Ed Ruscha,
“Standard Station”, 1966,
tuval üzerine yağlıboya,
52 × 99 cm
Pazar Sekmeleri:
Reyner Banham
Los Angeles’ı Seviyor!

Uzun boylu ve sakallı, anlatılanlara göre hayli sakar bir adam olan İngiliz mimarlık tarihçisi Peter Reyner Banham, 1960’ların ikinci yarısında 40’lı yaşlarında ve kariyerinin ilk on yılını tamamlamış bir akademisyen olarak ders vermek için Güney Kaliforniya Üniversitesi’ne [Southern California University] davet edilir. Bu tarihten itibaren, Londra’da da ders vermeye devam etmesine karşın 1988 yılındaki erken ölümüne dek, hayatının arta kalan kısmını ABD’de geçirecektir. Oysa, Los Angeles ile ilk karşılaşma çok umut verici değildir. Söz konusu umut vadetmeyen karşılaşma, 20. yüzyılın en ilginç mimarlık ve kent metinlerinden birine yol açar: Los Angeles: The Architecture of Four Ecologies. Banham’ın 1971 yılında yayımlanan kitabı 45 yaşında.

Reyner Banham: Historian of the Immediate Future [Reyner Banham: Yakın Geleceğin Tarihçisi] gibi son derece uygun bir başlığı olan Banham biyografisinin yazarı Nigel Whiteley’e göre, Banham Los Angeles ile ilk karşılaşmasında şehri incomprehensible bulur. Sıfat hem Banham ve kitabı bağlamında, hem de özelde kent, genelde mekân bağlamında olası tüm çağrışımlarıyla okunmalı: Anlaşılması, kavranması olanaksız ya da olanaksız değilse de zor; akıl ermez (özellikle aklın yolunun ‘bir’ olduğuna inanılıyorsa); daha iyisi muğlak ve karışık; ve en güzeli, kelimenin arkaik, artık pek kullanılmayan anlamıyla sınırsız. Tersinden gitmek de mümkün: 1933’teki 4. Uluslararası Modern Mimarlık Kongresi’nin [CIAM] on yıl ardından Le Corbusier’nin Charte d’Athènes’de tanımladığı ‘işlevsel kent’ her neyse, o olmayandır, incomprehensible kent. (Charte d’Athènes, Türkçede Atina Anlaşması başlığıyla yayımlandı. The Athens Charter PDF’i ise doğrudan indirilebilir.)

Le Corbusier 1920’lerden itibaren çalışmaya başladığı ‘çağdaş kent’ [ville contemporaine] araştırmalarını, 1933 yılında ‘işlevsel kent’ temalı 4. CIAM toplantısında sunar. Çalışmalarını, 1935 yılında La Ville Radieuse adıyla kitap olarak yayınlar. Ville Radieuse, aslında üzerinde uzlaşılmış ortak bir sonuç bildirgesi ile sonuçlanmayan 1933 toplantısının, sonucu olarak Le Corbusier tarafından yayımlanacak Charte d’Athènes’e altlık oluşturur.

4. CIAM, 1933 yılında Marsilya’dan
Atina’ya yol alan SS Patris II adlı gemide gerçekleşir. Kongreye CIAM üyeleri, eşler ve o yıl oluşturulan CIAM’ın Dostları isimli bir gruptan oluşan kalabalık bir ekip katılır. Grubun arasında bulunan Moholy-Nagy, “Mimarların Kongresi” başlıklı bir film ile kongreyi belgeler. Sunumlar, çizimler, kitaplar ve hararetli tartışmaların eşliğindeki ‘öncülerin’ genel ruh hâlini vurgulayan filmin müziğine dikkat! [Güncelleme (28/05/2017):
Film Youtube’dan kaldırıldı.
Buradaki artık tanıtım filmi, 03:19]

