Beatriz Colomina ve Mark Wigley,
İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Kütüphanesi, 01/12/2015,
fotoğraf: Muhsin Akgün,
kaynak: bizinsanmiyiz.iksv.org
Pazar Sekmeleri:
Beatriz Colomina
ve Mark Wigley

3. İstanbul Tasarım Bienali’nin küratörleri Beatriz Colomina ve Mark Wigley. Bu hafta, onlardan sektik.

Beatriz Colomina, 1988 yılından bu yana Princeton University School of Architecture’da öğretim üyesi olarak çalışan bir mimarlık tarihçisi ve kuramcısı. Aynı üniversitenin Media and Modernity lisansüstü programının da kurucusu ve halen yöneticisi. Pek çok yayını bulunan Colomina’yı, özellikle 1994 yılında yayımlanan ve Türkçesi de bulunan Privacy and Publicity: Modern Architecture as Mass Media (MIT Press) ile tanıdık. Diğer önemli yayınları arasında Sexuality and Space (Princeton Architectural Press, 1992) ve Domesticity at War (ACTAR & MIT Press, 2007) kitapları bulunuyor. Colomina’nın metinlerine tadımlık iki örnek: OASE dergisinin Alison ve Peter Smithson’a adanan 51. sayısında yer alan “CouplingsDomus dergisinde 2011 yılında yayımlanan “Towards a Global Architect”. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde iyice ünlü hale gelen “X-Ekranlar: Röntgen Mimarisi”ni de unutmamak gerekiyor:

“Beatriz Colomina: X-Ray Architecture”,
süre: 01:14:13

2000’li yıllarda, özellikle Princeton’daki doktora öğrencileri ile sürdürdüğü araştırmalarını sergilerle sürekli gündemde tutan Colomina’nın küratör olarak da uluslararası mimarlık/tasarım/sanat camiasında önemli bir yer edindiği görülüyor. Dolayısıyla Colomina’nın sergi pratiğine yaklaşımı hakkında fikir sahibi olmak anlamlı olabilir: “The Exhibition as an Archive”. Konuşmanın ev sahipliğini yapan Former West’e de ayrıca dikkat çekmekte yarar var.

Hem lisansüstü eğitim ve bilgi üretimi hem de bu eğitimin sürekli gündeme taşınması ve tartışılması bağlamında önemli iki örnek Clip/Stamp/Fold: The Radical Architecture of Little Magazines, 196X–197X ve Radical Pedagogies. İlk kez New York, Storefront for Art and Architecture’da Kasım 2006–Ocak 2007 arasında sergilenen Clip/Stamp/Fold, Colomina’nın küratörlüğünü doktora öğrencileri ile paylaştığı bir sergi ve iki yıllık bir çalışmanın ürünü. Çalışma, kabaca, 1960 ve 70’lerde patlama yaşayan küçük bütçeli —hatta bütçesiz, bağımsız, marjinal mimarlık yayınlarının ortaya çıkmasına yol açtığı / yardımcı olduğu deneysel/alternatif/muhalif mimarlık pratikleri ile ilişkisini inceliyor. Radical Pedagogies ise ilk versiyonu Lizbon Trienali’nde 2013 yılında sergilenen ve halen devam eden bir Princeton araştırma projesi ve 2. Dünya Savaşı sonrası küresel ölçekte gözlenen deneysel mimarlık eğitimi çalışmalarına odaklanıyor. Olasılıkla 1960’ların hareketli gençlik ortamından da beslenerek mimarlık okullarının mimarlık pratiğinin yeniden tanımlandığı laboratuvarlara dönüşümü, kuşkusuz Clip/Stamp/Fold ile de hem kavramsal hem de dönem olarak koşut bir çalışma. Her iki projenin de, bir tür uluslararası turneye çıktıklarını da eklemeli.

“Beatriz Colomina: Radical Pedagogies”,
süre: 01:48:58

Playboy Architecture 1953–1979 ise, yine aynı tarihsel döneme ilişkin ve adı daha seksi diğer bir Media and Modernity projesi. Yine başka bir okul bağlantılı proje olan, School of the Art Institute of Chicago öğrencilerinin yayınladığı ve tasarladığı kültür, sanat ve siyaset dergisi F News Magazine’de yayınlanan bir değerlendirme: “The Architectural Erotic: Playboy and the Re-Design of the Modern Man” ve Colomina ile yapılmış bir söyleşi: “Playboy Magazine and the Architecture of Seduction”.

Playboy Architecture 1953–1979,
Alman Mimarlık Müzesi’ndeki
serginin afişi,
kaynak: mediamodernity.princeton.edu

Media and Modernity web sitesinde ise, Playboy dergisi dolayımı ile ortaya çıkan tasarım ve mimarlığa ilişkin, burada hızlıca çevrilen, şu betimleme bulunuyor:

“[Playboy’da gösterilen] tasarım nesneleri ve mimarlıklar, zamanın erkek okuruna bir kaçış dünyası sunuyor ve kendi dört duvarlarının tasarımı için bir esin kaynağı olarak hizmet veriyordu. Odaklanmış alışveriş bilgileriyle, aboneler çağdaş iç mekânlar hakkında eğitiliyor ve onların [iç mekânların] tasarımı ilk kez olarak erkek eline bırakılıyordu. Soğuk Savaş ve Sivil Haklar Hareketi bağlamında, Playboy tasarım-sever bekârı icat etti —o da bütün bir kuşak için rol modeli oldu ve ardından, James Bond benzeri figürler örneğinde, televizyon ve sinema ekranlarını fethetti.” Proje ilkin, Maastricht’te bulunan Bureau Europa’da, daha sonra ise Frankfurt’ta Alman Mimarlık Müzesi’nde sergilendi.

