Marcel Duchamp,
“Fountain”, 1917,
fotoğraf: Alfred Stieglitz,
kaynak: Wikimedia Commons
Pazar Sekmeleri: Tuvalet

Fundamentals [Temeller, Esaslar] 2014 Venedik Mimarlık Bienali’nin kavramsal çerçevesiydi. Temeller ve esaslar babında uzun bir tartışmaya girişilebilirdi kuşkusuz, ne var ki, bienalin küratörü Rem Koolhaas’ın fundamental kavramını kullanış biçimi bu tartışmaya gerek bırakmıyordu: Kuramsal hiçbir tartışmaya girme ihtiyacı duymadan, sergileme pratiğinin kendisi ile temellerin artık temel olmadığını ilan ediyordu. Bienalin, Ulusal Pavyonlar ve Arsenale’de yer alan Monditalia sergileriyle birlikte üçlü yapısının bir ayağını oluşturan ve merkez bienal pavyonunda gerçekleştirilen serginin adı Elements of Architecture [Mimarlığın Unsurları] idi.

“Elements of Architecture”, süre: 02:29

Sergi hakkında şöyle diyor Koolhaas: “Mimarlığın Unsurları, herhangi bir mimar tarafından herhangi bir yer ve zamanda kullanılan, yapılarımızın esas ögelerini mercek altına alıyor: zemin, duvar, tavan, çatı, kapı, pencere, cephe, balkon, koridor, ocak, tuvalet, merdiven, yürüyen merdiven, rampa. Sergi, her ögenin küresel tarihini yeniden kuran Elements of Architecture isimli yeni bir kitaptan en aydınlatıcı, şaşırtıcı ve bilinmedik anların bir seçkisi. Ögelerin kadim, eski, güncel ve gelecek versiyonlarını, her biri tek bir ögeye ayrılmış mekânlarda bir araya getiriyor. Farklı deneyimler yaratmak için bir dizi çok farklı çevre yarattık —arşiv, müze, fabrika, laboratuvar, 1/1 ölçekli model, simülasyon…” Ne kitap ne de sergi ögelerin tamamını ‘temsil’ ettiğini iddia etmediği gibi, ögelere yeni ögelerin eklenebilmesine de, mantık olarak, kapalı değildi. Kaldı ki, içerilen ögelerin zaman, mekân ve toplumsallık eksenlerinde yani kısaca tarihsel olarak farklılaşmasının/çoğalmasının serbestçe ortalığa saçılması da temelin artık asli bir temel olmaktan çok kısmi/geçici/konumsal bir zemin, bir tür ada olduğunu ima ediyordu. Dolayısıyla, sergi ve kavramsal çerçevesi de, bir tür fundamentalizm eleştirisi ile karşılaşmak yerine, mimarlık pratiğinin odağını yıldız mimarlardan mimarların ve mimarlık kullanıcılarının gündelik hayatları ile mimarlığın yapısal ögelerine kaydırması, anlaşılabilir bir biçimde alkışlandı.

“Mimarlığın Unsurları”;
beklendiği gibi, fragmanlar halinde,
kaynak:
Harvard Gazette

Serginin söz konusu adalarından biri, tuvalet, bu haftanın sekmelerinin konusu. “Hiçbir mimarlık risalesi tuvaletin mimarlığın ilksel ögelerinden biri olduğunu iddia etmez, oysa belki de en ilkseli tuvalet olabilirdi” diye yazıyor Koolhaas, “insanlar ve mimarlık arasındaki etkileşimin —en kişisel/mahrem derecede— temel bölgesidir.” Elements of Architecture kitabında, tuvalet mekânı şöyle betimleniyor: “Gövdelerin yenilendiği, gözden geçirilerek yoklandığı, bakılıp tazelendiği ve insanın gelişmesi ve şahsiyetinin teyit edilmesi adına kişisel tefekkür için yalnız bırakıldığı mimari mekân.”