Oysa, Banham’dan beklenen herhalde bu değildi. Banham 1949 yılında Londra Üniversitesi Courtauld Institute of Art’ta başladığı tarih eğitimini, 20. yüzyılın ilk yarısının ‘modern’ mimarlık ve tasarımının kurucu figürlerinden Nikolaus Pevsner ve Sigfried Giedion gibi tarihçilerle sürdürür. Mimarlık nedir sorusuna verdiği ünlü “bisikletimi altına koyduğum sundurma değil, ama Lincoln Katedrali mimarlıktır” cevabı bir tür aforizmaya dönüşmüş Pevsner, Banham’ın doktora tez danışmanıdır; Giedion ise CIAM’ın kurucularından biri. Ne var ki, daha Los Angeles’e gitmeden, 1950’lerde henüz yeni mezun bir mimarlık tarihçisiyken de kimi — incomprehensible— ipuçları verir Banham: Hem sıradan olana ve ortaya çıkmakta olan Pop Art’a olan ilgisi, hem de akademik hayat ve —bu hayatın üretimi— klasikleşmiş güzellik ve kent nosyonlarına olan antipatisini erken üretiminde bulmak mümkün. Aynı antipati onu, Alison ve Peter Smithson gibi mimarlara, Nigel Henderson gibi fotoğrafçılara ve genel olarak Independent Group olarak adlandırılan isimlere yakınlaştırır. Kuşak olarak yaşlı olmasına karşın gerçek bir 68’li olan Banham, dönemin Archigram benzeri öğrenci gruplarıyla da ilişkilenir.

“Nigel Henderson |
Animating the Archives”, süre: 08:04
“The Smithsons on Housing”, süre: 28:18

Banham kitabın son bölümünde, ‘Mimarlık’ ortamının kentlere bakışını örnekleyen bir anekdot aktarır. Los Angeles üzerine bir kitap yazmakta olduğunu öğrenen ünlü bir İtalyan mimar —ismini vermez Banham— ve eşi, mimarlığı önemseyen bir kişinin kendisini bu denli ‘seviyesiz’ bir konuya vermesini son derece kuşkulu bularak Banham’ın yanından hızla uzaklaşırlar. Kitap yayımlandığında da olumsuz tepkiler alır. New York Times’da yayımlanan eleştirinin başlığı “In Praise(!) of Los Angeles”tır [Los Angeles’e Övgü(!)]. Roger Jellinek’in okurunun ironiyi kaçırmaması için kullandığı ünlem bir yana, asıl önemli olan metnin ancak ‘formu’ kolaylıkla kavranan [comprehensible! (Burada da biz bir ünlem koyalım.)] bir kentin övgüyü hak edebileceği ‘klasik’ yargısını içermesi. Tam da bu nedenle, kitabın alt başlığını oluşturan dört ekolojinin ‘formsuz’ olanı kısmen kavramak için üretilmiş bir strateji olduğunu anlamaz Jellinek. Tersine, ona göre Banham dört ekoloji ile Los Angeles’ın “biricik ve mükemmel kavranabilir formunu” göstermeye çalışarak, kuşkusuz, başarısızlığa mahkûm olmaktadır.

Bir diğer ve çok sert bir eleştiri, sonradan Newsweek dergisinin sanat eleştirmeni olacak olan Peter Plagens’in Artforum’da yayımlanan eleştirisidir: “Reyner Banham’s ‘Los Angeles: The Architecture of Four Ecologies’”. Plagens temel olarak, Banham’ın Los Angeles’ın çevre sorunlarını, özellikle hava kirliliğini, trafik karmaşasını ve genel olarak gündelik hayatın zorluklarını atladığını iddia eder. Oysa atlamaz Banham, bu konular kitapta yer alırlar. Sözgelimi, Los Angeles’ta yaşamanın günde 100 milden fazla otomobil kullanmak demek olduğunu, bunun yorucu olmasının yanı sıra, fazla organize ve sokaktan kopuk bir hayat demek olduğunu, dolayısıyla örneğin ‘bilinen formuyla’ kamusallığın Los Angeles’ta olanaksız olduğunu yazar. Ama bu durum, Banham için basitçe ‘bilinmeyen, yeni formlarıyla’ kamusallığın ortaya çıkamayacağı ve çıkmadığı anlamına gelmez. Benzer biçimde, 1960’lardan başlayarak mimarlık ve şehircilikte bir tür erken çevreci hareketin öncülerinden sayılan Banham’ın çevre sorunlarına duyarsız olduğu da söylenemez. Daha önemlisi, çevre ve trafik sorunlarını da içeren pek çok kentsel/toplumsal sorunun CIAM’cı işlevsel kent tasarımının belirleyici olduğu kentlerde de, 1960’lar ve 70’ler boyunca var olmasıdır. Kimsenin aklına, en azından CIAM kentinin sorunun bir parçası olabileceği gelmiyor gibi görünmektedir. Öte yandan Plagens’in eleştiri metni, içeriğinden çok sadece final cümlesiyle bile olsa, bir tür kitap eleştirisi/tanıtımı best of seçkisine girmeyi hak eder: “… the trouble with Reyner Banham is that the fashionable sonofabitch doesn’t have to live here.