“Playboy’s Progress”,
Playboy’da yayımlanan bir metinden
yola çıkarak
Playboy Architecture 1953–1979
sergisi için hazırlanan animasyon.
Animasyon: Olivier Otten, süre: 04:19

Mark Wigley ise, Columbia University Graduate School of Architecture, Planning and Preservation’da öğretim üyesi ve bu okulun 2004–2014 yılları arasında dekanı. Ağırlıkla mimarlık kuramı üzerine çalısan Wigley’in önemli yapıtları: The Architecture of Deconstruction: Derrida’s Haunt (MIT, 1993), White Walls, Designer Dresses: The Fashioning of Modern Architecture (MIT Press, 1995), Constant’s New Babylon: The Hyper-Architecture of Desire (NAI 010, 1999) ve Buckminster Fuller Inc. Architecture in the Age of Radio (Lars Müller, 2016).

“Salon | Architect Talk:
Constant’s New Babylon”, süresi: 49:52

2005 yılında, Rem Koolhaas ve Ole Bouman ile birlikte bağımsız bir yayın olan ve yılda dört kez çıkan Volume dergisinin kuruluşunda yer aldı. Pek çok sergi küratörlüğü yaptı, ama bunlardan biri adının duyulmasında, olasılıkla, özel bir rol oynadı: 1988 yılında New York MoMA’da gerçekleştirilen ve Philip Johnson ile ortak küratörlük yaptıkları Deconstructivist Architecture. Böylece başka hiçbir pratikte olmayan, mimarlık pratiğinde gerçekleşti ve dekonstrüksiyon bir ‘izm’ oldu.

2008 yılında, yine Columbia bünyesinde, kentlerin geleceğini araştırmak üzere küresel bir araştırma ağı olan Studio-X, Wigley’in girişimi ile kuruldu. Studio-X, aralarında İstanbul’un da bulunduğu altı farklı kentte konumlanıyor ve bir tür araştırma laboratuvarı olarak çalışıyor.

1999 yılında Harvard Design Magazine’de yayımlanan “Whatever Happened to Total Design?”, 2001 yılında Grey Room dergisinde yayımlanan “Network Fever” iki Wigley metni ve mimarlık üzerine bir söyleşi: “Mimar bir yabancıdır. Garip bir kişidir. Binaların canlı olduğunu düşünen bir kişi. Kılık değiştirmiş bir çocuk.”

“Pipeless Dreams: Buckminster Fuller
and the Architecture of Radio”,
süre: 01:22:37
“The Museum Is the Massage”, süre: 58:08

Son dört beş yılın takip etmeye değer yerlerinden biri, Berlin University of the Arts bağlantılı bir girişim olan Institut für Raumexperimete [Mekân Deneyleri Enstitüsü]. Enstitünün kurucusu ve direktörü, Manifold’un sevgili sanatçılarından, Olafur Eliasson ile Colomina ve Wigley sohbet ediyorlar: “An Accidental Accomplishment”.

Ve 3. İstanbul Tasarım Bienali bağlantılı iki söyleşi: İlki, Metropolis dergisinin editörü Samuel Medina’nın Colomina ve Wigley ile konuştuğu ve ikilinin sorulara ortak cevap verdikleri, Temmuz-Ağustos sayısında yayımlanan, kapsamlı ve iyi bir metin. “Tangled Up in Design” başlıklı söyleşi, ‘iyi tasarım’ tuzağını ve bu tuzağın salgına dönüşmesini tartışıyor. Diğeri ise, bienalde yer alan kimi işlerin de görülebileceği, 20 Ekim tarihli bir Designboom söyleşisi.

Are We Human?,
tasarım: Okay Karadayılar,
11 × 18 cm, 288 sayfa, İngilizce 
(fotoğraf: Manifold)

Bienal bağlamında, ikilinin henüz okumadığımız, ama merakla okuyacağımız, bir de kitapları var: Are We Human? Notes on an Archeology of Design, (Lars Müller, 2016).

Colomina ve Wigley konutu,
fotoğraf: Max Zambelli,
kaynak: elledecor.it

Diane Lewis’e gelince… Bütün bu akademik/entelektüel/uluslararası ilişkilere ve ilgilere, SoHo’da yer alan bir geç 19. yüzyıl loft’unun tasarımcısı olarak eklemleniyor. Loft, Colomina ve Wigley’in New York konutu. Colomina ve Wigley, New York’ta yaşayan, evli bir çift aynı zamanda.

Bir de Torontolu küratörlerimiz var, sevdiğimiz:

“Good Luck Mr. Gorsky”,
The Curators,
süre: 02:19


Beatriz Colomina, İstanbul Tasarım Bienali, Manifold, Mark Wigley, Pazar Sekmeleri, tasarım