Koolhaas’ın tefekkür mekânının kapsamlı tarihini yazan Johnny Ragland, metninin girişinde “araştırmacıların, bir kişinin bu küçük mekânda günde ortalama 16 dakika ya da bir ömür boyunca yaklaşık bir yıl geçirdiğini tahmin ettiklerini” ve söz konusu mekânın hak ettiğinden çok daha az takdir edildiğini yazıyor. Yok, hayır bir kitap boyu tuvalet tarihi ile haşır neşir olamam deniyorsa, o zaman buyurun: “A Brief History of the Bathroom”. Bir yerlerde şunu okuduğumuz aklımızda kalmış (kuşkusuz internette!): “The internet is a great place to do stupid things.” Burada kastedilen aptallıktan çok, şapşallık ve şaşkınlık karışımı bir şeyler olsa gerek. Toilet Guru, böyle bir yer; insanı gerçekten şapşallaştıran bir malzeme yığını var sitede.

Tefekkürden söz etmişken, bir tür tefekkür pop ikonu haline gelen Žižek’in akla gelmemesi düşünülemez kuşkusuz: Tuvaletlerin Yorum Bilimi.

“Hermeneutics of toilets
by Slavoj Žižek”, süre: 02:16

Tefekkür kişisel olabilir, ne var ki tefekkürün konusu her zaman özel değil. Tersine, kişisel tefekkürün hemen her zaman kamusal [public] olan hakkında olduğu dahi iddia edilebilir. Dolayısıyla, Koolhaas ifadesi tekrar edilecek olursa, “insanlar ve mimarlık arasındaki etkileşimin —en kişisel/mahrem derecede— temel bölgesi” olan tuvaletin kamusal hâli iyice karmaşık bir görüntü veriyor. Bu karmaşık görüntüye ilişkin iyi bir perspektif veren ve kamusal tuvaletler dünyasındaki davranış biçimleri ile psikoloji, toplumsal cinsiyet ve tasarım ilişkisi üzerine The Atlantic’ten bir metin: “The Private Lives of Public Bathrooms”. Yine aynı karmaşık görüntüye ilişkin, bu kez siyaset ve toplumsal cinsiyet ekseninden bir perspektif sunan başka bir metin, bu kez Jacobin’den: “Imagining the Socialist Bathroom”.

Kamusal kullanıma açık, ‘umumi helalar’ önemli bir tasarım sorunsalı. Ne var ki, ortalama mimarlık medyasında yapılacak küçük bir tarama, kamusal tuvaletlerin mimarların emsalsiz nesne tasarlama eğilimlerine kurban gittiği yönünde bir izlenim veriyor. Üstelik bu tuvaletler, umumun pek de yoğun olmadığı ‘dağ başları’ için tasarlanmış sanki. Eh tasarıma böyle bakıldığında, “Best of …” mantığı da kaçınılmazlaşıyor: “The World’s 10 Best Public Toilets For 2015”.

Pazar Sekmelerinin bu versiyonuna yol açan küratörümüzün de, inşa edilmiş bir umumi helası var. Koolhaas’ın tuvaleti en azından kent içinde, Hollanda Groningen’de. Kadın ve erkek cinsiyetlerinin mücadelesine gönderme yaptığı gibi, biçimlenmesinin yin ve yang referansı da olan tuvaletin, bir de adı var: “A Star is Born”. Erwin Olaf’ın fotoğraflarının kullanıldığı 1996 tarihli tuvalet, doğmakta olan yıldızın kim olduğunun merak edilmesine yol açıyor.

Rem Koolhaas (OMA),
“A Star is Born”, Groningen,
fotoğraf: Gerardus,
kaynak: Wikimedia Commons

Kimin doğmakta olduğuna hiç şüphe duyulmasına yol açmayan kamusal tuvaletler de var tabii: Sözgelimi, mimarlıkta bir tür hippi estetiğini ve çevreci temaları gündeme getiren erken örnekler arasında olmasıyla önemsenebilecek bir konuma sahip Friedensreich Hundertwasser’in kamusal tuvaleti. 1975 yılından öldüğü 2000 yılına dek yaşadığı Yeni Zelanda, Kawakawa’da gerçekleştirdiği tuvalet, Hundertwasser’in organik biçimlenme, geri dönüşüm ve atık malzeme kullanımı, yapım sürecinin tasarım sürecinden ayrıştırılmaması ya da standart malzeme ve uygulamaların kullanılmaması gibi ilkelerine uygun bir yapı. Ne var ki, söz konusu gayriprofesyonel ilkeler dönüp dolaşıp bir marka haline geliyor ve tuvalet Hundertwasser Tuvaleti olarak anılıyor; tuvalet bugün bir turist uğrak noktası.