Gerçi, zorunda olmamakla birlikte, orada yaşar da. Kuşkusuz, Plagens’e kısmen hak verilmesine yol açabilecek, ayrıcalıklı bir hayattır bu. Güney Kaliforniya Üniversitesi, bu uzun boylu, ‘tip’ mimarlık tarihçisini konuk öğretim üyelerini ağırladığı üniversitenin mülkiyetindeki Greene kardeşlerin ünlü yapısı Gamble House’a yerleştirir.

Gamble House, Charles & Henry Greene, Pasadena, 1908 (fotoğraf: Mr. Exuberance, kaynak: Wikimedia Commons)

‘Klasik’ anlamda kent olmayan bu kent Banham için, sahip olduğu tüm mimarlık ve şehircilik kavramlarını yeniden düşünmek için bir fırsattır: “Los Angeles’ın —beni heyecanlandıran, şaşırtan ve kimi zaman da tiksindiren— özgül değeri, hiç sorgulanmayan geçerliliğe sahip hemen hemen tüm kentsel kavramlara radikal alternatifler sunmasıdır.” Banham Los Angeles’ın —ve aslında tüm kentlerin— bir yerleşme deneyinin vücuda gelmesinden başka bir şey olmadığını anlatmaktan başka bir şey yapmıyor. Onun ilgisini çekenler, Los Angeles’ın verili hiçbir kent formuna uymayan deneysel biçimi ve altyapısı, evsahipliği yaptığı kültürel karışımlar ve ortaya çıkmasına imkân sağladığı deneysel yaşam biçimleri: Sürekli dönüşen formasyonlar.

1959’da yayımladığı, Guy Debord ve durumcuların [situationists] psiko-coğrafi yöntemlerini örnek aldığı “The City as Scrambled Egg” [Çırpılmış Yumurta Olarak Kent] adlı metninde, Los Angeles kitabına giden güzergâha işaret eder. Modern kentler, ortaçağ kentlerinde olduğu gibi merkezdeki yumurta sarısını (pazar/meydan) saran beyaz (konutlar) ve hepsini bir arada tutan kabuk (surlar) gibi tahayyül edilemez. Modern kent, CIAM’ın varsaydığının aksine, ticari bir merkez [downtown], konut, eğlence/rekreasyon [leisure], kent dışındaki sanayi zonları ve bunların arasındaki ulaşım ilişkilerinin düzeninden oluşmaz. Banham’a göre, yumurta çoktan kırılmıştır; kent çırpılmış yumurtanın ekmek üzerine sürülmesine benzer biçimde, bir coğrafyaya yayılır. Verili bir merkezi yoktur, kimi yerlerde özelleşmiş altmerkezler ortaya çıkar/kaybolur. Dolayısıyla önceden bilinecek, kentsel olguları/olayları açıklayacak/değerlendirecek bir formu da yoktur; her çırpılmış yumurta olarak kent yeniden açıklanmak/anlaşılmak zorundadır; çalışılan her kentle, kavramlar yeniden yazılır.

Cedric Price, “The City as an Egg”
(kaynak: Geoarchitecture)

Kitabın altbaşlığını oluşturan 4 ekoloji, Banham’ın Los Angeles çırpılmış yumurtasını betimlemek için kullandığı kavramsal araçlardır. Kendi isimlendirmesiyle bu kavramlar: 1. 70 mil boyunca sahilde uzanan kumsal ve kumsal üzerindeki altmerkezleri oluşturan kentsel yoğunlaşmalar; ‘surfurbia’. 2. Okyanusla iç kesimler arasında bir tür eşik tanımlayan ve bu eşiği küçük akarsularla içeri doğru uzatan vadi sistemi ile bütünleşen ‘sırtlar’ [foothills] ve bu ‘sırtlarda’ konumlanan daha varlıklı ve gösterişli konutlar. 3. Okyanus ve ‘sırtlar’ arasında kalan faydacı ve kuşkusuz proleter ‘altbenlik düzlükleri’ [plains of Id]. 4. “Los Angeleslıların günde, en verimli ve huzurlu, en azından iki saatlerini geçirdikleri” ve “şehrin tek bir çırpıda kavranabilen formu” ve “tutarlı ruh hâli” olan kepaze otoyol sistemi; autopia.

