önemli yer tutan deniz üssünün etrafında biçimlenmiş gibi: Belirli süre için şehre gelen, orta ve alt orta sınıftan, her etnisiteden asker aileleri ve onlara servis veren kurumlar belirleyici. Ticaret ve sanayi de, Seattle’daki gibi 19. yüzyıldan beri kolaylıkla zenginlik üreten Uzakdoğu ve Alaska ilişkilerinden farklı ilişkilerle işliyor: Daha çok orta Amerika ve tabii ki Meksika. Sınırın öte tarafının Meksika olmasıyla Kanada olması arasındaki fark da bunlara eklenmeli. Giderek, basitçe bir komşuluk ilişkisinden fazlası San Diego için geçerli: San Diego, uzunca bir süredir Amerikalıların conurbanization —ortak kentleşme— dedikleri bir durumu yaşıyor. Bugün San Diego’yu, sınırın hemen öte tarafındaki Tijuana'dan ayrı bir şehir olarak düşünmek olanaksız; iki şehrin ayrılması olanaksız bir ortak yaşamı var. Üstelik San Diego, yine uzunca bir süredir, yaklaşık 200 km kuzeyindeki başka bir ‘gayribeyaz’ şehrin, Los Angeles’ın çekim gücü altında: Zappa da Waits de, evden ayrılmayı becerecek yaşa geldiklerinde kapağı Los Angeles’a attılar. Bütün bunlar ve akla hemen gelmeyen başkaları, San Diego’da üretilen merkezkaç eğilimlerin kolaylıkla soğurulmasını engelledi. Şehrin müziği büyük dolaşım ağlarıyla hâlâ tam anlamıyla bütünselleşmiş değil; dolayısıyla, söz konusu üretim kolaylıkla —sözgelimi grunge benzeri bir etiketle— etiketlenebilmiş de değil. Kısacası, bir San Diego markası yok; ama belki de bu sayede şehirde hâlâ öngörülmedik zenginlikte müzik üretiliyor.

Aşağıda, şehrin müzik üretiminin muayyen bir kesiminden küçük bir playlist var: San Diegolu dört müzisyenin başını çektiği üç grup. Bu dörtlünün üçünün, lise yıllarından bu yana birlikte müzik yapmaya çalıştıkları biliniyor. Aslında söz konusu dört müzisyenin iştirakçisi oldukları müzik grupları aşağıdakilerle sınırlı değil; müzik grubu kombinasyonları çetele tutulmasını gerektirecek kadar karmaşık. Tıpkı gruplara ‘ikincil’ olarak katılan diğer müzisyenlerin gruplar arası dolaşımının da karmakarışık olması gibi. Müzikleri Seattle grunge’ıyla akraba kuşkusuz, ama yine de ondan çok daha karışık ve eklektik. Genel eğilimin karanlık ve barok bir romantisizm olduğunu söylemek yanlış olmayabilir, ama bir yere kadar. Kuşkusuz bir o kadar da Meksika var karışımda.

Bir de not: Videolar albümlerin müziksel çeşitliliğinden kaçınılmaz olarak çok uzak. Sözgelimi, Three Mile Pilot’un ilk albümleri Nà Vuccà Dò Lupù, tıpkı Bell Witch’in müziği gibi sadece davul, bas ve vokallerden oluşuyor ve böyle bir video playlist’te yok, çünkü albümden video yok. Dolayısıyla, hatırlatmak bile gereksiz ama, videoların muayyen bir San Diego’yu eksiksiz ‘temsil’ etmek gibi bir iddiası yok.

Müzisyenler, gruplar, albümleri ve ortaya çıkış tarihleri şöyle:

Three Mile Pilot [3MP] (1991)
Armistead Burwell (Zach) Smith IV, Pall Jenkins

Nà Vuccà Dò Lupù (1992)
The Chief Assassin to the Sinister (1994)
Another Desert, Another Sea (1997)
The Inevitable Past is the Future Forgotten (2010)

The Black Heart Procession (1997)
Pall Jenkins, Tobias Nathaniel

1 (1998)
2 (1999)
Three (2000)
Amore Del Tropico (2002)
The Spell (2006)
Six (2009

Pinback (1998)
Armistead Burwell (Zach) Smith IV, Rob Crow

This is A Pinback CD (1999)
Blue Screen Life (2001)
Summer in Abaddon (2004)
Autumn of the Seraphs (2007)
Information Retrieved (2012)

* * *

The Black Heart Procession, “Outside the Glass”, 2, 1999 (amatör ev kaydı, Pall Jenkins & Tobias Nathaniel)

* * *

The Black Heart Procession, “Broken World”, Amore del Tropico, 2002

* * *

The Black Heart Procession, “Tropics of Love”, Amore del Tropico, 2002

* * *

Pinback, “AFK”, Summer in Abaddon, 2004

* * *

The Black Heart Procession, “GPS”, The Spell, 2006

* * *

Pinback, “Boo”, Blue Screen Life, 2001, canlı kayıt La Maroquinerie, Paris 2007

* * *

Pinback, “From Nothing To Nowhere”, Autumn of the Seraphs, 2007

* * *

The Black Heart Procession, “Square Heart”, 1, 1998, canlı kayıt, Lyon, 2009

* * *

The Black Heart Procession, “Drugs”, Six, 2009

* * *

Three Mile Pilot, “What’s in the Air”, the Inevitable Past is the Future Forgotten, 2010

* * *

Pinback, “True North”, Information Retrieved, 2012, farklı şehirlerde yapılmış canlı kayıtlardan video kolaj.

* * *

Three Mile Pilot, “the Premonition”, the Inevitable Past is the Future Forgotten, 2010, canlı kayıt, KEXP radyo stüdyosu, Seattle, 2012

* * *

Three Mile Pilot, “Shang vs. Hanger”, the Chief Assassin to the Sinister, 1994, canlı kayıt, KEXP radyo stüdyosu, Seattle, 2012

* * *

Pall Jenkins, “Chain of Love” (Vimeo yüklenme tarihi 2016)

{Fold içindeki imge: The Black Heart Procession konser görüntüsünden ayrıntı, fotoğraf: Tnarik Innael (CC BY-SA 2.0)}

Bülent Tanju, kent, müzik, Playlist, San Diego, Seattle, şehir