Hundertwasser Tuvaleti, Kawakawa,
fotoğraflar: Phil Whitehouse ve
Happy Little Nomad (sol alt),
kaynak: Wikimedia Commons

Oysa umumi helalar, toplumsal cinsiyet, erişilebilirlik, hijyen ve belki de en önemlisi kullanılabilecek bir umumi tuvalete sahip olabilmek gibi çok temel sorunsallarla yüklü bir kamusal mekân tipi. Sözgelimi, dört yaşında kızıyla Groningen’de yürüyüşe çıkan bir baba Koolhaas’ın yin ve yang’inin hangi hücresine girecek? Ya da yaşlılar? Kamusal tuvaletler bağlamındaki sorunsallar, tartışmalar, standartlar, yayınlar, kaynaklar ve akla gelebilecek tomarla konu bağlamında çok iyi bir site: The American Public Restroom Association. Avustralya’daki 16.000’den fazla kamusal tuvaleti endeksleyen, Avustralya Sağlık Bakanlığı’nın web sitesi de meselenin ciddiyetine iyi bir örnek. The Great British Public Toilet Map ise, benzer bir haritalama işini Britanya’da gerçekleştiren çok iyi tasarlanmış bir web sitesi. Kullanıcıların değerlendirmeleriyle iyi tuvalete sahip işletmeleri duyuran, kötülerini ise ‘utandıran’ Toilet Inspector ise, bir tür sivil girişim olarak değerlendirilebilir. Benzer telefon aplikasyonları da var; sözgelimi 150.000’den fazla kamusal tuvaletin datasına sahip olduğunu iddia eden Toilet Finder bunlardan biri.

“The Great British Public Toilet Map”
sitesinden ekran görüntüsü

Hiçbir konuda olmadığı gibi, mimarlığın unsurları da dünya üzerine eşit yayılmış durumda değil. Bırakın bir tuvalet sahibi olmayı, sahip olacağınız tuvalete getirecek suyu ya da tuvaleti bağlayacak kanalizasyonu olmayan milyonlarca dünyalı var. Tuvalet, kanalizasyon ve ilişkili sıhhi sorunları da içeren, ancak çok daha kapsamlı halk sağlığı sorunları için bir platform: SuSanA. Sustainable Sanitation Alliance’ın [Sürdürülebilir Halk Sağlığı Birliği] kısaltması olan SuSanA, pek çok dilde var olan, eski bir kadın adı: Zambak. SuSanA, tüm dünyada mümkün ve sürdürülebilir halk sağlığı çözümlerini hedefleyen ve sağlayan tüm organizasyonlara, siyaset üreticilerine, araştırmacılara, aktivistlere, akademisyenlere ve uygulamacılara açık uluslararası bir platform ve hedefi katılımcılar arasında bilgi ve deneyim akışını sağlamak, yeni çözümler için katalizör olmak. Son derece kapsamlı kaynaklar [resources] sekmesini kaçırmamakta yarar var. “A Collection of Contemporary Toilet Designs” bu sekmenin içinden bir örnek.

Grafik tasarım için tuvalet işaretleri Koolhaasvari bir fundament ya da ada değildir herhalde, ama tuvalet işaretleri de, tasarlanmış ya da vernaküler fark etmez, kendi farklılaşma sürecini yaşıyor görünüyor: “WC and Restroom Signs Part 1” ve “Part 2”. Söz konusu işaretlere dair iki iyi metin: “The Genius Behind Stick Figure Toilet Signs” ve “In All-Gender Restrooms, the Signs Reflect the Times”.

En iyisi, bir Londra tuvaletleri turuna katılmak ve gerisini unutmak.

Elements of Architecture, Manifold, Pazar Sekmeleri, Rem Koolhaas, tuvalet