Kitabın muhalefeti, Los Angeles’ın mimarlık literatürüne muhalefetidir bir anlamda. Şöyle yazar Banham: Los Angeles, her şeye —mimarlık bilgisinin doğru kabul ettiği hiçbir şeye uymamasına— karşın “… bir büyük kentin, ölçek, kozmopolit üslup, yaratıcı enerji, uluslararası etki, kendine özgü yaşama biçimi ve kurumsal kimlik anlamında işlemesi gerektiği gibi işlemektedir; ki bu da, yüzyılımızın bunca saygı duyulan fütüristler ve Le Corbusier’den Jane Jacobs ve Sibyl Moholy-Nagy’ye kadar hepsinin yanlış olduklarını kanıtlar.”

Surfurbia (fotoğraf: Pete Morris
[CC BY-NC-SA 2.0]) 

Banham, çırpılmış yumurtasının ekolojileri arasında karşısına çıkan tikel durumlara, yapılara, olgulara da ilgi gösterir. Bunların arasında en çok ilgisini çeken, altbenlik düzlüklerini dolduran [plains of Id] ve Los Angeles’ta dingbat olarak adlandırılan, ahşap karkas üzerine basitçe sıvanarak bitirilen, genellikle iki katlı, arka yüzleri birbirlerinin aynısı, ancak sokak cepheleri ucuz ve sıradan süslerle bezeli yapılardır.

Bir dingbat konut (fotoğraf: Barmysot, kaynak: Wikimedia Commons)

Dingbat yetmezmiş gibi ve hocası Pevsner’i daha da kızdırmak istercesine bütün otoyol sistemini ama özellikle 10 ve 405 numaralı otoyolların kesiştiği kavşağı, özel olarak bir sanat yapıtı olarak işaretler. Henüz hiç kimsenin umurunda olmayan genç Frank Gehry’nin yeteneğini, 1964 tarihli erken ve mütevazı yapısı Danziger Studio’yu gördüğünde sezer: “Alışıldık kutu gibi bir yapı [dingbat] olmasına karşın, planlama ve mekân organizasyonu hiç de öyle değil.” Los Angeles modern mimarlığının erken öncüleri Rudolph Schindler ve Richard Neutra arasındaki farklılıklara ve savaş sonrası Case Study House projesine de gözü takılır. Ama asıl ilgisini benzin istasyonları, sörf tahtaları, Bob’s Big Boy, takviye edilmiş otomobiller ve kuşkusuz Watts Towers gibi vernaküler olgular çeker.

Danziger Studio, Frank Gehry, 1964
(kaynak: talene-m)
Four level interchange, Los Angeles,
Los Angeles Public Library Photo Collection (kaynak: Calisphere)

Çırpılmış yumurtanın hikâyesini yazmanın yetmeyeceğinin bilincindedir, 1968 yılında BBC 3 radyosu için dört bölümlük bir LA programı yapar. Ama asıl kaçırılmaması gereken, yine BBC için yaptığı Reyner Banham Loves Los Angeles isimli 1972 tarihli televizyon filmidir.

“Reyner Banham Loves Los Angeles (1972)”, süre: 51:58

Filmin bir yerinde, Amerikan kentsel sıradanlığının önemli gözlemcilerinden Ed Ruscha’ya sorar Banham; Los Angeles’e gelen bir turist hangi kamusal yapıları özellikle görmelidir? Ruscha, tahmin edilebileceği gibi, benzin istasyonlarını önerir. Film, arabasıyla Los Angeles kentinin Ruschavari görülecek yerlerini gezen Banham’ın bir gününe BBC’nin eşlik etmesinden ibaret. Los Angeles öncesi, Londra hayatında otomobil kullanmayı bilmeyen Banham şöyle yazar kitapta: “Tıpkı Dante’yi orijinalinden okumak için İtalyanca öğrenen daha önceki İngiliz entelektüel kuşakları gibi, ben de Los Angeles’ı orijinalinden okuyabilmek için otomobil kullanmayı öğrendim.”

Charte d’Athènes, Los Angeles, Los Angeles: The Architecture of Four Ecologies, Manifold, Pazar Sekmeleri, Reyner Banham